9.7 · Seviye 9 · Birlikte yaşamak
Ölü ağaçtaki hayat
Devrilmiş gövdede delikler, böcekler
Kat 3 · Bizim okumamız
Doğanın Dili Akademisi — Seviye 9, Birlikte yaşamak · 1.427 kelime · 3 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 10 dk dinleme
Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Olay
Haziran sonu, Kastamonu, Küre Dağları'nda bir kayın ormanı. Öğleden sonra; ağaçların arasından ışık lekeler hâlinde yere düşüyor. Patikanın kenarında, birkaç kış önce devrilmiş kocaman bir kayın gövdesi yatıyor. Kabuğu yer yer dökülmüş, altındaki odun kahverengileşmiş, yumuşamış; üstünü yosun ve küçük mantarlar kaplamış.
Cengiz Bey ile kızı Asya hafta sonu yürüyüşündeler. Cengiz Bey gövdenin yanında duruyor. "Yazık," diyor. "Bu kadar odun boşa çürüyor. Köyde olsa kesip kışlık yaparlardı."
Asya gövdenin yanına çömeliyor. On bir yaşında, her taşın altına bakan çocuklardan. Kabuğun kalktığı yerde, odunun yüzeyinde parmak kalınlığında, kıvrılarak ilerleyen oyuklar görüyor; içleri ince talaşla dolu. Bir köşede, odunun yumuşadığı yerde, beyaz, kıvrık, iri bir kurtçuk. Gövdenin altında, nemli toprağa yakın yerde, iki sümüklü böcek, bir kırkayak, birkaç karınca.
Gövdenin bir ucunda, kırık dalın bıraktığı oyukta, kuru otlardan yapılmış bir şey var: bir yuva.
"Baba," diyor Asya, "bu ağaç ölü değil ki. İçi canlı dolu."
Tam o sırada gövdenin üstünden, ağır ağır kanat çırparak, iri, koyu kahverengi bir böcek havalanıyor. Başının önünde iki kocaman, çatallı çene, geyik boynuzu gibi.
Cengiz Bey bir adım geri çekiliyor. "O ne öyle?"
Ne oluyor
Asya'nın gördüğü oyuklar, kurtçuk ve uçan iri böcek, ölü odunla beslenen ve ölü odunda yaşayan bir topluluğun parçası. Uçan böcek, büyük olasılıkla bir geyik böceği (Lucanus cervus): erkeğinin büyük çeneleri geyik boynuzuna benzer, kurtçukları yıllarca çürüyen odunun içinde, özellikle toprağa değen kök ve gövde parçalarında beslenerek büyür.
Bu topluluk ormanda ne iş görüyor? Ölü odunun parçalanmasına ne kadar katkı veriyor?
Yani ölü bir gövde, ormanın karbonunun ağır ağır havaya ve toprağa geri döndüğü bir yer. Bu dönüşü yapanlar da Asya'nın gördüğü canlılar ve onların göremediği mantarlarla bakteriler.
Peki bu canlılar ölü odun olmadan yaşayabilir mi?
Bu türlerin bir kısmı Türkiye'de de yaşıyor.
Ne fark ettiriyor
Cengiz Bey'in "bu kadar odun boşa çürüyor" sözü, ormana bir kaynak deposu olarak bakan bir göz. O gözde ölü ağaç, kullanılmamış bir yakacak. Asya'nın "içi canlı dolu" sözü ise aynı gövdeye bir ev olarak bakıyor. Bakışların ikisi de yanlış değil; ama Asya'nınki, babasının gözünden kaçanı yakalıyor.
Nieto ve Alexander'ın listesi, Cengiz Bey'in bakışının bir bedelini sayıyor. Avrupa'da ölü odun böceklerinin başlıca tehdidi, ağaç kesimi ve odun hasadı; yani tam da "boşa çürüyen" odunun toplanması. Ölü odun ormandan kaldırıldığında, ona bağlı türlerin yaşayacak yeri de kalkıyor.
Asya'nın gördüğü böceğin türü, geyik böceği, Avgın ve arkadaşlarının listesindeki türlerden biri. Erişkin olarak birkaç hafta uçuyor; ama hayatının büyük bölümünü, yıllarca, bir kurtçuk olarak çürüyen bir odunun içinde geçiriyor. O yüzden ormanda yıllarca yerinde kalan ölü gövdelere ihtiyacı var. Bir yılda devrilip ertesi yıl toplanan bir gövde, ona yetmiyor.
Gövdenin ucundaki yuva da başka bir şey söylüyor. Ölü ağaç yalnızca odunu yiyenlere değil, oyuklarına sığınanlara, altına saklananlara, üstünde avlananlara da ev. Kırkayak ve karınca, odunu yemiyor olabilir; ama gövdenin altındaki nem ve gölge olmadan orada olmazlardı.
Ve Seibold ve arkadaşlarının sayıları, bu küçük topluluğun dünya ölçeğinde bir iş gördüğünü gösteriyor: ölü odundan çıkan karbonun önemli bir kısmının yolunu böcekler açıyor. Kastamonu'daki bu gövdenin yavaş yavaş toprağa karışması, bu dünya hesabının çok küçük bir parçası.
Gelenekler ne gördü
Rûm 30:19 — dirilik
O, ölüden diri çıkarır, diriden ölü çıkarır; yeryüzünü ölümünden sonra O canlandırır.
Rûm suresindeki bu ayet, ölüm ile hayatın birbirinden çıkmasını Allah'ın kudretinin bir işareti olarak anlatır. Ölüden diri, diriden ölü; ve ölmüş toprağın yeniden canlanması. Ayet bunu insanların da böylece diriltileceklerine bağlar. Dikkat dirilikte: ölünün yalnızca bir son değil, yeni bir hayatın da kaynağı olmasında.
Ayet bu derste tek başına duruyor. Asya'nın "bu ağaç ölü değil ki" sözü, ayetin "ölüden diri çıkarır" ifadesine şaşırtıcı biçimde yakın: devrilmiş bir gövde, birçok canlının yaşadığı bir yere dönüşmüş. Ayetin dili ise bunu bir mucizenin, bir işaretin dili olarak söylüyor; gövdeyi değil, onu yaratanı gösteriyor.
Benzetmenin sınırı
Kat 3, "ölü ağaçtaki hayat" sözünün kendisi. Asya'nın "bu ağaç ölü değil" demesi de, ayetin "ölüden diri" sözü de, ölü ile diri arasındaki sınırı bulanıklaştırıyor. Bu dil çok güçlü ve bu dersin başlığı da onu kullanıyor.
Ama ağaç gerçekten ölü. Gövde artık fotosentez yapmıyor, su taşımıyor, büyümüyor. İçindeki canlılar ağacın hayatının devamı değil; ağacın ölümünden yararlanan başka canlılar. Geyik böceğinin kurtçuğu kayının bir parçası değil, kayının odunuyla beslenen bir başka tür. "Ölü ağaçtaki hayat" sözü, ağacın ölmediğini değil, ölümünün başka hayatlara yer açtığını söylüyor.
Bu ayrım önemli, çünkü "ölü ağaç aslında canlı" demek, ölü odunun değerini yanlış yerden kurar. Ölü gövde, ağaç yaşadığı için değil, öldüğü için değerli: yaşayan bir kayın, geyik böceği kurtçuğuna yer vermez. Ormandaki yaşlı, ölmekte olan ve ölü ağaçlar, Nieto ve Alexander'ın listesindeki türler için bir ev; ve o evi yapan, ölümün kendisi.
Ayetin "ölüden diri çıkarır" sözü ise bu ayrımı başka bir yerden yapıyor. Ayet, ölüden dirinin çıkmasını bir doğa düzeni olarak değil, bir yaratıcının işareti olarak okuyor; ve bu okuma, insanların da diriltileceğine bağlanıyor. Bu, bir inanç önermesi; böceklerin ve mantarların ölü odunu ayrıştırması bu inancı ne doğrular ne yanlışlar. Ders, ayeti ormanda bir kanıt olarak kullanmıyor; ayetin ölüm ile hayatın birbirinden çıkışına nasıl baktığını gösteriyor.
Cengiz Bey'in "boşa çürüyor" sözünün de bir kat 3 yanı var. "Boşa" sözcüğü, bir şeyin ancak insan için kullanıldığında yararlı olduğunu varsayıyor. Ormandaki ölü gövde insan için boşa çürüyor olabilir; ama orada yaşayan canlılar için hiçbir şey boşa gitmiyor.
Gözlem görevi
Kayıt: Gövdenin bir çizimini yap ve gördüğün canlıları ve izleri yerlerine göre işaretle: üst yüzey, yanlar, alt yüz, uçlar. Gövdenin kabaca uzunluğunu ve kalınlığını, kabuğunun ne kadarının durduğunu, odunun sert mi yumuşak mı olduğunu yaz. Aynı gövdeye üç ay sonra yeniden git ve neyin değiştiğine bak.
Kentte: Kentte ölü odun genellikle hemen toplanır, ama bir parkın kenarında bırakılmış bir kütük, bir bahçenin köşesinde unutulmuş bir odun yığını ya da eski bir ağaç kesiminden kalan bir dip bul. Yüzeyindeki deliklere, mantarlara, altındaki canlılara bak. Yakındaki yeni kesilmiş, temiz bir kütükle karşılaştır: hangisinde daha çok canlı izi var?
Sonraki derse köprü
Ölü gövde, iki dünyanın, ağacın hayatı ile ölümünün birleştiği bir yerdi. Sıradaki derste başka bir birleşme yerine bakıyoruz: ormanın çayırla buluştuğu kenarlar ve o şeritte yaşayanlar.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.