8.8 · Seviye 8 · Hayvanlar
Kurbağanın sesi
Bahar akşamı gölet korosu
Kat 1 · Canlıların diliKat 3 · Bizim okumamız
Doğanın Dili Akademisi — Seviye 8, Hayvanlar · 1.421 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme
Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Olay
Nisan başı, Denizli, Çivril. Işıklı Gölü'ne yakın bir köyün kenarında, tarlaların arasında sazlarla çevrili bir gölet. Güneş yeni batmış; hava ılık, nemli. Necla Hanım köyün ilkokulunda öğretmen; oğlu Umut'la akşam yürüyüşüne çıkmış.
Göletin yanına yaklaşınca bir ses duyuyorlar. Önce tek bir kurbağa: kısa, kesik, tahta bir kaşığı bir şişeye vurur gibi bir ses. Sonra bir ikincisi, bir üçüncüsü. Birkaç dakika içinde bütün gölet bir ses duvarına dönüşüyor. Yüzlerce ses üst üste biniyor; ama dikkatle dinleyince her biri ayrı ayrı duyuluyor.
Umut kulaklarını kapatıyor, sonra açıyor. "Anne, bunlar birbirlerini nasıl duyuyor? Hepsi aynı anda bağırıyor."
Necla Hanım gülüyor. "Bahar geldi, onlar da sevindi."
Umut göletin kenarına çömeliyor. El fenerini sazların arasına tutuyor. Bir kurbağa görüyor: boğazının altında, bir balon gibi şişip inen ince bir kese. Kurbağa her bağırdığında kese şişiyor. Feneri görünce susuyor; çevresindekiler susmuyor.
"Anne, bu bağırırken kendi sesini mi duyuyor, öbürlerini mi?"
Necla Hanım bir an düşünüyor. "Bilmem oğlum. Ama geçen yıl bu zamanlar bu kadar erken başlamamışlardı."
Ne oluyor
Göletteki koroyu oluşturan, büyük olasılıkla erkek kurbağalar. Erkekler baharda göletlerde toplanıp bağırıyor; bu bağırış dişileri çağırmak, onlara kendi türünü ve yerini bildirmek için. Umut'un gördüğü şişen kese, bir ses kesesi: sesi büyütüp uzağa taşıyor.
Umut'un sorusu, "birbirlerini nasıl duyuyor?", kurbağa korosunun en büyük sorunu. Yüzlerce erkek aynı anda bağırırken, bir dişi hangi sesin hangi erkekten geldiğini nasıl ayırt ediyor?
Yani dişi kurbağa koronun içinden bir sesi seçerken, o sesin hangi yönden geldiğini ve arka plandaki gürültünün nasıl dalgalandığını kullanıyor. Gürültü başka bir yönden geliyorsa, ya da sürekli değil de dalgalanan bir gürültüyse, dişi aradığı çağrıyı daha kolay buluyor. Ama gürültü yine de bir bedel: dişi gürültüde daha az çaba isteyen, belki daha az çekici bir erkeği seçebiliyor.
Necla Hanım'ın son sözü, "bu kadar erken başlamamışlardı", başka bir değişime işaret ediyor.
Yani bir koronun ne zaman başladığı, o yılın havasına bağlı. Erken gelen ılık bir hafta koroyu öne çekebilir; ama ardından gelen bir soğuk, koroyu susturup üremeyi bozabilir. Necla Hanım'ın fark ettiği erkenlik, belki bu türden bir kaymanın yerel bir işareti; ama bunu söylemek için bir yılın gözlemi yetmez, yıllarca kayıt gerekir.
Ne fark ettiriyor
Necla Hanım'ın ilk cevabı, "bahar geldi, onlar da sevindi", kurbağanın sesini bir sevinç olarak okuyor. Bu, kat 3'ün konusu; ama kat 1'in anlattığı başka. Kurbağanın sesi bir sevinç değil, bir iş: dişiyi çekmek, rakip erkeklere yer belirtmek. Ve bu iş pahalı; Ward ve arkadaşlarının çalışmasında "çaba" diye anılan şey, erkeğin çağrısına harcadığı enerji. Koro, sevinçten çok bir yarış.
Umut'un ilk sorusu, "birbirlerini nasıl duyuyor?", ve ikinci sorusu, "kendi sesini mi duyuyor, öbürlerini mi?", bir ses ortamında yaşamanın zorluğuna dokunuyor. Koro, her kurbağa için hem bir fırsat hem bir engel: tek başına bağıran bir erkeği dişi kolayca bulur, ama koroya katılan bir erkek, yüzlerce başka sesin arasında duyulmak zorunda. Dişi ise o gürültünün içinden bir sesi seçmeyi başarıyor; ama gürültü arttıkça seçimi daha zorlaşıyor.
Umut'un el feneriyle gördüğü şey de bir şey söylüyor. Feneri gören kurbağa susuyor, çevresindekiler susmuyor. Koro bir bütün gibi duyuluyor, ama her bir kurbağa kendi kararını veriyor. 8.1'deki sığırcık sürüsü gibi, burada da bir bütün, bir yöneten olmadan, ayrı ayrı bireylerin davranışından doğuyor.
Son olarak Necla Hanım'ın erken başlayan koro gözlemi. Bir öğretmenin her bahar aynı göletin kenarından geçmesi, farkında olmadan bir kayıt tutması demek. Ethier ve arkadaşlarının otomatik kaydedicileri bu kaydı sistemli biçimde yapıyor; ama yerel bir gözlemcinin hafızası da, eksik ve belirsiz olsa bile, bir ipucu taşıyor.
Gelenekler ne gördü
Bashō, «eski havuz» — an
Eski havuz; bir kurbağa atlar, suyun sesi.
Japon şair Matsuo Bashō'nun belki en bilinen haikusu. Bir havuz, bir kurbağanın suya atlayışı ve ardından gelen ses. Haikuda kurbağanın sesi yok; yalnızca suyun sesi var. Bir anlık bir hareketin bıraktığı tek bir ses, ve sonra yeniden sessizlik. Dikkat anda: bir sesin, sessizliğin içinde bir an belirip kaybolmasında.
Aristophanes, Kurbağalar — koro
Brekekekeks koaks koaks, brekekekeks koaks koaks. Bataklıkların, pınarların çocukları, flütle uyumlu ilahimizin sesini yükseltelim, güzel sesli şarkımızı
Aristophanes'in komedisinde tanrı Dionysos, ölüler ülkesine giderken bir bataklık gölünü kayıkla geçiyor ve kurbağaların korosuyla karşılaşıyor. Kurbağalar sürekli "brekekekeks koaks koaks" diye bağırıyor; Dionysos ise onları susturmaya çalışıyor, ama kurbağalar susmuyor. Dikkat koroda: çok sayıda sesin birlikte, bıkmadan, bir yarışma gibi yükselmesinde.
Gerilim: Bashō'nun haikusu kurbağanın sesini neredeyse yok ediyor: tek bir kurbağa, tek bir atlayış, tek bir su sesi; ve etrafında sessizlik. Aristophanes'in kurbağaları ise susmayan, kalabalık, gürültülü bir koro; Dionysos onlarla bir ses yarışına giriyor. Biri tek bir anın sessizliğine, öbürü çok sayıda sesin gürültüsüne bakıyor. Necla Hanım'ın göleti ikisini birden taşıyor: önce tek bir kurbağa, Bashō'nun havuzu gibi; sonra bir ses duvarı, Aristophanes'in bataklığı gibi. Ward ve arkadaşlarının dişi kurbağası ise ikisinin arasında yaşıyor: Aristophanes'in gürültüsünün içinden, Bashō'nun tek sesi gibi tek bir çağrıyı seçmeye çalışıyor.
Benzetmenin sınırı
Kat 1, gölette olan şey: erkek kurbağalar ses keseleriyle dişileri çağırıyor; yüzlerce çağrı bir koro oluşturuyor; dişiler bu gürültünün içinden sesin yönünü ve gürültünün dalgalanmasını kullanarak bir çağrı seçiyor; koronun başlangıcı o yılın havasına bağlı. Bu, deneylerle ve yıllarca süren kayıtlarla ölçülmüş bir süreç.
Kat 3, "kurbağalar şarkı söylüyor", "baharın sevinci", "bir koro" sözlerinin taşıdığı anlam. Bu dilde kurbağa sesi bir şarkı, bir kutlama, bir topluluk etkinliği. Necla Hanım'ın "sevindiler" demesi, Aristophanes'in kurbağalarının "güzel sesli şarkımız" demesi, hepsi kurbağanın sesine bir neşe yüklüyor.
Ölçülen kurbağa sesi ise bir neşe değil, bir yarış. Her erkek, yüzlerce başka erkeğin arasında duyulmak için enerji harcıyor; her dişi, gürültünün içinden doğru sesi bulmak için zorlanıyor. "Koro" sözcüğü bir uyum çağrıştırıyor; oysa kurbağa korosu, çoğu zaman birbirini bastırmaya çalışan seslerin bir araya gelmesi. Ama Bashō'nun haikusu bu sınıra başka bir yerden bakıyor: kurbağanın kendisini değil, sesin ardındaki sessizliği gösteriyor. Belki de kurbağa sesine verilebilecek en dürüst anlam, onu bir şarkı ya da bir yarış olarak değil, yalnızca bir ses olarak, bir an olarak duymak.
Gözlem görevi
Kayıt: İlk çağrının saatini, koronun tam sese ulaştığı saati ve o akşamın sıcaklığını yaz. Kaç farklı ses türü ayırt edebildiğini not et; bunlar farklı türler mi olabilir? Aynı göleti her hafta aynı saatte ziyaret et ve koronun başladığı tarihi kaydet; gelecek yıl aynı kaydı tekrarla ve iki yılı karşılaştır.
Kentte: Kentte de kurbağalar yaşayabiliyor: bir parkın göletinde, bir botanik bahçesinin havuzunda, kent kenarındaki bir derede. Kentteki bir gölette koro, trafik gürültüsünün arasında duyulabiliyor mu? Trafiğin yoğun olduğu ve sakin olduğu saatlerde aynı göleti dinleyip koronun sesinde bir değişiklik olup olmadığını not et.
Sonraki derse köprü
Göletin kurbağaları yüzlerce ayrı sesten bir bütün kurdu, ama yönetenleri yoktu. Sıradaki derste aynı soru suyun altında soruluyor: bir yırtıcı yaklaşınca bir anda açılıp yeniden kapanan bir balık sürüsü, bu hareketi nasıl birlikte yapıyor?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.