5.5 · Seviye 5 · Hava ve mevsim
Lodos ve poyraz
Rüzgâr adlarının yön taşıması
Kat 2 · İzler
Doğanın Dili Akademisi — Seviye 5, Hava ve mevsim · 1.338 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme
Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Olay
Kasım, İstanbul, Rumelikavağı. Balıkçı Rıza Reis sabah erkenden iskelede ağlarını topluyor. Yanında yazdan beri onunla çalışan Burak var; makine mühendisliği okuyor, hafta sonları tekneye geliyor. Hava ılık, gökyüzü bulanık, deniz kurşuni ve kabarık. Dalgalar Boğaz'a güneyden, Marmara tarafından giriyor.
"Bugün çıkmıyoruz," diyor Rıza Reis. "Lodos var. Öğleden sonra daha da sertleşir."
Burak telefonundaki hava durumu uygulamasına bakıyor. Rüzgâr güneybatıdan esiyor. "Lodos güneybatı mı reis? Ben güney sanıyordum."
"Güneybatı," diyor Rıza Reis. "Marmara'dan gelir. Poyraz da tersi, Karadeniz'den gelir, kuzeydoğudan. Poyraz soğuk getirir, lodos ılık ama hırçın."
Burak ağı katlarken gözü suya takılıyor. İskelenin dibindeki akıntı her zamanki gibi güneye, Marmara'ya doğru akmıyor; suyun üstündeki çöpler yavaşça kuzeye, Karadeniz'e doğru sürükleniyor.
"Akıntı ters dönmüş," diyor.
"Orkoz," diyor Rıza Reis. "Lodos sert esince Boğaz'ın üst akıntısı döner. Biz ona orkoz deriz. Babam derdi ki, rüzgârın adını bilmeyen denize çıkmasın."
Burak gülüyor, sonra soruyor: "Peki bu adlar nereden geliyor? Lodos, poyraz... Türkçe değil gibi."
Ne oluyor
Rıza Reis'in kullandığı adlar, sekiz yönün her birine bir rüzgâr adı veren eski bir sistemin parçası. Bu sistemde rüzgâr, adını estiği yönden alıyor; yön de adını o yönden esen rüzgârdan.
Anadolu'nun yaygın rüzgâr gülünde kuzeye yıldız, kuzeydoğuya poyraz, doğuya gündoğusu, güneydoğuya keşişleme, güneye kıble, güneybatıya lodos, batıya günbatısı, kuzeybatıya karayel deniyor. Bu adların bazıları Türkçe, bazıları başka dillerden. Nişanyan Sözlük'e dayanan Vikisözlük maddelerine göre poyraz, Yunanca kuzey rüzgârı anlamındaki "boreas"tan; lodos ise Yunanca güney rüzgârı anlamındaki "notos"tan geliyor.
Burada ilginç bir kayma var: kökende kuzey olan rüzgâr İstanbul'da kuzeydoğu, kökende güney olan rüzgâr güneybatı oluyor. Bunun nedeni büyük olasılıkla İstanbul'un coğrafyası: Karadeniz'den inen soğuk rüzgârlar Boğaz'a kuzeydoğudan, Marmara'dan gelen ılık rüzgârlar güneybatıdan giriyor. Adlar yola çıktıkları yerin yönünü değil, vardıkları yerin coğrafyasını taşıyor. Keşişleme adı bunu daha açık gösteriyor: bu ad, İstanbul'un güneydoğusundaki Keşiş Dağı'na, bugünkü Uludağ'a bağlanıyor. Bir İzmirli için güneydoğuda Keşiş Dağı yok; ama adı yine de kullanıyor.
Rıza Reis'in orkozu ölçümlerde de görülüyor.
Yani orkoz bir balıkçı söylencesi değil; bir okyanus modelinin yeniden ürettiği bir olay. Rıza Reis'in adı ile bilim insanlarının "ters dönme olayı" dediği şey aynı.
Rüzgâr adlarının bir başka ilginç yanı, aynı adın farklı yerlerde farklı rüzgârları anlatabilmesi.
Türkçede Ege'nin bu yaz rüzgârına da "meltem" deniyor. 5.4'te gördüğümüz, gündüz denizden karaya esen kıyı rüzgârına da "deniz meltemi" deniyor. Aynı kelime iki ayrı rüzgârı adlandırıyor: biri günlük bir kara-deniz döngüsü, öteki bütün Doğu Akdeniz'i kaplayan mevsimlik bir akış.
Ne fark ettiriyor
Burak rüzgârı telefonundan okudu: güneybatı. Rıza Reis ise aynı rüzgârı adıyla okudu: lodos. İkisi aynı bilgiyi taşıyor gibi görünüyor ama tam değil. "Güneybatı" yalnızca bir yön; "lodos" ise bir yön, bir sıcaklık, bir deniz hâli, ve bir dizi davranış: ılık getirir, hırçındır, öğleden sonra sertleşir, Boğaz'ın akıntısını döndürür. Bir rüzgâr adı, bir yönün yanında o yönden gelen bütün bir deneyimi taşıyor.
Adların kayması da bir şey öğretiyor. Boreas kuzeydi; İstanbul'da poyraz oldu ve kuzeydoğuya döndü. Bir kelime bir yere yerleştiğinde, o yerin coğrafyasına uyuyor. Rüzgâr adları bu yüzden bir haritanın değil, bir kıyının hafızası.
Rıza Reis'in babasının sözü, "rüzgârın adını bilmeyen denize çıkmasın", bu hafızanın pratik değerini gösteriyor. Adı bilmek, rüzgârın ne getireceğini bilmek demek. Lodos dendiğinde bir balıkçı dalganın, akıntının, havanın nasıl olacağını önceden biliyor.
Bir de "meltem" kelimesinin çift anlamı var. Bir kelime iki rüzgârı birden adlandırınca, onu kullanan iki kişi farklı şeyler kastedebilir. Rüzgâr adları bir yere bağlı oldukları için güçlü; ama aynı sebeple başka bir yerde yanlış anlaşılabilirler.
Gelenekler ne gördü
Homeros, Odysseia 10.19–27 — zapt etmek
Dokuz yaşında bir öküzün derisini yüzüp bana bir tulum verdi; uğuldayan rüzgârların yollarını onun içine bağladı.
bana ise Zephyros'un soluğunu gönderdi, gemileri ve bizi götürsün diye. Ama bu gerçekleşmeyecekti; kendi akılsızlığımızla yok olduk.
Odysseus, rüzgârların efendisi Aiolos'un adasına uğradığını anlatıyor. Aiolos ona bütün rüzgârları bir öküz derisinden tuluma bağlayıp veriyor; yalnızca batı rüzgârı Zephyros serbest kalıyor, gemileri eve götürsün diye. Ama tayfalar tulumda hazine olduğunu sanıp açıyor ve fırtına gemileri geri sürüklüyor. Dikkat zapt etmekte: rüzgârlar adlandırılabilir, bağlanabilir, hatta bir tuluma konabilir; ama bir kez salıverildiklerinde insanın elinden çıkar.
Anadolu rüzgâr gülü — yön
Rüzgâr gülünün yazılı tek bir kaynağı yok; kuşaktan kuşağa aktarılan bir kavram bu, yönü rüzgârın adıyla söyleyen bir dizge. Yıldız, poyraz, gündoğusu, keşişleme, kıble, lodos, günbatısı, karayel. Dikkat yönde: her rüzgâr kendi yönünü taşıyor, ve o yön çoğu zaman bir dağa, bir denize, bir kente bağlı.
Gerilim: Odysseia'da rüzgâr, zapt edilmesi gereken bir güç: bir tanrı onu tuluma kapatıyor, bir insan hatası onu salıveriyor. Rüzgâr adlandırılıyor ama asıl mesele onu denetim altında tutmak. Anadolu rüzgâr gülü ise rüzgârı zapt etmeye çalışmıyor; onu tanımaya çalışıyor. Rıza Reis lodosu bağlayamaz; yalnızca onun adını bilip o gün denize çıkmamayı seçebilir. Biri rüzgâra hükmetme düşüncesini, öteki rüzgârla birlikte yaşama bilgisini taşıyor. Rıza Reis'in "bugün çıkmıyoruz" sözü, Aiolos'un tulumunun tam tersi: rüzgârı kapatmak yerine, onun için kapıyı kapatmak.
Benzetmenin sınırı
Kat 2 açısından rüzgâr adları gerçek birer işaret: bir yönü, bir sıcaklığı, bir deniz hâlini ve bir mevsimi birlikte kodluyor. Lodos dendiğinde Marmara'dan gelen ılık, hırçın bir rüzgâr anlaşılıyor; orkoz dendiğinde Boğaz'ın akıntısının döndüğü anlaşılıyor. Aydoğdu ve arkadaşlarının modeli, bu işaretin gerçek bir fiziksel olayla örtüştüğünü gösteriyor.
Ama kat 2'de bu işaretlerin bir sınırı da var. Rüzgâr adları yerel; bir yerde doğru, başka bir yerde yanıltıcı olabiliyor. İstanbul'dan bakınca anlamlı olan "keşişleme", Keşiş Dağı'nın görünmediği bir kıyıda yalnızca bir yön adı. Kökende kuzeyi anlatan "boreas", İstanbul'da kuzeydoğuya kaymış. "Meltem" iki ayrı rüzgârı birden anlatıyor. Bir rüzgâr adını okurken, onun hangi kıyıda, hangi coğrafyada doğduğunu da okumak gerekiyor; yoksa işaret yanlış bir yöne gösterebilir.
Odysseia'daki tulum ise bir doğa açıklaması değil. Homeros rüzgârları bir tanrının kilerine yerleştiriyor, çünkü onun anlattığı dünyada denizcinin kaderi rüzgâra bağlı ve o rüzgâr bir iradenin elinde. Bu anlatıyı rüzgârın nereden geldiğine dair bir kuram gibi okumak, onu yanlış bir sınava sokmak olur.
Gözlem görevi
Kayıt: Defterine sekiz yönlü bir rüzgâr gülü çiz ve her gün o günün rüzgârını gül üstünde işaretle. Yanına sıcaklığı, gökyüzünü ve bir sözcükle havanın karakterini yaz. Hafta sonunda en sık hangi rüzgârın estiğine ve hangisinin hangi havayla geldiğine bak. Çevrende rüzgâr adlarını bilen yaşlı birine, bir balıkçıya ya da bir çiftçiye, en çok hangi rüzgârdan çekindiğini sor.
Kentte: Kentte rüzgârın yönünü binalar saptırır; bu yüzden yüksek bir yerden ya da açık bir alandan bak. Bir köprünün, bir parkın, bir okul bahçesinin bayrağı iyi bir gösterge. Kentindeki yerel rüzgâr adlarını araştır: hangi rüzgâra hangi ad verilmiş, ve o ad hangi dağa, hangi denize, hangi kente gönderme yapıyor?
Sonraki derse köprü
Lodos esince gökyüzü kurşunileşiyor, poyraz esince açılıyor. Rüzgârlar bulutları getirip götürüyor; ama bir yaz öğleden sonrası, rüzgâr hiç yokken bile, bulutlar gözümüzün önünde büyüyebiliyor. Bir sonraki ders, öğleden sonra kabaran kümülüs bulutlarını okumaya çalışıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.