İçeriğe geç

2.9 · Seviye 2 · İzler ve işaretler

Yaban patikaları

Çimde insanların açtığı kestirme yol

Kat 2 · İzler

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 2, İzler ve işaretler · 1.319 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Nisan, Eskişehir'de bir üniversite kampüsü. Kütüphane ile yemekhane arasında, iki beton yolun dik açıyla buluştuğu köşede geniş bir çimenlik var. Çimenliğin ortasından, köşeyi kesen ince, çıplak bir toprak şerit geçiyor. Çimen o şeridin üstünde bitmiş; iki yanında ise yemyeşil.

Bahçıvan Nurettin Usta yirmi yıldır bu kampüste çalışıyor. Her ilkbahar o şeridi kazıp yeniden çim ekiyor, kenarına "Çimlere basmayınız" yazan küçük bir tabela dikiyor. Her yıl birkaç hafta içinde şerit yeniden beliriyor. Tabela da çoğu zaman bir süre sonra devrilmiş oluyor.

Bu yıl kampüse yeni bir peyzaj mimarı gelmiş, Gizem Hanım. Nurettin Usta'yı şeridi yeniden ekerken görüyor ve yanına geliyor. "Usta, bu yolu yirmi yıldır kim açıyor?" diye soruyor. Nurettin Usta omuz silkiyor: "Öğrenciler. Kısa yol ya." Gizem Hanım bir süre bakıyor. "Belki biz yanlış yerden yol yapmışız," diyor. "Onlar doğru yeri bulmuş."

Nurettin Usta tırmığını bırakıyor. Yirmi yıldır kapatmaya çalıştığı şeyin bir yol olduğunu hiç düşünmemiş. Kapatmaya çalıştığı her bahar, yolun bir kez daha açıldığını da kendi gözüyle görmüş, ama bunu hep bir inat saymış.

Ne oluyor

Nurettin Usta'nın her yıl kapattığı şerit, kentlerin her yerinde görülen bir izin örneği.

Bu patikalar kimsenin bilinçli bir kararıyla açılmıyor. Her yürüyen yalnızca kendi kısa yolunu seçiyor. Ama yüzlerce kişinin küçük seçimleri üst üste binince, ortaya bir yol ağı çıkıyor.

Bu süreç modellenebiliyor.

Bu modelin özü bir geri besleme döngüsü. Bir yerden birkaç kişi geçince çimen biraz eziliyor; ezilmiş çimenden yürümek biraz daha kolay ve görünür oluyor; bu yüzden sonraki yürüyen de oradan geçmeye daha yatkın oluyor. Her geçiş, patikayı bir sonraki geçiş için biraz daha çekici hâle getiriyor. Nurettin Usta'nın çim ekmesi bu döngüyü her yıl sıfırlıyor, ama döngünün kaynağını, yani insanların o köşeden geçme isteğini değiştirmiyor.

Patika yalnızca insanların davranışını değil, bitkilerin dayanıklılığını da kaydediyor.

Bu sonuç, patikanın ne kadar kalıcı olacağının yalnızca kaç kişinin geçtiğine değil, orada hangi bitkilerin yaşadığına da bağlı olduğunu söylüyor. Çimenler tomurcuklarını çoğu zaman toprağa yakın taşır; bu yüzden ezildikten sonra toparlanabiliyor. Ama ezilme sürerse toparlanmaya vakit kalmıyor.

Ne fark ettiriyor

Nurettin Usta yirmi yıl boyunca patikayı bir bozulma olarak gördü: çimenliğe verilmiş bir zarar. Gizem Hanım ise aynı izi bir bilgi olarak okudu: binlerce öğrencinin ayağının, planlayıcıların görmediği bir şeyi gösterdiği bir kayıt.

İkisi de aynı ize bakıyordu. Fark, izi neyin kaydı olarak okudukları. Nurettin Usta için iz, bir kuralın çiğnenmesinin kaydıydı. Gizem Hanım için, bir ihtiyacın kaydı. Bir iz, okuyanın sorusuna göre farklı bir şey söylüyor.

Patika, Seviye 2'deki öteki izlerden bir yönüyle ayrılıyor: onu bırakan tek bir canlı değil, birçok kişinin üst üste binen küçük seçimleri. Hiçbir öğrenci bir yol açmaya karar vermedi. Ama hepsi birlikte bir yol açtı. Bir kalabalığın kimsenin tek başına niyet etmediği bir şeyi yapabilmesi, bu izin en ilginç yanı.

Bir de tabela var. "Çimlere basmayınız" bir kural koyuyor, ama patika o kurala verilmiş toplu bir cevap. Bazen bir kuralın yanlış yerde durduğunu, insanların ayakları sözlerinden önce söylüyor.

Gizem Hanım'ın aklından geçen bir fikir de bu okumadan doğuyor. Yeni bir çimenlik düzenlerken yolları baştan çizmek yerine, bir süre bekleyip insanların nereden geçtiğine bakmak; sonra yolu o izin üstüne yapmak. Helbing ve arkadaşlarının modelinde sorulan soru da buna yakındı: en uygun yol sistemi önceden kestirilebilir mi? İz, burada geçmişin kaydı olmaktan çıkıp bir tasarımın taslağına dönüşüyor. Ama bunun da bir bedeli var: yolu izin üstüne yapmak, bugünkü yürüyüşü kalıcılaştırmak demek. Yarın kütüphanenin kapısı başka bir yere taşınırsa, beton yol eski ihtiyacın kaydı olarak kalacak.

Gelenekler ne gördü

Yol hakkında düşünmek çok eski. İki ses, yolun önceden var olup olmadığı sorusuna iki ayrı yerden bakıyor.

Tao Te Ching 1 — söylenemeyen yol

Yol diye söylenebilen yol, değişmeyen Yol değildir. Ad diye konabilen ad, değişmeyen ad değildir.

Tao Te Ching, Yol (Tao) kavramıyla açılır. Çincede aynı kelime hem "yol" hem "söylemek" anlamına gelir; ilk cümle bu iki anlamla oynar. Söylenebilen, tarif edilebilen, tabelayla gösterilebilen yol, değişmeyen Yol değildir. Metnin dikkati, asıl Yol'un adlandırmaların ve planların ötesinde olmasında.

Antonio Machado, Proverbios y cantares XXIX — yol yürüyerek açılır

Yolcu, yol senin ayak izlerin, başka bir şey değil; yolcu, yol yok: yol yürüdükçe açılır. Yürüdükçe yol açılır ve dönüp geriye bakınca bir daha basılmayacak patika görünür. Yolcu, yol yok, yalnızca denizde dümen suyu var.

İspanyol şair Antonio Machado'nun 1912'de yayımlanan bu dizeleri, yolun önceden var olmadığını söyler: yol, yürüyenin ayak izlerinden başka bir şey değil. Yürüdükçe açılır; geriye bakınca görünür, ama bir daha basılmaz. Dizelerin dikkati, yolun yürüyüşle birlikte doğmasında ve geride kalan izin geçiciliğinde.

Gerilim: Tao Te Ching'de asıl Yol önceden vardır ama söylenemez; plan ve tabela onu yakalayamaz. Machado'da ise yol önceden yoktur; yalnızca yürüyenin izlerinden oluşur. Biri yolu yürüyüşten önceye, öteki yürüyüşün kendisine yerleştiriyor. Kampüsteki patika ikisini birden düşündürüyor. Bir yandan, planlayıcıların çizdiği beton yollar, Tao Te Ching'in "söylenebilen yol"una benziyor: tarif edilmiş, ama asıl geçişi yakalayamamış. Öte yandan, patikanın kendisi Machado'nun dizesi gibi: kimse onu çizmedi, yürüyenlerin ayak izleri onu yaptı. Nurettin Usta her yıl onu sildiğinde, Machado'nun "denizde dümen suyu" dediği şeyi hatırlatıyor: iz kalıcı değil, ama yürüyüş sürdükçe yeniden açılıyor.

Benzetmenin sınırı

Kimse patikayı bir mesaj olarak bırakmadı; kat 2'nin konusu tam olarak bu türden kasıtsız kayıtlar. Ama "öğrencilerin ayakları söylüyor" demek bir benzetme. Ayaklar bir şey söylemiyor; yalnızca çimeni eziyor. Patikayı bir bilgiye dönüştüren, onu okuyan ve ondan bir sonuç çıkaran kişi.

Bu okumanın da bir sınırı var. Patika en kısa yolu gösterebilir, ama her zaman en iyi yolu göstermez. Bir patika bir yamaçta toprağı aşındırabilir, korunması gereken bir bitki örtüsünü ezebilir, bir yaban hayvanının yaşam alanını bölebilir. "İnsanlar orayı seçtiyse doğrusu orasıdır" demek, kalabalığın seçiminin her zaman doğru olduğunu varsaymak olur.

Tao Te Ching ve Machado ise patikalardan değil, insan hayatının ve varlığın yolundan söz ediyor. Bu ders onları, bir çimenlikteki somut bir izin yolun ne olduğu sorusunu ne kadar keskin sorabildiğini göstermek için buraya getirdi.

Gözlem görevi

Kayıt: Patikanın kabaca bir çizimini yap; planlı yolu ve patikayı farklı çizgilerle göster. Patikadan geçen ve planlı yoldan geçen kişi sayısını yaz. Patikanın kenarındaki bitki örtüsüne bak: patikanın ortası çıplak mı, kenarları ezilmiş mi, yeniden yeşeren yerler var mı? Patikanın neden orada olduğuna dair bir açıklama yaz, sonra ikinci bir açıklama daha düşün.

Kentte: Kentlerde arzu yolları en çok otobüs durakları ile metro girişleri arasında, apartman blokları arasındaki çimenliklerde ve kavşak köşelerinde görülür. Bir belediyenin bir arzu yolunu kaldırım yaparak resmîleştirdiği bir yer biliyorsan onu da not et.

Sonraki derse köprü

Patika okunabilir bir iz; ama her iz göründüğü kadar güvenilir değil. Kuşaklardır anlatılan bir yön bulma kuralı, yosunun ağaç gövdesinin kuzeyi gösterdiğini söyler. Gösterir mi?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.