İçeriğe geç

5.3 · Seviye 5 · Hava ve mevsim

Gece gündüz eşitliği

Nevruzda gece ile gündüzün eşitlenmesi

Kat 2 · İzlerKat 3 · Bizim okumamız

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 5, Hava ve mevsim · 1.315 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Mart, Van. Yarın Nevruz. Hüseyin Amca'nın evinde kadınlar hamur yoğuruyor, avluda çocuklar ateş için çalı çırpı topluyor. Gölün üstünde hava ılık, dağlarda hâlâ kar var.

Hüseyin Amca torunu Rojda'yı yanına çağırıyor. Rojda lisede, fen bilimlerini seviyor. "Biliyor musun," diyor dedesi, "yarın gece ile gündüz eşit olacak. On iki saat gece, on iki saat gündüz. Yeni yıl onun için yarın başlar."

Rojda telefonundaki hava durumu uygulamasını açıyor, gün doğumu ve gün batımı saatlerine bakıyor. Bir süre hesap yapıyor, sonra kaşlarını kaldırıyor. "Dede, yarın gündüz geceden birkaç dakika uzun görünüyor. Tam eşit değil."

"Olur mu öyle şey?" diyor Hüseyin Amca. "Adı üstünde, gece gündüz eşitliği."

Rojda uygulamada geriye doğru kaydırıyor. "Birkaç gün önce daha eşitmiş. Yani gece ile gündüzün en eşit olduğu gün, yarından önceymiş."

Hüseyin Amca gülüyor. "Sen gene de yarın ateşin üstünden atla. Nevruz takvim için değil, bahar için."

Ne oluyor

Mart ve eylül aylarında, yılda iki kez, Güneş gökte ekvatorun tam üstünden geçer. 5.2'de gördüğümüz gündönümlerinin tam ortası bu iki an. O gün Güneş her yerde aşağı yukarı tam doğudan doğar, tam batıdan batar; ve Dünya'nın her yerinde gündüz ile gece birbirine çok yakın olur.

Ama Rojda'nın fark ettiği gibi bu eşitlik tam değil.

İki neden var. Birincisi, Güneş bir nokta değil, gökte küçük bir disk. Gün doğumu, diskin üst kenarı ufukta göründüğü an sayılıyor; gün batımı da üst kenarın kaybolduğu an. Böylece Güneş'in merkezi ufkun altındayken bile gündüz sayılan birkaç dakika oluyor. İkincisi, hava ışığı büküyor; ufkun biraz altındaki Güneş'in ışığı bize ulaşabiliyor. İki etki birlikte gündüzü uzatıyor.

Gece gündüz eşitliği yalnızca bir hesap değil; ufukta da izlenebilen bir an. İnsanlar Güneş'in doğuş noktasının ufuktaki yolculuğunu binlerce yıl önce de bir takvim olarak kullandı.

Chankillo'da Güneş, yılın bir ucunda dizinin bir başından, öbür ucunda öbür başından doğuyor. Gece gündüz eşitliğinde ise dizinin ortalarında bir yerden. Bir kuleden ötekine geçmek, takvimde bir adım ilerlemek demek.

Ne fark ettiriyor

Hüseyin Amca'nın "on iki saat gece, on iki saat gündüz" sözü, adın söylediğine güveniyor. Rojda'nın uygulaması ise adın ölçümle tam örtüşmediğini gösteriyor. Bu bir hata değil; ad, olayın özünü yakalıyor ama birkaç dakikalık ayrıntıyı bırakıyor. Bir şeyin adı ile o şeyin ölçümü arasında böyle küçük bir boşluk sık sık bulunuyor.

Rojda geriye doğru kaydırınca bir şaşırtıcı ayrıntı daha çıkıyor: en eşit gün, eşitlik gününden önce geliyor. Bu, gökteki olay ile yerdeki deneyim arasındaki farkı ortaya koyuyor. Gökbilimci için eşitlik, Güneş'in ekvatoru geçtiği an; ama bir insan için eşitlik, gündüzü ve geceyi kendi gözüyle ölçtüğünde gördüğü şey. Bu ikisi birkaç gün kayıyor.

Hüseyin Amca'nın son sözü ise üçüncü bir şeyi açıyor: Nevruz takvim için değil, bahar için. Bir bayram gökteki bir anı işaretleyebilir, ama bayramın kendisi o andan fazlası. Göl kıyısında karın erimesi, toprağın kokusu, ateşin üstünden atlayan çocuklar; bunlar gök hesabının içinde yok.

Bir de Van'ın kendisi var. Dağlarda kar dururken gölün kıyısında hava ılıyor. Gece gündüz eşitliği, bir yerin baharı için bir eşik; ama her yerin baharı aynı gün gelmiyor.

Gelenekler ne gördü

Âl-i İmrân 3:190 — ardışıklık

Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde akıl sahiblerine şüphesiz deliller vardır.

Ayetteki "ihtilâf" kelimesi hem "ardı ardına gelmek" hem "birbirinden farklı olmak" anlamına geliyor; Diyanet meali birinciyi seçiyor. Gece ile gündüzün birbirini izlemesi, düşünen için bir işaret sayılıyor. Dikkat ardışıklıkta: gece ile gündüzün nöbet değiştirmesinde, ve bu değişimin akıl sahiplerine bir şey söylemesinde.

Bîrûnî, el-Âsâru'l-bâkıye, Nevruz bölümü — kayıt

Ebü'l-Ferec'e şöyle dedim: «Farslar araya gün eklemeyi ihmal ettikleri için Nevruz günü asıl yerinden geriye kayıyor. O hâlde bu olay neden Nevruz'un ardında kalmıyor?

Bîrûnî, eski milletlerin takvimlerini anlattığı kitabında Nevruz'a dair anlatılanları topluyor. Bir matematikçi dostu, Bağdat yakınında Nevruz gecesi gizemli ateşler görüldüğünü anlatınca Bîrûnî bir soru soruyor: takvim kaydığı için Nevruz artık asıl yerinde değil; o hâlde bu ateşler hangi güne bağlı? Dostu cevap veremiyor. Dikkat kayıtta: bir bayramın günü ile gökteki olayın günü ayrılabiliyor, ve bunu fark etmek için takvimin kaydını tutmak gerekiyor.

Nevruz — yeniden başlamak

Nevruz bir metin değil, bir kavram ve bir bayram. Adı Farsçada "yeni gün" demek; ilkbahar gece gündüz eşitliği çevresinde, yılın ve baharın yeniden başladığı gün olarak kutlanıyor. Dikkat yeniden başlamakta: gece ile gündüzün denkleştiği an, yılın sıfırlandığı bir eşik olarak okunuyor.

Gerilim: Âl-i İmrân'da gece ile gündüzün ardışıklığı kendi başına bir işaret; düzenin kendisi düşünmeye çağırıyor. Bîrûnî ise o düzenin insan takvimine nasıl yansıdığını soruyor ve bir kayma buluyor: insanların bayram günü, gökteki olaydan ayrılmış. Biri gökteki düzene bakıyor, öbürü o düzeni kaydeden insan elinin hatasına. Nevruz geleneği ikisinin arasında duruyor: gökteki bir anı kutluyor, ama kutlama bir insan takvimine, bir topluluğun hafızasına bağlı. Rojda'nın birkaç dakikası, Bîrûnî'nin kayan Nevruz'unun küçük bir akrabası: ad ile gökyüzü arasında, ölçülünce görünen bir aralık.

Benzetmenin sınırı

Kat 2 açısından gece gündüz eşitliği gökte gerçek bir işaret: Güneş'in ekvatoru geçmesi, ufukta tam doğudan doğması. Chankillo'nun kuleleri bu işareti okumanın eski bir yolunu gösteriyor. Bu derste kat 2 bir ayrımı daha öğretiyor: işaretin kendisi ile onu adlandıran kelime arasındaki fark. "Eşitlik" kelimesi tam bir eşitlik vaat ediyor; işaret ise yaklaşık bir eşitlik veriyor. Bîrûnî'nin sorusu da aynı yere işaret ediyor: bir takvimdeki gün, gökteki olayın kendisi değil, onun kaydı; kayıt bozulursa gün kayar.

Kat 3 ise Nevruz'un "yeniden başlama" anlamına bakıyor. Gece ile gündüzün eşitlenmesini bir denge, bir yenilenme, bir sıfırlama olarak okumak güçlü bir okuma; ama gökte bir şey sıfırlanmıyor. Dünya, Güneş çevresindeki yolunda kesintisiz ilerliyor; "yılın başı" o yolun üstünde insanların seçtiği bir nokta. Başka toplumlar yılı kış gündönümünde, başka bir ayda başlattı.

Âl-i İmrân 3:190 da bir takvim kuralı koymuyor. Gece ile gündüzün ardışıklığını bir işaret olarak sunuyor; o işaretin hangi gün eşitleneceğini hesaplamıyor.

Gözlem görevi

Kayıt: Defterinde iki sütun aç: gündüz uzunluğu ve gece uzunluğu. Her gün bu iki sayıyı ve aralarındaki farkı yaz. Haftanın sonunda farkın sıfıra en yakın olduğu günü işaretle ve takvimdeki eşitlik günüyle karşılaştır. Çevrende bu dönemde kutlanan bir bayram ya da gelenek varsa, onu da tarihiyle not et.

Kentte: Kentte gün batımı binalar arkasında kalabilir, ama uzun, doğu-batı yönünde uzanan bir cadde varsa, eşitlik günlerinde Güneş o caddenin tam ucunda batar ya da doğar. Kentinde böyle bir caddeyi bul ve eşitlik günlerinde akşamüstü oraya git. Bir haritada caddenin yönünü kontrol etmek, Güneş'in nereden batacağını önceden tahmin etmeni sağlar.

Sonraki derse köprü

Gece gündüz eşitliğinde gündüz ve gece birbirine denkleşiyor. Ama her gün, kıyıda gündüz ile gece arasında başka bir değişim de oluyor: gündüz denizden esen rüzgâr, gece karadan esmeye başlıyor. Bir sonraki ders, rüzgâr nereden gelir sorusunu bu gündelik dönüşte arıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.