İçeriğe geç

9.6 · Seviye 9 · Birlikte yaşamak

Avcı ve av

Tilki ile tavşanın birlikte inip çıkması

Kat 2 · İzlerKat 3 · Bizim okumamız

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 9, Birlikte yaşamak · 1.701 kelime · 4 bilim kaynağı · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Ocak, Erzurum, Tortum'un kuzeyinde bir dağ köyü. Gece kar yağmış; sabah gökyüzü açık, her şey beyaz ve sessiz. Kadri Amca yetmiş yaşında; gençliğinde avcıymış, şimdi yalnızca kar yağdıktan sonra tarlaların kenarında yürüyüp iz okuyor. Yeğeni Melike, yaban hayatı üzerine yüksek lisans yapıyor; yarıyıl tatilinde köye gelmiş.

Tarlanın kenarında, çitin dibinde iki iz yan yana gidiyor. Biri dört ayak izinin bir arada, iki büyük önde, iki küçük arkada durduğu kümeler: tavşan. Öbürü düz bir çizgi gibi, her ayak bir öncekinin tam önüne basılmış: tilki.

"Tilki tavşanın peşinde mi?" diye soruyor Melike.

"Belki. Belki ikisi de aynı çitin dibini seviyor," diyor Kadri Amca. "Ama bu yıl tavşan izi az. Bak, şu tarlada bir tane. Gençken bu tarlada bir sabah on tane sayardım."

"Neden azaldı?"

Kadri Amca kar üstüne çömeliyor, tilki izine parmağını sokuyor. "Bizim burada bir laf vardır: tavşan bol olunca tilki de bollaşır, tilki bollaşınca tavşan azalır, tavşan azalınca tilki de azalır. Sonra tavşan yine çoğalır. Böyle gider, yıllarca. Ben bunu kırk yıl gördüm. Bir yıl her yer tavşan, iki üç yıl sonra her yer tilki, sonra ikisi de yok."

Melike defterini çıkarıyor. "Bu kayıtlı mı? Kim kaç tane gördü, bir yerde yazıyor mu?"

"Yazmadım kızım. Kafamda." Kadri Amca gülüyor. "Sen yaz."

Ne oluyor

Kadri Amca'nın "bir yıl her yer tavşan, sonra her yer tilki" dediği şeyin dünyada en iyi ölçülmüş örneği, Kanada'nın kuzey ormanlarında. Orada kar ayakkabılı tavşan (Lepus americanus) ile onun uzman avcısı Kanada vaşağı, yaklaşık on yıllık döngülerle birlikte çoğalıp azalıyor. 0.8'de nüfus döngüsüyle tanışmıştık; burada döngünün iki türü birbirine nasıl bağladığına bakıyoruz.

Bu döngünün ilk kanıtı bir sayım değil, bir ticaret defteri.

Ama vaşak tavşanı "aşağı çekiyor", tavşan da vaşağı "yukarı itiyor" diye basit bir salıncak mı bu? Bunu sınamak için Yukon'da sekiz yıllık bir deney yapıldı.

Yani tavşanın döngüsünü yalnızca vaşak değil, tavşanın yediği bitkiler de belirliyor. Bir başka çalışma, aynı kürk kayıtlarını matematiksel olarak inceleyip ilişkinin simetrik olmadığını gösterdi.

Kadri Amca'nın tilkisi ise vaşak gibi bir uzman değil. Tilki fare de yer, kuş da, meyve de; tavşan azaldığında başka bir şeye geçebilir.

Ne fark ettiriyor

Kadri Amca'nın laf dediği şey, "tavşan bol olunca tilki de bollaşır", Hudson's Bay Company'nin kürk defterlerinin söylediğiyle aynı biçime sahip: iki türün sayısı birlikte inip çıkıyor, avcınınki biraz geriden. Ama Kadri Amca kırk yılı kafasında tutuyor; şirket yüzyılı aşkın bir süreyi kâğıda geçirmiş. Biri bir hatıra, öbürü bir defter. Melike'nin "bu kayıtlı mı?" sorusu tam bu farkı yakalıyor.

Kar üstündeki iki iz de bir kayıt, ama başka türden. İzler bir tilkinin ve bir tavşanın bu çitin dibinden geçtiğini gösteriyor; tilkinin tavşanın peşinde olup olmadığını göstermiyor. Kadri Amca'nın "belki ikisi de aynı çitin dibini seviyor" cevabı, iz okumanın dürüst sınırı: iz nereden geçildiğini söyler, neden geçildiğini söylemez.

Kürk defterleri de bir iz. Krebs ve arkadaşlarının anlattığı gibi, döngü ilk kez sayılan hayvanlardan değil, satılan kürklerden okundu. Bir yılın kürk sayısı, o yıl ormanda kaç vaşak olduğunun yanında, kaç avcının tuzak kurduğunu, kürk fiyatını, avcıların aç olup olmadığını da taşıyor. 1831'deki mektubun Ojibwe avcıları, tavşan kıtlığı yüzünden tuzak kuramamıştı; o yılın kürk sayısına vaşak kadar insanların açlığı da karışmış olmalı.

Kadri Amca'nın "ikisi de yok" dediği yıllar da önemli. Krebs'in deneyi, tavşan düşüşünün yalnızca avcıdan değil, yiyecek azlığından da geldiğini gösteriyor. Ve Panek'in bulgusu, tilkinin vaşaktan farklı olduğunu hatırlatıyor: fare bolsa tilki tavşana daha az yöneliyor. Kadri Amca'nın köyünde tilki ile tavşanın birlikte inip çıkması, Kanada'nın vaşağıyla aynı düzende olmayabilir; o köyde kaç fare olduğu, hangi yıl tarlaların ekildiği de bu hikâyenin parçası.

Gelenekler ne gördü

Yeşaya 11:6–8 — umut

Kurt kuzuyla birlikte yaşayacak, pars oğlakla yan yana yatacak.
Aslan öküz gibi saman yiyecek.

Yeşaya kitabının bu bölümü, gelecekte gelecek adil bir yöneticinin çağını anlatır. O çağda avcı ile av arasındaki ilişki sona erecek: kurt kuzuyu, pars oğlağı, aslan buzağıyı yemeyecek. Dikkat umutta: bugünkü düzenin, yiyen ile yenen arasındaki ayrımın, bir gün ortadan kalkacağı beklentisinde.

Tennyson, In Memoriam 56 — acımasızlık

Dişi ve pençesi kızıl Doğa, yağmasıyla, onun inancına karşı çığlık attı.

Tennyson bu uzun şiiri genç yaşta ölen arkadaşı Arthur Hallam'ın yasında yazdı. 56. bölümde, sevginin yaratılışın son yasası olduğuna inanan insanın karşısına, dişi ve pençesi kanlı bir doğayı koyuyor. Dikkat acımasızlıkta: doğanın, insanın sevgi ve adalet inancına karşı çığlık atan bir yiyip yenme düzeni olarak görülmesinde.

Gerilim: Yeşaya avcı ile av arasındaki ilişkiyi bir gün aşılacak bir düzen olarak görüyor; umut, kurdun kuzuyla birlikte yatacağı bir gelecekte. Tennyson aynı ilişkiye bakıp bir inancın çöküşünü görüyor: doğa sevgiyle değil dişle ve pençeyle işliyor. Biri avcılığı sonu gelecek bir yara olarak, öbürü doğanın değişmez yüzü olarak okuyor. Kürk defterleri ise üçüncü bir şey gösteriyor: ne bir son ne bir kan çığlığı, iki türün birbirine bağlı biçimde on yıl arayla inip çıktığı uzun bir salınım.

Benzetmenin sınırı

Kat 2, izler ve defterler. Kar üstündeki tilki ve tavşan izleri, Hudson's Bay Company'nin kürk kayıtları, Kadri Amca'nın kırk yıllık belleği: hepsi bir şeyin izi, ama hiçbiri doğrudan bir sayım değil. Kürk defteri ormandaki vaşakları değil, satılan postları sayıyor; o sayı avcıların çabasını, fiyatları, açlığı da taşıyor. Stenseth ve arkadaşlarının yaptığı gibi bir dizinin yapısından iki türün ilişkisini çıkarmak mümkün, ama bu okuma bir iz okuması: dikkatli yapılmalı, sınırları bilinerek yapılmalı. Krebs'in deneyi ise izin ötesine geçip neyin neye yol açtığını doğrudan sınadı.

Kat 3, "avcı" ve "av" sözcüklerinin taşıdığı anlamlar. Yeşaya'nın kurdu ve kuzusu, Tennyson'ın kızıl dişleri: ikisi de avcılığı bir ahlak sorusu olarak okuyor. Biri onun bir gün biteceğini umuyor, öbürü onun karşısında inancını yitiriyor.

Ama Kanada ormanlarındaki tablo, ne bir kötülük ne bir sevgisizlik. Vaşak tavşanı yediği için tavşan azalıyor, tavşan azaldığı için vaşak azalıyor, vaşak azaldığı için tavşan yeniden çoğalabiliyor. Avcı, avının nüfusunu sıfıra indirmiyor; kendi sayısı onunla birlikte düşüyor. Krebs'in deneyinde avcı çitle dışarıda tutulduğunda tavşan yalnızca iki katına çıktı; yiyecek de eklenince on bir katına. Avcının yanında yiyecek de bir sınırdı. Bu düzende avcı ile av birbirinin varlık koşulu.

Bu, Tennyson'ın acısını ya da Yeşaya'nın umudunu boşa çıkarmıyor. Bir tavşanın vaşağın pençesinde ölmesi, o tavşan için gerçek bir son. Ama "kızıl dişli doğa" imgesi, tek tek ölümlere bakıyor; kürk defterlerindeki eğri ise yüzlerce yılı bir arada gösteriyor. İkisi de doğru bir şey görüyor, ama farklı uzaklıktan.

Gözlem görevi

Kayıt: Bir kış boyunca, her kar yağışından sonra aynı yolda yürü ve aynı tür izleri say. Bir sayfaya tarih, yol uzunluğu ve her türden kaç iz dizisi gördüğünü yaz. Kışın sonunda sayıların nasıl değiştiğine bak. Ertesi kış aynı yolda aynı sayımı tekrarla. Yıllar boyunca bu sayfalar birikirse, kendi küçük kürk defterini tutmuş olacaksın.

Kentte: Kentte kar az tutar, ama avcı ile av her yerde. Bir parkta, bir çatıda ya da bir bahçede kedilerin, kargaların, şahinlerin avlanmasını izle. Hangi saatte avlandıklarını, neyi kovaladıklarını, kaç denemede bir yakaladıklarını not et. Bir mevsim boyunca serçe, güvercin ya da fare sayısının değişip değişmediğine bak.

Sonraki derse köprü

Avcı ile avın ilişkisi, bir canlının ölümünün başka bir canlının yaşam koşulu olduğunu gösteriyordu. Sıradaki derste bu ilişkiyi ormanın yerine indiriyoruz: devrilmiş bir gövdenin, ölü ağaçtaki hayat için bir ev olmasına.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.