12.9 · Seviye 12 · Ölüm, çürüme ve yeniden başlamak
Döngü ve doğrusal zaman
Her yıl dönen bahar, geri dönmeyen yaşlanma
Kat 3 · Bizim okumamız
Doğanın Dili Akademisi — Seviye 12, Ölüm, çürüme ve yeniden başlamak · 1.527 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Olay
Şubat sonu, Muğla, Datça'da bir taş evin bahçesi. Bahçenin ortasında yaşlı bir badem ağacı; dalları beyaz ve pembe çiçeklerle dolmaya başlamış. Emekli coğrafya öğretmeni Haluk Bey, seksen yaşında, ağacın altında bir tabureye oturmuş. Elinde eski, kenarları yıpranmış bir defter.
Kızı Sevda İzmir'den gelmiş. Babasının yanına oturup defteri alıyor. İlk sayfada, Haluk Bey'in genç ve düzgün el yazısıyla: "1985 — ilk çiçek: 9 Mart." Altında her yıl için bir satır. Sevda sayfaları çeviriyor. Yazı yıllar içinde değişiyor: önce eğik, sonra titrek, son sayfalarda iri ve kararsız.
"Her yıl yazmışsın," diyor Sevda.
"Kırk bir yıl. Badem her yıl yeniden açıyor." Haluk Bey elini kaldırıp bir dalı gösteriyor; eli titriyor. "Ben her yıl biraz daha eskiyorum."
Sevda son sayfaya bakıyor. "Bu yıl 21 Şubat. İlk yıl 9 Mart'mış."
"Öyle mi?" Haluk Bey defteri alıp gözlüğünü düzeltiyor, parmağını sütunda aşağı kaydırıyor. "Erkene kaymış. Fark etmemişim. Yıldan yıla belli olmuyor; ama kırk yılda iki haftaya yakın."
Bir süre ikisi de susuyor. Sonra Haluk Bey gülümsüyor. "Demek bahar da her yıl aynı bahar değilmiş."
Ne oluyor
Haluk Bey'in defteri iki zamanı aynı sayfada tutuyor. Bir yanda her yıl dönen bir olay: badem çiçeği. Öbür yanda geri dönmeyen bir değişim: kendi el yazısı. Ama defterin en şaşırtıcı yanı, dönen olayın da tam olarak dönmemesi. Her yıl açan çiçek, her yıl biraz daha erken açıyor.
0.3'te fenolojiyi, doğadaki yinelenen olayların takvimini incelediğini görmüştük. Fitter ve Fitter'ın bulgusu, bu takvimin sabit olmadığını gösteriyor. Bahar dönüyor, ama döndüğü gün kayıyor. Haluk Bey'in defteri, bir ağacın bir bahçedeki kaydı; Fitter ve Fitter'ın verisi yüzlerce türün kaydı. İkisi de aynı yönü gösteriyor: döngü, zaman içinde yön değiştiren bir çizginin üstünde dönüyor.
Haluk Bey'in titreyen eli ise öbür zamanın işareti. Ama o zaman da sanıldığı kadar tek biçimli değil.
Jones ve arkadaşlarının bulgusu, "her canlı yaşlanır" sözünü sınıyor. İnsan için ve birçok memeli için ölüm olasılığı yaşla birlikte artıyor; Haluk Bey'in titreyen eli bunun tanıdık bir yüzü. Ama incelenen türlerin bir kısmında ölüm olasılığı yaşla değişmiyor, hatta bazılarında azalıyor. Yani "geri dönmeyen yaşlanma" da, "her yıl dönen bahar" gibi, bütün canlılar için aynı biçimde geçerli bir yasa değil. Badem ağacının yaşlandıkça ölüm olasılığının nasıl değiştiği ise ayrıca ölçülmesi gereken bir soru.
Ne fark ettiriyor
Haluk Bey'in "badem her yıl yeniden açıyor, ben her yıl biraz daha eskiyorum" cümlesi, insanın zamanı iki biçimde yaşadığını söylüyor. Bir yanda dönen zaman: mevsimler, bayramlar, doğum günleri, her yıl açan çiçek. Öbür yanda giden zaman: yaşlanmak, kaybetmek, bir daha geri gelmeyen günler. Bu seviyede ikisini de gördük: çürüme, kompost, karın altı bir döngüyü; yaşlı ağaç ve ölü kuş geri dönmeyeni.
Haluk Bey'in defteri ise bu ikisinin birbirinden bu kadar kolay ayrılmadığını gösteriyor. Dönen bahar, kırk yılda iki hafta kaymış. Döngü, bir çizginin üstünde dönüyor. Ve giden zaman da her canlı için aynı biçimde gitmiyor. Belki en doğru resim, ne yalnızca bir daire ne de yalnızca bir çizgi; bir çizgi boyunca ilerleyen bir yay.
Bir şey de defterin kendisinde: Haluk Bey bu kaymayı, kırk bir yıl boyunca her yıl yazdığı hâlde, ancak kızı sayfaları yan yana koyunca fark ediyor. Bir döngünün içinde yaşayan biri, onun yavaşça kaydığını göremeyebilir. Kaymayı görmek için, yılları bir arada görmek gerekiyor.
Gelenekler ne gördü
Vaiz 1:4–5 — döngü
Bir kuşak gider, bir kuşak gelir; ama yeryüzü sonsuza dek yerinde durur.
Güneş doğar, güneş batar; doğduğu yerine soluk soluğa koşar, orada yine doğar.
Vaiz kitabı, "boşuna" sözüyle açılan, insan emeğinin ve zamanın anlamını sorgulayan bir bilgelik kitabı. Bu dizelerde iki zaman yan yana duruyor: kuşaklar gidip geliyor, ama yeryüzü kalıyor; güneş doğup batıyor ve hep aynı yerine dönüyor. Vaiz'in dikkati dönüşte: güneşin altında yeni bir şey yok. İnsan kuşakları bir çizgi gibi geçiyor; ama onları çevreleyen dünya bir daire gibi dönüyor.
Kamo no Chōmei, Hōjōki — geri gelmez
Akan ırmağın akışı hiç kesilmez, ama yine de o, önceki su değildir.
Dünyadaki insanlar ve evleri de böyledir.
Kamo no Chōmei, on üçüncü yüzyılın başında Japonya'da depremler, yangınlar ve kıtlıklardan sonra dağda kurduğu küçük bir kulübede bu kitabı yazdı. 4.6'da bu açılışı ırmağın aynılığı ve değişimi üzerine okumuştuk. Bu derste başka bir yüzüne bakıyoruz: ırmak hep akıyor, ama hiçbir su geri gelmiyor. Chōmei'nin dikkati, akışın sürekliliğinde değil, geçenin bir daha dönmemesinde.
Nietzsche, Şen Bilim 341, bengi dönüş — sınav
Varoluşun bengi kum saati yeniden ve yeniden ters çevrilecek, ve sen de onunla birlikte, tozun tozu!
Her şeyde ve her birinde sorulan «bunu bir kez daha ve sayısız kez daha istiyor musun?» sorusu, yaptığın her şeyin üstüne en büyük ağırlık olarak çökerdi!
Friedrich Nietzsche, 1882'de ilk baskısı çıkan Şen Bilim'de, okurunu bir düşünce deneyine çağırıyor: ya yaşadığın her şeyi, aynı sırayla, sonsuz kez yeniden yaşayacak olsaydın? Nietzsche bunun doğru olup olmadığını sormuyor; okurun bu düşünceye nasıl karşılık vereceğini soruyor. Dönüş burada bir doğa yasası olarak değil, bir sınav olarak konuyor: hayatını, bir kez daha yaşamak isteyeceğin biçimde yaşıyor musun?
Gerilim: Üç ses, döngü ile geri dönmeyen arasında üç ayrı yerde duruyor. Vaiz dünyayı bir döngü olarak görüyor ve insanı bu döngünün içinde geçici bir kuşak sayıyor; döngü, insanın çabasını küçülten bir şey. Chōmei ise döngüyü değil, geri dönmeyeni görüyor: ırmak akıyor, ama her su bir kez geçiyor; bu bir yas ve bir vazgeçiş. Nietzsche ikisini tersine çeviriyor: geri dönmeyen bir hayatı, sonsuz kez dönecekmiş gibi tartmayı öneriyor. Vaiz'de döngü bir teselli ya da bir boşunalık, Chōmei'de geri dönmezlik bir hüzün, Nietzsche'de dönüş bir ölçüt. Haluk Bey'in "badem her yıl yeniden açıyor" cümlesi Vaiz'e, "ben her yıl biraz daha eskiyorum" cümlesi Chōmei'ye yakın; kırk bir yıl her bahar aynı defteri açması ise, belki, Nietzsche'nin sorusuna verilmiş sessiz bir cevap.
Benzetmenin sınırı
Kat 3, "döngü" ve "doğrusal zaman" imgeleri. İki imge de zamanı bir biçime, bir daireye ya da bir çizgiye benzetiyor. Bu benzetmeler, insanın deneyimini düzenlemeye yarıyor; ama doğanın zamanını tam yakalamıyor.
Vaiz'in "güneş doğduğu yerine koşar, orada yine doğar" dizesi bir gözleme dayanıyor; ama güneşin doğduğu yer bile yıl boyunca kayıyor, ve bahar, Fitter ve Fitter'ın ölçtüğü gibi, aynı günde dönmüyor. Döngü bir yaklaşıklık. Chōmei'nin "geri gelmez" dediği akış da bir yanıyla dönüyor: su buharlaşıyor, yağmur oluyor, yeniden ırmağa iniyor. Geri gelmeyen, suyun kendisi değil, o anki ırmak.
"Her canlı yaşlanır" imgesinin sınırını da Jones ve arkadaşları çiziyor: yaşlanma, birçok tür için doğru bir resim, ama evrensel bir yasa değil. İnsanın kendi yaşlanmasından yola çıkarak bütün doğaya bir "doğrusal zaman" yüklemesi, bir genellemenin fazla ileri götürülmesi olur.
Nietzsche'nin bengi dönüşü ise bir gözlem iddiası olarak okunmamalı. O, evrenin gerçekten sonsuz kez döndüğünü kanıtlamaya çalışmıyor; bir varsayımın insanın hayatına bakışını nasıl değiştireceğini soruyor. Bu yüzden onun döngüsü ne bir doğa yasası ne de bir inanç; bir düşünce deneyi. Haluk Bey'in defteri de onu ne doğruluyor ne yanlışlıyor; ama Nietzsche'nin sorusunu bir bahçede, bir ağacın altında sormanın bir yolunu gösteriyor.
Gözlem görevi
Kayıt: Bir defterin ilk sayfasına ağacın türünü ve yerini, altına her yıl için bir satır yaz: yıl ve ilk çiçek günü. Elinde birkaç yılın kaydı varsa, tarihlerin bir yöne kayıp kaymadığına bak. Aynı defterin başka bir sütununa, o yıl kendinde ya da ailende değişen bir şeyi yaz. Yıllar geçtikçe iki sütunu yan yana okumak için bu defteri sakla.
Kentte: Kentte, birçok kişinin her yıl gördüğü bir bahar işaretini bul: bir caddedeki erguvanlar, bir parktaki bademler, bir okul bahçesindeki erik ağacı. Orada uzun süredir yaşayan ya da çalışan birine, o ağaçların eskiden ne zaman çiçek açtığını hatırlayıp hatırlamadığını sor. Cevabını, bu yılki gözleminle karşılaştır.
Sonraki derse köprü
Haluk Bey badem ağacının altında oturup soluk alıp veriyordu; ağaç da her bahar yeni yapraklar açacaktı. İkisi arasında görünmeyen bir alışveriş var. Sıradaki derste bu alışverişe bakıyoruz: verdiğin bir nefesin bir yaprakta tutulması, nefes ile yaprak arasında ne dolaşıyor?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.