İçeriğe geç

0.8 · Seviye 0 · Bakmak

Belgeselde kurgulanan doğa

Lemminglerin «toplu intiharı» sahnesi (1958)

Kat 3 · Bizim okumamız

Doğanın Dili Akademisi — Seviye 0, Bakmak · 1.304 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme

Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.

Olay

Kasım, Eskişehir'de bir apartman dairesi. On üç yaşındaki Deniz biyoloji ödevi için "toplu davranış" konusunu araştırıyor. Dedesi Cevdet Bey yanına oturup ekrana bakıyor ve hemen bir şey hatırlıyor: "Lemmingleri bilir misin? Kuzeyde yaşayan küçük fareler. Sayıları çoğalınca hep birlikte uçurumdan denize atlarlar. Çocukken sinemada izlemiştim, gözümle gördüm."

Deniz merak edip arıyor ve kısa sürede dedesinin bahsettiği görüntüleri buluyor: eski, renkli bir film; küçük, tüylü kemirgenler kayalık bir kıyıdan suya düşüyor, dalgaların arasında çırpınıyor. Ses tonu dramatik, müzik gergin. Deniz neredeyse ödevine yazacak. Sonra aynı aramanın ikinci sayfasında başka bir başlık görüyor: "Lemmingler intihar etmez."

Akşam Deniz ile dedesi bu iki şeyi konuşuyor. Cevdet Bey biraz bozuluyor: "Ama ben gördüm." Deniz yumuşak bir sesle cevap veriyor: "Dede, sen bir film gördün."

Ne oluyor

Cevdet Bey'in sinemada izlediği film, Walt Disney yapımı White Wilderness adlı 1958 tarihli bir belgesel. Film o yıl en iyi belgesel dalında Oscar aldı ve lemming sahnesi, "lemmingler topluca intihar eder" inancının yayılmasında büyük rol oynadı.

Filmin kendisi bu konuda ilginç biçimde ikili. Wikipedia'daki film maddesinin aktardığına göre anlatıcı, lemmingleri büyük olasılıkla intihar etmediğini, göç ederken önlerine çıkan suyu geçmeye çalıştıklarını ve su çok genişse yorgunluktan boğulabildiklerini söylüyor. Ama görüntü, sözden daha güçlü kaldı. Seyirciler bir intihar gördüklerini hatırladılar.

Daha da önemlisi, görüntünün nasıl elde edildiği. Kanada yayın kuruluşu CBC'nin 1982'de yayımladığı Cruel Camera adlı araştırma programına göre sahne Kanada'nın Alberta eyaletinde, denizden uzak bir ırmak kıyısında çekildi; aynı küçük lemming grubu oraya getirildi ve uçurumdan defalarca itildi. Programın aktardığı bir uzmana göre görüntüdeki türün göç ettiği bile bilinmiyordu. Disney ailesinin müzesi ise sahneyi çeken serbest çalışan kameramanın bunu stüdyonun bilgisi olmadan yaptığını savunuyor. Bu ayrıntıları programın kendisinden değil, aktarımlardan biliyoruz; ama sahnenin kurgulandığı konusunda bir tartışma kalmadı.

Peki lemminglere gerçekte ne oluyor? Lemmingler gerçekten de bazı yıllarda çok çoğalıp sonra hızla azalırlar. Bu dalgalanmanın nedeni uzun süre tartışıldı ve intihar efsanesi, sayıların neden birden düştüğüne bir cevap gibi işledi.

İki çalışma farklı yerlerde farklı ağırlıklar buluyor: Grönland'da yırtıcılar, Norveç'te kar ve kış. İkisinde de sayıların düşüşü bir intiharla değil, yırtıcılarla, havayla ve kalabalığın kendisiyle açıklanıyor. Gerçek hikâye, filmdeki sahneden daha karmaşık ve daha az sinematik.

Ne fark ettiriyor

Cevdet Bey'in "ama ben gördüm" demesi çok insanca. Gözümüzle gördüğümüz şeye güveniriz; görmek, bilmenin en sağlam yolu gibi gelir. Bu seviyenin bütün dersleri bakmayı öğretti. Bu son ders, bakmanın da bir sınırı olduğunu söylüyor: Cevdet Bey'in gözü lemmingleri değil, birinin onun için düzenlediği bir görüntüyü gördü.

Burada fark edilecek ikinci şey, intihar efsanesinin neden bu kadar kolay yerleştiği. Bir sayının birden düşmesi açıklanmayı bekleyen bir boşluk bırakır. Yırtıcıların gecikmeli tepkisi, kar örtüsünün değişimi, kalabalığın yarattığı baskı karmaşık açıklamalardır. "Topluca uçurumdan atladılar" ise bir sahnedir: hatırlanır, anlatılır, bir benzetmeye dönüşür. İnsanlar bugün bile birbirlerine "lemming gibi" derken, gerçekte bir filmin kurgusundan alıntı yapıyorlar.

Bu durum yalnızca eski belgesellere ait değil. Bugün telefonumuza düşen bir doğa videosu da kesilmiş, birleştirilmiş, müzikle yönlendirilmiş olabilir. Soru, görüntüye güvenip güvenmemek değil; görüntünün nasıl elde edildiğini sormayı alışkanlık hâline getirmek.

Gelenekler ne gördü

Görüntünün gerçek sanılması ve gelen haberin sınanması, insanlığın en eski kaygılarından. Aşağıda biri bütün görme biçimimizden kuşku duyuyor, öteki tek tek haberlerin sınanmasını istiyor.

Platon, Devlet 514b–515b — gölgeyi gerçek sanmak

Duvar boyunca her türden kap, heykel, tahtadan, taştan ve başka malzemelerden yapılmış hayvan figürleri taşıyan insanların geçtiğini görüyor musun? Bunlar duvarın üstünden görünür. Birbirleriyle konuşabilselerdi, gördükleri şeylere ad verirken gerçekten önlerinde olanı adlandırdıklarını sanmazlar mıydı?

Platon'un ünlü mağara benzetmesinde insanlar çocukluklarından beri zincirli, yalnızca karşılarındaki duvara bakabiliyor. Arkalarında bir ateş yanıyor ve başkaları duvarın üstünden hayvan figürleri geçiriyor. Mahkûmlar duvarda yalnızca bu figürlerin gölgelerini görüyor ve onlara ad veriyor. Sokrates'in sorusu yerinde: bu insanlar gölgelere ad verirken gerçek hayvanları adlandırdıklarını sanmazlar mı? Cevdet Bey'in sinemadaki deneyimi neredeyse harfiyen bu sahne: karanlık bir salon, arkada bir ışık, perdede figürlerin gölgesi ve "ben gördüm" diyen bir seyirci.

Hucurât 49:6 — araştırmak

Ey inananlar! Eğer yoldan çıkmışın biri size bir haber getirirse, onun iç yüzünü araştırın, yoksa bilmeden bir millete fenalık edersiniz de sonra ettiğinize pişman olursunuz.

Bu ayet bir habere yaklaşma biçimini anlatır. Haberi getirenin güvenilirliği sorgulanır ve haber, üzerine bir karar verilmeden önce sınanır. Arapçadaki fiil, bir şeyin açıkça ortaya çıkmasını beklemeyi ve doğruluğunu iyice anlamayı anlatır. Ayetin dikkati, sınanmamış bir habere dayanarak yapılan haksızlıktadır.

Gerilim: Platon'un mağarası bütün görme biçimimizi sorgular: belki gördüğümüz her şey bir gölgedir ve gerçeğe ancak uzun, acılı bir dönüşle varılır. Hucurât suresindeki ayet ise daha sınırlı bir şey ister: önüne gelen haberi, onu getirenin güvenilirliğini sorarak sına. Biri radikal bir kuşkuya, öteki gündelik bir dikkate çağırıyor. Lemming sahnesini çözen şey ikincisi oldu: bir televizyon programcısı filmin nasıl çekildiğini araştırdı. Ama birincisi de akılda kalmalı; sınanmış haberlerin arkasında bile sınanmamış bir mağara olabilir.

Benzetmenin sınırı

Lemming efsanesi kat 3'ün bir örneği, ama bu kez benzetmeyi biz kurmadık: başkaları kurmuştu ve ders onu sökmeye çalıştı. "Lemmingler topluca intihar eder" bir kat 3 okumasıdır; bir hayvan davranışına insana özgü bir anlam, intihar anlamı yükler. Film bu okumayı kat 1'in bir bilgisi gibi sunmuş, yani hayvanların gerçek davranışını gösteriyormuş gibi yapmıştı. Katları karıştırmanın en çarpıcı örneklerinden biri.

Ama dersin kendi sınırları da var. Birincisi, filmin nasıl çekildiğine dair bilgiler 1982 tarihli bir televizyon programına ve onun aktarımlarına dayanıyor. Bu ayrıntıların hepsini ilk elden doğrulayamadık; kimin neyi bildiği konusunda da farklı açıklamalar var. İkincisi, lemming döngüsü hakkındaki iki çalışma farklı bölgelerde farklı nedenler buluyor. Döngünün nedeni tek bir cümleye sığmıyor ve bu dersin söylediği de son söz değil.

Platon'un mağarası ile sinema salonu arasındaki benzerlik de bir benzetme: Platon bir film eleştirisi yazmadı, insanın gerçeklikle ilişkisini anlattı. Hucurât suresindeki ayet de bir medya okuryazarlığı kuralı olarak inmedi; bir topluluğa, haber karşısında nasıl davranacağını söyledi. İkisini bu derse taşıyan biziz.

Son olarak, bir efsaneyi çürütmek de bir anlatı kurmaktır. "Disney seyirciyi kandırdı" cümlesi de dramatik ve akılda kalıcı. Burada söylenebilecek en dürüst şey daha sade: görüntü kurgulanmıştı, lemmingler intihar etmiyor ve sayılarındaki düşüş yırtıcılar, kış ve kalabalıkla açıklanıyor.

Gözlem görevi

Kayıt: Defterine videonun adını ve süresini, saydığın kesme sayısını ve sana "gerçek değil" ya da "emin değilim" dedirten anları yaz. Sonra sabit noktanda aynı süre içinde gördüklerini listele. Seviyenin sonunda sabit noktanın ilk haftasını yeniden oku ve o günden bu yana ne değiştiğini, senin bakışında neyin değiştiğini birkaç satırla not et.

Kentte: Kentte bu görevin ikinci parçası bir pencereden de yapılır. Önemli olan, kesintisiz bakmanın ne kadar farklı bir deneyim olduğunu fark etmek: kentin canlıları belgeselin hızında yaşamıyor, çoğu dakika hiçbir şey olmadan geçiyor.

Sonraki derse köprü

Lemming sahnesinde hayvanların "konuştuğu" bir şey yoktu; anlamı film kurmuştu. Bir sonraki seviye tersini soruyor: hayvanlar birbirine gerçekten bir şey söylüyor mu? İlk durak, bir kuşun yırtıcıyı görünce çıkardığı ve başka türlerin de anladığı alarm ötüşü.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.