İçeriğe geç

3.5 · Seviye 3 · Gökyüzü ve ışık

Ay'ın hep aynı yüzü

Bir ay boyunca değişmeyen Ay lekeleri

Kat 3 · Bizim okumamız

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 3, Gökyüzü ve ışık · 1.305 kelime · 3 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Ekim, Ankara Gölbaşı'nda bir site. Kadir yirmi yıldır gece bekçiliği yapıyor. Nöbet kulübesinin penceresinden her gece göğe bakıyor, Ay doğduğunda onu izliyor. Bir şey hep aklına takılmış: Ay hilal de olsa dolunay da olsa, üstündeki lekeler hep aynı yerde. Sanki hep aynı yüzle bakıyor.

Bu gece kulübeye sitenin yeni kiracısı Ji-woo uğruyor. Koreli bir yüksek lisans öğrencisi; gece geç saatte laboratuvardan dönüyor, elinde bir termos çay, Kadir'e de bir bardak dolduruyor. Dolunay tam tepede. Kadir Ay'ı gösteriyor: "Bak, yüzü var. Gözleri, ağzı. Biz çocukken Ay dede derdik."

Ji-woo uzun uzun bakıyor ve gülüyor. "Ben yüz göremiyorum," diyor. "Biz orada bir tavşan görürüz. Pirinç keki döven bir tavşan. Şurası kulakları, şurası havanı." Kadir bakıyor, bir süre arıyor. Sonra birden görüyor: evet, bir tavşan. Ama gözünü kırpınca tavşan kayboluyor, yüz geri geliyor.

Ji-woo çayından bir yudum alıp merakla soruyor: "Ay'ın öbür yüzünü hiç görmedin mi?" Kadir omuz silkiyor. "Yirmi yıldır hep bu yüzü görüyorum." Sonra düşünüyor: hiç merak etmemiş. Her gece karşısında duran bir şeyin arkasını sormak aklına gelmemiş.

Ne oluyor

Kadir'in yirmi yıllık gözlemi doğru: Ay'ın Dünya'ya hep aynı yüzü dönük.

Ama Kadir'in "hep aynı yüz" demesi tam olarak doğru değil. Ay biraz sallanıyor.

Yani Kadir yirmi yıldır Ay'ın yarısından biraz fazlasını görüyor. Ama kalan bölümü, Ay'ın "arka yüzünü", hiçbir gözlemci Dünya'dan göremez; o ancak uzay araçlarıyla fotoğraflanabildi. İnsanlık binlerce yıl Ay'a baktı ve yarısına yakınını hiç görmedi.

Kadir ile Ji-woo'nun gördüğü yüz ve tavşan ise Ay'da değil, onların gözünde.

Ay'ın koyu lekeleri, eski lav düzlükleri, hep aynı yerde. Ama o lekelerden hangi biçimi çıkaracağımız, beynimizin hızlı ve aceleci yüz arama mekanizmasına ve büyüdüğümüz kültürün bize öğrettiği biçimlere bağlı. Kadir yüzü, Ji-woo tavşanı görüyor; ikisi de aynı lekelere bakıyor.

Bu iki okumanın hangisinin "doğru" olduğunu sormanın bir anlamı yok. Lekeler ne yüz ne tavşan; koyu ve açık bölgelerden oluşan bir desen. Ama bir kültür o desende yüz, öteki tavşan görmeyi öğretmiş; ve öğretilen biçim, bir kez görülünce kolay kolay bırakılmıyor. Kadir'in tavşanı bir anlığına yakalayıp sonra yeniden yüze dönmesi, alışkanlığın gücünü gösteriyor. Ji-woo da muhtemelen Kadir'in yüzünü görmekte aynı zorluğu çekerdi.

Ne fark ettiriyor

Kadir yirmi yıl boyunca Ay'ın aynı yüzünü gördü ve bunun bir anlamı olduğunu sezdi. Haklıydı: bu sabitliğin arkasında bir fizik var, Ay'ın dönüşünün yörüngesine kilitlenmesi. Ama bu sabitlik mutlak değil; Ay hafifçe sallanıyor ve zamanla yarıdan biraz fazlası görünüyor.

Burada iki farklı sabitlik var. Biri Ay'ın: lekeler gerçekten hep aynı yerde. Öteki bizim: o lekelerde hep aynı biçimi görmemiz. Birincisi fiziğin, ikincisi kültürün ve beynin sabitliği. Kadir'in "Ay dede"si ile Ji-woo'nun tavşanı, aynı lekelerin iki farklı okuması.

Kadir'in tavşanı bir anlığına görüp sonra yeniden yüzü görmesi, algının ne kadar kararsız olabildiğini gösteriyor. Aynı görüntü iki biçime de açık; ama beyin bir anda yalnızca birini seçiyor. Ji-woo olmasaydı Kadir tavşanı hiç görmeyecekti. Bazı biçimler, ancak başka bir yerden bakan biri parmağıyla gösterdiğinde belirir.

Bir de görünmeyen yüz var. Kadir yirmi yıldır Ay'a bakıyor, ama Ay'ın arka yüzünü hiç görmedi ve göremez. Her gece görünen bir şeyin bile bir yanı hep saklı kalabiliyor. Bunu bilmek, gördüğümüzün bütün olmadığını hatırlatıyor.

Kadir'in yirmi yıllık gözlemi bir bakıma 2.7'deki Halil Bey'in defterine benziyor: uzun süreli, sabırlı, bir yere ait bir bakış. Ama Kadir'in gözlemi bir şeyin değişimini değil, değişmemesini kaydediyor. Değişmeyen bir şeyi fark etmek, değişeni fark etmekten zor olabilir; çünkü dikkat çoğu zaman farka yönelir. Kadir bu sabitliği fark etmiş, ama nedenini hiç sormamıştı. Ji-woo'nun sorusu, onu yirmi yıllık bir alışkanlığın dışına çıkardı.

Gelenekler ne gördü

Ay'ın düzeni iki metinde iki farklı biçimde anılıyor: biri hareketinde, öteki sabitliğinde.

Yâsîn 36:40 — yörünge

Aya erişmek güneşe düşmez. Gece de gündüzü geçemez. Her biri bir yörüngede yürürler.

Ayet güneşi, ayı, geceyi ve gündüzü bir düzen içinde anlatır: hiçbiri ötekinin yerini almaz, her biri kendi yolunda ilerler. Arapça ifade "yüzmek" anlamına da gelen bir fiil kullanır. Ayetin dikkati, sürekli bir hareketin içindeki düzende.

Mezmur 89:37 — sadık tanık

Ay gibi sonsuza dek sağlam duracak, gökteki sadık bir tanık gibi.

Mezmur, bir soyun sürekliliğini Ay'a benzetir: Ay gökte sadık bir tanık gibi hep orada. Metnin dikkati Ay'ın değişmezliğinde, her gece aynı yerde ve aynı yüzle duran bir tanıkta.

Gerilim: Yâsîn suresi Ay'ı hareketiyle anlatıyor: her şey kendi yörüngesinde yürüyor, hiçbir şey yerinde durmuyor. Mezmur ise Ay'ı sabitliğiyle anlatıyor: değişmeyen, sadık bir tanık. Biri hareketi, öteki kalıcılığı görüyor. Ay'ın hep aynı yüzü ikisini birden doğruluyor: Ay durmadan dönüyor ve Dünya'nın çevresinde yürüyor; ama bu iki hareket birbirine öyle kilitlenmiş ki, sonuç değişmeyen bir yüz. Kadir'in gördüğü sabitlik, aslında iki hareketin uyumundan doğuyor.

Benzetmenin sınırı

"Ay bize hep aynı yüzünü gösteriyor" cümlesi, Ay'a bir niyet yüklüyor gibi. Oysa Ay hiçbir şey göstermiyor; dönüşü yörüngesine kilitlenmiş, o kadar. Kat 3'ün konusu bu cümlenin ikinci yarısında: o yüzde ne gördüğümüz. Ay dede, tavşan, kadın, ağaç altında oturan adam; bunlar Ay'ın değil, bakanların kültürünün ve beyninin ürünleri.

Bunları "yanılsama" diye küçümsemek de doğru değil. Wardle ve arkadaşlarının bulgusu, yüz görmenin beynin hızlı ve duyarlı bir mekanizması olduğunu gösteriyor. Bu mekanizma, gerçek yüzleri kaçırmamak için yanlış alarmları göze alıyor. Ay'daki yüz, bu bedelin zararsız ve güzel bir örneği. Üstelik aynı çalışma, yanıltıcı yüzün beyinde çok kısa süre içinde sıradan bir nesneye dönüştüğünü de söylüyor; yani beyin hem yüzü görüyor hem de çabucak onun bir yüz olmadığını biliyor. Kadir Ay dedeyi görürken Ay'da bir dede olmadığını da biliyor.

Yâsîn ve Mezmur ise Ay'ın gelgit kilitlenmesinden söz etmiyor. Biri göklerin düzenini, öteki bir sözün kalıcılığını Ay üzerinden anlatıyor.

Gözlem görevi

Kayıt: Her gözlemde tarihi, saati, Ay'ın evresini yaz ve lekelerin kabaca bir çizimini yap. Ay sonunda çizimleri ince kâğıda geçirip üst üste koy: lekeler aynı yerde mi? Dolunayda gördüğün biçimi ve başkasının gördüğü biçimi ayrı ayrı not et. Bir dürbünün varsa Ay'ın kenarına yakın bir krateri birkaç gece izle; kenara yaklaşıp uzaklaşıyor mu?

Kentte: Kentte ışık kirliliği Ay'ı gizlemez; Ay kent ışıklarından çok daha parlaktır, sokak lambalarının arasında bile lekeleri seçilir. Bir balkondan ya da bir pencereden de Ay'ın lekelerini rahatça görebilirsin. Ay'ın ufka yakınken daha büyük görünmesi de ayrı bir soru; onu da not et.

Sonraki derse köprü

Ay'ın yüzü değişmiyor, ama ışığı her gece başka. İnce bir yaydan başlayan ve gece gece büyüyen ışığın ilk hâli, hilal, hangi yöne bakar ve neden?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.