İçeriğe geç

11.6 · Seviye 11 · İnsan eliyle doğa

Nar

Nar tanelerinin dizilişi

Kat 3 · Bizim okumamız

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 11, İnsan eliyle doğa · 1.320 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Ekim başı, Mersin, Silifke'nin yukarısında bir köy evi. Avluda kocaman bir bakır kazan, altında ateş. Nadide Hanım nar ekşisi kaynatıyor; bütün sabah narları ayıklamış, suyunu sıkmış. Avlunun köşesinde, ağacından yeni toplanmış bir sepet nar daha duruyor; kabukları kırmızı, bazıları çatlamış.

Torunu Atlas sekiz yaşında. Bir narı ikiye bölmüş, taneleri tek tek bir tabağa ayıklıyor ve sayıyor. Dudakları kırmızı.

"Babaanne, dört yüz otuz iki tane çıktı."

"Ötekini say bakalım."

Atlas ikinci narı bölüyor, sayıyor. Uzun sürüyor. "Beş yüz on yedi. Aynı değil."

Nadide Hanım gülüyor. "Hiçbir nar aynı değildir. Ama annem derdi ki her narın içinde bir tane cennetten gelir. Onu bulup yiyen, cennete gider. O yüzden bir tanesini bile düşürmeyeceksin."

Atlas tabağa bakıyor. Yüzlerce kırmızı, parlak, birbirine benzeyen tane. "Hangisi? Hepsi aynı ki."

"Aynı değil. Bak." Nadide Hanım bir avuç tane alıyor, ışığa tutuyor. Kimi koyu kırmızı, kimi pembe, kimi neredeyse beyaz. Kimi iri, kimi küçük. "Benzer, ama aynı değil."

Atlas bir taneyi dişiyle ezip içindeki sert, beyaz çekirdeği çıkarıyor. "Bunun içinde bir tohum var. Kırmızı kısım tohumun etrafı mı?"

"Etrafı. Bizim yediğimiz o."

Ne oluyor

Atlas'ın sorusu, "kırmızı kısım tohumun etrafı mı?", narın en şaşırtıcı yanına dokunuyor. Narda yediğimiz şey, çoğu meyvede olduğu gibi meyvenin eti değil. Her kırmızı tane bir tohum; ve yediğimiz sulu kısım, o tohumun kendi kabuğunun dış katmanı.

Yani Atlas'ın dişiyle ezdiği "sert, beyaz çekirdek", tohumun iç kabuğu; o sertliği veren lignin. Dişe gelen yumuşak, sulu, kırmızı kısım ise dış kabuk. Bazı nar çeşitlerinin çekirdeği yumuşak, bazılarınınki sert; bu farkı belirleyen, iç kabukta ne kadar lignin biriktiği.

Peki nar ilk nerede insanla birlikte yaşamaya başladı?

Ne fark ettiriyor

Atlas'ın "dört yüz otuz iki, beş yüz on yedi; aynı değil" sayımı, küçük ama gerçek bir ölçüm. İki nar, iki ayrı sayı. Ama Atlas'ın sayımı yalnızca iki nar; narların tane sayısının neye bağlı olduğunu söylemek için çok daha fazlasını saymak gerekir. Bir sayım değil, bir başlangıç.

Nadide Hanım'ın "benzer, ama aynı değil" sözü, bu dersin asıl gözlemi. Taneler birbirine benziyor, ama renkleri, büyüklükleri farklı. Her tane ayrı bir tohum, ayrı bir döllenmenin ürünü; ve her biri biraz farklı.

Li ve arkadaşlarının bulgusu ise Atlas'ın ağzındaki deneyimi açıklıyor. Kırmızı tane ile sert çekirdek aynı tohumun iki katmanı. Tohumun etli bir dış katmanla sarılması, onu yiyip başka yere taşıyan hayvanlar için bir yem olabilir; sert iç katman ise tohumu koruyan bir zırh gibi duruyor. Bu yorumu Li ve arkadaşları yapmıyor; onların ölçtüğü, iç katmanın sertliği. Ama insan, yüzyıllar boyunca, daha yumuşak çekirdekli narları seçmiş olabilir; Li ve arkadaşlarının araştırdığı da tam bu sertliği belirleyen genler.

Ve Slonimsky ve arkadaşlarının bulgusu, narın tarihinin ne kadar az bilindiğini hatırlatıyor. 11.1'de buğdayın, 11.4'te zeytinin, 11.5'te incirin evcilleştiği bölgeyi görmüştük. Nar için bu soru hâlâ açık: evcil narın atası bilinmiyor. Nadide Hanım'ın avlusundaki nar ağacı, kökeni hâlâ çözülmemiş bir ilişkinin parçası.

Gelenekler ne gördü

En'âm 6:99 ve 6:141 — benzer ve benzemez

Tadları çeşitli ekin ve hurmaları, zeytin ve narı birbirine benzer ve benzemez şekilde yaratan O'dur.

En'âm suresinde iki ayrı ayette, 6:99 ve 6:141'de, zeytin ve nar "birbirine benzer ve benzemez" olarak anılır. 6:99'u 7.9'da meyvelerin olgunlaşmasına bakarken okumuştuk; 6:141 ise aynı ifadeyi bağlar, hurmalar ve ekinlerle birlikte tekrarlar. Dikkat benzer ve benzemezde: aynı türün meyvelerinin birbirine hem benzemesinde hem benzememesinde.

Homeros İlahisi, Persephone'nin narı — bağ

Ama o, gizlice ona yemesi için tatlı bir nar tanesi verdi; kendisi için de onun koyu giysili Demeter'in yanında hep kalmamasını gözetti.

11.1'de Demeter'in kızının yasıyla toprağı kuruttuğunu görmüştük. İlahinin devamında, Persephone annesine dönmeden önce yeraltının efendisi ona gizlice bir nar tanesi yediriyor. Demeter bunu öğrendiğinde anlıyor: kızı yeraltında yemek yediği için her yılın üçte birini orada geçirmek zorunda kalacak. Dikkat bağda: tek bir nar tanesinin, bir kızı iki dünyaya birden bağlamasında.

Neşideler 4:3 — güzellik

Dudakların kırmızı bir iplik gibi, konuşman hoş; şakakların, örtünün ardında bir nar parçası gibi.

Neşideler, sevgilinin güzelliğini doğadan imgelerle anlatan bir aşk şiiri. Burada sevgilinin şakakları, örtünün ardından görünen bir nar parçasına benzetiliyor. Dikkat güzellikte: narın kırmızısının, sevgilinin yüzünün bir imgesi olmasında.

Gerilim: En'âm'da nar bir çeşitliliğin ve bir bolluğun işareti: birbirine benzeyen ve benzemeyen meyveler, yaratılışın zenginliği. Homeros'un ilahisinde ise nar bir tuzak: tek bir tane, bir kızı yeraltına bağlıyor. Neşideler'de nar bir güzellik imgesi. Biri narda bolluğu, biri bir bağlanmayı, öbürü bir güzelliği görüyor. Nadide Hanım'ın tabağı üçünü de taşıyor: yüzlerce benzer ve benzemez tane; "cennetten gelen" tek bir tane inancı, yani tek bir tanenin başka bir dünyaya bağlaması; ve Atlas'ın kırmızı dudakları.

Benzetmenin sınırı

Kat 3, nara yüklenen anlamlar. Bolluk, bağlanma, güzellik; ve Nadide Hanım'ın annesinin sözünde, cennetten gelen bir tane. Nar, Akdeniz'den İran'a kadar pek çok kültürün sembolleriyle yüklü bir meyve.

Ama narın tanelerinin hiçbiri "cennetten" gelmiyor; hepsi aynı çiçeğin döllenmiş tohumları. "Cennetten gelen tane" inancı, belki de tek bir taneyi bile düşürmemeyi, narı israf etmemeyi öğreten bir söz. Bu öğüt değerli; ama tanelerin kendisi bir cennet ile bir dünya arasında ayrım yapmıyor.

Persephone'nin nar tanesi de bir bitki biyolojisi değil, mevsimlerin nasıl oluştuğuna dair bir hikâye. İlahinin kendisi Persephone'nin her yıl yeryüzüne dönüşünü, toprağın bahar çiçekleriyle donanmasına bağlıyor. Nar tanesi burada bir mevsim düzeninin düğümü; ama o düzeni kuran bir bitki değil, bir anlatı.

En'âm'ın "benzer ve benzemez" ifadesi ise, bu derste en çok bilimin söylediğine yaklaşan ses. Taneler gerçekten birbirine benziyor ve benzemiyor; her biri ayrı bir tohum, ayrı bir varyasyon. Ama ayet bunu bir genetik açıklama olarak değil, yaratılışın bir işareti olarak söylüyor. Ders, ayetin söylediğini bitki biyolojisiyle doğrulamıyor; yalnızca aynı gözlemin, benzerlik içindeki farklılığın, iki farklı dilde nasıl anlatıldığını gösteriyor.

Gözlem görevi

Kayıt: Her nar için bir satır yaz: ağırlığı (varsa bir mutfak terazisiyle), tane sayısı, bölme sayısı, tanelerin rengi, çekirdeğin sertliği (yumuşak, orta, sert). Bir tanenin kesitini büyüteçle incele ve dış etli kısımla iç sert kısmı çiz. Tane sayısının narın büyüklüğüyle ilişkili olup olmadığına bak. Bir de bir kabuk parçasını birkaç gün kurumaya bırak ve kuruyunca rengi ile sertliğinin nasıl değiştiğini not et.

Kentte: Kentte pazarlarda ve manavlarda farklı nar çeşitleri satılır. Satıcıya narın hangi bölgeden geldiğini, çeşidinin adını ve çekirdeğinin dişe gelip gelmediğini sor. İki farklı çeşidi alıp yan yana açarak karşılaştır. Bir parkta ya da bahçede süs narı (meyvesi küçük ya da hiç olmayan) görürsen, onu meyve narıyla karşılaştır.

Sonraki derse köprü

Nar, kökeni bilinmese de binlerce yıldır bahçelerde yaşıyordu. Sıradaki derste o bahçenin kendisine bakıyoruz: bir bahçede bir mevsim, ve bahçeyi işlemenin ne anlama geldiği.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.