İçeriğe geç

1.1 · Seviye 1 · Canlıların dili

Alarm ötüşü

Baştankaranın kısa ötüşüyle başka türlerin de saklanması

Kat 1 · Canlıların dili

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 1, Canlıların dili · 1.392 kelime · 3 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Aralık başı, Trabzon Akçaabat'ta yamaçtaki bir fındık bahçesi. Fındık toplanalı çok olmuş, dallar çıplak. Hatice Hanım bahçenin alt ucundaki kuş yemliğine her sabah bir avuç ayçiçeği koyar ve yemliğin başında hep aynı kalabalık olur: iki büyük baştankara, sürekli kavga eden birkaç serçe, ara sıra da sessiz bir sıvacı kuşu.

Bu sabah yemlik her zamanki gibi gürültülü. Sonra büyük baştankaralardan biri ince, uzun, tek bir ses çıkarıyor. Bir anda bütün yemlik boşalıyor. Serçeler fındık dallarının en sık yerine dalıyor, sıvacı kuşu gövdeye yapışıp donuyor. Birkaç saniye sonra bahçenin üstünden kısa kanatlı, uzun kuyruklu bir atmaca alçaktan süzülerek geçiyor ve yamacın arkasında kayboluyor.

Hatice Hanım atmacayı kuşlar saklandıktan sonra görüyor. Ses ise atmacadan önce gelmişti.

Yarım saat sonra başka bir şey oluyor. Komşunun kedisi yemliğin altındaki çalıya sokuluyor. Bu kez baştankaralar kaçmıyor; yakındaki dala konup kesik kesik, sert, tekrar eden bir ses çıkarıyorlar. Serçeler de geliyor, hepsi birlikte kedinin başında gürültü yapıyor. Kedi bir süre sonra sıkılıp gidiyor.

Aynı kuş, aynı sabah iki ayrı tehlikeye iki ayrı sesle karşılık verdi. Havadan gelene ince bir ses, yerdekine sert bir koro.

Ne oluyor

Hatice Hanım'ın gördüğü şey kuş biliminin en iyi incelenmiş konularından biri. Kuşların yırtıcıya karşı çıkardığı sesler rastgele değil, ve bir kısmı şaşırtıcı ölçüde ayrıntılı bilgi taşıyor.

Hatice Hanım'ın sabahı bu ayrımın neden işe yarayabileceğini de gösteriyor. Hızla süzülen bir atmacaya karşı küçük bir kuşun yapabileceği pek bir şey yoktur; en iyi seçenek saklanmak ya da kıpırdamadan beklemektir. Çalıya sokulmuş bir kedi ise başka bir durum. Kedi pusuya güvenerek avlanır ve fark edildiğini anlayınca sürprizini kaybeder. Başına toplanan gürültülü bir kalabalık hem kediye "seni gördük" der hem de çevredeki herkesin onun yerini öğrenmesini sağlar. Biyologların taciz davranışı için en sık öne sürdüğü açıklamalardan biri budur, ama her türde ayrı ayrı sınanması gerekir.

Kuzey Amerika'da yaşayan ve İngilizce adıyla black-capped chickadee denen küçük kuş, Hatice Hanım'ın büyük baştankarasıyla aynı aileden. Adını taciz ötüşünden alır: "çik-a-di-di". Bir araştırma ekibi bu sesin sıradan bir alarmdan fazlasını söylediğini gösterdi.

Yani "çik-a-di-di" yalnız "tehlike var" demiyor. Aynı ses, tehlikenin ne kadar büyük olduğuna dair bir bilgiyi de taşıyor. Kuşun neyi kastettiğini bilmiyoruz; bildiğimiz şey, sesin değiştiği ve öteki kuşların bu değişikliğe göre davrandığı.

İkinci adımda araştırmacılar başka bir soruyu sordu: aynı bilgiyi başka türler de okuyabiliyor mu?

Hatice Hanım'ın bahçesindeki sıvacı kuşunun donup kalması bu açıdan anlamlı. Sıvacı kuşu atmacayı görmemiş olabilir. Baştankaranın sesini duymuş olması yetiyordu.

Bir sinyal bu kadar değerli olunca bir soru da kaçınılmaz oluyor: biri bu sinyali kendi işine yarasın diye taklit ederse ne olur?

Drongo deneyinin söylediği şey ilginç bir denge. Sahte alarm işe yarıyor, ama sınırsız işe yaramıyor. Dinleyiciler aynı yalanı tekrar tekrar duyunca ona kulak asmıyor. Drongo da ancak yalanını değiştirerek bu sınırın etrafından dolaşabiliyor.

Ne fark ettiriyor

Hatice Hanım'ın sabahında en dikkat çekici an, yemliğin atmaca görünmeden boşalmasıydı. Kuşların çoğu tehlikeyi kendi gözüyle görmedi. Bir başkasının sesine güvendiler, ve o güven onların hayatını kurtarabilirdi.

Bu güvenin bir bedeli de var. Her alarma kaçan bir kuş yemini bırakır, enerjisini harcar, bazen boşuna. Hiçbir alarma kaçmayan kuş ise bir gün atmacanın pençesine düşer. Kuşlar bu ikisinin arasında, sesin ne kadar sık doğru çıktığına göre ayar yapıyor. Drongo deneyinde ölçülen şey tam olarak bu ayar.

Bu ayarı insan hayatında da görmek mümkün. Çevrendeki kimin uyarısına hemen kulak verirsin, kimin uyarısını artık duymazsın? Bunun nedeni o kişinin geçmişte kaç kez haklı çıktığı mı, yoksa sesinin tonu mu? Kuşlar güveni sesin geçmişine göre ayarlıyor. Bizim ayarımız bazen sesin geçmişine, bazen de yalnız sesin kime ait olduğuna bakıyor.

Gelenekler ne gördü

Uyarı, dinlenmeyen uyarı ve yalan uyarı insanların çok eskiden beri anlattığı hikâyeler. Aşağıdaki metinler aynı soruya farklı yerlerden giriyor: bir uyarı ne zaman işe yarar?

Neml 27:18 — uyarmak

Sonunda, karıncaların bulunduğu vadiye geldiklerinde bir dişi (kraliçe) karınca: "Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman'ın ordusu farkına varmadan sizi ezmesin" dedi.

Kur'an'daki Süleyman kıssasında uyaran, küçük bir canlıdır. Karınca tehlikeyi görür, kendi topluluğuna seslenir ve neden kaçmaları gerektiğini de söyler: ordu onları "farkına varmadan" ezebilir. Parantez içindeki "kraliçe" mealin eklemesidir; Arapçada yalnız "bir karınca" geçer.

Yeremya 6:17 — duymamak

Başınıza gözcüler diktim: «Boru sesine kulak verin!» Ama onlar «Kulak vermeyeceğiz» dediler.

Yeremya'da uyarı vardır ve doğrudur, ama dinlenmez. Gözcü metinde peygamberin mecazıdır; boru sesi yaklaşan felaketin haberi. Buradaki dikkat uyarıyı verende değil, onu duymayı reddedendedir.

Ezop, Çoban Çocuk ve Kurt — yalan alarm

Köyün yakınında sürü otlatan bir çoban çocuk, üç dört kez «Kurt! Kurt!» diye bağırıp köylüleri koşturmuş, yardıma gelen komşularına da gülmüş. Sonunda kurt gerçekten gelmiş.

Masalın sonu bilinir: çocuk bu kez gerçekten bağırır, ama kimse gelmez. Masalın kendi dersi tek cümledir: yalancıya, doğruyu söylediğinde de inanılmaz.

Gerilim: Neml'deki karınca ile Ezop'un çobanı iki uçta duruyor. Karıncanın uyarısı doğrudur ve topluluk onu dinler. Çocuğun uyarısı önce yalandır, sonra doğrudur, ve doğru olduğunda dinlenmez. Yeremya ise üçüncü bir ihtimali gösterir: uyarı baştan beri doğrudur ama yine dinlenmez. Ezop'un masalı drongo deneyinin bulgusuyla örtüşüyor: tekrarlanan yalan uyarı dinleyiciyi sağırlaştırır. Yeremya'daki sağırlığın ise geçmişteki bir yalanla ilgisi yok. Ders hangi sağırlığın daha yaygın olduğuna karar vermiyor.

Benzetmenin sınırı

Bu ders kat 1'den konuştu: kuşların sesi gerçek bir bilgi taşıyor ve bu bilgi hoparlör deneyleriyle ölçüldü. Benzetmenin sınırı tam burada başlıyor.

Drongo için "yalan söylüyor" demek kat 1 ile kat 3'ü karıştırmak olur. Biyologlar "aldatma" kelimesini işlevsel anlamda kullanır: sinyal, dinleyicinin zararına, gönderenin yararına yanlış bir bilgi taşıyor. Drongonun bunu bir çocuğun yalan söylediği gibi, kurduğu bir niyetle yapıp yapmadığını bu deney söylemiyor. Ezop'un çobanı ise bir niyetle bağırıyordu ve komşularına güldü. Masal ile deney aynı sonuca varıyor ama aynı şeyi anlatmıyor.

"Çik-a-di-di" için "yırtıcının boyunu söylüyor" demek de bir çeviri. Ölçülen şey, sesin özelliklerinin yırtıcının boyuyla birlikte değişmesi ve öteki kuşların buna göre davranması. Kuşun zihninde "küçük ve tehlikeli bir baykuş" diye bir düşünce olup olmadığını bilmiyoruz.

Neml suresindeki ayet de kat 1'in bir bulgusu değil, kat 4'ün bir anlatısı. Karıncaların gerçek bir alarm sistemi olması ayetin söylediğini kanıtlamaz; ayetin karınca diliyle ilgili söylediği de bir biyoloji önermesi değildir. Bu akademi ikisini yan yana anlatır ama birini ötekinin tanığı yapmaz.

Gözlem görevi

Kayıt: Defterine tarihi, yeri ve saati yaz. Alarmı ilk kimin verdiğini, sesi kendi kelimelerinle nasıl tarif edeceğini ve hangi türlerin buna tepki verdiğini not et. Sonra tek bir satır ekle ve bu dersin üç dikkatinden birini seç: uyaran, duymayan ya da yalan alarm. Bugün gördüğün sahne hangisine daha yakındı?

Kentte: Kentte en kolay gözlem güvercin ve serçe sürülerinde yapılır. Bir kedi parka girdiğinde ya da bir martı alçaktan geçtiğinde sürünün nasıl dağıldığını izle. Alarmı veren kuşu bulamasan da sürünün neredeyse aynı anda havalanması bir sinyalin yayıldığını gösterir.

Sonraki derse köprü

Baştankara bu derste tek bir sesin özelliklerini değiştirerek bilgi taşıdı. Bazı kuşlar ise farklı sesleri bir sıraya dizerek yeni bir anlam kuruyor gibi görünüyor. Sesleri yer değiştirince anlam da değişir mi? Bir sonraki ders bu dizilim sorusuna bakıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.