İçeriğe geç

15.3 · Seviye 15 · Dönüş

Hangi kattan konuştun?

Kendi dersinin katlarını ayırmak

Kat 1 · Canlıların diliKat 2 · İzlerKat 3 · Bizim okumamızKat 4 · Kâinat kitabı

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 15, Dönüş · 1.307 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Temmuz sonu, Eskişehir, Odunpazarı. Akşam. Nevzat Bey mutfak masasında, önünde serçe defteri ve dört renkli kalem: mavi, yeşil, turuncu, mor. Bir haftadır her öğle parka gidip serçeleri izlemiş; Olay sayfası artık üç sayfa olmuş. Şimdi akademinin dört katını hatırlıyor ve her cümlesini bir renkle işaretlemeye karar veriyor.

Mavi, kat 1: canlıların kendi aralarındaki dil. Yeşil, kat 2: izler. Turuncu, kat 3: kendi okuması. Mor, kat 4: geleneklerin doğayı bir söz olarak görmesi.

İlk cümle kolay: "Toprak yolda serçelerin açtığı küçük çukurlar var, her biri bir avuç içi büyüklüğünde." Yeşil: bir iz. Serçeler gittikten sonra da orada.

İkinci cümle: "Bir serçe kısa kısa öttü, öbürleri yanına indi." Nevzat Bey maviyi alıyor, sonra duruyor. Bu ötüş bir çağrı mıydı? Yoksa serçeler zaten inecekti ve ötüş rastlantı mıydı? Bilmiyor. Maviyi bırakıyor, cümlenin yanına küçük bir soru işareti koyuyor: "Kat 1 mi? Bilmiyorum."

Üçüncü cümle: "Serçeler tüylerini temizlemek için toza giriyor." Bunu yazarken hiç düşünmemişti. Şimdi okuyunca bir kelimede takılıyor: "için". Serçeler bir amaçla mı giriyor, yoksa toza giriyorlar ve bunun bir sonucu mu var? Bunu nereden biliyor? Bir hafta önce soru işareti koyduğu cümleyi, farkında olmadan, bu kez kesin bir cümle olarak yazmış.

Dördüncü cümle, geçen haftanın keyif cümlesi: serçelerin tozda eğlendiğini söyleyen satır. Turuncu. Bu kolay; bunun kendisi olduğunu biliyor.

Beşinci: annesinin söylediği, tam hatırlamadığı söz. Hâlâ yazmamış; sayfa boş. Mor kalem kullanılmadan kalıyor.

Karısı Gülten Hanım arkasından geçip defterin renkli satırlarına bakıyor. "Çoğu turuncu," diyor.

Nevzat Bey sayıyor. Yirmi üç cümleden on dördü turuncu. Üç yeşil. Mavi ve mor hiç yok. Altı cümleyi hiçbir renge koyamamış; aralarında soru işaretli ötüş cümlesi de var.

"Ben serçeleri anlattığımı sanıyordum," diyor. "Meğer çoğunlukla kendimi anlatmışım."

Ne oluyor

Nevzat Bey'in üçüncü cümlesindeki "için" kelimesi, psikologların uzun süredir incelediği bir eğilime denk geliyor: doğadaki olayları bir amaçla açıklama eğilimi.

Bu iki çalışma Nevzat Bey'in "için"ini açıklıyor. Bir hafta önce, yavaş düşünürken, "temizleniyorlar" cümlesine soru işareti koymuştu. Bu hafta, hızlı yazarken, aynı düşünce bir "için"e dönüşüp kesin bir cümle olarak deftere girmiş. Kelemen ve arkadaşlarının bulgularına göre bu bir dikkatsizlik değil, bir varsayılan: zihin, zaman ve dikkat azaldığında, doğayı amaçlarla açıklamaya geri dönüyor; önde gelen üniversitelerdeki fizik bilimcileri bile.

Ne fark ettiriyor

Nevzat Bey'in renkli defteri, bu akademinin dört katını bir aynaya çeviriyor. Akademi boyunca her derste "hangi kattan konuşuluyor?" diye soruldu; ama bu sorunun cevabı hep başkasının cümlelerinde arandı. Kendi cümlelerinde arandığında tablo değişiyor: yirmi üç cümlenin on dördü turuncu, yani kat 3. Nevzat Bey serçeleri anlattığını sanmış; çoğunlukla kendi okumasını anlatmış.

Bu bir kusur değil. Kat 3, insanın doğayla ilişkisinin en zengin katı; akademinin derslerinin çoğu da orada yaşadı. Sorun, kat 3'teki bir cümlenin kat 1'in ölçülmüş verisi gibi durması. "Serçeler tüylerini temizlemek için toza giriyor" cümlesi tam olarak bu: bir okuma, bir bilgi kılığında. Kelemen ve arkadaşlarının bulguları, bu kılığın neden bu kadar kolay giyildiğini gösteriyor.

Nevzat Bey o akşam üçüncü cümleyi silmiyor; yanına yeni bir cümle yazıyor: "Serçeler toza giriyor. Bunun tüylerine ne yaptığını bilmiyorum." İkinci cümle daha uzun değil, daha kısa; ama ikisinin arasındaki fark, bir bilgi iddiası ile bir gözlem arasındaki fark. Kelemen ve arkadaşlarının deneylerinde hız, amaçsal cümleyi kolaylaştırıyordu. Mutfak masasında olan ise tam tersi: yavaşlamak. Cümleyi yüksek sesle okuyor, her kelimenin neyi iddia ettiğine bakıyor ve "için" kelimesinin, gözlemlemediği bir şeyi gözlemlemiş gibi söylediğini görüyor.

Defterde başka bir şey de görünüyor: bazı cümleler hiçbir renge girmiyor. Nevzat Bey'in altı cümlesi, örneğin "Bir serçe kısa kısa öttü, öbürleri yanına indi", bir kata yerleştirilemiyor; çünkü o cümlenin hangi kattan olduğunu bilmek için Nevzat Bey'in bilmediği bir şeyi bilmek gerekiyor. Bu boşluk da bir bilgi. Bir cümlenin katını söyleyememek, o cümle hakkında ne bilmediğini söylemenin bir yolu.

Benzetmenin sınırı

Bu derste dört kat birden sınanıyor; ve her biri kendi sınırını gösteriyor.

Kat 1, canlıların kendi aralarındaki dil. Nevzat Bey'in mavi kalemi hiç kullanılmadı, çünkü kat 1'deki bir iddia, bir sinyalin gerçekten bir bilgi taşıdığını gösteren bir çalışma istiyor. Bir serçenin ötüşünden sonra öbürlerinin inmesi, tek başına bir sinyal olduğunu göstermiyor.

Kat 2, izler. Yeşil kalemin üç cümlesi en sağlam olanlar: toprakta kalan çukurlar, tozun içindeki tüy, serçelerin gittikten sonra bıraktığı şekil. İzler okunabiliyor ve sınanabiliyor; ama izi okumak da bir yorum: çukuru serçenin açtığını Nevzat Bey gördüğü için biliyor, görmeseydi bir tahmin olurdu.

Kat 3, bizim okumamız. Turuncu satırlar en kalabalık olanlar. Kat 3'ün sınırı, Nevzat Bey'in kendi bulduğu cümlede: "serçeleri anlattığımı sanıyordum, meğer kendimi anlatmışım." Bu bir hata değil, bir farkındalık; ama farkındalık olmadan kat 3, kat 1'in yerine geçiyor.

Kat 4, geleneklerin doğayı bir söz olarak görmesi. Mor kalem hiç kullanılmadı, çünkü Nevzat Bey annesinin sözünü tam hatırlamıyor ve uydurmak istemiyor. Kat 4'ün sınırı burada: bir geleneğin sözünü aktarmak için, o sözün kendisine, aslına ulaşmak gerekiyor.

Bir sınır daha: amaçsal açıklamanın her biçimi yanlış değil. Biyolojide bir özelliğin bir işlevi olduğunu söylemek, o özelliğin evrimsel tarihine dair bir iddia olarak, bilimsel olarak sınanabilir. Kelemen ve arkadaşlarının ölçtüğü şey, bu tür sınanmış işlev açıklamaları değil, "güneş yaşamı beslemek için ısı verir" gibi dayanaksız olanlar. Nevzat Bey'in "için"i belki doğru bir işlevi anlatıyor; ama bunu bilmek için bir kaynak gerekiyor.

Gözlem görevi

Kayıt: Her katta kaç cümle var? Hangi kat en kalabalık, hangisi en boş? İşaretsiz kalan cümleler neden bir kata girmedi; bunları bir kata yerleştirmek için neyi bilmen gerekirdi? Altını çizdiğin amaç kelimelerinin her biri için, cümlenin dayandığı bir kaynak olup olmadığını yaz. Son olarak, en kalabalık katındaki bir cümleyi, bir başka kata taşıyacak biçimde yeniden yaz: örneğin bir kat 3 okumasını, bir kat 2 gözlemine çevir.

Kentte: Kentte bir gün boyunca duyduğun doğa üzerine cümleleri topla: bir reklam, bir haber, bir arkadaşın sözü, bir park tabelası. Her birini aynı dört renkle işaretle. Kentin doğa hakkında konuştuğu cümlelerin çoğu hangi kattan geliyor?

Sonraki derse köprü

Bu derste kendi cümlelerini dört kata ayırdın ve gördün ki çoğu senin okumandı. Son derste akademinin başladığı yere dönüyoruz: ilk derste sorulan soruya, doğanın konuşup konuşmadığına. Bir yolun sonunda başlangıç noktasına dönmek, o noktayı aynı yer olarak mı görür, yoksa başka bir yer olarak mı? Dönüşü seyretmek, son dersin konusu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.