İçeriğe geç

9.7 · Seviye 4 · Karakter Sesi

İsim kapatma testi

Karakter adlarını kapatıp repliklerin kime ait olduğunu tahmin ettirir; ayrışmayan sesleri bulur

Diyalog Akademisi · Sesin Bileşenleri · 1.741 kelime · 18 replik · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir arkadaşınızın size gönderdiği eski bir mesaj grubunu düşünün. Telefonunuz isimleri silmiş, yalnızca numaralar kalmış. Mesajları okuyorsunuz ve birkaç satır sonra kimin kim olduğunu biliyorsunuz. Biri her mesajı üç ünlemle bitiriyor. Biri hiç büyük harf kullanmıyor. Biri her şeyi bir soruyla karşılıyor. Biri uzun paragraflar yazıyor, biri tek kelimelik cevaplar. Numaraların arkasındaki insanları, onları hiç görmeden, yalnızca nasıl yazdıklarından tanıyorsunuz.

Şimdi aynı şeyi bir senaryoyla deneyin. Bir sahnenin bütün karakter adlarını kapatın, yalnızca replikleri bırakın ve birine verin. Okuyan kimin konuştuğunu bulabiliyor mu? Bulabiliyorsa karakterlerin sesleri var. Bulamıyorsa, sayfada birkaç farklı isimle konuşan tek bir ses var: yazarın sesi.

Bu basit deney, diyalog yazarının elindeki en dürüst sınamadır. Sesin bileşenlerini, kelimeyi, cümle biçimini, alışkanlığı, ölçüyü, mizahı tek tek kurduktan sonra, hepsinin birlikte çalışıp çalışmadığını gösterir. Bu ders isim kapatma testini nasıl yapacağını ve sonuçlarını nasıl okuyacağını ele alıyor.

Tek fikir

Karakter adlarını kapatıp replikleri birine okutmak, seslerin gerçekten ayrışıp ayrışmadığını gösterir. Ama test dikkatli yapılmalıdır: okur bir karakteri sesinden değil konusundan tanıyorsa, o karakterin sesi yoktur, yalnızca bir konusu vardır.

Kavram

Testin yapılışı basittir ama birkaç adımı vardır.

Birincisi, sahneyi kopyala ve karakter adlarını nötr etiketlerle değiştir: birinci, ikinci, üçüncü. Eylem satırlarını da çıkar ya da adları içermeyecek biçimde yeniden yaz; çünkü «Şükrü çayını karıştırıyor» gibi bir eylem satırı, sonraki repliğin kime ait olduğunu söyler.

İkincisi, okura karakterlerin kısa bir listesini ver: adları ve birer satırlık tanıtımları. Ama hangi etiketin kime ait olduğunu söyleme.

Üçüncüsü, okurdan her etiketi bir karakterle eşleştirmesini iste ve neden öyle düşündüğünü sor. Bu «neden» sorusu testin en önemli kısmıdır.

Okurun cevabındaki «neden», testin gerçekten neyi ölçtüğünü gösterir. Okur «Bu Şükrü, çünkü dolmuştan söz ediyor» diyorsa, tanıdığı şey bir ses değil bir içerik. Dolmuşu başka biri de konuşabilirdi. Ama okur «Bu Şükrü, çünkü hep kısa kesiyor ve hiç kendini açıklamıyor» diyorsa, tanıdığı şey bir ses. Testin asıl değeri, içerik ipuçlarını ayıklayıp yalnızca sesi ölçebilmektedir.

Bunun için testin daha sert bir sürümü var: bütün karakterlerin aynı konu hakkında konuştuğu bir sahne seçmek ya da yazmak. Yağan bir kar, gelen bir tayin, kaçırılan bir otobüs. Herkes aynı şeyden söz ettiğinde, okur yalnızca sesten tanıyabilir. Bu sürümü geçen bir kadronun sesleri gerçekten ayrışıyordur.

Testin sonucu üç türlü başarısızlık gösterebilir.

İki ses çakışıyor. Okur iki karakteri sürekli karıştırıyor. Bu iki karakterin sesi birbirine çok yakın: aynı uzunlukta cümleler, aynı dolgular, aynı mizah. Birini ayırmak gerekir; çoğu zaman bir bileşeni, örneğin cümle biçimini ya da referans çerçevesini, değiştirmek yeter.

Bir ses yok. Okur bir karakteri hiç bulamıyor ya da rastgele tahmin ediyor. Bu karakter yazarın sesiyle konuşuyor: düzgün, açık, nötr cümlelerle. Ona bir düşünme biçimi vermek gerekir.

Bir ses yalnızca yüzeyde. Okur karakteri buluyor ama yalnızca bir yüzey işaretinden: bir dolgu, bir aksan, bir tekrar. O işaret silinince karakter kayboluyor. Bu sesin altına bir düşünme biçimi yerleştirmek gerekir.

Testi kimlere yaptırmalı? İdeal okur, senaryoyu hiç okumamış ama karakter listesini kısa bir tanıtımla öğrenmiş biridir. Senaryoyu bilen biri karakterleri hatırladığı için tanır; bu da bir içerik ipucudur. Mümkünse testi birden fazla okurla yap ve sonuçları karşılaştır.

Son olarak, testin hedefi yüzde yüz başarı değildir. Bazı kısa replikler, «Evet», «Tamam», «Gel», kimseye ait olmayabilir ve olmasına gerek yoktur. Test, sesin taşıdığı repliklerde, yani uzunluğu, biçimi ya da mizahı olan repliklerde başarılı olmalıdır.

Sahnede

Kalem Odası. Bir sabah. Kalemde üç kişi, yeni bir haberi konuşuyor: hâkim bey başka bir şehre tayin olmuş. Adlar kapatıldı; eylem satırları adsız yazıldı. Önce okur gibi okuyun.

İÇ. KALEM ODASI — SABAH. Üç kişi. Biri masada, biri ayakta, biri kapının yanında.

BİRİNCİ

Hâkim bey tayin olmuş. Ankara. Ay sonu.

İKİNCİ

Ya, gerçekten mi? Ama daha sistemi kuracaktık, numaratör, tablet, her şey hazırdı. Yeni gelen hâkim bunları sever mi, bilmiyorum ki. Belki sever. Belki hiç bakmaz. Ben bir sunum hazırlayayım, ne dersiniz?

ÜÇÜNCÜ

Ay sonu yani… Bizim Gülsüm Hanım'ın dosyası? Yani bir sonraki duruşma yeni hâkimle mi olacak?

BİRİNCİ

Olacak.

ÜÇÜNCÜ

Baştan mı anlatacağız her şeyi?

BİRİNCİ

Dosya anlatır.

İKİNCİ

Ben yine de bir özet çıkarayım, madde madde. Hatta renkli olsun, kırmızı acil, sarı bekleyen…

BİRİNCİ

Kırmızı kalem yok bu kalemde, Tarık Bey.

Kapının yanındaki kişi gülüyor.

Bu sahnede üç kişi aynı haberi konuşuyor, ve adlar kapalıyken bile kim olduklarını bulmak zor değil. Ama nasıl bulduğumuza bakalım.

Birinci kısa kesiyor: «Hâkim bey tayin olmuş. Ankara. Ay sonu.» «Olacak.» «Dosya anlatır.» Dolgu yok, açıklama yok, her cümle bir kayıt. Bu Meral, ve onu bir içerik ipucundan değil, cümle biçiminden ve kuru mizahından tanıyoruz: «Kırmızı kalem yok bu kalemde.» Son replik bir ad içeriyor, «Tarık Bey», ve bu bir içerik ipucu; ama okur o ana kadar Birinci'yi zaten bulmuştu.

İkinci uzun açıklıyor, sorularla ve kendi kendine cevaplarla: «Belki sever. Belki hiç bakmaz.» Bir plan yapıyor, sunum, özet, renkler. Bu Tarık, ve onu konusundan da tanıyabiliriz, numaratör ve tablet; ama cümle biçimi ve sistem kurma tutkusu, konu değişse bile onu ele verirdi.

Üçüncü yarım bırakıyor ve somut bir dosyaya dönüyor: «Ay sonu yani…», «Bizim Gülsüm Hanım'ın dosyası?» Bu Ozan: «yani» dolgusu, endişesi ve bir davayı bir insan olarak düşünmesi. Burada dikkat: «Gülsüm Hanım'ın dosyası» bir içerik ipucu; Gülsüm'le Ozan ilgileniyordu. Ama Ozan'ı yalnız bu ipucuyla tanıyorsak, sesi zayıf demektir. Neyse ki «yani» ve yarım cümleler de onu taşıyor.

Bu sahne testi büyük ölçüde geçiyor. Ama zayıf noktası da görünüyor: Ozan'ın sesi en çok içerikten ve bir dolgudan geliyor. Bir sonraki adım, Ozan'a Meral'den ve Tarık'tan bağımsız, kendi düşünme biçimini daha net taşıyan bir replik vermek olurdu.

İki sürüm

Son Sefer. Sevgi ile Kerem telefonda konuşuyor; Sevgi babasının cumartesi neden kahvede güldüğünü merak ediyor. Yazar sahneyi yazmış ve isim kapatma testine sokmuş; okur iki karakteri karıştırmış.

İlk taslak

SEVGİ

(telefonda)

Kerem, babam cumartesi gülmüş diyorlar, ne oldu yani?

KEREM

Şey, abla, Rıfat abi bir şaka yaptı, yani kaldırım taşı meselesi, abi de güldü.

SEVGİ

(telefonda)

Yani barıştılar mı şimdi? Şey, ben anlamadım tam.

KEREM

Yani barıştılar galiba, abla. Şey, tavla oynuyorlar artık.

Yeniden yazım

SEVGİ

(telefonda)

Kerem, babam cumartesi gülmüş. Hacer abla söyledi. Neye güldü?

KEREM

Şey, abla… Rıfat abi bir şaka yaptı, kaldırım taşıyla ilgili. Uzun hikâye. Yani anlatsam da komik değil, orada olman lazımdı.

SEVGİ

(telefonda)

Rıfat'la mı? Bir hafta önce selamını almıyordu.

KEREM

Artık tavla oynuyorlar. Abi ilk kez gülümsedi abla, ben gördüm.

SEVGİ

(telefonda)

Kaç yıldır görmedim ben onu gülerken. Annemden beri.

KEREM

Ben de.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. İsim kapatma testi, karakter adlarını gizleyip repliklerin kime ait olduğunu tahmin ettirerek seslerin ayrışıp ayrışmadığını ölçer.
  2. Okur bir karakteri konusundan tanıyorsa bu bir içerik ipucudur, ses değil; «neden» sorusu ikisini ayırır.
  3. Testin sert sürümü, bütün karakterlerin aynı konudan söz ettiği bir sahneyle yapılır.
  4. Üç başarısızlık türü: çakışan iki ses, olmayan bir ses, yalnızca yüzeyde duran bir ses.
  5. Kısa replikler kimseye ait olmayabilir; test, sesin taşıdığı repliklerde başarılı olmalıdır.

İlk taslakta okur Sevgi ile Kerem'i karıştırdı, çünkü ikisinin sesi aynı. İkisi de «yani» ve «şey» kullanıyor, ikisi de aynı uzunlukta, aynı yumuşaklıkta cümleler kuruyor. Ayıran tek şey içerik: «abla» hitabı ve telefonda olmak. Bunlar kapatılınca iki ses tek bir sese dönüşüyor.

Yeniden yazımda iki ses ayrışıyor. Sevgi'nin sesi doğrudan, kısa, sorgulayan: «Neye güldü?», «Rıfat'la mı?» Dolgu yok. Sevgi İstanbul'da bir işin içinde, kontrol eden ve bilgi isteyen biri; sorularıyla konuşuyor. Kaynağını da veriyor: «Hacer abla söyledi.» Bilginin nereden geldiğini bilmek onun için önemli.

Kerem'in sesi dolaylı ve kendini küçümseyen: «Şey, abla…», «anlatsam da komik değil, orada olman lazımdı.» «Şey» ve «yani» artık yalnızca Kerem'de, ve bir düşünme biçimine bağlı: Kerem bir şeyi doğrudan söylemeye çekiniyor. Ama sahnenin sonunda Kerem'in sesi de değişiyor: «Abi ilk kez gülümsedi abla, ben gördüm.» Bu doğrudan cümle, Kerem'in bir şeyi kesinlikle bildiği an.

Ve son iki replik iki sesi aynı noktada buluşturuyor. Sevgi'nin «Annemden beri» cümlesi kısa ve ağır; Kerem'in «Ben de» cevabı ise en kısa repliği. İsim kapatma testinde bu iki replik kimseye ait olmayabilir; ama sahnenin geri kalanı seslerini kurduğu için, okur bu son iki satırı kimin söylediğini artık biliyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışOkur karakteri bulduysa ses vardır.
Doğrusu

Okur karakteri konusundan, bir addan ya da bir olaydan tanıyorsa, tanıdığı şey bir içeriktir. Testin cevabındaki «neden» sorusu, sesi içerikten ayırmak için gereklidir.

Yaygın yanlışTest yalnızca senaryoyu bilen birine yaptırılabilir.
Doğrusu

Senaryoyu bilen okur karakterleri hatırladığı için tanır. İdeal okur, senaryoyu hiç okumamış ama karakter listesini kısa bir tanıtımla öğrenmiş biridir.

Yaygın yanlışHer replik testte tanınmalıdır.
Doğrusu

«Evet», «Tamam», «Gel» gibi kısa replikler kimseye ait olmayabilir. Test, sesin taşıdığı repliklerde, yani biçimi, uzunluğu ya da mizahı olan repliklerde başarılı olmalıdır.

Kendi sahnende

Özet

  1. İsim kapatma testi, karakter adlarını gizleyip repliklerin kime ait olduğunu tahmin ettirerek seslerin ayrışıp ayrışmadığını ölçer.
  2. Okur bir karakteri konusundan tanıyorsa bu bir içerik ipucudur, ses değil; «neden» sorusu ikisini ayırır.
  3. Testin sert sürümü, bütün karakterlerin aynı konudan söz ettiği bir sahneyle yapılır.
  4. Üç başarısızlık türü: çakışan iki ses, olmayan bir ses, yalnızca yüzeyde duran bir ses.
  5. Kısa replikler kimseye ait olmayabilir; test, sesin taşıdığı repliklerde başarılı olmalıdır.

Kendini sına

  1. Tayin haberinin konuşulduğu sahnede testin en zayıf halkası neden Ozan?
  2. Telefon sahnesinin ilk taslağında okur Sevgi ile Kerem'i neden karıştırıyor?
  3. Yeniden yazımda «şey» ve «yani» dolgularına ne oluyor?

Yanıtlar

  1. Çünkü Ozan en çok bir içerik ipucuyla, Gülsüm Hanım'ın dosyasıyla, ve bir dolguyla tanınıyor. Bu ikisi kapatılırsa sesi zayıflıyor; ona kendi düşünme biçimini daha net taşıyan bir replik gerekiyor.
  2. Çünkü ikisi de «yani» ve «şey» kullanıyor, aynı uzunlukta ve aynı yumuşaklıkta cümleler kuruyor. Ayıran tek şey «abla» hitabı ve telefonda olmak; bunlar kapatılınca iki ses tek bir sese dönüşüyor.
  3. Yalnızca Kerem'de kalıyorlar ve bir düşünme biçimine bağlanıyorlar: Kerem bir şeyi doğrudan söylemeye çekiniyor. Sevgi ise dolgusuz, kısa ve sorgulayan bir sesle konuşuyor.

Sonraki derse köprü

Telefonun ilk taslağında Sevgi ile Kerem aynı sesle konuşuyordu; isim kapatma testi bunu gösterdi. Ama bu sorun çoğu zaman iki karakterle sınırlı kalmaz: bir taslağın bütün karakterleri yazarın kelimesiyle, yazarın zekâsıyla konuşabilir. Sıradaki modül sesleri ayırmayı ve korumayı ele alıyor; ilk ders bu tanıdık sorunla açılıyor: herkes yazar gibi konuşuyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.