15.1 · Seviye 15 · Dönüş
Sabit noktanın bir yılı
0.4'te seçilen yerin defterini baştan okumak
Kat 3 · Bizim okumamız
Doğanın Dili Akademisi — Seviye 15, Dönüş · 1.373 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme
Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Olay
Haziran başı, Kastamonu, Ilgaz'ın eteğindeki köy. Bir yıl önce İlayda burada, derenin başındaki büyük taşa her sabah oturmaya başlamıştı. Şimdi yine aynı taşta oturuyor; ama bu sabah elinde bir defter var. Kalın, köşeleri yumuşamış, bir yerinde kurumuş bir yağmur lekesi.
Defterin ilk sayfasında, bir yıl önceki el yazısıyla yerin krokisi: dere, iki büyük kaya, karşı kıyıdaki yosunlu taş, bir kızılağaç. Altında bir not: "Neden burası? Ninem söyledi. Başka nedeni yok."
İlayda sayfaları çeviriyor. İlk haftanın kayıtları uzun ve heyecanlı: su karatavuğunun ilk görüldüğü sabah bir sayfa tutmuş. İkinci ayın kayıtları kısalmış: "Kuş yok. Su bulanık." "Kuş var. Yağmur." Temmuzun ortasında bir boşluk; İstanbul'a dönmüş, iki hafta gelememiş. Ağustosta bir cümle: "Dere neredeyse sustu." Eylülde: "Kızılağacın yaprakları sararmaya başladı, ilk o başladı." Kasımda ninesi her hafta bir fotoğraf göndermiş; İlayda onları defterin arasına yapıştırmış. Ocakta: "Taş karla kaplı, dere buzun altından akıyor, sesi değişik." Martta: "Su karatavuğu geri geldi. Ya da hiç gitmemişti; ben görmüyordum."
İlayda okurken bir şeyi fark ediyor: bu yılı hatırladığı biçim ile defterin anlattığı yıl aynı değil. Hatırladığı yıl, ilk haftanın su karatavuğu, ocaktaki kar ve martta kuşun dönüşü. Üç sahne. Defter ise yüzlerce küçük satır: bulanık su, kısalmış gün, bir sabah karşı kıyıya inen bir balıkçıl, ağustosta hiç kaydetmediği bir böceğin adı. Bu satırların çoğunu hiç hatırlamıyor; ama hepsini kendisi yazmış.
Ninesi taşa doğru yürüyor, elinde iki bardak çay. "Ne yazmışsın?"
İlayda gülüyor. "Hatırlamadığım bir yıl."
Ne oluyor
İlayda'nın fark ettiği şey, belleğin bir kaydı olmadığı, bir seçki olduğu. Bu, son yıllarda günlük tutma yöntemiyle incelenen bir konu.
Bu çalışma henüz bir ön baskı; sonuçları başka araştırmacıların değerlendirmesinden geçmedi. Ama bulgusu İlayda'nın deneyimine çok yakın: yeni ve olağandışı günler, ilk su karatavuğu, ilk kar, belleğe daha canlı yerleşiyor. Sıradan günler, "kuş yok, su bulanık" yazılan sabahlar, kayboluyor. Defter ise bu sıradan günleri de tutuyor.
Thoreau'nun defterleri, yazıldıkları gün yalnızca bir adamın kendi çevresine dair notlarıydı. Yüz elli yıl sonra, iklim değişikliğinin bitkiler üzerindeki etkisini ölçmenin bir yolu oldular. Bunu mümkün kılan, Thoreau'nun sıradan günleri de kaydetmesiydi: her yıl, her çiçeğin ilk açtığı gün, olağanüstü olsun olmasın.
Ne fark ettiriyor
İlayda'nın defteri ile belleği arasındaki fark, bu akademinin başından beri sürdürdüğü bir uyarının en kişisel hâli. Ders boyunca doğayı okurken bir şeyi tekrar tekrar gördük: gözümüz yeniyi, büyüğü, olağanüstüyü seçiyor; sıradanı, küçüğü, tekrarlananı kaçırıyor. Belleğimiz de aynı şeyi yapıyor. Bir yıl sonra hatırladığımız, birkaç parlak sahne. Ama doğa çoğunlukla o sahnelerin arasında geçiyor: bulanık suda, sararmaya başlayan ilk yaprakta, dere neredeyse sustuğunda.
Schelkun ve arkadaşlarının bulgusu, yeni olanın belleği güçlendirdiğini söylüyor. Sabit bir noktaya bir yıl dönmek ise neredeyse tersini yapıyor: aynı yeri, aynı saatte, yüzlerce kez görmek. Bu tekrarın içinde yeni olan çok az. Bu yüzden belleğe pek az şey kalıyor; ama deftere çok şey kalıyor. İlayda'nın "hatırlamadığım bir yıl" demesi bir kayıp değil; tam tersine, defterin belleğin yapamadığını yaptığının kanıtı.
Miller-Rushing ve Primack'in çalışması da başka bir şeyi fark ettiriyor: bir kişinin kendi küçük kaydı, zamanla kendisinden büyük bir şeyin parçası olabiliyor. Thoreau çiçeklerin tarihlerini yazarken iklim değişikliğini düşünmüyordu. İlayda'nın defteri de büyük ihtimalle bir bilim dergisine girmeyecek; ama aynı yerde, yıllar sonra, başka biri onu okursa, "kızılağacın yaprakları ilk o sarardı" satırı bir şey söyleyebilir.
Gelenekler ne gördü
Thoreau, Walden «Spring» ve «Conclusion» — yıl
Uzakta bir ardıç kuşu duydum; bana öyle geldi ki binlerce yıldır duyduğum ilk ardıç kuşuydu ve sesini daha binlerce yıl unutmayacağım; eskisi gibi aynı tatlı ve güçlü şarkı.
İnsanın ne kadar kolayca ve farkına varmadan belli bir yola düştüğü, kendine çiğnenmiş bir patika açtığı şaşırtıcıdır. Orada bir hafta yaşamamıştım ki ayaklarım kapımdan göl kıyısına bir patika açmıştı; o patikada yürümeyeli beş altı yıl olduğu hâlde hâlâ belirgin.
Henry David Thoreau, Walden Gölü kıyısındaki kulübesinde 1845 yazından 1847 eylülüne kadar yaşadı; kitabını bu iki yılı tek bir yılın döngüsüne sıkıştırarak yazdı. 0.4'te Thoreau'nun gölün buzunun çözüldüğü günleri yıl yıl kaydettiğini görmüştük. Kitabın bahar bölümünde, kışın ardından ilk ardıç kuşunu duyduğunda, bu sesi "binlerce yıldır duyduğum ilk" ve "binlerce yıl unutmayacağım" diye anlatıyor: bir yılın dönüşü, ona bir ömrün dönüşü gibi geliyor. Sonuç bölümünde ise daha serinkanlı bir şey söylüyor: insan farkına varmadan bir patikaya düşüyor; bir hafta içinde ayakları kapıdan göle bir yol açmış, yıllar sonra bile o yol belirgin. Thoreau bunu hem bir uyarı hem bir gözlem olarak yazıyor: tekrar bir iz bırakıyor, ama aynı zamanda insanı bir alışkanlığa bağlıyor. İlayda'nın taşa giden yolu da bir yılda bir patikaya dönüşmüş olabilir; ve defteri o patikanın kaydı.
Benzetmenin sınırı
Kat 3, "bir yer insanla birlikte bir yıl yaşar" ya da "sabit nokta bir aynadır" gibi okumalar. Bu okumalar bu derste çekici, ama sınırları var.
İlayda'nın defteri bir bilimsel veri seti değil. Tek bir kişinin, düzensiz aralıklarla, değişen bir dikkatle tuttuğu notlar: temmuzda iki hafta boşluk var, kasımda kayıtları ninesinin fotoğrafları tutmuş. Miller-Rushing ve Primack'in de vurguladığı gibi, farklı yöntemlerle, farklı yoğunlukta tutulan kayıtları karşılaştırmak dikkat ister. İlayda'nın "kızılağaç ilk o sarardı" notu, o yıl için doğru olabilir; ama ondan bir kural çıkarmak için birçok yıl ve birçok gözlem gerekir.
Bir başka sınır, "hatırlamadığım bir yıl" sözüyle ilgili. Defterde yazan her şey, o gün İlayda'nın fark ettiği şeylerdi. Defter, olan her şeyin değil, görülen her şeyin kaydı. Martta yazdığı "ya da hiç gitmemişti; ben görmüyordum" cümlesi bunu kendisi söylüyor: defterin sessiz kaldığı günler, kuşun yokluğunu değil, gözlemcinin görmediğini gösteriyor olabilir. 0.4'teki saptanma olasılığı sorunu, bir yılın sonunda da geçerli.
Ve son bir sınır: Thoreau'nun "patika" benzetmesi, bir alışkanlığın hem değerini hem tehlikesini anlatıyor. Bir yıl aynı noktaya gitmek bir patika açar; ama o patika, başka yerlere bakmayı da unutturabilir. Sabit nokta bir başlangıçtı, bir son değil.
Gözlem görevi
Kayıt: Hafızandan yazdığın on cümlede kaç ayrı olay var? Defterde kaç ayrı kayıt var? İşaretlediğin, hatırlamadığın satırlardan üçünü seç ve yeni bir sayfaya yaz. Hafızanın seçtiği sahnelerin ortak bir yanı var mı: hepsi yeni mi, büyük mü, duygulu mu? Defterin en uzun boşluğu nerede ve o boşluk ne anlatıyor? Son olarak, bir yıl sonra aynı noktaya döndüğünde değişen ne var, aynı kalan ne?
Kentte: Sabit noktan kentteyse, bir balkon, bir pencere önü, bir parktaki bank, aynı görevi yap. Kentte değişimin bir kısmı doğadan değil, insandan gelir: bir ağacın kesilmesi, bir binanın yükselmesi, bir sokak lambasının değişmesi. Defterindeki bu insan kaynaklı değişiklikleri ayrı bir renkle işaretle ve doğal değişikliklerle karşılaştır.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir yılın kaydını okudun: kendi yazdığın satırları, bir yabancının defteriymiş gibi. Sıradaki derste bir adım daha atıyoruz: kendi dersini yazmak. Bu akademinin her dersinde kullandığımız altı bölümü, kendi gördüğün bir olaya uygulayacaksın.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.