İÇ. ŞÜKRÜ’NÜN EVİ, SALON — GECE
SEVGİ
(telefonda)
Alo Kaan. Evet, babamla konuştum. Gelmek istemiyor.
KAAN (TELEFONDA)
Ne yapacaksın peki?
SEVGİ
Bilmiyorum. Bir hafta daha kalacağım galiba.
KAAN (TELEFONDA)
Ama işin ne olacak?
SEVGİ
Halledeceğim.
İÇ. ŞÜKRÜ’NÜN EVİ, SALON — GECE
Sevgi balkon kapısının önünde, telefonda. Sesi alçak. Şükrü koridorda, elinde ilaç kutusu; durup dinliyor.
SEVGİ
(telefonda)
...Hayır, daha konuşmadım. ... Çünkü konuşacak bir an olmadı, Kaan. ... Bilmiyorum. Pazartesi duruşmaya Selin girsin. ... Girer. ... Bir hafta. En fazla.
Şükrü ilaç kutusunu cebine koyuyor. Sessizce mutfağa geçiyor.
SEVGİ
(telefonda)
Gelmez. ... Çünkü tanıyorum. Ben de gitmezdim.
Mutfakta çaydanlık ocağa konuyor. Sevgi sesi duyunca telefonu indiriyor.
SEVGİ
(yüksek sesle)
Baba, sen yat. Ben yaparım.
ŞÜKRÜ (SAHNE DIŞI)
İki bardak koyuyorum.
Ne değişti?
- İlk taslakta karşı taraf yalnız soru soruyor; varlık nedeni Sevgi’nin bilgi vermesi.
- Yeniden yazımda yalnız Sevgi duyuluyor. Kaan’ın sorularını seyirci cevaplardan kuruyor; bu iş onu sahnenin içine çekiyor.
- Asıl dinleyen telefondaki kişi değil, koridordaki baba. Sahne onun duyduğuyla değişiyor ve Sevgi bunu bilmiyor: dramatik ironi.
- “İki bardak koyuyorum” bir davet. Şükrü duyduğunu söylemeden kızını oturmaya çağırıyor.
Kendi sahnende dene
Bir telefon sahnesini yalnız bir tarafı duyulacak biçimde yeniden yaz. Sonra odaya, konuşmayı duymaması gereken bir dinleyen ekle.
Yeniden yazım tek doğru cevap değil, bir okuma. Aynı sorunun başka çözümleri de var; ölçülen, değişikliğin sahnede bir iş yapıp yapmadığı.