İçeriğe geç

12.8 · Seviye 12 · Ölüm, çürüme ve yeniden başlamak

Ölümü görmek

Yolda ölü bir kuş bulmak

Kat 3 · Bizim okumamız

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 12, Ölüm, çürüme ve yeniden başlamak · 1.496 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Nisan ortası, Tokat'ta bir mahalle. Sabah saat sekiz. Necdet Bey altı yaşındaki oğlu Batu'yu anaokuluna götürüyor. Kaldırımın kenarında, bir arabanın tekerleği hizasında, bir serçe yatıyor. Kanatları yarı açık, gözleri kapalı.

Batu durup çömeliyor. "Baba, kuş uyuyor."

Necdet Bey de çömeliyor. "Uyumuyor oğlum. Ölmüş."

Batu bir dal parçası bulup serçenin kanadına hafifçe dokunuyor. Kanat yerinde kalıyor. "Kalk," diyor. Sonra biraz daha yüksek sesle: "Kalk!"

Serçe kıpırdamıyor. Batu dala bakıyor, sonra kuşa. "Neresi kırıldı?"

Necdet Bey bir süre ne diyeceğini bilemiyor. "Görünmüyor. Belki bir arabaya çarptı."

"Doktora götürsek?"

"Doktor bunu düzeltemez."

Batu bir süre susuyor. "Akşam gelip gömelim mi?"

"Gömelim."

Akşam dönerken Batu babasının elinden çekip kaldırımın o noktasına koşuyor. Serçe yok. Ne tüyü kalmış ne izi. Batu kaldırımın kenarına, çalıların dibine bakıyor; hiçbir şey bulamıyor.

"Baba, uçup gitti mi?"

Ne oluyor

Batu'nun sabah gördüğü serçe, akşam yerinde yoktu. Bu kaybolma rastlantı değil; ölü küçük hayvanların çoğu, sabah görüldükleri yerde akşama kalmıyor.

Santos ve arkadaşlarının bulgusu, Batu'nun akşam boş bulduğu kaldırımı açıklıyor. Küçük bir kuşun leşi, çoğu zaman bir günü bile doldurmuyor. Bir kedi, bir karga, bir saksağan, bir köpek onu alıp götürmüş olabilir; belki bir temizlik görevlisi süpürmüştür. Makale yolda kimin aldığını ayırmıyor, ama sonucu açık: ölü küçük hayvanlar çabuk kayboluyor. Bu yüzden ölümü pek görmüyoruz. Doğada her gün sayısız küçük hayvan ölüyor, ama biz onların çok azına rastlıyoruz; çünkü ölümün izi, onu kaldıran başka canlılar tarafından hızla siliniyor.

Batu'nun sabah sorduğu sorular da tesadüf değil.

Panagiotaki ve arkadaşlarının saydığı bileşenler, Batu'nun sabahki sorularında tek tek görünüyor. "Kalk" demesi, ölümün geri döndürülemez olduğunu henüz tam kavramadığını gösteriyor olabilir. "Neresi kırıldı?" sorusu ise ölümün bir nedeni olduğunu, bedenin bir yerinin bozulduğunu arıyor. "Doktora götürsek?" bir onarım umudu. Ve akşamki "uçup gitti mi?" sorusu, bir ölünün nasıl kaybolabileceğine dair kendi açıklamasını arıyor. Makalenin en ilginç bulgusu da başka bir yerde: büyüdükçe çocuklar biyolojik açıklamayı bırakmıyor, ama onun yanına başka açıklamalar ekliyor. İki dil, birbirini silmeden yan yana yaşıyor.

Ne fark ettiriyor

Batu'nun karşılaştığı şey, bir ölümün kendisi kadar, ölümün görünmezliği. Sabah yerde yatan serçe, akşam yok. Bir şehirde yaşayan biri, yılda kaç ölü kuş görür? Çok azını. Santos ve arkadaşlarının ölçümü, bunun ölümün az olmasından değil, izinin çabuk silinmesinden olduğunu gösteriyor.

Bu, ölümle karşılaşmayı değerli kılıyor. Batu'nun gördüğü serçe, onun ilk gördüğü ölüm olabilir. "Kalk" demesi, "neresi kırıldı?" diye sorması, onu gömmek istemesi, bir çocuğun ölümü anlamaya çalışmasının adımları. Necdet Bey'in "doktor bunu düzeltemez" cevabı, bu adımların birinde verilen bir bilgi.

Bir şey de akşamki soruda saklı: "Uçup gitti mi?" Batu, serçenin kaybolmasını, sabah ölü olduğunu bildiği bir kuşun yeniden canlanmasıyla açıklamaya çalışıyor. Bu yanlış bir açıklama, ama anlaşılır bir umut. Necdet Bey'in buna ne cevap vereceği, bir bilgi kadar bir tercih de.

Gelenekler ne gördü

İbn Tufeyl, Hayy bin Yakzân, ceylanın ölümü — aramak

Ona, duyunca hep karşılık verdiği sesle sesleniyor, gücünün yettiğince bağırıyordu; ama ondan ne bir kıpırtı geldi ne bir değişiklik.
Bozukluğun yerini bulup onu gidermeyi, böylece onun eski hâline dönmesini umuyordu.

İbn Tufeyl, on ikinci yüzyılda Endülüs'te yaşamış bir hekim ve filozof. Hayy bin Yakzân, ıssız bir adada bir ceylan tarafından büyütülen bir çocuğun, hiçbir öğretmen olmadan dünyayı anlamaya çalışmasını anlatıyor. Ceylan yaşlanıp ölünce Hayy ona sesleniyor, bağırıyor; sonra kulaklarına, gözlerine bakıp bir bozukluk arıyor. Onu onarabileceğini umuyor. Batu'nun "kalk" demesi ve "neresi kırıldı?" sorusu, Hayy'ın bu araştırmasına çok benziyor.

Zhuangzi 18, karısının ölümü ve mevsimler — kabul

O ilk öldüğünde ben nasıl sarsılmayayım?
Bu, bahar, güz, kış ve yazın, dört mevsimin birbirini izlemesi gibi.

Zhuangzi'nin arkadaşı Huizi, Zhuangzi'yi karısının ölümünden sonra leğene vurup şarkı söylerken bulunca onu kınıyor. Zhuangzi önce sarsıldığını kabul ediyor; sonra karısının yaşamının bir değişimden doğup bir değişimle sona erdiğini, bunun mevsimlerin dönmesi gibi olduğunu söylüyor. Şarkı, yasın inkârı değil, yasın ardından gelen bir kavrayış.

Gılgamış X, Enkidu'nun ölümü — yas

Arkadaşım çağrıma gelmiyor; altı gün, yedi gün yüzüstü bir kurt gibi yattı.
Ben de onun gibi yatıp, bütün sonsuzluk boyunca bir daha dönmeyecek miyim?

Gılgamış Destanı, insanlığın bilinen en eski yazılı anlatılarından biri. Kral Gılgamış'ın en yakın arkadaşı Enkidu ölünce, Gılgamış onu günlerce gömmeye razı olmuyor; arkadaşının çağrısına cevap vermesini bekliyor. Sonra onun toprak gibi olduğunu görüyor ve kendi ölümünden korkmaya başlıyor. Bu dizeler, yolculuğunda karşılaştığı birine bu yası anlattığı yerden.

Francesco, «Ölüm kız kardeş» — kardeşlik

Övülesin Rabbim, kız kardeşimiz bedensel Ölüm için; yaşayan hiçbir insan ondan kaçamaz.

12.3'te Toprak Ana dizesini gördüğümüz kantiğin aynı sırasında Francesco, ölümü de bir kız kardeş olarak anıyor. Ölüm burada bir düşman değil, güneş, ay, su ve toprakla aynı ailede sayılan bir kardeş.

Gerilim: Dört ses ölümle dört farklı biçimde karşılaşıyor. Hayy ölümü bir bozukluk olarak arıyor ve onu onarmayı umuyor; Gılgamış arkadaşının dönmesini bekliyor ve onun ölümünde kendi ölümünü görüp korkuyor. Zhuangzi ise ölümü mevsimlerin dönmesi gibi bir değişim olarak görüyor ve yasından bir kabule geçiyor; Francesco onu bir kardeş olarak anıyor. İlk ikisinde ölüm kabul edilmesi zor bir kopuş, son ikisinde bir düzenin parçası. Ama Zhuangzi ile Francesco da aynı yerde durmuyor: Zhuangzi'nin kabulü bir doğa düzenine, Francesco'nunki bir yaratıcıya yönelik. Batu'nun "kalk" demesi Hayy'a ve Gılgamış'a, Necdet Bey'in "doktor bunu düzeltemez" cevabı ise kabulün ilk adımına yakın.

Benzetmenin sınırı

Kat 3, ölüme verilen anlamlar. Dört ses de ölüme bir anlam veriyor: bir bozukluk, bir mevsim, bir kopuş, bir kardeş. Bu anlamların hiçbiri serçenin biyolojik ölümünü değiştirmiyor; hepsi ölümü gören insanın onu nasıl taşıdığıyla ilgili.

Zhuangzi'nin mevsim benzetmesi bu seviyede çok kez gördüğümüz bir düşünceye yakın: çürüme, kompost, karın altı, hepsi bir döngünün parçası gibi. Mevsimle ölüm arasındaki eşleme ise tam oturmuyor. Mevsimler dönüyor; bahar her yıl geri geliyor. Zhuangzi'nin karısı ise geri gelmiyor. Onun maddesi belki başka canlılara karışıyor, ama o kişi olarak dönmüyor. Mevsim benzetmesi döngüyü gösteriyor, ama bireyin kaybını göstermiyor. Gılgamış'ın "bir daha dönmeyecek miyim?" sorusu tam bu kaybın sorusu.

Francesco'nun "kız kardeş" benzetmesi de bir inancın dili: ölümü bir yaratıcının düzeni içinde bir aile üyesi yapıyor. Bu, ölümün korkutuculuğunu azaltan bir bakış, ama bir gözlem değil.

Hayy'ın araştırmasının ise başka bir sınırı var: o, ölümün yerini bedende arıyor ve bir bozukluk bulmayı umuyor. Batu'nun "neresi kırıldı?" sorusu da aynı yönde. Bazen gerçekten bir neden bulunuyor, bir çarpma, bir hastalık. Ama nedeni bulmak, ölümü geri almıyor. Panagiotaki ve arkadaşlarının ölçtüğü gibi, çocuklar ölümün geri döndürülemezliğini erken yaşta anlıyor; ama bu anlayış, büyüdükçe de tek başına kalmıyor. Biyolojik bilgi ile başka anlamlar, insanın içinde yan yana yaşamaya devam ediyor. Bu dersin amacı da onları birbirinin yerine koymamak.

Gözlem görevi

Kayıt: Her ölü hayvan için türünü (biliyorsan), yerini, saatini ve ertesi gün hâlâ orada olup olmadığını yaz. Kaybolduysa, yerinde bir iz kalmış mı? Yanında başka canlılar (karınca, sinek, kuş) görüyor musun? Hafta sonunda, kaç ölü hayvan gördüğünü ve kaçının ertesi gün hâlâ yerinde olduğunu say.

Kentte: Kentte bir park ya da sokak seç ve bir sabah ile aynı günün akşamı orada yere bak. Sabah gördüğün ölü bir böceğin ya da kuşun akşam hâlâ orada olup olmadığına bak. Bir temizlik görevlisine, sokakta ölü hayvanlara rastlayıp rastlamadığını ve onları ne yaptığını sor; cevabını not et.

Sonraki derse köprü

Zhuangzi ölümü mevsimlerin dönmesine benzetiyordu; Gılgamış ise bir daha dönmemekten korkuyordu. Biri döngüyü, öbürü doğrusal bir zamanı görüyordu. Sıradaki derste bu iki zamana birlikte bakıyoruz: her yıl dönen bahar ile geri dönmeyen yaşlanma, aynı dünyada nasıl yan yana duruyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.