8.1 · Seviye 8 · Hayvanlar
Sığırcık sürüsü
Akşam göğünde biçim değiştiren sürü
Kat 1 · Canlıların diliKat 3 · Bizim okumamız
Doğanın Dili Akademisi — Seviye 8, Hayvanlar · 1.422 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme
Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Olay
Kasım sonu, Adana. Seyhan'ın kıyısındaki yürüyüş yolunda akşamüstü; güneş az önce batmış, gök turuncudan laciverte dönüyor. Büşra fizik bölümünde son sınıf; arkadaşı Yasin'le kıyıda oturmuş, çay içiyorlar.
Önce bir uğultu duyuyorlar. Sonra ırmağın üstünde, karşı kıyının ağaçlarının üzerinde, siyah bir bulut beliriyor. Bulut bir an genişliyor, sonra daralıyor; bir uçta incelip bir kuyruk gibi uzuyor, sonra kendi içine kıvrılıp bir top gibi toplanıyor. Bir yerde koyulaşıyor, bir yerde açılıp gökyüzü görünüyor. Bütün bulut, sanki tek bir canlıymış gibi, bir sağa bir sola dönüyor.
Yasin çayını bırakıyor. "Bunlar kuş mu?"
"Sığırcık," diyor Büşra. "Binlerce. Belki on binlerce."
Bulut bir an ikiye bölünüyor; iki parça ayrı ayrı kıvrılıyor, sonra yeniden birleşiyor. Bir kuş bile ötekine çarpmıyor.
"Kim yönetiyor bunları?" diye soruyor Yasin. "Bir lideri olmalı. Önde giden biri."
Büşra bir süre bakıyor. Bulutun hiçbir yerinde önde giden bir kuş yok; dönüş bir uçtan başlıyor, bir dalga gibi bütün sürüye yayılıyor, ve bir sonraki dönüş başka bir uçtan başlıyor.
"Bence kimse yönetmiyor," diyor. "Ama nasıl oluyor, ben de bilmiyorum."
Hava kararıyor. Bulut son bir kez dönüyor, sonra bir huni gibi daralıp karşı kıyıdaki sazlığın içine iniyor. Uğultu kesiliyor.
Ne oluyor
Yasin'in sorusu, "kim yönetiyor?", yıllarca bu sürüleri izleyenlerin de sorusuydu. 1.4'te kendiliğinden örgütlenmeyi, bir lidere ya da bir plana gerek kalmadan, tek tek bireylerin basit kurallarından bir düzenin ortaya çıkmasını görmüştük. Sığırcık sürüsü bunun belki de en gösterişli örneği. Ama "basit kural" ne? Her kuş neye bakıyor?
Bu soruya, sürüleri üç boyutlu olarak fotoğraflayıp her kuşun yerini tek tek hesaplayan bir araştırma ekibi cevap aradı.
Yani bir sığırcık, sürünün tamamını görmüyor, bir lideri izlemiyor. Yalnızca en yakın altı yedi komşusuna bakıyor: onlar dönerse dönüyor, onlar hızlanırsa hızlanıyor. Sürü seyrekleştiğinde de sıklaştığında da bu sayı değişmiyor; komşular uzaklaşsa bile kuş aynı sayıda komşuyu izlemeye devam ediyor. Sürüyü bir arada tutan bu.
Ama bu, Büşra'nın gördüğü dalgayı tam açıklamıyor. Bir uçta başlayan bir dönüş, nasıl oluyor da on binlerce kuşa, hiç sönmeden yayılıyor?
Büşra'nın gördüğü dalga bu. Bir uçtaki kuş bir şeyi, belki bir şahini, fark edip dönüyor; komşuları dönüyor; onların komşuları dönüyor. Dönüş komşudan komşuya geçerken sönmüyor, bütün sürüye yayılıyor. Hiçbir kuş sürünün tamamını görmediği hâlde, sürü bir bütün gibi tepki veriyor.
Ne fark ettiriyor
Yasin'in sorusu, "bir lideri olmalı", bizim düzeni nasıl düşündüğümüzü gösteriyor. Bir düzen gördüğümüzde arkasında bir yöneten, bir plan, bir merkez arıyoruz. Ballerini ve arkadaşlarının bulgusu ise sürünün düzeninin bir merkezden değil, binlerce kuşun her birinin yalnızca birkaç komşusuna bakmasından doğduğunu gösteriyor. Düzen var, ama yöneten yok.
Büşra'nın gözlemi, "dönüş bir uçtan başlıyor, bir sonraki başka bir uçtan", bunu doğruluyor. Önde giden sabit bir kuş olsaydı, dönüşler hep oradan başlardı. Oysa her dönüş, o an bir şeyi ilk fark eden kuştan başlıyor; ve o kuş her seferinde başka biri.
"Bir kuş bile ötekine çarpmıyor" gözlemi de bir şey söylüyor. Binlerce kuş, sık sık yön değiştirerek uçarken çarpışmıyor; çünkü her biri yalnızca en yakın komşusuna dikkat ediyor. Bütün sürüyü hesaba katmaya çalışan bir kuş, belki de en yakınındakini kaçırırdı.
Son olarak Büşra'nın dürüstlüğü: "ben de bilmiyorum." Bir fizik öğrencisi olarak, bir düzenin bir lidere ihtiyaç duymadan ortaya çıkabildiğini sezebiliyor; ama nasıl olduğunu bilmiyor. Ballerini ve Cavagna'nın ekipleri de bu soruyu yıllarca sordu; cevabı bulmak için binlerce kuşun yerini tek tek ölçmek gerekti.
Gelenekler ne gördü
Attâr, Mantıku't-Tayr — topluluk
Binlerce kuştan otuzumuz bu kapıya vardık.
O otuz kuş bakınca hemen gördüler: şüphesiz bu otuz kuş, o Simurg'du. Hepsi şaşkınlık içinde kaldı; bir başka türlü yeniden hayrete düştüler. Kendilerini tam bir Simurg olarak gördüler; Simurg da her zaman otuz kuşun kendisiydi.
Feridüddin Attâr'ın Kuş Dili'nde dünyanın bütün kuşları, kendilerine bir padişah aramak için Simurg adlı efsanevi kuşu bulmaya yola çıkıyor. Yedi vadiden geçen uzun ve zor bir yolculuğun sonunda binlerce kuştan yalnızca otuzu Simurg'un kapısına varabiliyor. Orada Simurg'a baktıklarında kendilerini görüyorlar. Farsçada "sî murg" otuz kuş demek; aradıkları padişahın yüzünde kendi topluluklarını gördüler. Simurg'un sesi onlara kendisinin bir ayna olduğunu, oraya kim gelirse kendini göreceğini söylüyor. Dikkat toplulukta: aranan merkezin, bir arada yol alanların kendisi olmasında.
Mülk 67:19 — havada tutulmak
Üzerlerinde kanat çırpan dizi dizi kuşları görmezler mi? Onları havada Rahman olan Allah'tan başkası tutmuyor
Ayet, insanların başlarının üstünde kanatlarını açıp kapayarak uçan kuşlara dikkat çekiyor ve onları havada tutanın Rahman olduğunu söylüyor. Dikkat havada tutulmakta: kuşun uçuşunun, kendi kanadının ötesinde bir tutuşa dayanmasında.
Gerilim: Attâr'ın kuşları bir padişah arıyor ve sonunda aradıkları merkezin kendileri olduğunu görüyor: dışarıda bir yöneten yok, topluluk kendisi. Mülk suresi ise kuşların havada duruşunu kuşların dışındaki bir tutuşa bağlıyor: onları havada tutan Rahman'dır. Biri merkezi topluluğun içinde, öbürü topluluğun ötesinde buluyor. Büşra'nın sığırcıkları, Attâr'ın imgesine şaşırtıcı biçimde yakın: lider yok, her kuş yalnızca komşusuna bakıyor, ve sürünün biçimi bütün kuşların birlikte çizdiği bir şey. Ama ayet başka bir soruyu açık tutuyor: kuşların her birinin komşusuna bakıp dönmesi, ve bunun bir düzene dönüşmesi, kendi başına mı yeterli, yoksa bu düzenin kendisi de bir şeye mi dayanıyor? Bilim birinci soruya cevap veriyor; ikinci soru bilimin sorusu değil.
Benzetmenin sınırı
Kat 1, gökte olan şey: her sığırcık en yakın altı yedi komşusunu izliyor; bir kuştaki değişiklik komşudan komşuya sönmeden yayılıyor; sürü bir lider olmadan, bir bütün gibi dönüyor. Bu üç boyutlu ölçümlerle, tek tek kuşların yeri hesaplanarak gösterilmiş bir süreç.
Kat 3, sürüye yüklenen anlam. "Sürü tek bir zihin gibi", "kuşlar dans ediyor", "gökyüzünde bir koreografi": bu sözler sürüye bir zihin, bir sanat, bir niyet yüklüyor. Cavagna ve arkadaşları bile "tek bir zihin gibi" diyerek başlıyor; ama ölçtükleri şeyin bir zihin olmadığını, bir bağıntı olduğunu biliyorlar. Sürünün ortak bir zihni yok; yalnızca birbirine bağlı binlerce küçük karar var.
"Koreografi" benzetmesi özellikle yanıltıcı. Bir koreografide bir koreograf, bir plan, bir prova var. Sığırcık sürüsünde bunların hiçbiri yok. Gördüğümüz biçimler kimsenin tasarlamadığı, her akşam yeniden doğan, bir daha tekrarlanmayan biçimler. Belki de bu yüzden bu kadar etkileyici: güzelliğin bir tasarımcısı olmadan ortaya çıkabildiğini gösteriyorlar.
Bu ders, Mülk suresinin sorusuna bir cevap vermiyor. Kuşların komşularına bakarak bir düzen kurması ile o düzenin nihai olarak neye dayandığı, iki ayrı soru. Bilim birincisini ölçebiliyor; ikincisi, ölçümün sınırının ötesinde duruyor.
Gözlem görevi
Kayıt: Sürünün biçimini her otuz saniyede bir küçük bir çizimle not et: top, kuyruk, iki parça, şerit. Bir dönüşün sürünün hangi ucundan başladığını işaretle; aynı uç mu, farklı uçlar mı? Videon varsa yavaşlatarak izle: bir dönüş sürünün bir ucundan öbür ucuna kaç saniyede yayılıyor? Sürünün sonunda nereye konduğunu yaz.
Kentte: Kentte kuşların toplandığı yerleri izle: bir ağaçta akşam toplanan serçeler, bir meydanın üstünde dönen güvercinler, bir çatıdaki kargalar. Hangilerinde bir lider var gibi görünüyor, hangilerinde yok? Bir güvercin sürüsü havalanırken ilk kim kalkıyor, ve ötekiler ona mı, yoksa yakınlarındakine mi bakıyor?
Sonraki derse köprü
Sığırcıklar her akşam aynı sazlığa döndü. Bir sonraki ders çok daha uzun bir yolculuğa bakıyor: her ilkbahar ve sonbahar İstanbul Boğazı'nın üstünden süzülerek geçen leyleklerin göçüne, ve leyleğin mevsimini nasıl bildiğine.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.