İçeriğe geç

7.14 · Seviye 7 · Bitkiler

Ağaçlar konuşur mu?

«Orman internet ağı» haberleri

Kat 1 · Canlıların diliKat 3 · Bizim okumamız

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 7, Bitkiler · 1.310 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Pazar sabahı, İstanbul, Belgrad Ormanı. Yürüyüş yolunun kenarında yaşlı meşeler, kayınlar, aralarında genç fidanlar. Necmi Bey emekli bir muhasebeci; her pazar kızı Kübra'yla burada yürüyor. Kübra lise son sınıfta, biyoloji okumak istiyor.

Bir kayının dibinde duruyorlar. Kübra telefonunu çıkarıyor. "Baba, şunu izledin mi? Milyonlarca kişi izlemiş."

Videoda yumuşak bir müzik eşliğinde orman görüntüleri akıyor. Bir anlatıcı ses: "Ağaçlar yerin altında, mantarlardan oluşan bir ağla birbirine bağlı. Bu ağ ormanın interneti. Ağaçlar bu ağ üzerinden birbirleriyle konuşuyor, tehlikeyi haber veriyor. Yaşlı anne ağaçlar, gölgede kalan yavrularını tanıyor ve onlara besin gönderiyor."

Necmi Bey ekrandan başını kaldırıp kayının dibindeki genç fidana bakıyor. "Yani bu fidan bu ağacın çocuğu, ağaç da ona yemek mi yolluyor?"

"Öyle diyorlar. Bilim insanları kanıtlamış."

Necmi Bey bir süre susuyor. Kırk yıl hesap kontrol etmiş bir adam. "Hangi bilim insanları? Ne ölçmüşler? Kaç ağaçta?"

Kübra ekranı aşağı kaydırıyor. Videonun altında kaynak yok. Yorumlarda binlerce kalp, "doğa ne kadar mucizevi" yazıları.

"Bilmiyorum," diyor Kübra. "Ama doğru gibi geliyor."

Ne oluyor

Videonun anlattığı şeyin bir kısmı gerçek. Pek çok ağacın kökleri, toprağın içinde ince mantar iplikleriyle iç içe yaşıyor.

Mantarın iplikleri bir kökten ötekine uzanabiliyor. Aynı mantar birden fazla ağacın köküne bağlandığında, ağaçlar arasında toprağın altından geçen bir bağlantı oluşabiliyor.

Bu ağ üzerinden ağaçlar arasında bir şeyin geçip geçmediği ölçülebilir mi? Ölçülmüş.

Bu, videonun en sağlam dayanağına benzeyen bir bulgu: büyük ağaçlar arasında, yerin altından karbon geçiyor. Ama dikkat edilirse bulgu bir şey söylüyor, başka bir şeyi söylemiyor. Karbon iki yönlü geçiyor; ladinden kayına, kayından ladine. Bunun bir "gönderme" mi, yoksa kökler ve mantarlar arasında karbonun kendiliğinden yayılması mı olduğu bu ölçümden çıkmıyor. Bir "anne"den, "yavru"dan, "tanıma"dan da söz edilmiyor; ölçülen, farklı türlerden, iç içe kökleri olan komşu büyük ağaçlar.

Videonun öbür iddiaları ne durumda?

Yani Kübra'nın videosundaki üç iddia aynı sağlamlıkta değil. Mantar ağlarının var olduğu doğru. Ağaçlar arasında karbon geçebildiği bazı ölçümlerle gösterilmiş. Ama bu ağların ormanların genelinde yaygın olduğu ve fidanları beslediği yeterince kanıtlanmamış. "Anne ağacın yavrusunu tanıyıp ona besin göndermesi" ise hakemli bir yayında gösterilmiş bir şey değil.

Ne fark ettiriyor

Necmi Bey'in soruları, "hangi bilim insanları, ne ölçmüşler, kaç ağaçta?", bir muhasebecinin soruları; ama aynı zamanda bilimin soruları. Bir iddia ne kadar çekici olursa olsun, arkasında hangi ölçümün durduğunu sormak, onu doğrulamanın ilk adımı. Videonun altında kaynak yok; yorumlarda binlerce kalp var. Bir iddianın beğenilmesi ile doğrulanması ayrı şeyler.

Kübra'nın cevabı, "ama doğru gibi geliyor", dürüst bir cevap. Ve bu dersin asıl konusu tam bu: neden doğru gibi geliyor? Çünkü hikâye güzel. Yaşlı ağacın gölgedeki yavrusunu beslemesi, insanın kendi deneyimine, anne babaya, aileye, korumaya benziyor. Karst ve arkadaşlarının bulgusu da bunu söylüyor: olumlu, sıcak, güzel sonuçlar daha çok aktarılıyor; sınırlı ya da olumsuz sonuçlar daha az. Hikâye güzelleştikçe, kanıtın ne söylediğine bakmak zorlaşıyor.

Bir de bilimin kendi içindeki bu kayma var. Desteklenmeyen iddiaların yirmi beş yılda iki katına çıkması, yalnızca medyanın değil, bilim yazınının da bir hikâyenin çekimine kapılabildiğini gösteriyor. Bir makale bir öncekini aktarırken onu biraz genişletebiliyor, sonraki o genişletilmiş hâli aktarabiliyor. Böyle bir zincirde her halka bir öncekine güveniyor; ilk ölçümün tam olarak ne söylediğine dönüp bakan ise azalıyor. Karst ve arkadaşlarının yaptığı, tam da bu dönüp bakma işi: iddiaları tek tek alıp dayandıkları ölçümlere kadar geri izlemek.

Son olarak kayının dibindeki fidan. Necmi Bey ona bakarken iki soru soruyor: "bu fidan bu ağacın çocuğu mu?" ve "ağaç ona yemek mi yolluyor?" İlki belki bir genetik testle cevaplanabilir; ikincisi bir izotop ölçümüyle. Ama hiçbirine bir videoyla cevap verilemez. Fidanla ağaç arasında gerçekte ne olduğu, ancak ölçülerek bilinebilir; ve büyük olasılıkla, ölçülene kadar bilinmiyor.

Benzetmenin sınırı

Kat 1, toprağın altında gerçekte olan şey. Mantar iplikleri köklere bağlanıyor; bazı yerlerde birden çok ağacın kökünü birbirine bağlayan ağlar kuruluyor; bazı ölçümlerde bu ağlar üzerinden ağaçlar arasında karbon geçtiği görülüyor. Bunların ne kadar yaygın olduğu, ne kadar önemli olduğu ve nasıl işlediği hâlâ araştırılıyor. Bu, gerçek ve ilginç bir bilgi; ama sınırlı ve tartışmalı.

Kat 3, bu bilgiye yüklenen dil. "Ormanın interneti", "ağaçlar konuşuyor", "anne ağaç yavrusunu tanıyor": bu sözler mantar ağını bir iletişim aracına, ağaçları birbirine mesaj yollayan, birbirini tanıyan, birbirine bakan varlıklara dönüştürüyor. İnternet bir haber taşır; konuşmak bir anlam iletir; annelik bir bağ ve bir seçim içerir. Bunların hiçbiri ölçülen şeyde yok. Ölçülen, bir karbon izinin bir ağaçtan ötekine geçmesi.

Bu benzetmeler zararsız mı? Karst ve arkadaşları bir yerde endişeli: orman yönetimi. Eğer bir orman, yaşlı ağaçların yavrularını beslediği bir aile gibi düşünülür ve kararlar bu düşünceye göre verilirse, yeterince kanıtlanmamış bir hikâye üzerine kararlar verilmiş olur. Güzel bir hikâye, bir ormanı kurtarmak için de, yanlış yönetmek için de kullanılabilir.

Bu, ağaçların birbirine bağlı olduğunu, bir ormanın tek tek ağaçlardan daha fazlası olduğunu düşünmeyi yanlış saymıyor. Ama "ağaçlar konuşur" demek ile "ağaçlar arasında karbon geçtiği ölçüldü" demek arasındaki farkı korumak, hem ormana hem bilime saygının bir parçası.

Geleneklerin sesine bu derste yer ayrılmadı. Sorulan, bir kutsal metnin ya da bir bilgelik geleneğinin ne dediği değil; bugün milyonlarca kişiye ulaşan bir iddianın hangi ölçüme dayandığı. Bu, Necmi Bey'in sorusu; ve bir ormanda yürüyen herkesin, eline aldığı telefona sorabileceği bir soru.

Gözlem görevi

Kayıt: Gördüğün iplikleri, köklerle ve yaprak çürüntüsüyle birlikte bir çizimde göster. Hangi ağacın dibinde baktığını, toprağın nemli mi kuru mu olduğunu yaz. Bir de şunu kaydet: internette ya da bir videoda doğa hakkında karşına çıkan bir iddiayı yaz; altında bir kaynak var mı? Varsa, o kaynak gerçekten iddianın söylediğini mi söylüyor?

Kentte: Kent parklarında ağaçların dibine, özellikle yağmurdan sonra çıkan mantarlara dikkat et. Bir mantarın şapkası, toprağın altındaki daha büyük bir iplik ağının yalnızca görünen kısmı. Bir parkta aynı mantar türünün birkaç ağacın çevresinde birden çıkıp çıkmadığına bak ve bunları bir harita üzerinde işaretle.

Sonraki derse köprü

Ağaçların toprağın altında birbirine bağlı olup olmadığını ancak ölçerek bilebiliyoruz. Bir sonraki seviye gökyüzünde, gözle görülebilen bir birlikteliğe bakıyor: akşam göğünde binlerce kuşun tek bir biçim gibi dönüp kıvrıldığı bir sığırcık sürüsüne.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.