1.6 · Seviye 1 · Canlıların dili
Biçilen çimin kokusu
Yaralanan bitkinin havaya kimyasal bırakması
Kat 1 · Canlıların dili
Doğanın Dili Akademisi — Seviye 1, Canlıların dili · 1.302 kelime · 3 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme
Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Olay
Mayıs sonu, Ankara Çankaya'da bir sitenin bahçesi. Cumartesi sabahı site görevlisi Hasan Efendi çim biçme makinesini çalıştırıyor. Motorun gürültüsü bahçeyi dolduruyor; birkaç dakika sonra balkonlara bir koku yükseliyor. Taze, keskin, biraz yeşil elma, biraz salatalık gibi; herkesin tanıdığı o "biçilmiş çim" kokusu.
Üçüncü kattaki balkonda emekli kimya öğretmeni Şükran Hanım kahvesini içiyor ve gülümsüyor. Yanında torunu Ece var. "Bu kokuyu sever misin?" diye soruyor. Ece başını sallıyor: "Yaz kokusu gibi." Şükran Hanım bir an susuyor, sonra yarı şaka söylüyor: "Bu kokunun aslında bir çığlık olduğunu söyleseler ne derdin?"
Ece şaşırıyor. Şükran Hanım anlatmaya başlıyor: yaprak kesilince, hücreleri parçalanınca, bitki havaya bir dizi madde bırakıyor. Bizim burnumuz bunu hoş bir koku olarak alıyor. Ama bu maddelerin bitki için başka bir işi olabilir. Ece aşağıdaki çimlere bir daha bakıyor; makinenin bıraktığı kesik şeritler, sabahın kokusuyla birlikte, artık ona başka görünüyor.
Ne oluyor
Şükran Hanım'ın "çığlık" dediği şeyin bilimde bir adı var. Bir yaprak yırtıldığında, ezildiğinde ya da kesildiğinde, hücre zarlarındaki yağ asitleri hızla parçalanır ve havaya küçük, uçucu moleküller yayılır. Biçilmiş çimin kokusunun önemli bir kısmı bu moleküllerden gelir.
Bitkiler bu maddeleri yalnızca biçilince değil, bir böcek onları yediğinde de salar. Bu kokunun bitki için ne işe yaradığı sorusunu, doğada büyüyen yabani tütünler üzerinde çalışan bir araştırma ekibi sordu.
Yani tütünün kokusu bir tür çağrı: "beni yiyenin düşmanı, buraya gel." Ama bu çağrıyı yalnızca avcı böcekler mi duyuyor? Komşu bitkiler de duyuyor olabilir mi?
Bu deneyin en temiz yanı son cümlesi: etki havayla geliyordu. Kesilen pelin otu bir şey bırakıyor, yanındaki tütün bunu "duyuyor" ve kendini savunmaya hazırlıyor.
Ama bu buluş, bilimin dürüst bir sorusunu da beraberinde getirdi.
Şükran Hanım'ın "çığlık" benzetmesinin tam burada bir sınırı var. Kesilen pelin otunun komşusunu uyarmak için koku saldığını söylemek kolay. Ama belki pelin otu kendi dallarına bir şey söylüyor ve komşu tütün yalnızca kulak misafiri.
Ne fark ettiriyor
Ece için biçilmiş çim kokusu bir yaz anısıydı. Şükran Hanım'ın sorusundan sonra aynı koku ikinci bir anlam kazandı: yaralanmış bir canlının havaya bıraktığı bir şey. İki anlam birbirini silmiyor; aynı koku hem bir yaz sabahını hem de bir yarayı taşıyabiliyor.
Burada fark edilecek şey, alışkın olduğumuz bir duyumun bir başka canlı için bambaşka bir anlam taşıyabileceği. Bizim için hoş olan bir koku, bir bitki için bir tehlike işareti, bir avcı böcek için bir yemek çağrısı, komşu bir bitki için bir uyarı olabilir. Aynı molekül, kimin burnuna ulaştığına göre başka bir şey söylüyor.
Heil ve Karban'ın sorusu da kendi hayatımızda bir karşılık bulabilir. Bir uyarı her zaman uyarılan için mi verilir? Bazen biri kendi derdini dile getirirken, yanındakiler bundan kendileri için bir ders çıkarır. Kesilen pelin otunun kokusu belki tütün için yayılmadı; ama tütün onu duydu ve korundu.
Gelenekler ne gördü
Bitkilerin bir iç hayatı olup olmadığı, insanların en eski sorularından. Aşağıdaki sesler bitkiye çok farklı bir yer veriyor: biri ona yalnızca beslenmeyi, öteki ona boyun eğmeyi yakıştırıyor.
Aristoteles, Ruh Üzerine 413a — yalnız beslenen ruh
Bu yüzden bütün bitkilerin de yaşadığı düşünülür; çünkü kendi içlerinde, karşıt yönlerde büyüme ve küçülmeyi sağlayan böyle bir güç ve ilke taşıdıkları görülür.
Bu bitkilerde açıktır: onlarda ruhun başka hiçbir gücü yoktur.
Aristoteles canlılığı basamaklar hâlinde düşünür. En alttaki basamak beslenme, büyüme ve çoğalmadır; bitkiler bu basamakta durur. Hayvanlar buna algıyı ve hareketi ekler, insan da düşünmeyi. Aristoteles'e göre bitki yaşar ama algılamaz: ne koku alır ne bir şeyi fark eder. Onun bitkisi, komşusunun kesildiğini bilemez.
Rahmân 55:6 — boyun eğmek
Bitkiler ve ağaçlar O'nun buyruğuna boyun eğerler.
Arapçadaki fiil yescudân, "secde ederler" demektir. Ayet bitkilere ve ağaçlara bir ibadet, bir yöneliş yakıştırır. Bu ayetteki ilk kelime, en-necm, hem "yıldız" hem de "gövdesiz bitki, ot" diye okunabilir; meal ikinci okumayı seçer. Burada bitki, Aristoteles'teki gibi yalnızca beslenen bir varlık değil, bir buyruğa karşılık veren bir varlıktır.
Gerilim: Aristoteles bitkiye algıyı vermez: bitki büyür ama hissetmez. Rahmân suresindeki ayet ise bitkiye bir yöneliş, bir boyun eğiş yakıştırır. Karban'ın deneyi bu ikisinin arasında, kendi katında bir şey buluyor: bitkiler havadaki bir maddeye gerçekten karşılık veriyor. Bu, Aristoteles'in "algı" dediği şey değil, ayetin "secde" dediği şey de değil; ama bitkinin, sandığımızdan daha çok şeye cevap verdiğini gösteriyor.
Benzetmenin sınırı
Bitkilerin havadaki maddelere tepki vermesi kat 1'e ait bir bulgu; yine de "konuşmak" kelimesi bu katın içinde bile dikkatle kullanılmalı. Karban'ın deneyi bir bitkinin havadaki bir maddeye tepki verdiğini gösteriyor; Heil ve Karban'ın derlemesi ise yayan bitkinin bu maddeyi komşusu için salıp salmadığının belirsiz olduğunu söylüyor. Bir sinyal, tanımı gereği alıcıyı etkilemek için evrimleşmiş olmalı; bu belirsizlik çözülmeden bitkiler arası "iletişim" demek, bir ipucunu bir sinyalle karıştırmak olabilir.
Şükran Hanım'ın "çığlık" kelimesi ise bizim okumamızdan, yani üçüncü kattan gelen bir benzetme. Çığlık bir acıyı dile getirir; bitkinin acı duyup duymadığını bu deneyler söylemiyor. Bitkilerin sinir sistemi yok ve "acı" kelimesini onlara taşımak, bir kimyasal tepkiyi bir duyguya çevirmek olur. Benzetme Ece'nin kokuya başka gözle bakmasını sağladı; ama bitkiye bir ses ve bir acı yakıştırdı.
Rahmân suresindeki ayet de kat 4'ten konuşuyor. Bitkilerin "secde etmesi" bir inanç önermesidir; bitkilerin uçucu maddelere tepki verdiğini gösteren deney bu inancı doğrulamaz. Aristoteles'in görüşü ise bir felsefe sistemidir; onun bitkide algı görmemesi, bu deneylerle yanlışlanmış bir bilimsel iddia gibi okunmamalı, çünkü "algı" kelimesini başka bir anlamda kullanıyordu.
Gözlem görevi
Kayıt: Gözlediğin bitkileri, yerini ve zamanını not et. Her biri için kokuyu bir yargıyla değil, neye benzediğiyle tarif et. Ezdiğin yaprak ile ezmediğin yaprak arasındaki farkı yaz. Son satırda bir soru cevapla: hoş bulduğun bir koku, başka bir canlı için başka ne anlama gelebilir?
Kentte: Kentte belediyelerin biçtiği park çimleri, kaldırım kenarındaki otlar, balkon saksılarındaki fesleğen ve nane bu görev için yeterli. Bir pazarda maydanoz ya da dereotu tezgâhının yanından geçerken, demetlerin kesik saplarından gelen kokuya da dikkat et.
Sonraki derse köprü
Biçilen çim bir koku bıraktı ve bu koku bizim için başka, bir böcek için başka bir şey anlattı. Bazen bir çiçek de bizim hiç göremediğimiz bir şey söyler: arının gördüğü ama bizim göremediğimiz morötesi çizgiler, çiçeğin görünmeyen deseni bir sonraki dersin konusu.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.