9.6 · Seviye 4 · Karakter Sesi
Mizah biçimi
Kuru, alaycı, kendini küçümseyen ve ağzı bozuk mizahın karakteri nasıl ayırdığını görür
Diyalog Akademisi · Sesin Bileşenleri · 1.686 kelime · 19 replik · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Bir otobüs bozuluyor, yolun ortasında. Yolcular iniyor, yağmur başlıyor. Dört kişi, dört şaka.
Yaşlı bir adam gökyüzüne bakıp, hiç gülümsemeden: «Güzel. Tam vaktinde.»
Takım elbiseli bir adam şoföre dönüp: «Bu aracın son bakımı hangi padişah döneminde yapılmıştı?»
Genç bir kız şemsiyesini açıyor, şemsiye ters dönüyor; kendine gülüyor: «Tabii. Benim şemsiyem. Başka ne bekliyordum.»
Bir inşaat işçisi tekerleğe bir tekme atıyor ve ağzından, otobüse, yağmura, belediyeye, hayata yönelik uzun bir söz dökülüyor; yolcuların yarısı gülüyor.
Dört kişinin de güldüğü şey aynı: bozulan otobüs ve yağmur. Ama güldürme biçimleri birbirine hiç benzemiyor. Biri yüzünü kıpırdatmadan, biri birini aşağılayarak, biri kendini küçülterek, biri ağzını bozarak güldürüyor. Ve her şaka, söyleyenin kim olduğunu bir cümlede anlatıyor.
Bir karakterin mizahı, sesinin en kişisel parçalarından biridir. Bu ders güldürmenin dört yolunu ve her yolun ardındaki insanı ele alıyor.
Tek fikir
Karakterler aynı şeye farklı biçimlerde güler ve güldürür: kuru, alaycı, kendini küçümseyen ya da ağzı bozuk. Mizahın biçimi karakteri ayırır; mizahın neye karşı kullanıldığı ise onun içini gösterir.
Kavram
Dört temel mizah biçimi, diyalogda en sık karşılaşılanlardır.
Kuru mizah. Karakter komik bir şeyi hiçbir duygu belirtisi göstermeden, düz bir sesle söyler. Gülmez, gülümsemez, şaka yaptığını belli etmez. Komiklik, söylenen ile söyleniş biçimi arasındaki uçurumdan doğar. Kuru mizahlı karakter çoğu zaman kontrollü, gözlemci ve duygularını gizleyen biridir. Mizahı bir mesafe aracıdır.
Alaycı mizah. Karakter başkasını hedef alır; onu küçük düşürmek, eleştirmek, haddini bildirmek için şaka yapar. Alay keskindir ve çoğu zaman bir statü hamlesidir. Alaycı karakter zeki ama çoğu zaman yaralı ya da güvensizdir; başkasını aşağı iterek kendini yukarıda tutar.
Kendini küçümseyen mizah. Karakter kendisiyle dalga geçer: beceriksizliğiyle, şanssızlığıyla, eksikleriyle. Bu mizah yakınlık kurar, karşıdakini rahatlatır, ama çoğu zaman bir savunmadır da: başkası söylemeden önce kendisi söyler. Kendini küçümseyen karakter ya alçakgönüllüdür ya da kırgındır.
Ağzı bozuk mizah. Karakter küfürle, argoyla, abartılı ve kaba sözlerle güldürür. Bu mizah bir öfkeyi boşaltır, bir samimiyet kurar ya da bir sınırı yıkar. Ağzı bozuk karakter çoğu zaman dürüst, sabırsız ve resmiyete karşıdır. Bu biçimi yazarken ölçü önemlidir: küfür bir ritim ve bir karakter aracıdır, bir şok değeri değil. Çoğu zaman ima edilen küfür, söylenen küfürden daha komiktir.
Bu dört biçimin yanında, mizahın işlevine bakmak gerekir: karakter neden şaka yapıyor? Bir korkuyu örtmek için mi, bir öfkeyi boşaltmak için mi, birine yakınlaşmak için mi, birini aşağılamak için mi? Aynı şaka biçimi farklı işlevlerle kullanılabilir. Kuru mizah bir sevginin de bir küçümsemenin de aracı olabilir. Bu yüzden mizahı yazarken yalnızca biçimi değil, şakanın kime ve neye karşı yapıldığını da bilmek gerekir.
Mizahın en ince kullanımı, karakterin acısını taşıdığı yerdir. Bir cenazede yapılan bir şaka, bir hastane koridorunda atılan bir espri, bir ayrılık anında söylenen kuru bir söz. Bu şakalar seyirciyi güldürür ve aynı anda karakterin ne kadar yaralı olduğunu gösterir. Mizah burada bir kalkandır ve seyirci kalkanın arkasındakini görür.
Son olarak, mizah biçimi de bir çizgidir. Kuru mizahlı bir karakterin bir anda gülmesi, alaycı bir karakterin bir anda kendini küçümsemesi, o karakterin bir şeyi kaybettiğini ya da bir şeyi bulduğunu gösterir. Ve iki farklı mizah biçimine sahip karakter karşı karşıya geldiğinde, sahne bir mizah düellosuna dönüşebilir: kuru olan alaycıyı söndürür, kendini küçümseyen ağzı bozuğu güldürür.
Sahnede
Son Sefer. Cumartesi öğle. Kerem ilk sabah seferini bitirdi; yağmurda, ikinci viteste, kazasız. Durak kahvesinde Rıfat, Şükrü ve Nazmi var. Kerem içeri giriyor.
İÇ. DURAK KAHVESİ — GÜN. Rıfat ve Şükrü bir masada tavla oynuyor. Nazmi tezgâhta. Kerem ıslak, kapıdan giriyor.
RIFAT
Hah, geldi bizim yeni sabahçı. Ne oldu oğlum, yokuşu çıkabildin mi, yoksa yolcular mı itti?
KEREM
Yolcular itmedi abi, ama Neriman teyze mazotun litresini sordu üç kez. Ben de bilmiyorum. Yani dolmuşu kullanıyorum, mazotu bilmiyorum. Şoför müyüm ben, belli değil.
NAZMİ
Bak, mazotu bilmeyen şoföre ben çay vermem.
KEREM
O zaman ben şoför değilim, Nazmi abi. Ben dolmuşun şoförünün şoförüyüm.
Rıfat kahkahayla gülüyor. Zarları atıyor.
RIFAT
Yağmurda ilk sabah, kazasız. Benim ilk sabahımda ben ön tamponu bıraktım o yokuşta, Allah'ın belası kaldırım taşına. Kazım usta bir hafta konuşmadı benimle.
Şükrü zarlara bakıyor. Bir şey demiyor. Sonra taşını oynuyor.
ŞÜKRÜ
Kaldırım taşı hâlâ orada.
RIFAT
Orada, abi. Ben her sabah ona selam veriyorum.
ŞÜKRÜ
O da sana veriyor mu?
RIFAT
Vermiyor. Seni örnek almış.
Bir sessizlik. Sonra Şükrü gülümsüyor; yıllardır ilk kez. Rıfat da gülüyor.
ŞÜKRÜ
Oyna.
Kahvedeki dört adamın her biri başka türlü güldürüyor ve sahneyi döndüren şey bir şaka.
Rıfat'ın mizahı ağzı bozuk ve sert: «Yolcular mı itti?», «Allah'ın belası kaldırım taşı». Ama Rıfat'ın sertliği bir yakınlık kuruyor; Kerem'e takılıyor, çünkü onu artık durağın bir parçası sayıyor. Ve kendi ilk sabahını, ön tamponunu ve Kazım ustanın bir hafta konuşmamasını anlatarak Kerem'le bir bağ kuruyor.
Kerem kendini küçümsüyor: «Şoför müyüm ben, belli değil», «Ben dolmuşun şoförünün şoförüyüm.» Bu mizah onun hem alçakgönüllülüğünü hem de hâlâ yerini bulmaya çalıştığını gösteriyor. Rıfat'ın kahkahası Kerem'i kabul ettiğinin işareti.
Nazmi'nin mizahı bir öğüt kılığında: «Mazotu bilmeyen şoföre ben çay vermem.» Bu bir tehdit gibi görünen bir şaka, ve Nazmi'nin dünyasında bilgi her şeydir.
Şükrü'nün mizahı kuru. «Kaldırım taşı hâlâ orada.» Hiç gülümsemeden söylenen, ama bir şakaya kapı açan bir cümle. Sonra sahnenin en ince şakası: «O da sana veriyor mu?» Şükrü, Rıfat'ın selamını almadığı sabaha, kendi selamının cevapsız kaldığı güne dönüyor. Ve Rıfat'ın cevabı, «Vermiyor. Seni örnek almış», iki adamın arasındaki o sabahı bir şakaya çeviriyor. Bu şaka bir barışmadır. Şükrü'nün yıllardır ilk kez gülümsemesi, seyircinin o kalkanın arkasında ne olduğunu görmesi.
İki sürüm
Kalem Odası. Pazartesi sabahı. Tarık yeni bir şey getirmiş: kalemin kapısına asmak için bir dijital sıra numaratörü. Meral, Tuna Bey ve Ozan bakıyor. Yazar sahneyi ilk yazdığında herkese aynı türden espriler vermiş.
İlk taslak
TARIK
Bakın, sıra numaratörü! Artık herkes sırasını ekranda görecek.
MERAL
Harika, Tarık Bey, artık bilgisayarlar da duruşma yapsın, biz evde oturalım, haha.
TUNA
Çok güzel, bir de robot hâkim alalım, haha.
OZAN
Ben de robot kâtip olayım o zaman, haha.
Yeniden yazım
TARIK
Bakın, sıra numaratörü! Artık herkes sırasını ekranda görecek. Ses de çıkarıyor, dinleyin…
Tarık bir düğmeye basıyor. Cihaz bir «dıt» sesi çıkarıyor ve ekranda «000» yazıyor.
MERAL
Sıfır. Bugünün duruşma sayısı mı?
TUNA
Bu kalemde ilk kez bir şey sıfır gecikmeyle çalıştı. Hayırlı olsun, Tarık Bey. Tablete de selam söyleyin.
OZAN
Ben de bir numara alayım. Belki bir gün sıram gelir.
Tarık bir daha basıyor. Ekran sönüyor.
MERAL
Şimdi gerçekçi oldu.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Mizah biçimi, karakterin neye, kime ve nasıl güldüğünü gösterir; karakter sesinin en kişisel parçalarından biridir.
- Dört temel biçim: kuru, alaycı, kendini küçümseyen ve ağzı bozuk.
- Mizahın işlevi, şakanın neye karşı yapıldığı, karakterin içini gösterir.
- Mizah çoğu zaman bir kalkandır; seyirci kalkanın arkasındakini görür.
- Şaka kendi gülüşünü yazmaz; tepki dinleyene bırakılır.
İlk taslakta herkesin mizahı aynı: abartılı bir senaryo ve bir «haha». Meral, Tuna ve Ozan aynı şakayı üç farklı kelimeyle yapıyor; hiçbiri karakterin kendi biçimini taşımıyor. «Haha» kelimesi ise şakanın komik olduğunu yazarın okura söylemesi; bir şaka kendi gülüşünü yazmaz. Bu, yazarın kendi esprisini üç karaktere dağıtması.
Yeniden yazımda espriler sahiplerine kavuşuyor. Meral kuru: «Sıfır. Bugünün duruşma sayısı mı?» Hiç gülümsemeden, bir soruyla, cihazın başarısızlığını bir kalem gerçeğine bağlıyor. Son repliği de kuru: ekran sönünce «Şimdi gerçekçi oldu.» Meral'in mizahı bir mesafe, ama Tarık'a yönelik bir küçümseme değil; kalemin her zamanki hâline bir göz kırpma.
Tuna alaycı: «Bu kalemde ilk kez bir şey sıfır gecikmeyle çalıştı», «Tablete de selam söyleyin.» Tuna'nın şakası Tarık'ı hedef alıyor ve aynı zamanda kalemi; Tuna'nın komisyondan sonra hâlâ kırgın olduğu, bu keskinlikte duyuluyor.
Ozan kendini küçümsüyor: «Belki bir gün sıram gelir.» Bu şaka hem bir numaratöre hem de Ozan'ın kendi yerine; ilk aylarındaki bir kâtibin, annesinin sonucunu bekleyen bir gencin. Seyirci bu şakada Ozan'ın beklemekte olduğu başka bir şeyi duyuyor.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışBütün karakterler aynı türden şakalar yapabilir.
Mizah biçimi karakter sesinin en kişisel parçalarından biridir. Herkes aynı şakayı yaparsa duyulan yazarın sesidir.
Yaygın yanlışŞakanın komik olduğu repliğin içinde belirtilmelidir.
«Haha» yazmak ya da bir karakterin kendi şakasına gülmesi, okura komik olduğunu söyler ve komikliği öldürür. Şaka kendi gülüşünü yazmaz; tepkiyi dinleyene bırakır.
Yaygın yanlışAğzı bozuk mizah küfürün kendisinden gelir.
Küfür bir ritim ve bir karakter aracıdır. Ölçüsüz küfür bir şok değerine dönüşür ve komikliğini kaybeder; ima edilen küfür çoğu zaman söylenenden daha komiktir.
Kendi sahnende
Özet
- Mizah biçimi, karakterin neye, kime ve nasıl güldüğünü gösterir; karakter sesinin en kişisel parçalarından biridir.
- Dört temel biçim: kuru, alaycı, kendini küçümseyen ve ağzı bozuk.
- Mizahın işlevi, şakanın neye karşı yapıldığı, karakterin içini gösterir.
- Mizah çoğu zaman bir kalkandır; seyirci kalkanın arkasındakini görür.
- Şaka kendi gülüşünü yazmaz; tepki dinleyene bırakılır.
Kendini sına
- Kahve sahnesinde Rıfat'ın ağzı bozuk mizahı neden bir yakınlık kuruyor?
- Numaratör sahnesinin ilk taslağında «haha» neden bir sorun?
- Yeniden yazımda Ozan'ın «Belki bir gün sıram gelir» şakası neyi taşıyor?
Yanıtlar
- Çünkü Rıfat Kerem'e takılıyor, onu artık durağın bir parçası saydığı için. Kendi ilk sabahını ve kırdığı tamponu anlatarak Kerem'le bir bağ kuruyor; sert sözleri bir kabul.
- Çünkü şakanın komik olduğunu yazar okura söylüyor ve komikliği öldürüyor. Ayrıca üç karakterin de aynı türden şaka yapmasının işareti; duyulan yazarın esprisi.
- Hem numaratöre hem de Ozan'ın kendi yerine bir göndermeyi: ilk aylarındaki bir kâtibin ve annesinin sonucunu bekleyen bir gencin beklemesini. Seyirci şakada Ozan'ın beklediği başka bir şeyi duyuyor.
Sonraki derse köprü
Kahvede ve kalemde her karakter kendi biçimiyle güldü, kendi biçimiyle konuştu. Bu sesler gerçekten ayrışıyor mu, yoksa biz karakterleri tanıdığımız için mi ayrışıyor sanıyoruz? Bunun için bir deney yeterli: karakter adlarını kapatıp repliklerin kime ait olduğunu birine tahmin ettirmek. Sıradaki ders isim kapatma testini ele alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.