9.8 · Seviye 9 · Birlikte yaşamak
Kenarlar
Orman ile çayırın birleştiği şerit
Kat 3 · Bizim okumamız
Doğanın Dili Akademisi — Seviye 9, Birlikte yaşamak · 1.542 kelime · 3 bilim kaynağı · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Olay
Mayıs başı, Kırklareli, Demirköy'ün güneyinde bir yayla. Sabah erken; çiy henüz kurumamış. Bir yanda sık bir meşe ve kayın ormanı, öbür yanda geniş, çiçekli bir çayır. İkisinin arasında birkaç metre genişliğinde bir şerit: alçak çalılar, böğürtlen, yabani gül, ormanın içine girmeye cesaret edememiş genç meşeler.
Songül Hanım otuz yıldır bu yaylaya koyun çıkarıyor. Yanında bu yıl üniversiteye başlayan yeğeni Doruk; biyoloji okuyor, elinde bir ses kayıt cihazı. Hocası her öğrenciden bir sabah kuş sesi kaydı istemiş.
Doruk önce ormanın içine, yüz metre kadar giriyor, beş dakika kayıt yapıyor. Sonra çayırın ortasına çıkıp beş dakika daha. En son, Songül Hanım'ın koyunlarla beklediği yerde, ormanın kenarındaki çalılığın dibinde beş dakika.
Kayıtları telefondan dinliyorlar. Ormanın içi serin ve görece sessiz; arada bir ağaçkakan vuruşu, uzaktan bir ötüş. Çayırın ortası rüzgâr sesi ve birkaç tarla kuşu. Kenardaki kayıt ise kalabalık: üst üste binen ötüşler, çalının içinde kıpırdanan kanatlar, bir yerden bir ötleğen, bir yerden bir ispinoz.
"Teyze," diyor Doruk, "en çok ses burada."
Songül Hanım gülüyor. "Tabii. Kuş da koyun gibi; ormandan gölge, çayırdan ot ister. İkisi birden kenarda var."
Doruk kayda bir kez daha bakıyor. "Ama orman da çayır da değil burası. Hiçbir yer değil."
"Hiçbir yer değil," diyor Songül Hanım, "ama herkes burada."
Ne oluyor
Doruk'un kaydettiği şerit, ekolojide uzun süredir incelenen bir yer. 7.11'de iki ekosistemin buluştuğu geniş sınır alanına geçiş kuşağı demiştik; burada daha dar bir şeye, orman ile çayırın birkaç metrelik kenarına bakıyoruz.
Kenarın neden kalabalık olduğunu, ya da bazı türler için neden boş olduğunu açıklamak için ekolojistler bir çerçeve önerdi.
Songül Hanım'ın "ormandan gölge, çayırdan ot" dediği şey, Ries ve arkadaşlarının ikinci mekanizması: birbirinden ayrı duran kaynaklara erişim. Kenardaki bir kuş, ormanda yuva yapıp çayırda beslenebilir; iki kaynağa da birkaç kanat çırpışıyla ulaşır.
Ama kenar ormanın kendisini de değiştirir.
Yani kenar sabit bir çizgi değil. Işık ormanın içine kenardan sızıyor, rüzgâr kenardan giriyor, kenara yakın ağaçlar farklı büyüyor. Doruk'un gördüğü genç meşeler, ormanın çayıra doğru ilerlemeye ya da çayırın ormanı geri itmeye çalıştığı bir sınırda duruyor.
Kenarın bir de karanlık yüzü var. İnsanlar ormanları parçaladıkça, kenar her yere yayılıyor.
Ne fark ettiriyor
Doruk'un "en çok ses burada" gözlemi, kenarın en bilinen yüzü: iki yaşam alanının kaynaklarına birden ulaşmak isteyen türler için kenar zengin bir yer. Songül Hanım'ın koyunları da aynı nedenle kenarda duruyor; öğle sıcağında gölgeye, sabah otlamaya. Bir çobanın otuz yıllık deneyimi, Ries ve arkadaşlarının çerçevesindeki bir mekanizmayı kendi diliyle söylüyor.
Ama Doruk'un ikinci gözlemi, "orman da çayır da değil burası", kenarın ikinci yüzünü yakalıyor. Kenar, iki yaşam alanının toplamı değil; kendi koşulları olan üçüncü bir yer. Harper ve arkadaşlarının dediği gibi, ışık, rüzgâr ve sıcaklık burada ormanın içinden farklı; ve o farklılık yalnızca kenarda yaşayan türlere yer açıyor. Ormanın derinliklerini seven bir tür içinse kenar bir yaşam alanı olmayabilir; Ries ve arkadaşlarının dediği gibi, kenar tepkisi türden türe değişiyor.
Ve Haddad ve arkadaşlarının sayısı, bu ikinci yüzü dünya ölçeğine taşıyor: kalan ormanların yüzde 70'i kenara bir kilometreden yakın. Yani ormanların büyük kısmı artık "kenar" sayılabilecek kadar dar parçalara bölünmüş. Songül Hanım'ın yaylasında kenar ormanın ince bir şeridi; dünyanın pek çok yerinde ise ormanın büyük kısmı kenarın etkisi altında.
Bir de Songül Hanım'ın son sözü var: "hiçbir yer değil, ama herkes burada." Bu, Ries ve arkadaşlarının "kenarların yakınında yeni ekolojik topluluklar" dediği şeyin kısa bir özeti gibi. Kenar ne ormana ne çayıra ait; ve tam bu yüzden ikisinde de olmayan bir topluluğa ev.
Gelenekler ne gördü
Herakleitos B51 — gerilimde uyum
Ayrışan şeyin kendisiyle nasıl uyuştuğunu anlamazlar: yayın ve lirin uyumu gibi, geriye gerilen bir uyum.
Efesli Herakleitos'tan kalan bu parçada, karşıt güçlerin birbirini çekerek bir uyum oluşturduğu söyleniyor. Yayın kirişi ile gövdesi birbirini zıt yönlere çeker; bu gerilim olmasa yay ok atamaz, lir ses çıkaramaz. Dikkat gerilimdeki uyumda: iki karşıt gücün birbirini yok etmeden bir arada durmasında, ve uyumun tam bu gerilimden doğmasında.
Rahmân 55:20 — berzah
Aralarında bir engel vardır; birbirinin sınırını aşamazlar.
Rahmân suresinde iki deniz salıverilir ve aralarında bir berzah, bir ara, bir perde vardır. 4.10'da bu ayeti iki suyun buluşmasında okumuştuk; burada dikkat başka bir yerde, sınırın kendisinde: iki şeyin arasındaki o ara yerin, ikisini birbirinden ayıran ama aynı zamanda birbirine değdiren bir şerit olmasında.
Gerilim: Herakleitos'ta iki karşıt güç birbirini çekiyor ve uyum bu çekişmeden doğuyor; sınır bir gerilim yeri. Rahmân'da iki deniz arasındaki berzah, onların birbirinin sınırını aşmasını önlüyor; sınır bir koruma yeri. Biri kenarı iki yanın birbirine yaslandığı bir çekişme olarak, öbürü iki yanı ayrı tutan bir perde olarak görüyor. Orman kenarı ikisini de taşıyor: orman ile çayır sürekli birbirini itiyor, ama aradaki şerit ne ormanın çayırı yutmasına ne çayırın ormanı silmesine izin veriyor; ve o şeritte ikisinde de olmayan bir topluluk yaşıyor.
Benzetmenin sınırı
Kat 3, "kenar", "sınır", "ara yer" sözcüklerinin taşıdığı anlamlar. İnsan dilinde kenar çoğu zaman ya bir dışlanmışlık (kenarda kalmak) ya da bir zenginlik (iki dünyanın arasında olmak) imgesi. Songül Hanım'ın "herkes burada" demesi ikinci anlama yakın; Haddad ve arkadaşlarının parçalanma uyarısı birinciye.
Ama orman kenarı ne bir dışlanmışlık ne bir zenginlik. Kenar, ışığın, rüzgârın, nemin ve türlerin belli bir dağılım gösterdiği bir şerit. Bazı türler için iyi, bazıları için kötü. Kenarı "zengin" ya da "tehlikeli" diye nitelemek, hangi türün gözünden baktığımıza bağlı. Bir ispinoz için kenar bir sofra; ormanın derinlerini seven bir tür için bir sınır karakolu.
Herakleitos'un yayı ve lirini de, Rahmân'ın berzahını da bu ekolojik kenarın bir açıklaması olarak okumamak gerekiyor. Herakleitos karşıtların birliği üzerine bir düşünce öne sürüyor; Rahmân, iki deniz arasındaki perdeyi Allah'ın nimetlerinden biri olarak sayıyor. İkisi de kenarın insana ne düşündürdüğünü gösteriyor; kenarın nasıl işlediğini değil. Orman kenarının gerilimi bir uyum yaratıyor gibi görünse de, o uyum bir tasarımın değil, ışığın, toprağın ve türlerin kendi yolunu bulmasının sonucu.
Bu sınır sözcükleri boşa çıkarmıyor. İnsanın kenarlara bakışı, kenarların ekolojisini anlamaya da yardım ediyor: Ries ve arkadaşlarının "kaynaklara erişim" dediği şeyi bir çoban "gölge ve ot" diye çoktan biliyordu. Yalnızca kenarın kendisine, bizim ona yüklediğimiz dışlanmışlık ya da zenginlik duygusunu katmamak gerekiyor.
Gözlem görevi
Kayıt: Üç nokta için bir tablo yap: duyulan farklı kuş sesi sayısı, görülen böcek sayısı, en çok görülen üç bitki. Her noktada hava sıcaklığını eline ya da yanağına göre kabaca karşılaştır: serin mi, ılık mı, sıcak mı? Rüzgârı not et. Sonra üç noktayı karşılaştır: hangisi en kalabalık, hangisi en sessiz? Kenardaki bitkilerden ormanın içinde ya da açık alanda da bulunanlar hangileri, yalnızca kenarda olanlar hangileri?
Kentte: Kentte de kenarlar var: bir parkın ağaçlık kısmı ile çimenliğin birleştiği yer, bir korunun yol kenarı, bir bahçenin çit dibi. Böyle bir kenarda on dakika dur ve hangi kuşların kenarda, hangilerinin ağaçların içinde, hangilerinin çimenlikte beslendiğini not et. Aynı kuş türü kenarın iki yanına da gidip geliyor mu?
Sonraki derse köprü
Kenar, iki dünyanın kaynaklarına birden ulaşılan bir yerdi. Sıradaki derste kaynağın bir başkası tarafından hazırlandığı bir ilişkiye bakıyoruz: bir ağaçkakanın oyduğu deliğe başka bir kuşun yerleşmesi, yani bir canlının farkında olmadan başkasına yer açmak için çalışması.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.