İçeriğe geç

9.2 · Seviye 9 · Birlikte yaşamak

Kök ve mantar

Ağaç dibinde çıkan mantar

Kat 1 · Canlıların diliKat 3 · Bizim okumamız

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 9, Birlikte yaşamak · 1.314 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Ekim başı, Trabzon, Maçka. Vadinin yamacında sık bir kayın ve kestane ormanı. Bir gece önce yağmur yağmış; toprak ıslak, yapraklar parlıyor, hava çürüyen yaprak ve mantar kokuyor.

Saadet Teyze kırk yıldır bu ormanda mantar topluyor. Elinde bir sepet, bir küçük bıçak. Torunu Kerim on üç yaşında, İstanbul'dan yarıyıl tatiline değil, ekim tatiline gelmiş; ormana ilk kez babaannesiyle çıkıyor.

Saadet Teyze bir kayının dibinde eğiliyor. Yaprakların arasından kahverengi, yuvarlak, tombul bir şapka çıkmış. Bıçağı sapın dibinden geçirip mantarı dikkatle kesiyor, toprağı kazımıyor.

"Neden kökünden sökmüyorsun?" diye soruyor Kerim.

"Kökü yok onun," diyor Saadet Teyze. "Bu, mantarın meyvesi. Mantarın kendisi toprağın altında. Kazarsan bozarsın, seneye çıkmaz."

Kerim yaprakları biraz aralıyor. Toprağın üst katmanında ince, beyaz, pamuk tülüne benzeyen iplikler seçiliyor; bazıları kayının yüzeye yakın köklerine doğru uzanıyor.

"Bunlar mı mantar?"

"Onlar. Bak, hep bu ağacın dibinde çıkar. Şu çam ağacının dibinde aynısını bulamazsın. Bu mantar bu ağaçla arkadaş."

Kerim kayına, sonra elindeki iplik yumağına bakıyor. "Ağaç mantara ne veriyor, mantar ağaca ne veriyor?"

Saadet Teyze gülüyor. "Onu sen okulda öğren, bana anlat."

Ne oluyor

Kerim'in elindeki beyaz iplikler mantarın asıl bedeni. Toprağın içinde, yaprak çürüntüsünün arasında ve köklerin çevresinde metrelerce uzanabilen bu iplik ağının, yalnızca küçük bir kısmı, uygun nem ve sıcaklıkta yüzeye bir şapka çıkarıyor.

Saadet Teyze'nin "bu, mantarın meyvesi" sözü tam olarak bu ayrımı anlatıyor. Ve "bu mantar bu ağaçla arkadaş" sözü de 7.14'te tanıştığımız mikorizaya, mantarla kökün ortak yaşamına işaret ediyor. Orada mantar ağlarının ağaçlar arasında bir "internet" olup olmadığını tartışmıştık. Burada daha temel bir soruya bakıyoruz: bir mantar ile bir kök arasında ne alınıp veriliyor?

Önce bu birlikteliğin ne kadar yaygın olduğuna bakalım.

Yani Saadet Teyze'nin kayınının mantarla birlikte yaşaması bir istisna değil, kuralın kendisi. Kara bitkilerinin büyük çoğunluğu tek başına değil, bir mantarla birlikte yaşıyor.

Peki bu birliktelikte alışveriş nasıl dengede kalıyor? Bir taraf öbürünü sömürmüyor mu?

Yani kayın mantara fotosentezle ürettiği şekeri veriyor; mantar da kayına topraktan topladığı besin maddelerini. Ve bu alışveriş, iki tarafın da karşı tarafı izlediği, çok verene çok verdiği bir pazarlık gibi işliyor.

Ne fark ettiriyor

Kerim'in ilk sorusu, "neden kökünden sökmüyorsun?", mantarı bir bitki gibi düşünmekten geliyor. Bir bitkiyi topraktan söktüğünüzde, onun bütününü alırsınız. Ama bir mantarı toplarken, yalnızca meyvesini alıyorsunuz; mantarın kendisi toprağın altında kalıyor. Saadet Teyze'nin "kazarsan bozarsın" sözü, kırk yıllık bir deneyimin, miselyumu korumanın, bir sonraki yılın mantarını korumak olduğunu bilmesinden geliyor.

Kerim'in ikinci gözlemi, ipliklerin kayının köklerine doğru uzanması, ve Saadet Teyze'nin "şu çamın dibinde aynısını bulamazsın" sözü, mikorizanın seçici olduğunu gösteriyor. Her mantar her ağaçla birliktelik kurmuyor. Bir mantar toplayıcısı, mantarı ağacından tanıyor.

Kerim'in son sorusu, "ağaç mantara ne veriyor, mantar ağaca ne veriyor?", bu dersin asıl sorusu. Ve Kiers ve arkadaşlarının cevabı şaşırtıcı: verilen ve alınan her şey bir denge içinde, iki yönlü bir denetimle sürüyor. Ne ağaç mantarı köleleştirebiliyor ne de mantar ağacı. İkisi de daha çok verene daha çok veriyor.

Brundrett ve Tedersoo'nun sayılarında istisnalar da öğretici. Mantarsız yaşayan o yüzde 8'lik bitkilerin çoğu, besinini başka bir yoldan bulan uzmanlar: böcek yakalayan bitkiler, başka bitkilerin özünü emen asalaklar, suda ya da ağaç dallarında yaşayanlar. Yani bir bitki mantardan vazgeçtiğinde, çoğunlukla onun yerini tutacak başka bir düzen kurmuş oluyor. Kuralın dışına çıkmak bile, kuralın neyi sağladığını gösteriyor.

Son olarak Saadet Teyze'nin "sen okulda öğren, bana anlat" sözü. Kırk yıl mantar toplamış bir kadın, mantarın nerede çıkacağını, nasıl toplanacağını, hangi ağaçla arkadaş olduğunu biliyor; ama neden arkadaş olduklarını bilmiyor. Bilimin cevabı ile toplayıcının deneyimi birbirini tamamlıyor.

Gelenekler ne gördü

1 Korintliler 12:12–26 — bütün

Beden bir olduğu hâlde birçok üyesi vardır; bedenin bütün üyeleri çok oldukları hâlde tek bir beden oluştururlar.
Göz ele, «Sana ihtiyacım yok» diyemez; baş da ayaklara, «Size ihtiyacım yok» diyemez.

Pavlus, Korint'teki topluluğa yazdığı mektupta, topluluğu bir bedene benzetiyor. Beden tek, ama birçok üyesi var; her üye farklı bir iş görüyor; ve hiçbir üye öbürüne "sana ihtiyacım yok" diyemiyor. Dikkat bütünde: farklı işler gören parçaların, birbirine muhtaç olarak tek bir bütün oluşturmasında.

Bütün beden göz olsaydı, işitme nerede olurdu?

Pavlus'un sorusu, iş bölümünün kendisine dikkat çekiyor: herkes aynı işi görseydi, bütün olmazdı.

Burada Pavlus tek başına konuşuyor; karşısına ikinci bir ses konmadı. Onun bedeni, Saadet Teyze'nin ormanına şaşırtıcı biçimde uyuyor: kayın ile mantar, göz ile el gibi, farklı işler görüyor ve birbirine "sana ihtiyacım yok" diyemiyor. Brundrett ve Tedersoo'nun sayıları da bunu gösteriyor: kara bitkilerinin büyük çoğunluğu mantarsız yaşamıyor. İş bölümü de benzer: kayının yaprakları güneşten şeker üretiyor, mantarın ipliksi bedeni ise kökün tek başına ulaşamayacağı toprak gözeneklerine uzanıyor. Kayın bütünüyle göz olsaydı, toprağın içini kim yoklayacaktı?

Benzetmenin sınırı

Kat 1, ormanın toprağında olan şey: mantarın miselyumu toprakta ve köklerin çevresinde yayılıyor; uygun koşullarda yüzeye bir meyve gövdesi çıkarıyor; kara bitkilerinin büyük çoğunluğu mantarlarla mikoriza kuruyor; bitki şeker, mantar besin veriyor; ve iki taraf da daha iyi ortağı ödüllendirerek alışverişi dengede tutuyor. Bu, deneylerle ve dünya çapındaki bitki kayıtlarıyla ölçülmüş bir süreç.

Kat 3, "kök ve mantar arkadaştır", "bir bedenin üyeleri", "uyumlu bir ortaklık" sözlerinin taşıdığı anlam. Bu dilde mikoriza bir dostluk, bir sevgi, bir uyum. Pavlus'un bedeni de bir sevgi topluluğunun imgesi: aynı mektubun hemen ardından sevgi üzerine ünlü bölüm geliyor.

Bilimin anlattığı birliktelik ise bir dostluktan çok bir pazarlık. Kiers ve arkadaşlarının dediği gibi, bitki en iyi ortağı daha çok ödüllendiriyor, mantar daha çok veren köke daha çok veriyor; her iki taraf da karşısındakini izliyor. Bu bir sevgi değil, iki yönlü bir denetim. Ama tam bu denetim, birlikteliği yüz milyonlarca yıl boyunca kararlı tutmuş olabilir.

Bu sınır Pavlus'un imgesini boşa çıkarmıyor; ona bir incelik katıyor. Bir bedenin üyeleri birbirine muhtaç; ama bu muhtaçlık, her üyenin kendi payını alması ve vermesiyle sürüyor. Belki de en kalıcı birliktelikler, yalnızca sevgiyle değil, iki tarafın da hakkını gözettiği bir alışverişle kurulanlar.

Gözlem görevi

Kayıt: Her mantarı bir çizimle göster: şapkanın rengi, biçimi, altının görünüşü (ince yapraklar mı, sünger gibi delikler mi?), sapın uzunluğu. Yanına hangi ağacın dibinde bulunduğunu yaz. Aynı türden mantarların hep aynı tür ağacın dibinde mi çıktığını, yoksa farklı ağaçların dibinde de bulunup bulunmadığını not et.

Kentte: Kent parklarında, ağaç diplerinde, çimenliklerde yağmurdan sonra çıkan mantarlara bak. Bir çimenlikte daire biçiminde dizilen mantarlar görürsen, bunun yer altındaki bir miselyumun dışa doğru büyümesinin izi olabileceğini düşün ve dairenin çapını ölç. Aynı yere bir yıl sonra dönüp dairenin büyüyüp büyümediğine bak.

Sonraki derse köprü

Kayın ile mantar arasındaki alışveriş toprağın altında, görünmeden sürüyordu. Sıradaki derste bir başka alışveriş göz önünde, havada gerçekleşiyor: belirli bir arıya göre biçimlenmiş bir çiçek ve o çiçeğe gelen arı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.