9.9 · Seviye 9 · Birlikte yaşamak
Başkasına yer açmak
Ağaçkakanın oyduğu deliğe başka kuşun yerleşmesi
Kat 3 · Bizim okumamız
Doğanın Dili Akademisi — Seviye 9, Birlikte yaşamak · 1.498 kelime · 3 bilim kaynağı · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Olay
Nisan ortası, Bursa, Uluabat Gölü kıyısında Gölyazı. Köyün okulunun bahçesinde, göle bakan duvarın dibinde üç yaşlı söğüt var. Gövdeleri kalın, yer yer kovuklu; birinin bir dalı geçen kış kırılmış, kırık yerinde kabuk kalkmış.
Nilay Hanım köyün tek sınıf öğretmeni; bu yıl dördüncü sınıfları okutuyor. Teneffüste Berk koşarak geliyor. "Öğretmenim, ağaçkakanın evine başka kuş girmiş!"
Söğüdün gövdesinde, iki metre kadar yukarıda, yuvarlak, düzgün kenarlı bir delik var. Geçen bahar bütün okul izlemişti: siyah beyaz, başının arkası kırmızı bir ağaçkakan günlerce vurmuş, talaşlar yere dökülmüş, sonra delik tamamlanmış ve yavrular çıkmıştı.
Şimdi delikten başka bir kuş başını uzatıyor. Sarı göğüslü, başı siyah, yanakları beyaz, ağaçkakandan küçük. Gagasında kuru bir ot sapı. Deliğe giriyor, birkaç saniye sonra eli boş çıkıyor, yeniden ot toplamaya gidiyor.
"Bu büyük baştankara," diyor Nilay Hanım. "Kendi deliğini oyamaz, gagası buna yetmez. Ağaçkakanın geçen yıl bıraktığı deliği bulmuş."
Berk kaşlarını çatıyor. "Ama ağaçkakan nereye gitti? Evini mi verdi?"
Nilay Hanım biraz düşünüyor. "Ağaçkakanlar çoğu zaman her yıl yeni bir delik oyar. Eskisini bırakır."
"Yani hediye etti."
Nilay Hanım gülümsüyor ama cevap vermiyor.
Ne oluyor
Berk'in gördüğü, ormanın en yaygın ama en az fark edilen ilişkilerinden biri: bir canlının oyduğu bir yuvanın, ondan sonra başka canlılara ev olması. Ağaçkakan deliği kendisi için oyuyor; ama delik onunla birlikte ölmüyor, yıllarca ağaçta kalıyor ve kendi deliğini oyamayan kuşlara, yarasalara, sincaplara, böceklere yer oluyor.
6.5'te solucan için ekosistem mühendisi demiştik: çevresini değiştirerek başka canlılara yaşam alanı açan bir canlı. Ağaçkakan da bu sınıfa giriyor. Ama ne kadar önemli?
Yani Kanada'nın bu ormanında bir ağaç türü ve bir ağaçkakan türü, yüzlerce yuvanın kaynağı. Ama bu tablo her yerde aynı mı?
Bir oyuğun ömrü de, kimin kullandığına göre değişiyor.
Ne fark ettiriyor
Berk'in "ağaçkakanın evine başka kuş girmiş" sözü, bir mülkiyet dili: ev ağaçkakanın, öbür kuş içeri girmiş. Ama ağaçkakan geçen yıl o deliği kullanmış ve bırakmış. Nilay Hanım'ın "kendi deliğini oyamaz" açıklaması, ilişkinin asıl biçimini gösteriyor: baştankara bir hırsız değil, bir kiracı da değil; ağaçkakanın bıraktığı bir yapıyı kullanan biri.
Martin ve arkadaşlarının yuva ağı bu sahneyi bütün bir ormana genişletiyor. Bir ağaç türü ve bir ağaçkakan türü, onlarca türün yuvasının kaynağı oluyor. Bir delik yıllar içinde birçok kez el değiştiriyor: ağaçkakan, sonra bir baştankara, sonra belki bir sincap, sonra bir sığırcık. Okul bahçesindeki söğüt de, belki Berk büyüyene kadar, böyle bir sıranın yeri olacak.
Ama Cockle ve arkadaşlarının bulgusu, bu tabloya önemli bir düzeltme getiriyor. "Ağaçkakan ormanın ev yapıcısıdır" görüşü büyük ölçüde Kuzey Amerika'dan geliyor; Avrasya'da yuva oyuklarının yalnızca dörtte biri kazıcılardan geliyor. Geri kalanı, dalların kırılmasıyla, mantarların ve çürümenin yıllar içinde açtığı kovuklar. Gölyazı'daki söğüdün kırık dalı da, yıllar içinde bir kovuğa dönüşebilir. Yani "başkasına yer açan" yalnızca ağaçkakan değil; zamanın kendisi, kırılan dallar ve çürüyen odun da.
Wiebe ve arkadaşlarının bulgusu da ilişkinin tek yönlü olmadığını gösteriyor. Bir oyuğu ilk kazan ağaçkakan, sonra geri dönüp onu temizleyip genişletebiliyor; öbür kullanıcılar ise oyuğu doldurup bozabiliyor. Bir oyuğun ömrü, onu kimlerin, hangi sırayla kullandığına bağlı.
Gelenekler ne gördü
Matta 13:31–32 — barınak
Göklerin egemenliği, bir adamın alıp tarlasına ektiği hardal tanesine benzer.
Büyüyünce bir ağaç olur, öyle ki gökteki kuşlar gelip dallarına konar.
İsa'nın benzetmelerinden biri. Hardal tanesi tohumların en küçüğü olarak anılıyor; ama büyüdüğünde öyle bir bitki oluyor ki kuşlar gelip dallarında barınıyor. Benzetme göklerin egemenliğini, küçük bir başlangıçtan herkesi barındıran bir şeye büyüyen bir şey olarak anlatıyor. Dikkat barınakta: büyüyen bir şeyin, kendisinden başkalarına yer açmasında.
Burada Matta yalnız konuşuyor, karşısına bir ses konmadı. Benzetmedeki ağaç, Gölyazı'daki söğüde şaşırtıcı biçimde uyuyor: kuşların barındığı bir ağaç, ve o barınağın, ağacın kendi büyümesinin bir yan sonucu olması. Hardal tanesi kuşlar için büyümüyor; ama büyüdüğünde kuşlar ona geliyor.
Benzetmenin sınırı
Kat 3, "başkasına yer açmak" sözü ve Berk'in "hediye etti" yorumu. Bu dil, ağaçkakana bir cömertlik, bir paylaşma iradesi yüklüyor. Ağaçkakan deliği oyup bırakıyor; baştankara ona yerleşiyor; ve biz bunu bir iyilik zinciri olarak görüyoruz.
Ama ağaçkakan deliği baştankara için oymadı. Kendi yavruları için oydu. Ertesi yıl neden yeni bir delik oyduğunu bu dersin kaynakları söylemiyor; ama Wiebe ve arkadaşlarının gözlemi, kazıcıların eski oyuklara da dönebildiğini gösteriyor. Yani bırakmak bir karar değil, o yılki koşulların bir sonucu. Eski deliği bırakması bir hediye değil, kendi işinin bir yan ürünü. Baştankaranın ona yerleşmesi de bir teşekkür değil; kendi gagasının yapamadığını bulup kullanması.
Wiebe ve arkadaşlarının sözcükleri bile bu sınırı gösteriyor: oyukları "bozan" ve "temizleyen" türler. Bu sözcükler, bir ev yönetiminin, bir komşuluk ahlakının dili. Ama oyuğu atıkla dolduran bir sincap kötü bir komşu değil; yuvasını kendi gereğine göre kuruyor. Ağaçkakanın oyuğu genişletmesi de bir "temizlik" değil, kendi yuvası için yeterli boyutu bulma.
Matta'nın hardal ağacı da bu sınırı başka bir yerden çiziyor. Benzetme, göklerin egemenliği üzerine bir öğreti; kuşlar onun içinde, egemenliğin herkesi barındıracak büyüklüğe ulaşmasının bir imgesi. Ders, bu imgeyi bir orman ekolojisi önermesi olarak okumuyor; ama imgenin kendisinin, insanın doğada gördüğü bir şeye, bir ağacın kuşları barındırmasına dayandığını gösteriyor.
Bu sınır "başkasına yer açmak" sözünü yanlış yapmıyor; yalnızca niyetini çıkarıyor. Ormandaki canlılar birbirine yer açıyor; ama bunu, her biri kendi işini yaparken yapıyor. Belki de bu, iyilikten daha şaşırtıcı bir şey: kimse kimseye ev yapmak istemediği hâlde, herkes birbirine ev oluyor.
Gözlem görevi
Kayıt: Bulduğun her delik için şunları yaz: hangi ağaçta, yerden ne yükseklikte, düzgün mü düzensiz mi, ağaç canlı mı ölü mü. Bir canlı gördüysen ne olduğunu, ne taşıdığını not et. Aynı delikleri ertesi bahar yeniden ziyaret et ve bu kez kimin kullandığına bak; bir delik iki yılda aynı canlı mı, yoksa başka biri mi?
Kentte: Kentte yaşlı ağaçlar az olsa da parklarda, okul bahçelerinde, eski mahallelerdeki çınarlarda ve dut ağaçlarında kovuklar bulunur. Kentte ağaç kovuklarının yerini çoğu zaman binaların çatı aralıkları, kiremit altları, duvar delikleri alır; serçelerin, sığırcıkların, kırlangıçların bu boşlukları nasıl kullandığını izle. Bir kuş yuvası kutusu asıp bir yıl boyunca kimin yerleştiğini gözlemlemek de iyi bir başlangıç.
Sonraki derse köprü
Kimse kimseye ev yapmak istemediği hâlde canlılar birbirine yer açıyordu. Bu kendiliğinden düzen, sıradaki dersin sorusuna götürüyor: doğada her şey bir denge midir, yoksa "doğanın dengesi" sözü bizim gördüğümüz bir şey mi?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.