İçeriğe geç

2.10 · Seviye 2 · İzler ve işaretler

Yosun kuzeyi gösterir mi?

Ağacın her yanında yosun

Kat 2 · İzler

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 2, İzler ve işaretler · 1.309 kelime · 3 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Ekim, Bolu Yedigöller. Bir şirketin hafta sonu doğa etkinliği. Eğitmen Tuncay Bey, yirmi kişilik grubu kayın ormanının içinde bir açıklığa topluyor. "Telefonunuz çekmiyor, pusulanız yok," diyor. "Yönünüzü nasıl bulursunuz?" Kimse cevap vermeyince bir ağacın gövdesini gösteriyor: "Yosun. Yosun her zaman kuzey tarafta olur. Ağaca bakın, yosunun olduğu yer kuzeydir."

Grup başını sallıyor. Yalnızca Ayten Hanım çantasından küçük bir pusula çıkarıyor. Harita mühendisi; pusulasız ormana girmiyor. Tuncay Bey'in gösterdiği ağacın yanına gidip bakıyor. Yosun gerçekten bir tarafta yoğun. Ama pusula o tarafın doğu olduğunu gösteriyor.

Ayten Hanım bir ağaç daha deniyor. Bu ağacın gövdesi baştan aşağı, her yanı yosunlu. Üçüncü ağaçta yosun güneybatıda. Dördüncüsü bir dere kenarında, yosun dereye bakan tarafta. Açıklığın kenarında, tek başına duran beşinci bir ağaçta ise yosun gerçekten kuzey yüzde, öteki yüzleri kuru.

Ayten Hanım kalkıp Tuncay Bey'e pusulayı gösteriyor. "Beş ağaçtan biri kuzeyi gösterdi," diyor. "O da açıkta duran." Tuncay Bey bir an susuyor, sonra gülüyor: "O zaman yosun bize kuzeyi değil, başka bir şeyi söylüyor olmalı."

Ne oluyor

Tuncay Bey'in öğrettiği kural, yön bulma üzerine en çok tekrarlanan halk bilgilerinden biri. Ama Ayten Hanım'ın beş ağacı, kuralın neden güvenilmez olduğunu gösteriyor.

Yosunun neden bir yanda toplandığını anlamak için yosunun neye ihtiyaç duyduğuna bakmak gerekiyor.

Burada kilit söz "gölge". Yosun kuzeyi değil, gölgeyi ve nemi arıyor. Açıkta tek başına duran bir ağaçta, güneş gün boyu güney yüzü kuruttuğu için, nem kuzey yüzde kalıyor. Ama sık bir ormanda her yüz gölgede; o zaman yosun her yanı sarıyor. Bir dere kenarında, nem dereden geliyor ve yosun dereye bakıyor.

Gövdenin eğimi de bu mikroklimayı değiştiriyor.

Bu çalışma, yosunun ağaçtaki yerini belirleyen şeyin tek bir pusula yönü olmadığını, suyun gövde üzerinde nasıl aktığı, nereye çöktüğü, kabuğun ne kadar asidik olduğu gibi pek çok etkenin üst üste bindiğini gösteriyor. Eğik bir ağacın üst yüzü yağmuru tutar, alt yüzü kuru kalabilir; bu da kuzeyle güneyle ilgisi olmayan bir ayrım.

Bir de bölge var. Türkiye'nin birçok yeri kurak ya da yarı kurak.

Bu çalışma, yosunun Türkiye'nin yarı kurak ormanlarında suya ne kadar bağımlı olduğunu hatırlatıyor. Yedigöller'in nemli kayın ormanında yosun her yüzü sarabiliyor; Eldivan'ın yarı kurak ormanında ise yosun, ağaçta ancak nemin kalabildiği yerlerde tutunuyor. Aynı kural iki ormanda aynı biçimde işlemiyor. Kuralı öğrendiğin ormanla onu kullanacağın orman aynı olmayabilir; bir kuralın nerede doğduğunu bilmek, nerede işe yarayacağını kestirmeye yardım eder.

Ne fark ettiriyor

Tuncay Bey'in kuralı tamamen yanlış değil. Kuzey yarımkürede, açıkta tek başına duran ağaçlarda yosun gerçekten kuzey yüzde daha sık bulunabilir. Ama kural, bu koşulu söylemeden bütün ağaçlara genelleştirilmiş. Sonuç: beş ağaçtan biri doğru, dördü yanıltıcı.

Bir işaretin nasıl yanlış bir kurala dönüşebildiğini görmek ilginç. Yosun gerçekten bir şey kaydediyor: ağacın hangi yüzünün daha nemli ve gölgeli olduğunu. Bu çoğu zaman kuzeyle çakışıyor. İnsanlar bu çakışmayı görmüş ve kısa bir kurala çevirmiş: "Yosun kuzeydedir." Kural akılda kalıcı; ama aradaki adımı, yani "çünkü kuzey en gölgeli yüzdür", atlıyor. O adım atlanınca, gölgenin başka yerden geldiği her durumda kural çöküyor.

Ayten Hanım'ın yaptığı şey, bir kuralı sınamanın en basit yolu: aynı kuralı birçok ağaçta deneyip sonucu saymak. Bir tek ağaca bakan Tuncay Bey kuralı doğruladı; beş ağaca bakan Ayten Hanım çürüttü. Bir kural ne kadar çok yerde denenirse, ne zaman işlediği ve ne zaman işlemediği o kadar iyi görünür.

Peki böyle bir kural neden bu kadar uzun yaşıyor? Belki de çünkü pek az insan onu gerçekten kullanmak zorunda kalıyor. Ormanda kaybolup yosuna bakarak yön bulmaya çalışan biri yanılırsa, bu hikâye çoğu zaman anlatılmıyor. Tuncay Bey gibi kuralı öğretenler ise onu bir ağaçta gösterip geçiyor. Kural sınanmadığı sürece, akılda kalıcı olması yetiyor. 2.6'daki akşam kızıllığı sözünde olduğu gibi, burada da kuralın değerini ölçmenin yolu, onu tuttuğu yerlerde değil, tutmadığı yerlerde de saymak.

Bir de kuralın verdiği güven var. Pusulası olmayan biri için "yosun kuzeydedir" demek, bir belirsizliği kapatıyor. Ama yanlış bir kesinlik, açıkça bilinen bir belirsizlikten daha tehlikeli olabilir. Ayten Hanım'ın beş ağacı, yosuna bakarak yürüyen birinin kuzeye değil, rastgele bir yöne gidebileceğini gösteriyordu.

Tuncay Bey'in son cümlesi ise asıl dersi taşıyor: yosun kuzeyi değil, başka bir şeyi söylüyor. Ağacın hangi yüzünün nemli kaldığını, suyun nereden geldiğini, güneşin nereye vurduğunu. Kuzeyi sormak yerine bunu sorarsak, yosun gerçekten bir şey anlatmaya başlıyor.

Benzetmenin sınırı

Yosun kasıtsız bir kayıt: ağacın yüzündeki nem ve gölgenin izi. "Yosun kuzeyi gösterir" ya da "yosun nemi söyler" demek bir benzetme. Yosun hiçbir şey göstermiyor; yalnızca uygun koşulları bulduğu yerde büyüyor. İşaret, onu okuyan insanın kurduğu bir bağlantı.

Bu derste sınanan şey, işaretin kendisi değil, ondan çıkarılan kural. Yosunun nem ve gölgeyi kaydettiği doğru; o kaydın her zaman kuzeyle çakıştığı ise yanlış. Kat 2'nin bütün derslerinde aynı soru çıktı: bir iz neyin izi? Yosun burada en açık örnek: bir izi yanlış şeyin izi olarak okumak, insanı ormanda kaybettirebilir.

Kural yalnızca kuzey yarımkürede ve yalnızca belirli koşullarda kısmen doğru. Ekvatora yakın yerlerde güneş yıl içinde kâh kuzeyden kâh güneyden geçtiği için gölgeli yüz mevsimden mevsime değişiyor; güney yarımkürede ise ilişki tersine dönüyor.

Gözlem görevi

Kayıt: Ağaçları numaralandır ve her birinin yanına konumunu (açıkta mı, grubun içinde mi, su kenarında mı), yosunun en yoğun yüzünün yönünü ve gövdenin eğik olup olmadığını yaz. On ağacın sonunda say: kaç ağaçta yosun kuzeydeydi? Açıktaki ağaçlarda kuzey oranı, gruptakilerden yüksek mi? Yosunun yönü kuzeyden saptığında, nemin nereden gelmiş olabileceğine dair bir tahmin yaz: bir dere, eğik gövdenin üst yüzü, komşu bir ağacın gölgesi, sık sulanan bir çimen. Sonra o tahmini yerinde kontrol et; tahminin tuttuğu ağaçları ayrıca işaretle.

Kentte: Kentte yosun en çok kuzeye bakan duvarlarda, çatı saçaklarının altında, sulanan çimenliklerin kenarındaki taşlarda ve gölgeli avlularda görülür. Bir binanın dört yüzündeki duvar diplerine bakarak hangi yüzün en nemli kaldığını yosundan okumaya çalış; sonra binanın yönünü bir haritadan ya da pusuladan kontrol et.

Sonraki derse köprü

Seviye 2 burada kapanıyor: izler, kayıtlar ve onları doğru okumanın güçlüğü. Bir sonraki seviyede göğün kendisine bakıyoruz: her gün başımızın üstünde duran ama nedenini çoğumuzun bilmediği bir renk. Gökyüzü neden mavi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.