13.9 · Seviye 13 · Bedenindeki doğa
Orman yürüyüşü
Ağaçlar arasında yürüdükten sonraki hâl
Kat 1 · Canlıların diliKat 3 · Bizim okumamız
Doğanın Dili Akademisi — Seviye 13, Bedenindeki doğa · 1.404 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme
Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Olay
Ekim başı, İstanbul, Belgrad Ormanı. Cumartesi sabahı. Faruk, otuz sekiz yaşında, bir yazılım şirketinde çalışıyor. Son aylarda geceleri aynı düşünceler kafasında dönüp duruyor: bir toplantıda söylediği bir söz, yetişmeyen bir iş, bir hata. Uyuyamıyor. İş arkadaşı İzzet, "Bir kere benimle gel," diyerek onu ormana getirmiş.
İlk yarım saat Faruk konuşuyor; işten, patronundan, yetişmeyen işten. İzzet dinliyor, cevap vermiyor. Yol meşelerin, kayınların arasından geçiyor; ayaklarının altında ıslak yapraklar. Bir yerde bir ağaçkakan gagasını bir gövdeye vuruyor; Faruk duruyor, sesin nereden geldiğini arıyor.
Bir saat sonra Faruk susmuş. Bir derenin kenarında, suyun taşların üstünden akışına bakıyor.
Bir buçuk saatin sonunda arabaya döndüklerinde Faruk şaşkın. "Bir şey oldu," diyor. "Son yarım saatte işi bir kez bile düşünmedim. Aylardır ilk kez."
İzzet gülümsüyor. "Ormanın şifası. Japonlar orman banyosu diyor. Bağışıklığı güçlendiriyor, tansiyonu düşürüyor, her şeye iyi geliyormuş."
Akşam Faruk merak edip biraz okuyor. Ertesi hafta İzzet'e yazıyor: "Senin dediklerinin çoğu için kanıt zayıfmış. Ama kafamın susması için bir çalışma var."
İzzet cevap yazıyor: "O zaman cumartesi yine geliyorsun."
Ne oluyor
Faruk'un geceleri yaşadığı şey, psikolojide adı olan bir örüntü: aynı olumsuz düşüncenin, çoğu zaman kendisiyle ilgili, durmadan yeniden dönmesi.
Faruk'un ormandaki son yarım saatte bu döngünün susması, bir deneyde ölçülmüş bir şeye benziyor.
Bratman ve arkadaşlarının deneyi, Faruk'un yürüyüşüne şaşırtıcı ölçüde benziyor: doksan dakikalık bir doğa yürüyüşü. Deneyde doğada yürüyenlerin hem kendi bildirdikleri düşünce döngüsü hem de bu döngüyle ilişkili bir beyin bölgesinin etkinliği azalmış. Aynı sürede kentte yürüyenlerde bu değişiklik görülmemiş. Yani fark yürümekten değil, nerede yürüdüğünden gelmiş görünüyor.
Ama İzzet'in "her şeye iyi geliyor" sözü başka bir soru.
Oh ve arkadaşlarının taraması, İzzet'in saydığı yararların çoğu için bir şey söylüyor: araştırılmış, olumlu sonuçlar bildirilmiş, ama bu sonuçları veren çalışmaların hepsi zayıf yöntemlerle yapılmış. Bu, ormanın iyi gelmediği anlamına gelmiyor; yalnızca, "bağışıklığı güçlendiriyor" gibi iddiaların henüz sağlam bir kanıta dayanmadığı anlamına geliyor. Faruk'un "kanıt zayıfmış" mesajı, tam bunu söylüyor.
Ne fark ettiriyor
Faruk'un yürüyüşü iki şeyi aynı anda gösteriyor. Bir yanda gerçek bir deneyim: aylardır susmayan bir düşünce döngüsü, ağaçların arasında, bir dere kenarında susuyor. Öbür yanda bu deneyimin etrafında büyüyen iddialar: ormanın "her şeye iyi geldiği", bağışıklığı, tansiyonu, her şeyi düzelttiği.
Bu ikisini ayırmak önemli. Faruk'un deneyimi gerçek ve onu destekleyen bir deney var. Ama tek bir deneyimden ya da tek bir deneyden, ormanın her derde deva olduğu sonucuna varmak, bilgiden çok bir umudun dili. İzzet'in "o zaman cumartesi yine geliyorsun" cevabı, bu ayrımı güzelce çözüyor: kanıt her şeyi söylemese de, Faruk'un kafasının sustuğu yetiyor.
Bu seviyede bedenin içindeki doğaya baktık: nefese, iç saate, ürpertiye, yaraya, içimizdeki kalabalığa, dokunmaya, kör noktaya, mevsime. Orman yürüyüşü, bu iç doğanın dışarıdaki doğayla buluştuğu bir an. Faruk'un zihni, ağaçların ritmine uyuyor gibi.
Gelenekler ne gördü
Thoreau, Walking (1862) — yürümek
Bence, günde en az dört saati, ki çoğu zaman daha fazlasıdır, bütün dünya işlerinden tümüyle uzak, ormanlarda, tepelerde ve tarlalarda başıboş gezinerek geçirmezsem sağlığımı ve ruhumu koruyamam.
Amerikalı yazar Henry David Thoreau, ölümünden kısa süre sonra yayımlanan "Yürümek" denemesinde, her gün saatlerce amaçsızca yürümenin onun için bir gereklilik olduğunu söylüyor. Thoreau'nun yürüyüşü bir egzersiz değil; dünya işlerinden kurtulmanın, kendini ormana ve tarlaya bırakmanın bir yolu. Sağlık ve ruh, onun gözünde, bu gezinmeye bağlı.
Seneca, Mektuplar 41, yaşlı koru — huşu
Yaşlı, olağan boylarını aşmış ağaçlarla dolu, birbirinin üstüne örtülen dallarının sıklığıyla göğü gözden saklayan bir koruya rastlarsan, ormanın o yüksekliği, yerin gizliliği ve açık havada bu kadar yoğun ve kesintisiz bir gölgenin uyandırdığı hayranlık, sende bir tanrısallığın varlığına inanç uyandıracaktır.
Romalı düşünür Seneca, kırk birinci mektubunda her iyi insanın içinde bir tanrının oturduğunu anlatırken bir örnek veriyor: yaşlı ağaçlarla dolu, göğü kapatan bir koru. Böyle bir yerde insanın içinde bir huşu, bir tanrısallık duygusu uyanıyor. Seneca'nın ormanı bir sağlık yeri değil, bir hayret ve saygı yeri.
Matta 14:23 — çekilmek
Kalabalıkları gönderdikten sonra dua etmek için tek başına dağa çıktı. Akşam olduğunda orada yalnızdı.
İsa, kalabalığı doyurduktan sonra onları gönderiyor ve dua etmek için yalnız başına dağa çekiliyor. Yalnızlık ve doğa burada bir dua için, bir iç dönüş için seçilmiş bir yer. Kalabalıktan ayrılmak, bir şeye yaklaşmanın koşulu.
Gerilim: Üç ses de insanın doğaya çıkmasını bir iyilik olarak görüyor, ama o iyiliği farklı yerde arıyor. Thoreau'da doğa yürüyüşü sağlığın ve ruhun korunması: bedenin ve zihnin bir ihtiyacı, neredeyse bir ilaç. Seneca'da koru bir huşu uyandırıyor: insanı kendinden büyük bir şeyle karşılaştırıyor, bir tanrısallık duygusu veriyor. Matta'da ise dağ bir çekilme yeri: doğanın kendisinden çok, kalabalıktan uzaklaşmanın ve dua etmenin bir koşulu. Thoreau orman yürüyüşünün yararını insanın kendisinde, Seneca ormanın büyüklüğünde, Matta ise yalnızlıkta ve duada görüyor. İzzet'in "ormanın şifası" sözü Thoreau'ya, Faruk'un dere kenarında susması Seneca'ya ve Matta'ya daha yakın: bir şey ona iyi geldi, ama o şeyin adı tam olarak "şifa" değil.
Benzetmenin sınırı
Kat 1, ormanda yürüyen bedende olan şey. Doksan dakikalık bir doğa yürüyüşü, sağlıklı insanlarda düşünce döngüsünü ve onunla ilişkili bir beyin bölgesinin etkinliğini azaltabiliyor; kentte aynı süre yürümek bunu yapmıyor. Bunlar ölçülmüş. Ama Bratman ve arkadaşlarının katılımcıları sağlıklı insanlardı; bir depresyon hastasında aynı etkinin olup olmayacağını bu deney söylemiyor. Orman terapisinin bağışıklık, tansiyon gibi etkileri için ise Oh ve arkadaşlarının taraması kanıtın zayıf olduğunu gösteriyor.
Kat 3, "ormanın şifası" sözü. Bu söz, Faruk'un deneyimini bir ilaç diline çeviriyor: orman bir tedavi, yürüyüş bir doz. Ama bu dil iki yerde aksıyor. Birincisi, kanıt bu kadar güçlü değil; "şifa" sözü, ölçülmemiş bir iyileşmeyi vaat ediyor. İkincisi, Seneca'nın ve Matta'nın anlattığı şey bir tedavi değil: huşu ve çekilme, bir sonuç elde etmek için yapılmıyor. Ormanı bir ilaç olarak görmek, onu bir sonuç için kullanmak demek; oysa Faruk'un dere kenarında yaşadığı şey, bir sonuç beklemeden orada olmanın kendisi olabilir.
Son olarak, orman yürüyüşünün yararı herkes için eşit erişilebilir değil. Bratman ve arkadaşları da kent içindeki doğal alanların önemini vurguluyor. Faruk'un İstanbul'da bir ormana ulaşabilmesi bir şans; her kentte, her mahallede böyle bir yer yok.
Gözlem görevi
Kayıt: Her yürüyüşün başında ve sonunda, kafandaki düşüncenin ne kadar baskın olduğunu beş basamaklı bir ölçekte işaretle: hiç, biraz, orta, çok, tamamen. Yürüyüş sırasında dikkatini çeken üç şeyi not et. İki yürüyüşü karşılaştır: hangisinde düşüncen daha çok sustu? Bunun yürümekten mi, yerden mi, yalnızlıktan mı geldiğini düşündüğünü yaz.
Kentte: Kentinde, yürüyerek ya da toplu taşımayla ulaşabileceğin en yakın büyük yeşil alanı bul. Oraya ulaşmak ne kadar sürüyor? Mahallende ya da işyerinin yakınında böyle bir yer var mı? Yoksa, en yakın ağaçlı sokağı ya da küçük parkı bul ve orada on dakika geçir; bunun da bir fark yaratıp yaratmadığını not et.
Sonraki derse köprü
Faruk ormandan döndüğünde kendini yenilenmiş hissetti. "Yenilenmek" sözü, bedenle ilgili çok yaygın bir iddiayı da akla getiriyor: bedenimizin her yedi yılda bir tamamen yenilendiği. Sıradaki derste bu iddiaya bakıyoruz: beden gerçekten yedi yılda tamamen yenilenir mi?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.