İÇ. ADLİYE, KALEM ODASI — SABAH
MERAL
Ozan, bildiğin gibi ben bu kalemde yirmi beş yıldır yazı işleri müdürüyüm.
OZAN
Evet Meral Hanım, biliyorum. Ve bugün de bildiğiniz gibi Yılmaz dosyasının duruşması var.
MERAL
Evet. O dosya üç yıldır sürüyor, çünkü kardeşler miras yüzünden kavgalı ve bilirkişi raporu hâlâ gelmedi.
OZAN
Bilirkişi raporu gelmeden hâkim karar veremez, değil mi?
MERAL
Aynen öyle.
İÇ. ADLİYE, KALEM ODASI — SABAH
Meral Hanım dosya dolabının önünde. Ozan elinde kalın bir klasörle kapıda.
OZAN
Bu Yılmaz dosyası... arşive mi kalkıyor?
MERAL
O dosya sen ilkokuldayken açıldı, evladım. Arşive kalkmaz, emekli olur.
OZAN
Üç yıl yazıyor ama.
MERAL
Üç yıl bu mahkemede. Öncesinde iki mahkeme gezdi.
Kapı açılıyor. Cemil Efendi başını uzatıyor.
CEMİL
Yılmazlar geldi. Ağabey koridorun bu ucunda, kız kardeş öbür ucunda. Ortaya bir sandalye koydum, kimse oturmuyor.
MERAL
Bilirkişi raporu?
CEMİL
Yok.
MERAL
(Ozan’a)
Klasörü masaya koy. Bugün de ertelenecek. Ama sen yine de tutanağı hazırla; hâkim bey bazen sürpriz yapar.
Ne değişti?
- “Bildiğin gibi” ile başlayan replik kendini ele veriyor: konuşan, dinleyenin bildiğini biliyor, yani söylemek için bir nedeni yok.
- Yeniden yazımda bilgiyi soran gerçekten bilmiyor. Ozan’ın ilk haftası, sorusuna bir neden veriyor.
- Davanın uzunluğu bir rakamla değil Meral’in esprisiyle; kardeşlerin kavgası açıklamayla değil koridorun iki ucuyla ve boş sandalyeyle veriliyor.
- Bilirkişi raporu tek kelimelik bir soru–cevapla geçiyor. Bilgi verilirken sahne durmuyor, ilerliyor: Ozan bir iş alıyor.
Kendi sahnende dene
Senaryonda “bildiğin gibi”, “sana daha önce de söyledim”, “hatırlarsın” diye başlayan replikleri ara. Her birinde bilgiyi bilmeyen birine ya da bir anlaşmazlığın içine taşı.
Yeniden yazım tek doğru cevap değil, bir okuma. Aynı sorunun başka çözümleri de var; ölçülen, değişikliğin sahnede bir iş yapıp yapmadığı.