9.4 · Seviye 9 · Birlikte yaşamak
Temizleyici balık
Büyük balığın küçüğe ağzını açması
Kat 1 · Canlıların diliKat 3 · Bizim okumamız
Doğanın Dili Akademisi — Seviye 9, Birlikte yaşamak · 1.458 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Olay
Ağustos, Kızıldeniz, Mısır'ın Sina kıyısında Dahab. Su sıcak ve berrak; on iki metrede bile mercanların renkleri seçiliyor. Levent yirmi yıldır dalış eğitmeni, Sibel ise ilk ileri seviye dalışını yapıyor. İkisi bir mercan çıkıntısının yanında, kumun üstünde yarı yüzer hâlde duruyor.
Levent eliyle bir yeri gösteriyor. Mercanın dibinde, küçük bir girintide, parmak boyunda ince bir balık dans eder gibi yüzüyor: gövdesi boyunca uzanan siyah bir şerit, açık mavi kenarlar. Etrafında iri balıklar sıraya girmiş gibi bekliyor.
Sonra iri, kahverengi benekli bir lahoz yaklaşıyor. Neredeyse kol boyunda. Girintinin önünde duruyor, yüzgeçlerini açıyor, gövdesini hafifçe eğiyor ve kocaman ağzını açıyor. Küçük çizgili balık hiç duraksamadan o ağzın içine giriyor. Dişlerin arasında dolaşıyor, solungaçların arkasından çıkıyor, yeniden giriyor.
Sibel nefesini tutuyor; düzenleyicisinden kabarcık çıkmıyor bir an. İri balık ağzını kapatmıyor. Bir dakika kadar sonra küçük balık dışarı çıkıyor, iri balık ağzını kapatıp uzaklaşıyor ve sırada bekleyen bir papağan balığı onun yerine geçiyor.
Yüzeye çıktıklarında Sibel maskesini alnına itiyor. "Onu neden yemedi? O kadar açtı ağzını, tek hamlede yutardı."
Levent gülüyor. "Bir kere yerse, bir daha kimse onu temizlemez. Bunlar da birbirine güveniyor işte."
Sibel bir süre suya bakıyor. "Güven mi? Balık mı güveniyor?"
Ne oluyor
Sibel'in gördüğü küçük balık, bir temizleyici lapin (Labroides dimidiatus). Kızıldeniz'den Pasifik'e kadar mercan resiflerinde yaşayan bu balık, belirli bir yerde, bir mercan çıkıntısında ya da girintisinde durur; başka balıklar ona gelir. İri balıklar onun önünde ağızlarını ve solungaçlarını açar; o da derilerindeki, ağızlarındaki ve solungaçlarındaki küçük asalakları yer.
İlk bakışta bu, iki tarafın da kazandığı temiz bir ortaklık: temizleyici karnını doyuruyor, iri balık asalaklarından kurtuluyor. Ama temizleyicinin gerçekte neyi yemeyi tercih ettiğine bakılınca tablo karmaşıklaşıyor.
Yani temizleyici, fırsat bulsa asalak yerine müşterisinin sağlıklı deri tabakasından ısırırdı. Onu dürüst tutan, müşterinin tepkisi: ısırılan müşteri ya temizleyiciyi kovalıyor ya da yüzüp gidiyor. Levent'in "bir kere yerse, bir daha kimse onu temizlemez" sözü iri balık için söylenmişti; ama aynı mantık temizleyici için de işliyor: bir kere fazla ısırırsa, müşterisi gider.
Peki bu küçük balık resif için ne kadar önemli?
Ne fark ettiriyor
Sibel'in ilk sorusu, "onu neden yemedi?", aslında doğru bir şaşkınlık. Ağzını açan balık bir avcı; bu boyda küçük bir balığı başka bir anda yutabilecek bir avcı. Temizlik istasyonunda ise yemiyor. Bu, iri balığın bir "kural" bilmesinden çok, yemenin bedelinin yememenin kazancından ağır gelmesi. Waldie ve arkadaşlarının deneyi o bedeli görünür kılıyor: temizleyicisi gitmiş bir resifte balıklar daha küçük kalıyor, daha az sayıda oluyor.
Levent'in cevabı, "bir kere yerse, bir daha kimse onu temizlemez", bir arkadaş sohbetinde söylenmiş bir söz; ama ilginç biçimde bilimin modeline yakın. Bshary ve Grutter'ın deneyinde temizleyiciyi dürüst tutan şey de geleceğe dair bir kayıp: kovalanmak, müşterinin gitmesi. Ortaklık her iki taraf için de tekrar eden bir ilişki; ve tekrar, hile yapmanın bedelini artırıyor.
Sibel'in son sorusu, "balık mı güveniyor?", sözcüğün kendisini masaya koyuyor. Güven, bir insan için başkasının bize zarar vermeyeceğine dair bir beklenti; ama bu beklenti çoğu zaman bir geçmişe, bir hatıraya, bir söze dayanıyor. Lahozun ağzını açarken ne beklediğini bilmiyoruz. Bildiğimiz şey, temizleyicisi olan resiflerde balıkların daha iri ve daha çok olduğu; temizleyicisi kaldırılan resiflerde bu kazancın kaybolduğu.
Bir de görünmeyen bir şey var: Sibel'in izlediği bir dakikalık sahne, yüzlerce benzer sahneden biri. Temizleyici gün boyu çok sayıda müşteriye hizmet veriyor; her birinde ısırma ile dürüst kalma arasında bir seçim var. Dalgıcın gördüğü sakin sahne, bu seçimlerin her gün yeniden yapılmasının sonucu.
Gelenekler ne gördü
Herodot 2.68 — güven
Öbür bütün kuşlar ve hayvanlar ondan kaçarken, trokhilos onunla barış içindedir, çünkü timsah ondan yarar görür.
Timsah sudan karaya çıkıp ağzını açtığında trokhilos onun ağzına girer ve sülükleri yutar; timsah da yararlandığı için hoşnut olur ve trokhilosa hiçbir zarar vermez.
Herodot, Mısır'ı anlattığı ikinci kitabında timsahın doğasını sayarken bu sahneyi aktarıyor. Timsahın ağzı suda yaşadığı için sülüklerle dolu; bütün hayvanlar ondan kaçıyor; yalnızca trokhilos denen küçük bir kuş onun ağzına giriyor ve sülükleri yiyor. Timsah da ondan yararlandığı için kuşa dokunmuyor. Dikkat güvende: en korkulan hayvanın ağzına giren tek canlının, oraya korkusuzca girebilmesinde ve bunun karşılıklı bir yarara dayanmasında.
Bu derste Herodot'un karşısına başka bir ses konmadı. Onun anlattığı Nil kıyısı, Sibel'in gördüğü Kızıldeniz resifine şaşırtıcı biçimde benziyor: korkulan bir ağız, içine giren küçük bir temizleyici, ve "yarar gördüğü için" ona dokunmayan iri hayvan. Herodot'un sözü, temizlik ilişkisinin insanlara iki bin beş yüz yıl öncesinden de çarpıcı geldiğini gösteriyor.
Benzetmenin sınırı
Kat 1, resifte olan şey: temizleyici lapin belirli istasyonlarda müşterilerinin dış asalaklarını yiyor; müşterilerin deri tabakasını yemeyi de tercih ediyor; müşterilerin kovalaması ve gitmesi onu tercihine karşı beslenmeye itiyor; temizleyicilerin kaldırıldığı resiflerde yıllar içinde balıklar daha küçük, daha seyrek ve daha az çeşitli hâle geliyor. Bunlar deneylerle ve uzun süreli saha çalışmasıyla ölçülmüş.
Kat 3, "güven" sözcüğü. Levent'in "birbirine güveniyor" demesi de, Herodot'un timsahının "hoşnut olması" da, ilişkiye bir iç dünya katıyor. Bu dil, sahnenin insana dokunan yanını çok iyi anlatıyor: korkulan bir ağzın açılması ve küçük birinin oraya girmesi, bir insan için güvenin en çarpıcı imgelerinden biri.
Ama bilimin anlattığı ilişki, bir güven duygusundan çok bir denetim düzeni. Temizleyici dürüst olduğu için değil, hile yaptığında cezalandırıldığı ya da terk edildiği için dürüst davranıyor. İri balık temizleyiciye güvendiği için değil, onu yemenin ona kazandıracağından daha fazlasını kaybettireceği bir düzende yaşadığı için ağzını açıyor. "Güven" sözcüğü bu düzenin sonucunu anlatıyor; düzenin kendisi, ceza, terk etme ve tekrar, sözcüğün içinde görünmüyor.
Bu sınır sözcüğü yanlış yapmıyor. İnsan güveni de çoğu zaman benzer bir düzene, tekrar eden ilişkilere ve hilenin bedeline dayanıyor. Ama bir balığın davranışını "güven" diye adlandırdığımızda, ona bizim duygularımızı vermiş oluyoruz; o duyguların balıkta olup olmadığını bu deneyler söylemiyor.
Herodot'un sahnesine gelince: Herodot bu hikâyeyi Mısır'da gördükleri ve duyduklarından aktarıyor; trokhilos dediği kuşun bugün hangi türe karşılık geldiği ve sahnenin doğada ne sıklıkla görüldüğü bu dersin sınadığı bir şey değil. Ses, temizlik ilişkisinin insan imgeleminde ne kadar eski ve güçlü olduğunun bir tanığı olarak burada.
Gözlem görevi
Kayıt: Gördüğün her etkileşimi kısa bir cümleyle yaz: hangi balık (renk, boy, biçim), hangi balığa ne yaptı, ne kadar sürdü, nasıl bitti. Bir balığın sürekli aynı yerde kalıp başkalarının ona geldiğini görürsen o yeri işaretle ve ertesi gün aynı saatte yeniden bak. Kayıt sonunda kendine sor: bu etkileşimlerden hangisi iki taraf için de yararlı görünüyor, hangisi tek taraf için?
Kentte: Kentte bir akvaryum mağazasında ya da bir kamu akvaryumunda, farklı türlerin bir arada tutulduğu bir tanka bak. Balıkların birbirlerine yaklaşma ve kaçma biçimlerini izle. Tankta temizleyici karides ya da temizleyici balık varsa, öbür balıkların ona yaklaşırken duruşlarını değiştirip değiştirmediğine, yüzgeçlerini ya da ağızlarını açıp açmadıklarına bak.
Sonraki derse köprü
Temizleyici ile müşterisi arasında hile cezalandırılıyor ve ilişki sürüyordu. Sıradaki derste hile cezasız kalıyor gibi görünen bir ilişkiye bakıyoruz: başkasının yuvasında büyüyen bir guguk kuşu yavrusu ve onu kendi yavrusu sanıp besleyen ana babalar.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.