8.2 · Seviye 8 · Hayvanlar
Leylek göçü
Boğaz üstünde süzülen leylekler
Kat 2 · İzlerKat 3 · Bizim okumamız
Doğanın Dili Akademisi — Seviye 8, Hayvanlar · 1.301 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme
Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Olay
Ağustos sonu, İstanbul, Çamlıca Tepesi. Öğleden önce; güneş ısıtmaya başlamış, hava hafif bir pusla dolu. Tepenin açık bir köşesinde birkaç kişi dürbünleriyle kuzeye bakıyor. Serkan bir kuş gözlem derneğinde gönüllü; elinde bir sayaç, bir defter.
Yanındaki bankta oturan yaşlı bir kadın, Ümran Hanım, Üsküdar'dan her gün buraya yürüyormuş. "Ne bakıyorsunuz evladım?"
"Leylek bekliyoruz teyze. Göç başladı."
Önce gökyüzünün kuzeyinde, Karadeniz tarafında, birkaç beyaz nokta beliriyor. Sonra daha çoğu. Kanatlarını hiç çırpmadan, geniş daireler çizerek dönüyorlar; her dönüşte biraz daha yükseliyorlar. Sonra daire çizmeyi bırakıp güneye doğru, Marmara'ya doğru, bir sıra hâlinde süzülmeye başlıyorlar; süzülürken yavaş yavaş alçalıyorlar. Birkaç dakika sonra yeni bir yerde yine daire çizip yükselmeye başlıyorlar.
Serkan sayacına basıp duruyor. "Yüz kırk... yüz elli..."
Ümran Hanım başını kaldırıp bakıyor. "Bizim köyde derlerdi, leylek gelince bahar gelir, leylek gidince kış gelir. Bunlar şimdiden kışın geldiğini mi biliyor?"
Serkan gülüyor. "Bilmek mi, bilmiyorum. Ama her yıl bu günlerde geçiyorlar."
Sürünün içinde birkaç kuş ötekilerden farklı. Ötekiler hiç kanat çırpmadan süzülürken bunlar sık sık kanat çırpıyor, sürünün arkasında kalıyor.
"Şunlar neden öyle?" diye soruyor Ümran Hanım.
"Gençler," diyor Serkan. "Bu yıl yumurtadan çıkanlar. İlk göçleri."
Ne oluyor
Leylek ağır bir kuş. Uzun bir yolculuğu kanat çırparak yapması çok enerji ister. Bu yüzden leylekler süzülerek göç eder: güneşin ısıttığı yerden yükselen sıcak hava akımlarının içinde daire çizerek yükselir, sonra süzülerek bir sonraki akıma kadar alçalır. Ümran Hanım'ın gördüğü daireler bunlar.
Termaller karada oluşur, denizin üstünde zayıftır. Leylekler bu yüzden uzun deniz geçişlerinden kaçınıyor ve denizin en dar olduğu yerlerden, Boğaz gibi geçitlerden geçiyor. Çamlıca'dan izlenen sürüler bu yolun bir halkası.
Serkan'ın gösterdiği gençler ise başka bir şeye işaret ediyor.
Yani leylek yolu bilerek doğmuyor; en azından tamamını bilmiyor. Genç leylek ilk yolculuğunda yetişkinleri izliyor, onlardan geri kalınca zorlanıyor. Termali nasıl kullanacağını da yolda öğreniyor; Rotics ve arkadaşlarına göre gençlerin uçuş verimliliği göç boyunca yetişkinlerinkinden daha çok iyileşiyor.
Peki leyleklerin hepsi hep aynı yere mi gidiyor?
Ne fark ettiriyor
Ümran Hanım'ın köydeki sözü, "leylek gelince bahar gelir, gidince kış gelir", leyleği bir takvim olarak okuyor. Bu, kat 2'nin konusu: bir canlının davranışını bir işaret olarak okumak. Ağustos sonunda Boğaz'dan geçen leylekler gerçekten de mevsimin döndüğünü gösteriyor. Her yıl aşağı yukarı aynı günlerde geçmeleri, Serkan'ın sayacına bir düzen veriyor.
Ama Flack ve arkadaşlarının bulgusu bu işareti biraz bulandırıyor. Bazı leylekler artık eskisi gibi uzağa gitmiyor; insanların yaşadığı yerlere yakın kışlıyor, ya da hiç göç etmiyor. Bir leyleğin bir yerde görünmesi ya da görünmemesi, artık yalnızca mevsimi değil, o leyleğin hangi popülasyondan geldiğini, kışı nerede geçirmeyi seçtiğini, yakında ne bulduğunu da gösteriyor. Bir işaret ne kadar çok şeye bağlıysa, o kadar dikkatli okunması gerekiyor.
Ümran Hanım'ın ikinci sorusu, "kışın geldiğini mi biliyor?", kat 3'ün konusu. Leyleğin göç etmesi bir "bilmek" mi? Rotics ve arkadaşlarının bulgusu ilginç bir cevap veriyor: genç leylek yolu kendisi bilmiyor, yetişkini izliyor. Ayrılınca geride kalıyor. Bilgi, en azından bir kısmı, bir kuşta değil, sürüde; ve yaşlıdan gence geçiyor.
Son olarak Serkan'ın sayacı. Her yıl aynı tepede, aynı günlerde sayılan leylekler, bir kişinin bir sabah gördüğünden çok daha fazlasını söylüyor. Yıllar boyunca tutulan sayımlar, leyleklerin ne zaman geçtiğinin, kaç tane geçtiğinin, yıldan yıla nasıl değiştiğinin bir kaydı oluyor. 0.3'te konuştuğumuz doğa defteri, burada bir derneğin ortak defterine dönüşüyor.
Gelenekler ne gördü
Yeremya 8:7 — bilmek
Gökteki leylek bile kendi mevsimlerini bilir; kumru, turna ve kırlangıç da geliş zamanlarını gözetir. Ama benim halkım RAB'bin buyruğunu bilmiyor.
Peygamber Yeremya, kendi halkını göçmen kuşlarla karşılaştırıyor. Leylek, kumru, turna, kırlangıç ne zaman gelip gideceklerini biliyor; insanlar ise kendilerine verilen buyruğu bilmiyor. Dikkat bilmekte: kuşun mevsimine bağlılığının, insanın unutkanlığına karşı bir ayna olarak tutulmasında.
Eyüp 39:26 — güneye
Şahin senin bilgeliğinle mi uçar, kanatlarını güneye doğru açar?
Tanrı, Eyüp'e bir dizi soru soruyor; doğanın her birinde insanın bilgisinin ve gücünün sınırını gösteren sorular. Şahinin güneye uçması, insanın öğrettiği bir şey değil. Dikkat güneye: göçmen bir kuşun yönünün, insanın aklından gelmemesinde.
Gerilim: Yeremya leyleğin bilgisini insanın bilgisizliğinin karşısına koyuyor: kuş biliyor, insan bilmiyor. Eyüp 39:26 ise bilgiyi kuşa değil, kuşu uçuranın bilgeliğine bağlıyor ve insanın payını sıfırlıyor: kuş insanın bilgeliğiyle uçmuyor. Birinde leylek bilen bir varlık, öbüründe bilgisi başka bir yerden gelen bir varlık. Rotics ve arkadaşlarının genç leylekleri ise ikisinin arasında bir yerde duruyor: ilk göçlerinde yolu kendileri bilmiyor, yetişkinleri izleyerek öğreniyorlar. Bilgi ne tamamen kuşun içinde doğmuş ne de tamamen dışarıdan verilmiş; kuşlar arasında, yolda aktarılıyor.
Benzetmenin sınırı
Kat 2, leyleğin bir işaret olarak okunması. Leylek gelince bahar, gidince kış: bu okuma yüzyıllar boyunca işe yaradı, çünkü leylekler gerçekten her yıl aşağı yukarı aynı zamanlarda geldi ve gitti. Ama bir işaret, işaret ettiği şeyle her zaman bağlı kalmıyor. Leylekler insan yerleşimlerinin yakınında kışlamaya, göçü kısaltmaya ya da bırakmaya başladıkça, bir leyleğin görünmesi artık yalnız mevsimi değil, insanların doğayı nasıl değiştirdiğini de gösteriyor. İşareti okumak, işaretin neye bağlı olduğunu da okumayı gerektiriyor.
Kat 3, "leylek bilir" sözünün taşıdığı anlam. Yeremya'nın leyleği mevsimini bilen bir varlık; bu "bilmek" insanın bilgisine benzer bir şey gibi anlatılıyor. Bilimin anlattığı leylek ise bilgisinin bir kısmını doğuştan taşısa da, önemli bir kısmını yetişkinleri izleyerek yolda öğreniyor. Ve "bilmek" her zaman doğru yere götürmüyor: genç leyleklerin daha yüksek ölüm oranı, bu öğrenmenin bedelini gösteriyor.
Bu sınır Yeremya'nın sözünü boşa çıkarmıyor. Yeremya'nın derdi leyleğin bilişsel yeteneği değil, insanın kendisine söyleneni duymamasıydı. Leylek ister doğuştan bilsin ister öğrensin, her yıl yola çıkıyor. Yeremya'nın sorusu, insanın kendi "mevsimine" dikkat edip etmediği.
Gözlem görevi
Kayıt: Her gözlemde tarihi, saati, havanın açık mı bulutlu mu olduğunu ve kaç kuş saydığını yaz. Kuşların daire çizdiği yerleri ve gittikleri yönü küçük bir haritada göster. Sabah erken saatlerde mi, öğleye doğru mu daha çok kuş geçti? Bunu güneşin yeri ısıtmasıyla ilişkilendirebilir misin?
Kentte: Kentte bacalarda, direklerde, eski binaların çatılarında leylek yuvası ara. Yuvanın kullanıldığı ayları kaydet. Kentin çöp alanlarına, sulak alanlarına yakın yerlerde kışın leylek görülüp görülmediğine dikkat et ve bunu bir kuş gözlem derneğinin kayıtlarıyla karşılaştır.
Sonraki derse köprü
Genç leylek ilk göçünde yolu yetişkinlerden öğrendi; bir yaşamın içinde biçim değiştirmeden büyüdü. Bir sonraki ders, bir canlının tümüyle başka bir biçime geçtiği bir değişime bakıyor: tırtılın kozanın içinde kelebeğe dönüşmesine.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.