3.11 · Seviye 3 · Gökyüzü ve ışık
Dolunay insanları etkiler mi?
Dolunay gecesi hikâyeleri
Kat 1 · Canlıların diliKat 3 · Bizim okumamız
Doğanın Dili Akademisi — Seviye 3, Gökyüzü ve ışık · 1.304 kelime · 3 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme
Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Olay
Mart, Bursa'da bir devlet hastanesinin acil servisi. Gece vardiyası daha yeni başlamış, bekleme salonu sakin. Hemşire Nurcan on beş yıldır acilde çalışıyor. Asistan doktor Kerem ise acile yeni gelmiş. Nurcan pencereden dışarı bakıp iç çekiyor: "Bu gece dolunay. Hazır ol, acil dolacak."
Kerem gülüyor. "Gerçekten mi? Ben bunu hep bir şaka sandım." Nurcan ciddi: "Şaka değil. On beş yıldır görüyorum. Dolunay gecelerinde her şey çıldırır. Kavgalar, kazalar, doğumlar. Herkes bilir."
Gece gerçekten de baştan sona yoğun geçiyor. Bir trafik kazası, iki kavga, bir doğum, bir sürü karın ağrısı. Sabaha karşı Nurcan yorgun bir gülümsemeyle Kerem'e bakıyor: "Ne dedim?"
Kerem o sabah kafasında bir soruyla eve gidiyor: dolunay gecesi gerçekten mi daha yoğundu, yoksa yoğun bir gece mi dolunaya denk geldi? Bir hafta sonra bir şey yapmaya karar veriyor. Hastanenin son bir yıllık acil kayıtlarını istiyor ve her geceyi ayın evresine göre sınıflandırıyor. İki hafta sonra sonucu Nurcan'a gösteriyor. Dolunay geceleri ile öteki geceler arasında hasta sayısında belirgin bir fark yok. Nurcan şaşırıyor, tabloya uzun uzun bakıyor. "Ama ben görüyorum," diyor. "Her dolunay." Sonra bir an duruyor ve ekliyor: "Belki de yalnızca dolunay gecelerini sayıyorum."
Ne oluyor
Nurcan'ın inancı çok yaygın ve çok eski; bilim insanları da onu uzun zamandır sınıyor. Rotton ile Kelly'nin 1985'te Psychological Bulletin'de yayımlanan Much ado about the full moon: A meta-analysis of lunar-lunacy research başlıklı çalışması, adından da anlaşılacağı gibi, Ay ile "çılgınlık" arasında ilişki arayan araştırmaları bir arada değerlendirdi ve bu konuda çok gürültü koparıldığını düşündüren bir başlık seçti.
Bu inancın izleri dillerde de duruyor. İngilizcede eskiden akıl hastalarına "lunatic" denmesi, Latincede Ay anlamına gelen "luna" kelimesinden geliyor. Bir inanç kelimelere yerleşince, onu sorgulamak daha da zorlaşıyor; kelime her kullanıldığında inancı sessizce yeniden onaylıyor.
Ama hikâye bu kadar basit değil. Ay'ın insan üzerinde gerçekten bir etkisi olup olmadığı sorusu, özellikle uyku konusunda, bilimde hâlâ tartışılıyor.
Bu sonuç büyük ilgi gördü. Ama ardından gelen bir çalışmanın başlığı, Cordi ve arkadaşlarının 2014'te aynı dergide yayımladığı Lunar cycle effects on sleep and the file drawer problem, tabloyu karmaşıklaştırıyor.
Başlığın işaret ettiği şey şu: belki Ay'ın uykuya etkisini bulan çalışmalar yayımlandı, bulamayanlar yayımlanmadı. O zaman yayımlanmış literatür, gerçeği abartılı gösterebilir.
Ama tartışmaya yeni bir boyut ekleyen bir saha çalışması da var.
Bu sonuçlar, Ay'ın insan üzerinde bir etkisi varsa, bunun çılgınlık, kaza ya da kavga gibi dramatik olaylardan çok, uyku gibi ince ve ölçülmesi zor bir alanda olabileceğini düşündürüyor. Ve bu alanda bile kanıt karışık.
Bazı araştırmacılar daha da ileri gidiyor.
Ne fark ettiriyor
Nurcan'ın on beş yıllık gözlemi neden kayıtlarla uyuşmadı? Cevabın bir kısmı, 1.11'de gördüğümüz doğrulama yanlılığında. Dolunay gecesi yoğun geçerse, Nurcan bunu hatırlıyor: "Ne dedim?" Dolunay gecesi sakin geçerse, ya fark etmiyor ya da unutuyor. Dolunay olmayan bir gece yoğun geçerse, onu Ay'a bağlamıyor. Bu yüzden zihnindeki kayıt, dolunay ile yoğunluk arasında hep bir bağ gösteriyor.
Kerem'in yaptığı şey basit ama güçlü: bütün geceleri saymak. Yalnızca hatırlananları değil, unutulanları da. Kayıtlar, hafızanın seçtiğini değil, olanın tamamını tutuyor. Elbette tek bir hastanenin bir yıllık kaydı kesin bir hüküm vermeye yetmez; ama Nurcan'ın on beş yıllık hafızasından daha az seçici bir tanık.
Ama bu dersin ince yanı, Nurcan'ın tamamen yanılmadığı ihtimali. Ay'ın insanın uykusunu biraz etkileyip etkilemediği hâlâ açık bir soru. Dramatik bir "çılgınlık" yok; ama belki birkaç dakikalık, ölçülmesi zor, ince bir etki var. Bir inancı çürütmek ile onun ardındaki küçük gerçek parçasını görmek arasında bir denge gerekiyor. Casiraghi ve arkadaşlarının bulgusu doğruysa, dolunaydan önceki gecelerde insanlar biraz daha geç uyuyor olabilir; ama bu, acil servislerin dolması için yeterli bir açıklama değil. Küçük bir gerçek, büyük bir efsaneye dönüşebiliyor; bir efsaneyi bütünüyle atmak da o küçük gerçeği kaybettirebiliyor.
Bir de bilimin kendi içindeki doğrulama yanlılığı var. Çekmece sorunu, bilim insanlarının da Nurcan'a benzeyebileceğini gösteriyor: bulunan sonuç görünüyor, bulunamayan sonuç çekmecede kalıyor. Bu yüzden tek bir çalışmaya değil, bütün kanıtın toplamına bakmak gerekiyor.
Nurcan'ın inancının bir de toplumsal yanı var. Acil servis çalışanları arasında dolunay hikâyeleri kuşaktan kuşağa aktarılıyor. Yeni gelen bir asistan, ilk dolunay gecesinde "hazır ol" uyarısını duyuyor; gece yoğun geçerse uyarı doğrulanmış oluyor, sakin geçerse unutuluyor. Böylece inanç, her yeni çalışanın hafızasında yeniden kuruluyor. Kerem'in tablosu, bu zinciri kırmanın bir yolu: hikâyeyi değil, sayıyı aktarmak.
Benzetmenin sınırı
Dolunay sorusu iki ayrı soruya bölünüyor. Kat 1'de sorulan: Ay'ın ışığı ya da döngüsü, insanın bedenine gerçekten bir sinyal gibi ulaşıyor mu? Uyku araştırmaları bu konuda karışık ama ilginç bir tablo çiziyor; özellikle elektrik öncesi topluluklarda ay ışığının uyku saatlerini değiştirmiş olması akla yatkın.
Kat 3 açısından ise asıl hikâye bizim okumamızda. "Dolunay geceleri her şey çıldırır" cümlesi, bir hafıza yanılgısının ürünü olabilir. Ay ışığının uykuyu biraz geciktirmesi ile dolunayın insanları "çıldırtması" arasında büyük bir mesafe var; ve bu mesafeyi, hafızamızın seçici dikkati dolduruyor.
"Ay insanı etkiler" cümlesi bu yüzden iki farklı anlama gelebiliyor: ölçülebilir, küçük bir fizyolojik etki ya da kulaktan kulağa büyüyen bir efsane. İkisini birbirinden ayırmak, bu dersin asıl işi.
Gözlem görevi
Kayıt: İki ayın sonunda her geceyi ayın evresine göre gruplandır: yeni aya yakın geceler, dolunaya yakın geceler ve aradaki geceler. Her grup için ortalama uyku süreni ve "yoğun" ya da "huzursuz" olarak işaretlediğin günlerin sayısını hesapla. Dolunay grubunda bir fark görüyor musun? Kayıt tutarken ayın evresini bilmemenin neden önemli olduğunu düşün: Cajochen ve arkadaşlarının çalışmasında da ne katılımcılar ne araştırmacılar Ay'a göre bir analiz yapılacağını biliyordu. Bilmemek, beklentinin kaydı bozmasını önlüyor. Sonuç ne çıkarsa çıksın, iki aylık bir kişisel kayıt bir kanıt değil, bir alıştırma; ama Nurcan'ın hafızasından daha dürüst bir alıştırma.
Kentte: Kentte sokak lambaları ve perdeler ay ışığının çoğunu engeller. Bu yüzden ay ışığının uykuya etkisi, kentte yaşayan birinde köyde yaşayan birinden farklı olabilir. Kendi yatak odana dolunay gecesi ne kadar ay ışığı girdiğine bak ve kaydına ekle.
Sonraki derse köprü
Gökyüzü ve ışık burada kapanıyor: mavinin, kızıllığın, gölgenin, yıldızın ve Ay'ın okunuşu. Bir sonraki seviyede göğün yere bıraktığına, suya bakıyoruz. Bir kış sabahı bir gölün yüzü buz tutar, ama altında balıklar yüzmeyi sürdürür. Göl neden dibinden değil de üstten donar?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.