İçeriğe geç

10.5 · Seviye 10 · Gece, ses ve sessizlik

Karın sesi yutması

Kar yağarken şehrin susması

Kat 3 · Bizim okumamız

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 10, Gece, ses ve sessizlik · 1.357 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Ocak, Kars. Akşam sekiz. Tuba yirmi altı yaşında bir muhasebeci; iki yıldır evden çalışıyor. Bütün gün bilgisayarın başında oturmuş, telefonu elinden düşmemiş. Akşam yemeğinden sonra bile ekran kapanmıyor; bir bildirim, bir mesaj, bir haber.

Babaannesi Nazlı Nine pencerenin önünde oturuyor. "Kar başladı," diyor.

Tuba başını kaldırmadan "hı" diyor.

Bir saat sonra Tuba telefonu bırakıp çaydanlığı doldurmaya kalkıyor ve bir şey fark ediyor. Ev çok sessiz. Her akşam caddeden geçen arabaların sesi yok; karşı apartmandan gelen televizyon sesi, köpek havlaması, uzaktan bir otobüs. Hepsi yok olmuş gibi.

Pencereye gidiyor. Kar iri, yumuşak tanelerle, rüzgârsız, dümdüz yağıyor. Sokak lambalarının ışığında her şey beyaz. Yollar, arabalar, çatılar bir karış karın altında. Bir araba geçiyor; ama sesi, sanki bir yastığın arkasından geliyor gibi, boğuk ve kısa.

"Nine, şehir sustu."

Nazlı Nine gülümsüyor. "Kar yağınca hep böyle olur. Dünya susar. Biz de susalım."

Tuba telefonuna bakıyor. Bir bildirim daha. Telefonu ters çeviriyor, masaya koyuyor ve pencerenin önüne, babaannesinin yanına oturuyor. Uzun zamandır ilk kez, hiçbir şey yapmadan.

Ne oluyor

Tuba'nın duyduğu sessizlik, bir yanılsama değil. Taze kar, sesi gerçekten yutuyor. Kar tanelerinin arasındaki boşluklar, havayla dolu küçük gözenekler, ses dalgalarının enerjisini emiyor.

Yani bilim insanları karı, ses yalıtımında kullanılan köpükle karşılaştırarak incelemiş ve ikisinin benzer davrandığını görmüş. Peki taze karı bu kadar etkili kılan ne?

Yani karın akış direnci, bitki örtülü bir zeminin onda biri ile otuzda biri arasında kalıyor. Ses dalgası taze karın üstünden geçerken, hava kolayca gözeneklere giriyor, orada sürtünüyor ve enerjisini yitiriyor. Albert'in geç mevsimde ölçtüğü daha yüksek değerler, kar yaşlanıp sıkıştıkça akış direncinin arttığını, yani yaşlı karın sesi daha az yuttuğunu düşündürüyor.

Ne fark ettiriyor

Tuba'nın "şehir sustu" sözü, bir duygu olduğu kadar bir ölçüm. Arabalar hâlâ geçiyor; ama seslerinin bir kısmı, Albert'in ölçtüğü gibi, yoldaki ve çatılardaki karın gözeneklerinde yitiyor. Tuba'nın "bir yastığın arkasından geliyor gibi" dediği boğukluk da Albert'in dalga biçiminin uzaması ve genliğinin düşmesi dediği şeyin kulağa ulaşan hâli.

Bir de şuna dikkat: Tuba sessizliği karın başladığı anda değil, bir saat sonra fark ediyor. Kar örtüsünün kalınlaşması zaman aldı; Nicolas ve arkadaşlarının ölçtüğü katmanlar 5 santimden 50 santime kadar. Ama asıl gecikme Tuba'nın dikkatindeydi: telefonun ekranına bakarken, çevredeki sesin azaldığını duymamıştı.

Nicolas ve arkadaşlarının ölçümünde bir ayrıntı daha var. 200 ile 500 hertzin altındaki pes seslerde, ölçtükleri kar katmanı, altındaki sert zemin hiç yokmuş gibi, sonsuz derinlikte gözenekli bir zemin gibi davranıyor. Yani bu frekanslarda ses, karın altındaki asfaltı neredeyse hesaba katmıyor; bir karışlık kar, kalın bir yalıtım tabakası gibi iş görüyor. Tuba'nın kaybolduğunu fark ettiği uzak otobüs uğultusu da bu pes seslerden.

Nazlı Nine'nin "dünya susar, biz de susalım" sözü ise ölçümün ötesine geçiyor. Karın sesi yutması, Nine için bir davet: dışarısı sustuğunda içerisi de susabilir. Tuba telefonunu ters çevirip pencerenin önüne oturduğunda, karın yuttuğu sesle birlikte kendi gürültüsünü de bırakıyor.

Ve sessizliğin bir zamanı var. Albert'in ölçtüğü gibi, kar yaşlandıkça sesi daha az yutuyor. Ertesi sabah kar sıkışıp yollar açıldığında, şehir yeniden sesini bulacak. Taze karın sessizliği, ancak birkaç saat ya da gün süren bir pencere.

Gelenekler ne gördü

Mezmur 46:10 — durmak

Durun ve bilin ki Tanrı benim.

Mezmur 46, savaşların ve kargaşanın ortasında Tanrı'nın bir sığınak olduğunu anlatır. Bu dizede Tanrı insanlara seslenir: durun, kıpırdamayın, ve bilin. Dikkat durmakta: bilmenin, bir şeyi yapmayı bırakmakla başlamasında.

Pascal, Düşünceler 139 — huzursuzluk

İnsanların bütün mutsuzluğu tek bir şeyden doğar: kendi odalarında sessizce oturamamaktan.

Pascal insanların eğlencelerini, savaşlarını, maceralarını düşünürken bu sonuca varır. İnsan, kendi odasında, kendisiyle baş başa kalmaya dayanamadığı için dışarıya, gürültüye, meşguliyete koşar. Dikkat huzursuzlukta: insanın sessizlikten kaçmasının, mutsuzluğunun kaynağı olmasında.

Tao Te Ching 11 — boşluk

Otuz tekerlek parmağı tek bir göbekte birleşir; arabanın kullanılışı, göbeğin boşluğundadır.
Kapı ve pencere oyularak oda yapılır; odanın kullanılışı, onun boşluğundadır.

Laozi'nin kitabının bu bölümü, bir şeyin işe yaramasının içindeki boşluğa bağlı olduğunu söyler: tekerleğin göbeği, çömleğin içi, odanın boş alanı. Dikkat boşlukta: varlığın kazanç, yokluğun ise işe yarama getirmesinde.

Gerilim: Mezmur'da durmak bir emir ve bir yol: durursan bilirsin. Pascal'da durmak bir yetersizlik: insan duramaz, ve bütün mutsuzluğu buradan doğar. Biri durmayı bir kapı olarak, öbürü insanın kapatamadığı bir eksiklik olarak görüyor. Laozi ise bambaşka bir yerden bakıyor: boşluk ne bir emir ne bir eksiklik, işe yarayan şeyin kendisi. Tuba'nın odası üçünü de taşıyor: bütün gün duramamış (Pascal), karın susturduğu bir akşamda durabiliyor (Mezmur), ve odanın boşluğu, sesin çekildiği o an, ilk kez işe yarıyor (Laozi).

Benzetmenin sınırı

Kat 3, "kar sesi yutar" ve "dünya susar" sözlerinin taşıdığı anlam. Bu dil kara bir eylem yüklüyor: kar yutuyor, dünya susuyor. Nazlı Nine'nin "biz de susalım" demesi bu dilin bir adım ötesi: karın susmasını bir örnek, bir davet olarak okuyor.

Ama kar hiçbir şeyi yutmak için yağmıyor. Gözenekli bir madde; ses dalgası gözeneklerine girdiğinde hava sürtünüyor ve enerji ısıya dönüşüyor. Bu, yastığın ya da yalıtım köpüğünün de yaptığı şey. Dünya da susmuyor: arabalar geçiyor, insanlar konuşuyor; yalnızca seslerinin bir kısmı kulağa ulaşmadan yitiyor. Ayrıca karla birlikte insanlar da evlerine çekiliyor, trafik azalıyor; Tuba'nın duyduğu sessizlikte karın akustiği kadar kentin yavaşlaması da var.

Geleneklerin sesleri de karın fiziğini açıklamıyor. Mezmur'un "durun" emri bir iman çağrısı; Pascal'ın odası bir insan doğası gözlemi; Laozi'nin boşluğu bir varlık ve yokluk düşüncesi. Ders, bu sesleri karın neden sesi yuttuğuna bir açıklama olarak sunmuyor; karın yarattığı sessizliğin insana ne düşündürdüğünü göstermek için sunuyor.

Bu sınır, Nazlı Nine'nin davetini boşa çıkarmıyor. Karın sessizliği fiziksel; ama o sessizlikte durmak, telefonu ters çevirmek, pencerenin önüne oturmak bir seçim. Kar yalnızca bir fırsat açıyor; o fırsatı kullanmak insana kalıyor.

Gözlem görevi

Kayıt: Kar yağışından sonraki üç gün boyunca, her gün aynı saatte aynı yerde beş dakika dinle. Karın durumunu da not et: taze ve yumuşak mı, sıkışmış mı, erimeye başlamış mı, buzlanmış mı? Sesin, karın yaşlanmasıyla birlikte nasıl değiştiğine bak. Bir de kendi hâlini yaz: o beş dakikada telefonuna bakma isteği duydun mu?

Kentte: Kentte karın sessizliğini en iyi gece duyarsın, trafik azaldığında. Karlı bir gece sokağa çık ve ellerini çırp; sesin nasıl yankılandığını dinle. Aynı yerde, kar eriyip yollar ıslakken aynı şeyi yap. Karlı ve karsız gecede el çırpmanın sesi aynı mı?

Sonraki derse köprü

Kar sesi yutuyor ve sessizlik bırakıyordu. Sıradaki derste ses başka bir yerden, bir boşluktan doğuyor: çam ormanında rüzgârın sesi, ağaçların arasından gelen uğultu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.