İçeriğe geç

4.1 · Seviye 4 · Su

Göl üstten donar

Buzun yüzmesi

Kat 3 · Bizim okumamız

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 4, Su · 1.303 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Ocak, Ardahan, Çıldır Gölü. Göl baştan sona buz tutmuş; üstünde atlı kızaklar gidip geliyor, kıyıda çay ocaklarından duman yükseliyor. Ankara'dan gelen Damla, buzun ortasında bir balıkçının açtığı deliğin başında durmuş, aşağı bakıyor. Delikten koyu, kıpırtısız bir su görünüyor; buzun kesitinde katman katman beyaz ve saydam çizgiler seçiliyor. Balıkçı Erkan ağını delikten aşağı salıyor.

"Altında balık mı var?" diye soruyor Damla. "Bu kadar soğukta?" Erkan gülüyor. "Var tabii. Buzun altında su donmuyor. Balık kışı orada geçiriyor."

Damla şaşırıyor. Buz kalın; Erkan delik açmak için uzun bir burgu kullanmış. Ama altındaki su sıvı. "Neden göl bütünüyle donmuyor?" diye soruyor. "Neden üstü donuyor da altı donmuyor?"

Erkan omuz silkiyor. "Allah'ın hikmeti," diyor. "Göl dibinden donsaydı, balık kalmazdı. Buz bir yorgan gibi, altındakileri koruyor."

Damla bir süre düşünüyor. Erkan'ın cevabı ona hem güzel hem eksik geliyor. Buz bir yorgan gibi koruyor, evet; ama neden? Neden su, öteki şeyler gibi önce dibinden katılaşmıyor? Erkan ağını çekerken Damla'nın aklında bu soru kalıyor.

Ne oluyor

Erkan'ın gözlemi doğru: göller yüzeyden donar ve buz suyun üstünde yüzer. Bunun nedeni suyun, öteki maddelerin çoğundan farklı, alışılmadık bir özelliği.

Çoğu madde soğudukça yoğunlaşır ve katı hâli sıvı hâlinden daha ağırdır; bu yüzden katı, sıvının dibine çöker. Su ise öyle değil. Su soğudukça yoğunlaşır, ama yalnızca yaklaşık 4 dereceye kadar. Bundan sonra soğumaya devam ederken yeniden genleşir. Donunca da buz, sudan daha hafif olur ve yüzer.

Bunun nedeni su moleküllerinin birbirine bağlanma biçimi. Sıvı suda moleküller birbirine sürekli kurulan ve çözülen bağlarla tutunur, aralarında az boşluk kalır. Donarken bu bağlar düzenli, açık bir örgüye oturur; örgünün içinde boşluklar oluşur. Bu yüzden aynı miktarda su, buz olunca daha fazla yer kaplar. Bunun gündelik bir kanıtını herkes görmüştür: dondurucuya unutulan ağzı kapalı bir su şişesi çatlar ya da şişer. Gölü üstten donduran şey, o şişeyi çatlatan şeyle aynı.

Bu anomali bir gölün kışını belirliyor. Sonbaharda yüzeydeki su soğuyup ağırlaşınca dibe çöker, yerine daha sıcak su yükselir. Bu karışma, bütün göl kabaca 4 dereceye inene kadar sürer. Sonra yüzey 4 derecenin altına soğumaya başlar; ama artık daha hafif olduğu için batmaz, üstte kalır. Sonunda yüzeyde buz oluşur. Altında, dipte, 4 dereceye yakın su kalır.

Erkan'ın "yorgan" benzetmesi fiziksel olarak doğru: buz, rüzgârın ve soğuk havanın suyu doğrudan soğutmasını engelliyor. Ama buzun altındaki hayat, uzun süre bilim insanlarının dikkatinden kaçtı.

Damla'nın sorusu, bilimin de uzun süre sormadığı bir soru: buzun altında ne oluyor? Cevap, Erkan'ın ağında: hayat devam ediyor.

Ama bu buz örtüsü, son yıllarda dünyanın pek çok yerinde değişiyor.

Çıldır Gölü bu çalışmada adı geçen göllerden biri olmayabilir. Ama Erkan'ın her kış kurduğu ağ, bu değişimin yerel bir tanığı olabilir: buzun ne zaman tuttuğu, ne zaman çözüldüğü, ne kadar kalın olduğu.

Ne fark ettiriyor

Erkan'ın cevabı iki ayrı şeyi bir arada söylüyor. Birincisi bir gözlem: göl üstten donuyor ve altındaki balıklar yaşıyor. İkincisi bir okuma: bu, balıkları korumak için böyle. Damla'nın içindeki "eksiklik" duygusu, bu iki şeyin arasındaki farkı seziyor.

Kat 3'ün sorusu tam olarak bu fark. Suyun 4 derecede en yoğun olması, balıkları korumak için mi? Yoksa suyun moleküler yapısının bir sonucu olup, balıklar bu sonuca uyum sağlayarak mı yaşıyor? Bilim ikinci cevabı veriyor: su, kendi fiziği yüzünden böyle davranıyor; göllerdeki yaşam da bu fiziğe uyarak gelişti. Bir şeyin işe yaraması, onun o iş için yapıldığını göstermiyor.

Ama Erkan'ın okuması da bir şeyi doğru görüyor: suyun bu tuhaf özelliği olmasaydı, yeryüzündeki göllerin çoğunun yaşamı bambaşka olurdu. Bir fiziksel gerçeğin, yaşam için ne kadar belirleyici olduğunu fark etmek, ona "hikmet" demekle "rastlantı" demek arasında bir yerde duruyor. Hangisini seçeceğimiz, bilimin değil, bizim bakışımızın konusu.

Bir de bilimin kendi dikkati var. Ozersky ve arkadaşlarının yazdığı gibi, göl bilimciler uzun süre buz örtüsü dönemine az ilgi gösterdi. Kış, ölü bir mevsim gibi görüldü. Buz üstünde balık tutan topluluklar ise buzun altındaki hayatı kuşaklardır biliyordu; Erkan'ın ağı o bilginin bugünkü hâli. Bazen bir topluluğun gündelik bilgisi, bilimin henüz bakmadığı bir yere çoktan bakmış oluyor.

Gelenekler ne gördü

Donan su iki metinde iki ayrı hayretle anılıyor.

Eyüp 38:29–30 — koruyan yüzey

Buz kimin rahminden çıktı? Göğün kırağısını kim doğurdu? Sular taş gibi gizlenir, derin suyun yüzü donar.

Tanrı Eyüp'e buzun ve kırağının kökenini sorar. Ayetin son dizesi bu dersin tam olayını anlatır: suyun yüzü donar, sular taş gibi gizlenir. Metnin dikkati donan yüzeyde: altındaki suyun gizlenmesinde, yüzeyin bir kapak gibi kapanmasında.

Enbiyâ 21:30 — sudan canlı

İnkar edenler, gökler ve yer yapışıkken onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi? İnanmıyorlar mı?

Ayet göklerin ve yerin ayrılışını anlattıktan sonra bütün canlıların sudan yaratıldığını söyler ve okuru bunu bilmemekle sorgular. Dikkati, suyun yaşamın kaynağı olmasında: canlı olan her şeyin sudan geldiği ve suya bağlı kaldığı gerçeğinde.

Gerilim: Eyüp'teki ayet donan suyu bir gizlenme, bir kapanma olarak anlatıyor; suyun yüzü taşa dönüyor. Enbiyâ ise suyu yaşamın kaynağı olarak anıyor. Biri suyun donup kapanmasına, öteki suyun hayat vermesine bakıyor. Çıldır Gölü ikisini birleştiriyor: yüzey taş gibi donuyor, ama tam bu donma, altındaki suyun ve onun taşıdığı hayatın kışı atlatmasını sağlıyor. Kapanan yüzey, hayatı gizleyerek koruyor. Erkan'ın "Allah'ın hikmeti" demesi bu iki ayeti bir araya getiriyor; Damla'nın "neden?" sorusu ise o hikmetin fiziğini arıyor.

Benzetmenin sınırı

"Buz bir yorgan gibi koruyor" demek fiziksel olarak isabetli bir benzetme: buz gerçekten yalıtıyor. Ama "koruyor" fiilinde bir niyet gizli. Buz kimseyi korumak istemiyor; suyun fiziği, sonuçta altındaki yaşamın kışı geçirmesine izin veriyor. Kat 3'ün dikkati, bu "için" kelimesinde: su balıklar için mi böyle davranıyor, yoksa balıklar suyun böyle davranmasından dolayı mı orada?

Bu soruya bilimin cevabı ikincisi. Ama bu cevap, Erkan'ın hayretini ortadan kaldırmıyor; yalnızca onun yerini değiştiriyor. Hayret, "balıklar için" yerine "suyun böyle tuhaf bir madde olması"na yöneliyor.

Eyüp ve Enbiyâ ise suyun yoğunluk anomalisinden söz etmiyor. Biri bir soru sorup insanın bilgisinin sınırını gösteriyor, öteki suyun yaşamla bağını hatırlatıyor.

Gözlem görevi

Kayıt: Her gözlemde tarih, hava sıcaklığı, buzun yeri ve kalınlığını yaz. Bir göletin buz tuttuğu ve çözüldüğü günleri bir mevsim boyunca not et. Yakınında yaşayan yaşlı birine, eskiden aynı gölet ya da göl ne zaman donardı, ne kadar donardı diye sor.

Kentte: Kentte süs havuzları ve çeşmelerin havuzları kışın donabilir. Bir havuzun yüzeyinde buz oluştuğunda, altındaki suyun hareketini, varsa balıkları gözle. Bir kovaya su koyup balkona bırakmak da donmanın nereden başladığını görmek için yeterli.

Sonraki derse köprü

Göl donunca su taşa döner. Ama sıvı su da kendine özgü biçimler alır: bir lahana yaprağının üstünde yuvarlanan, yaprağa tutunmadan kayıp giden bir damla. Yapraktaki damla, suyun başka bir yüzü.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.