İçeriğe geç

8.4 · Seviye 8 · Hayvanlar

Deri değiştirmek

Taş dibinde yılan gömleği

Kat 3 · Bizim okumamız

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 8, Hayvanlar · 1.322 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Mayıs sonu, Uşak, Eşme'ye bağlı bir köy. Köyün üst tarafında, bağların arasından geçen eski bir taş duvar. Öğleden sonra; güneş taşları ısıtmış, kertenkeleler duvarın üstünde güneşleniyor.

İsmail Dede bağına su vermeye çıkmış; torunu Talha on bir yaşında, peşinden gelmiş. Duvarın dibinde Talha bir şey görüp duruyor. Taşların arasına sıkışmış, uzun, ince, kâğıt gibi saydam bir şey. Bir ucu dar, öbür ucu geniş; üstünde pul pul bir desen var.

"Dede, bu ne? Yılan mı?"

İsmail Dede eğilip bakıyor. "Yılan gömleği. Yılan buradan geçmiş, eski derisini bırakmış."

Talha gömleği dikkatle çekip çıkarıyor. Bir metreye yakın; hafif, kuru, hışırdıyor. Pulların her biri tek tek görünüyor; başın olduğu yerde iki küçük, saydam yuvarlak var.

"Bunlar gözleri mi?"

"Gözünün üstündeki deri. Yılan gözünü bile değiştiriyor."

Talha gömleği ışığa tutuyor. İçinden güneşi görebiliyor. "Peki yılan nerede? Derisiz mi kaldı şimdi?"

İsmail Dede gülüyor. "Yok, altında yenisi var. Eskisini çıkardı mı, yenisi parlar. Ama değiştirmeden önce birkaç gün gözü bulanır, saklanır, kimseye görünmez."

Ne oluyor

Yılanın derisi, bizim derimiz gibi, katmanlardan oluşuyor. En dıştaki katman ölü, sert, keratinden yapılmış bir kabuk; pullar da bu katmanın bir parçası. Bu dış katman büyümüyor ve zamanla yıpranıyor. Yılan onu belli aralıklarla bütün olarak, tek parça hâlinde, burnunun ucundan başlayıp ters çevirerek çıkarıyor.

Peki yılan bunu neden yapıyor? Yalnızca büyümek için mi?

Yani yılanın gömleğini bırakması yalnızca büyümek için değil. Yıpranmış, belki yaralanmış, belki mantar ya da asalakla bulaşmış bir dış katmanı atıp, yeni, sağlam, su geçirmez bir katmanla değiştirmek için. Deri değiştirme, bir onarım ve bir yenileme.

Talha'nın gömlekte gördüğü iki saydam yuvarlak bunlar. İsmail Dede'nin "gözü bulanır" dediği şey de buna bağlı: deri değiştirmeden birkaç gün önce eski ve yeni katman arasında bir sıvı birikiyor, gözlük bulanıklaşıyor, yılan iyi göremiyor. Bu yüzden saklanıyor.

Bu iş yılana ne kadara mal oluyor?

Çalışmanın dikkat çeken bir bulgusu da sürenin yılandan yılana pek değişmemesi: aynı sıcaklıkta tutulan yılanların hepsinde süreç aşağı yukarı aynı sürede tamamlanıyor. Yani Talha'nın elindeki saydam gömlek, bir yılanın dört haftalık işi ve yıllık enerjisinin bir parçası. Yılanın "eski derisini bırakması" bir atıp kurtulma değil; uzun süredir hazırlanan, pahalı bir yenilenme.

Ne fark ettiriyor

Talha'nın ilk sorusu, "yılan derisiz mi kaldı?", gömleği bir kayıp gibi görüyor. Oysa İsmail Dede'nin cevabı, "altında yenisi var", doğru. Yılan derisini bırakmadan önce yenisini haftalarca altında hazırlıyor. Eski deri, yeni deri hazır olduğunda bırakılıyor; ortada derisiz bir an yok.

İsmail Dede'nin "saklanır, kimseye görünmez" sözü de bir gözlem. Deri değiştirmeden önceki günlerde yılanın gözü bulanıklaşıyor; iyi göremeyen bir yılan için açıkta durmak tehlikeli. Değişim, korunmasız bir dönem demek. Yılan bu dönemi, taş duvarların arası gibi saklı yerlerde geçiriyor; Talha'nın gömleği bulduğu yer de belki bu yüzden bir duvar dibi.

Gömleğin tek parça olması da bir şey söylüyor. Yılan derisini parça parça dökmüyor; burnunun ucundan başlayıp, bir çorabı ters çevirir gibi, bütün olarak sıyırıyor. Bunun için pürüzlü bir yüzeye, bir taşa, bir dala sürtünmesi gerekiyor. Duvar dibi, yılana tutunacak bir pürüz de sağlıyor.

Son olarak gömleğin saydamlığı. Talha içinden güneşi görebiliyor. Gömlekte yılanın bütün biçimi duruyor: pulları, gözleri, burnu. Ama yılan yok. Bir canlının bıraktığı tam bir iz, ama canlının kendisi değil.

Gelenekler ne gördü

Sutta Nipāta 1.1 — bırakmak

İçinde kabaran öfkeyi, yayılan yılan zehrini ilaçla gideren gibi gideren keşiş, bu yakayı da öte yakayı da bırakır; yılanın eski, yıpranmış derisini bıraktığı gibi.

Budist metinlerin en eskileri arasında sayılan Sutta Nipāta'nın ilk şiiri, adını yılandan alıyor: Uraga Sutta, Yılan Söylevi. Şiirin her dörtlüğü aynı dizeyle bitiyor: keşiş bu yakayı da öte yakayı da bırakır, yılanın eski derisini bıraktığı gibi. Öfke, tutku, kibir; her dörtlükte başka bir şey bırakılıyor. Dikkat bırakmakta: eskimiş olanın, yılanın derisi gibi, kolayca ve geride bırakılarak atılmasında.

Nietzsche, Tan Kızıllığı 573 — değişmezsen ölürsün

Derisini değiştiremeyen yılan ölür. Görüşlerini değiştirmeleri engellenen zihinler de öyledir: zihin olmaktan çıkarlar.

Nietzsche'nin bu kısa paragrafının başlığı, Kennedy'nin İngilizce çevirisinde "deri değiştirmek" anlamına geliyor. Yılanın derisini değiştiremezse ölmesini, düşünen bir zihnin görüşlerini değiştiremezse zihin olmaktan çıkmasına benzetiyor. Dikkat değişmezsen ölürsünde: değişimin bir seçenek değil, yaşamanın koşulu olmasında.

Gerilim: Sutta Nipāta deri değiştirmeyi bir bırakış olarak görüyor: öfkeyi, tutkuyu, bu yakayı ve öte yakayı, eskimiş bir deri gibi geride bırakmak; amaç, bağlanmamak. Nietzsche ise aynı imgeyi bir yaşam koşulu olarak kullanıyor: değişemeyen ölür; amaç, canlı kalmak. Birinde deri değiştirmek bir kurtuluş, öbüründe bir zorunluluk. Biri bırakılan şeye, öbürü değişmeyenin başına gelecek olana bakıyor. Talha'nın elindeki gömlek ikisini birden gösteriyor: yılan eski derisini kolayca bırakmış, geride tam bir iz kalmış; ama bunu yapamasaydı, Lillywhite ve arkadaşlarının anlattığı gibi, suyunu koruyamayan, yaralarını onaramayan bir derinin içinde kalırdı.

Benzetmenin sınırı

"Deri değiştirmek", "kabuk değiştirmek", "eski benliğini geride bırakmak": kat 3 bu sözlerin yılanın davranışına ne yüklediğine bakıyor. Bu dilde deri değiştirmek, insanın bir dönüşümü: eski bir kimliği, eski bir alışkanlığı, eski bir görüşü bir anda atıp yenisine geçmek. Kolay, temiz, geride bir iz bırakan bir değişim.

Bilimin anlattığı deri değiştirme bu imgeye iki yerden uymuyor. Birincisi, kolay değil. Yaklaşık dört hafta süren, yıllık enerjinin bir parçasını harcayan, yılanın gözünü bulandırıp onu savunmasız bırakan bir süreç. Gömleği "bırakmak" son adım; ondan önce haftalarca süren bir hazırlık var. İkincisi, yılan değişmiyor. Derinin dış katmanı yenileniyor, ama altındaki yılan aynı yılan; aynı türden, aynı desenle, aynı pullarla yeni bir deri yapıyor. Deri değiştirmek, bir dönüşüm değil, bir yenilenme.

Bu sınır iki geleneğe de bir şey söylüyor. Sutta Nipāta'nın "kolayca bırakmak" imgesine: yılan için bile bırakmak, uzun bir hazırlığın sonu. Nietzsche'nin "görüşlerini değiştirmek" imgesine: yılan derisini değiştiriyor ama yılan olmaktan çıkmıyor; belki zihin de görüşlerini değiştirirken zihin olarak kalıyor. 8.3'teki kozanın tam başkalaşımıyla karşılaştırıldığında, yılanın deri değiştirmesi aynı kalarak yenilenmenin örneği.

Gözlem görevi

Kayıt: Gömleğin bir bölümünü büyüteçle görerek çiz: pulların biçimini, dizilişini, varsa gözlük pulunu göster. Gömleği bulduğun yeri, tarihi, havanın sıcak mı serin mi olduğunu yaz. Gömleğin ters mi düz mü çıktığına, yani pulların iç yüzünün mü dış yüzünün mü göründüğüne bak.

Kentte: Kentte de deri değiştiren canlılar var: bir bahçe duvarındaki kertenkele, bir pencere kenarındaki örümcek, bir ağaç gövdesindeki ağustosböceği. Ağustosböceğinin ağaca tutunmuş boş kabuğunu ya da örümceğin attığı eski derisini ara. Bunları yılan gömleğiyle karşılaştır: hangisi bütün olarak, hangisi parça parça bırakılmış?

Sonraki derse köprü

Yılan değişim dönemini taş duvarın arasında, saklanarak geçirdi. Bir sonraki ders, saklanarak geçirilen çok daha uzun bir dönemi anlatıyor: kışın ortadan kaybolan kirpinin kış uykusunu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.