İçeriğe geç

5.2 · Seviye 5 · Hava ve mevsim

Gündönümü

Aynı pencereden giren ışığın yazın ve kışın farkı

Kat 2 · İzlerKat 3 · Bizim okumamız

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 5, Hava ve mevsim · 1.317 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Aralık sonu, Mardin. Meryem Hanım'ın taş evinin güneye bakan odasında, öğleye doğru, pencereden içeri giren güneş ışığı taş zeminde uzun bir dikdörtgen çiziyor. Dikdörtgenin ucu odanın en dibine, karşı duvarın dibindeki sedire kadar uzanıyor.

Meryem Hanım'ın yeğeni Yusuf mimarlık okuyor, tatil için gelmiş. Halasının zemindeki taşlardan birinin kenarına kazınmış ince bir çizik gösterdiğini görüyor. "Bu ne hala?"

"Işığın en uzağa gittiği yer," diyor Meryem Hanım. "Rahmetli annem kazımış. Her kış ışık buraya kadar gelir, sonra geri çekilmeye başlar. Kapının önündeki çiziği de gördün mü?"

Yusuf eşiğe bakıyor. Pencerenin hemen altında, duvarın dibinde bir çizik daha var. "O da yazın," diyor Meryem Hanım. "Haziranda ışık neredeyse içeri girmez. Pencerenin dibinde bir karış kalır, o kadar."

Akşamüstü Meryem Hanım Yusuf'u dama çıkarıyor. Ovaya bakan doğu tarafında uzaktaki tepeleri gösteriyor. "Şimdi Güneş şu sağdaki alçak tepenin arkasından doğuyor. Haziranda ise ta soldaki sivri tepeden doğar. İkisinin arasında gider gelir. Annem bunlara iki doğu derdi."

Yusuf iki tepe arasındaki açıyı gözüyle ölçmeye çalışıyor. "Ne zaman döner?"

"Şimdi," diyor Meryem Hanım. "Bu günlerde durur, sonra geri döner. Adı ondan: gündönümü."

Ne oluyor

5.1'de mevsimlerin nedeninin Dünya'nın eksen eğikliği olduğunu gördük. Eksen eğik olduğu için Güneş'in gökteki yolu yıl boyunca değişiyor: yazın yüksekten, kışın alçaktan geçiyor. Meryem Hanım'ın odasındaki iki çizik bu değişimin iki uç noktasını işaretliyor.

Kışın Güneş öğlen alçakta durduğu için ışığı pencereden yatık girer ve odanın derinlerine kadar uzanır. Yazın Güneş tepeye yakın durduğu için ışığı dike yakın düşer ve pencerenin dibinde kalır. Işığın en derine gittiği gün, Güneş'in öğlen en alçakta olduğu gün; en kısa kaldığı gün de Güneş'in en yüksekte olduğu gün.

Gündönümünün bir başka izi ufukta görülüyor. Güneş her gün tam doğudan doğmaz. Kuzey Yarımküre'de yazın kuzeydoğudan doğar, kışın güneydoğudan. Doğuş noktası yıl boyunca ufukta bir uçtan öbür uca gider gelir. Gündönümlerinde bu hareket yavaşlar, birkaç gün neredeyse yerinde durur ve yön değiştirir.

Meryem Hanım'ın iki tepesi, bu iki uç noktanın ufuktaki işaretleri. Aynı şeyi insanlar binlerce yıl önce de fark etti ve bazı yapıları bu işaretlere göre kurdu.

Yani Meryem Hanım'ın annesinin zemine kazıdığı çizik, çok eski bir işaret geleneğinin küçük bir akrabası. Işığın bir yüzeye düştüğü yer, bir takvim işi görebiliyor.

Ama bir yapının bir gündönümüne bakması, her yapıda bir takvim aramayı haklı çıkarmıyor.

Bu iki çalışma yan yana konunca bir işaretin nasıl okunacağına dair bir ders çıkıyor. Dombate'de ışık belirli bir günde belirli bir taşa düşüyor ve bu ölçülebiliyor. Stonehenge örneğinde ise taşların sayısından bir takvim çıkarmaya çalışmak, ölçümden çok yoruma dayanıyor.

Ne fark ettiriyor

Meryem Hanım'ın odası bir gözlem aleti. Pencere, ışığı belirli bir biçimde içeri alıyor; zemin, bir yüzey olarak o ışığı kaydediyor; çizikler ise yılların birikmiş gözlemini işaretliyor. Bunun için hiçbir ölçü aleti gerekmemiş. Yalnızca aynı yere her yıl bakmak ve fark edileni işaretlemek yetmiş.

"Gündönümü" kelimesinin kendisi de bir gözlemi saklıyor: gün dönüyor. Ama dönen şey gün değil, Güneş'in gökteki yolu. Işık her gün biraz daha derine gidiyor, sonra bir gün duruyor ve geri çekilmeye başlıyor. Bu duruş, odanın içinden bakınca da ufuktan bakınca da görülüyor: zemindeki ışığın ucu ve tepelerdeki doğuş noktası aynı anda dönüyor.

Bir de çiziklerin aktarılması var. Meryem Hanım'ın annesi bu çizikleri kazımış, Meryem Hanım onları yıllardır izliyor, şimdi Yusuf'a gösteriyor. Bir işaret, onu okuyacak biri olduğu sürece işaret. Okuyan biri kalmadığında, zemindeki bir çizik yalnızca bir çizik olur.

"İki doğu" sözü de dikkat çekici. Meryem Hanım'ın annesi için Güneş'in tek bir doğusu yoktu; iki ucu, ve aralarında bir yol vardı. Bu, "Güneş doğudan doğar" diye öğrenilen genel kuralın, bir yerde uzun süre yaşayan birinin gözünde nasıl inceldiğini gösteriyor.

Gelenekler ne gördü

Rahmân 55:17 — uçlar

O, iki doğunun Rabbidir, iki batının Rabbidir.

Ayet "doğu" ve "batı" kelimelerini ikil biçimiyle kullanıyor: iki doğu, iki batı. Kur'an aynı kelimeleri başka yerlerde tekil ve çoğul olarak da kullanıyor: Müzzemmil suresinde "doğunun ve batının Rabbi", Meâric suresinde "doğuların ve batıların Rabbi". Bu ayette ikil biçim seçilmiş. Dikkat uçlarda: bir şeyin iki ucunu adlandırmak, aradaki bütün yolu da kapsamak.

Vaiz 1:5 — dönüş

Güneş doğar, güneş batar; doğduğu yerine soluk soluğa koşar, orada yine doğar.

Vaiz kitabının açılışında Güneş, hiç bitmeyen bir yolculukta: doğar, batar, doğduğu yere geri koşar. İbranicedeki "şoef" kelimesi hem "soluk soluğa" hem "özlemle" anlamına geliyor; Güneş yorgun bir koşucu gibi. Dikkat dönüşte: her şey döner, ama dönüş yeni bir şey getirmez.

Gerilim: Rahmân'ın "iki doğu"su, Güneş'in yolunun iki ucunu adlandırıyor; ufukta iki ayrı yer, iki ayrı an. Vaiz ise Güneş'in hep "doğduğu yerine" döndüğünü söylüyor; sanki tek bir doğuş yeri var ve Güneş oraya geri koşuyor. Biri farkı, öbürü tekrarı öne çıkarıyor. Meryem Hanım'ın iki tepesi Rahmân'ın ayrımına yakın: doğuş yeri her gün kayıyor ve yılda iki kez yön değiştiriyor. Ama zemindeki çizikler Vaiz'i de doğruluyor: ışık her yıl aynı çiziğe geri dönüyor, ve bunu Meryem Hanım'ın annesi de görmüştü, Meryem Hanım da görüyor.

Benzetmenin sınırı

Kat 2 açısından Meryem Hanım'ın çizikleri gerçek birer işaret: Güneş'in gökteki konumunun zemine düşen kaydı. Bu kayıt doğru okunursa bir takvim işi görüyor. Ama kat 2'nin bir sınırı da var, ve Magli ile Belmonte'nin itirazı bu sınırı gösteriyor: bir yapının yönü bir işaret olabilir, ama her yönde, her sayıda bir işaret aramak, olmayan bir kaydı okumaya başlamak demek.

Kat 3 ise "gündönümü" ve "Güneş döner" dilinin Güneş'e ne yüklediğine bakıyor. Bu dil, Güneş'i yolunda yürüyen, bir yerde durup geri dönen bir yolcu gibi anlatıyor. Vaiz'in "soluk soluğa koşan" Güneş'i bu dilin en canlı örneği. Oysa Güneş'in gökteki yolunun değişmesi, Dünya'nın eğik ekseniyle Güneş çevresinde dönmesinin sonucu; Güneş bir yere gidip gelmiyor. Yolcu benzetmesi gözlemi anlatmak için çok kullanışlı, ama hareketin asıl sahibini gizliyor.

Rahmân 55:17 de bir ufuk ölçümü sunmuyor. "İki doğu"yu yaz ve kış doğuşlarına bağlamak bir okuma; ayetin kendisi yalnızca iki doğunun ve iki batının Rabbinden söz ediyor.

Gözlem görevi

Kayıt: Bandın üstüne tarihi, yanına bir deftere de gökyüzünün durumunu ve ışığın ucunun bir önceki işarete göre ne kadar ilerlediğini yaz. Doğuş ya da batış noktasını kabaca bir çizimde göster: hangi binanın, hangi ağacın arkasından doğdu? Sonunda bu işaretlerin bir gündönümü yakınında nasıl sıklaştığını gör.

Kentte: Kentte binalar ufku kapatıyor, ama bir apartmanın üst katından ya da bir köprüden batış noktasını izleyebilirsin. Bazı caddeler belirli günlerde batan Güneş'e tam hizalanır; kentindeki uzun, düz bir caddenin ucunda Güneş'in ne zaman battığını izle. Bir pencere de yeter: odanın bir köşesine düşen ışığın yeri, aylar içinde zeminde bir yol çizer.

Sonraki derse köprü

Gündönümleri Güneş'in yolunun iki ucu. Bu iki ucun tam ortasında, yılda iki kez, Güneş tam doğudan doğar ve gece ile gündüz neredeyse eşitlenir. Bir sonraki ders, Nevruz'da kutlanan bu gece gündüz eşitliği anına bakıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.