İçeriğe geç

9.5 · Seviye 4 · Karakter Sesi

Dünyayı neyle ölçüyor?

Karakterin benzetmelerini ve örneklerini kendi hayatından seçtiğini; bakış açısının sese nasıl dönüştüğünü yazar

Diyalog Akademisi · Sesin Bileşenleri · 1.684 kelime · 21 replik · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Üç kişiye aynı soruyu soruyorsunuz: «Bu yaz çok sıcak geçti, değil mi?»

Bir çiftçi: «Buğday erken sarardı. Su yetmedi. Geçen yıl bu zaman harman bitmişti.»

Bir anne: «Çocuklar gece uyuyamadı. Küçüğün sırtında isilik çıktı.»

Emekli bir öğretmen: «Seksen beşte de böyle olmuştu. O yaz okulları geç açtılar.»

Üç kişi aynı yazı yaşadı. Ama biri onu ekinle, biri çocuklarla, biri geçmişle ölçüyor. Hiçbiri sıcaklığı derece olarak söylemiyor. Her biri, dünyayı kendi hayatının en önemli şeyine göre tartıyor ve sıcaklık o şeye ne yaptıysa, o kadar sıcak.

Bir karakterin konuşmasında benzetmeleri, örnekleri, hatırladıkları ve karşılaştırdıkları, onun neyi önemsediğini gösterir. Bu ders, bir karakterin dünyayı neyle ölçtüğünü ve bu bakış açısının sese nasıl dönüştüğünü ele alıyor.

Tek fikir

Her insanın içinde bir terazi vardır ve kefesine hep aynı ağırlığı koyar: para, çocuklar, geçmiş, bir kayıp, bir inanç. Bir karakterin benzetmeleri ve örnekleri bu ölçüden gelir ve karakterin neyi önemsediğini, ne söylerse söylesin, ele verir.

Kavram

Meslek dilinin konuşmaya sızdığını gördük. Referans çerçevesi bundan daha derindir. Meslek bir karakterin ölçü birimlerini verir; referans çerçevesi ise neyin ölçülmeye değer olduğunu. Bir şoför mesafeyi dakikayla ölçer, ama bir şoförün neyi önemsediği başka bir şeydir: bir şoför her şeyi yolcularının güvenliğiyle, bir başkası kazancıyla, bir başkası yıllar önce kaybettiği bir yolcuyla tartabilir.

Referans çerçevesinin birkaç tanıdık biçimi var.

Para. Karakter her şeyin bir fiyatını bilir ya da sorar. «Bu ne kadar tuttu?» Bir düğünü, bir hastalığı, bir dostluğu bile maliyetiyle anlatır. Bu karakter ya yoksulluktan gelmiştir ya da güvenliği parada arıyordur.

Aile. Karakter her şeyi çocuklarına, eşine, anne babasına göre tartar. Bir haberi duyduğunda ilk sorusu «Bizimkileri etkiler mi?» olur. Bir yeri, bir zamanı, bir olayı aile hayatındaki bir anla anar: «Oğlum o yıl askerdeydi.»

Geçmiş. Karakter her şeyi eskiyle karşılaştırır. «Bizim zamanımızda…» «Seksenlerde…» Bu karakter ya geçmişe özlem duyar ya da şimdiyle barışamaz. Geçmişle ölçen karakter yaşlı olmak zorunda değildir; bir kaybın ardından genç biri de dünyayı «o günden önce» ve «o günden sonra» diye ikiye bölebilir.

Bir kayıp. Karakter her şeyi kaybettiği bir şeye ya da kişiye göre tartar. Ölmüş bir eş, bitmiş bir evlilik, kaçırılmış bir fırsat. Bu karakterin benzetmeleri ve hatırlamaları hep o kayba döner, bazen adını anmadan.

İnanç ya da ilke. Karakter her şeyi bir kurala, bir değere, bir inanca göre tartar: «Doğru olan bu», «Allah ne verdiyse», «Kanun böyle diyor».

Benzetme kaynağı, referans çerçevesinin sayfadaki izidir. Bir karakter bir şeyi neye benzetiyorsa, onun dünyasında en çok yer tutan şey odur. Annesini kaybetmiş biri bir sessizliği «evde annemin olmadığı akşamlar gibi» diye anlatır. Parayla ölçen biri bir ilişkiyi «zarar eden bir dükkân» diye. Bu benzetmeler süslü olmak zorunda değildir; en etkilileri gündelik, kısa ve karakterin dilindendir.

Referans çerçevesi bir karakterin hikâye içindeki yolculuğunu da gösterebilir. Hikâyenin başında her şeyi parayla ölçen bir karakter, sonunda bir dostlukla ölçmeye başlayabilir; her şeyi geçmişle karşılaştıran biri, bir gün ilk kez «yarın» diye başlayan bir cümle kurabilir. Bu kayma çoğu zaman tek bir benzetmede görünür ve seyirci, karakterin değiştiğini ona söylenmeden fark eder. Bu yüzden yazar, bir karakterin çerçevesini belirledikten sonra, o çerçevenin hikâyenin sonunda aynı kalıp kalmayacağını da düşünmelidir.

Referans çerçevesinin yazar için en büyük değeri, bir karakteri bir sahnede hiç söylemediği bir şeyle tanıtmasıdır. Bir kadın kocasını kaybettiğini hiç söylemeyebilir; ama her konuyu onun yaptığı bir şeyle karşılaştırması, seyirciye kaybın her şeyi nasıl renklendirdiğini gösterir. Referans çerçevesi bir karakterin alt metnini, en sade sözlerine bile taşır.

Sahnede

Son Sefer. Cumartesi sabahı, altı. Kerem'in ilk sabah seferi. Yağmur. Dolmuşta üç yolcu: Safiye abla, Neriman teyze ve işe giden genç bir hemşire, Burcu. Şükrü ön koltukta değil; Kerem bu seferi yalnız yapıyor.

İÇ. DOLMUŞ — SABAH. Yağmur camlara vuruyor. Kerem direksiyonda. Arkada Safiye, Neriman, Burcu.

SAFİYE

Bu yağmur, oğlum, benim oğlanın askere gittiği sabah gibi. Otogarda biz de böyle ıslandık.

NERİMAN

Ucuz bir yağmur değil bu, Safiye. Mazot da pahalandı, bu yağmurla yokuşta fazla yakar. Kerem, sen ne kadar yakıyorsun?

KEREM

Bilmiyorum teyze. Bakmadım.

NERİMAN

Bak. Ayın on beşinde taksit var, Şükrü söyledi.

BURCU

Ben gece nöbetinden çıktım. Acile bu sabah iki kaza geldi, yağmurdan. Yavaş git, olur mu?

Kerem vitesi düşürüyor. Yokuşa giriyorlar.

SAFİYE

Şükrü de hep burada vites değiştirirdi. Oğlum askerdeyken her sabah bu yokuşta düşünürdüm, o şimdi ne yapıyor diye.

NERİMAN

İkinciye mi aldın? Şükrü de ikinciye alır.

KEREM

İkinci, teyze.

BURCU

İyi.

Dolmuş yokuşu yavaşça çıkıyor. Kerem dikiz aynasından üç kadına bakıyor.

Bu sahnede üç yolcu aynı yağmuru ve aynı yokuşu yaşıyor, ama her biri dünyayı başka bir ölçüyle tartıyor.

Safiye her şeyi oğluyla ölçüyor. Yağmur, oğlunun askere gittiği sabahın yağmuru; yokuş, oğlunu düşündüğü yer. Safiye'nin oğlunun bayramda bir gece kalıp gittiğini, gelinin gelmediğini seyirci daha önce duymuştu. Şimdi Safiye her şeyi o oğlun etrafında anlatıyor ve seyirci bunun bir özlemin, belki bir kırgınlığın dili olduğunu hissediyor.

Neriman her şeyi parayla ölçüyor. «Ucuz bir yağmur değil bu», mazot, yakıt, taksit. Neriman'ın yarım ücret ödediğini ve Şükrü'ye her ay reçel getirdiğini seyirci biliyor. Para onun dünyasının ekseni; Kerem'i bile taksitiyle tanıyor. Ama bu ölçü bir kabalık değil, bir ilgi: Neriman Kerem'in yakıtını ve taksitini soruyor, çünkü onun başarmasını istiyor.

Burcu her şeyi hastaneyle ölçüyor. Yağmur onun için bir kaza demek, çünkü bu sabah acile iki kaza geldi. «Yavaş git, olur mu?» bir hemşirenin ricası. Burcu'nun referans çerçevesi seyirciye, Şükrü'nün seksen yedideki sabahını hatırlatıyor; Burcu bunu bilmiyor ama seyirci biliyor.

Kerem ise bu üç ölçünün arasında kendi ölçüsünü buluyor: vites. «İkinci, teyze.» Her yolcu kendi ölçüsüyle bir şey istedi; Kerem tek bir hareketle üçüne birden cevap verdi.

İki sürüm

Kalem Odası. Pazartesi öğleden sonra. Ozan, Gülsüm Hanım'ı arıyor; kiracının yeni adresinin bulunduğunu ve tebligatın oraya çıkacağını söyleyecek. Gülsüm Hanım'ın kocası Necdet Bey birkaç yıl önce ölmüş; ev onun emekli ikramiyesiyle alınmıştı.

İlk taslak

OZAN

(telefonda)

Gülsüm Hanım, kiracınızın yeni adresi bulundu. Tebligat oraya çıkacak.

GÜLSÜM

(telefonda)

Çok sevindim evladım. Ne zaman biter peki dava?

OZAN

(telefonda)

Kesin bir şey söyleyemem ama süreç ilerliyor.

GÜLSÜM

(telefonda)

Peki. Teşekkür ederim. Allah razı olsun.

Yeniden yazım

OZAN

(telefonda)

Gülsüm Hanım, kiracınızın yeni adresi bulundu. Osmangazi'de. Tebligat oraya çıkacak.

GÜLSÜM

(telefonda)

Osmangazi. Necdet orada çalışmıştı, şeker fabrikasının yanında. Otuz yıl.

OZAN

(telefonda)

Bilmiyordum.

GÜLSÜM

(telefonda)

O evi Necdet'in ikramiyesiyle aldık. Kapının kilidini kendisi taktı. Kiracı şimdi o kilidi değiştirmiş mi, biliyor musun?

OZAN

(telefonda)

Bilmiyorum, Gülsüm Hanım.

GÜLSÜM

(telefonda)

Değiştirmişse… neyse. Ne zaman biter?

OZAN

(telefonda)

Tebligat ulaşırsa, bir sonraki duruşmada.

GÜLSÜM

(telefonda)

Necdet olsaydı kendisi giderdi kapısına. Ben gidemem. Sağ ol, evladım. Sağ ol.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Karakterler dünyayı hayatlarındaki en ağır şeyle tartar: para, aile, geçmiş, bir kayıp, bir inanç.
  2. Referans çerçevesi meslekten daha derindir; neyin ölçülmeye değer olduğunu belirler.
  3. Benzetme kaynağı, referans çerçevesinin sayfadaki en doğrudan izidir.
  4. Referans çerçevesi bir karakteri hiç söylemediği bir şeyle tanıtır ve alt metni en sade sözlere taşır.
  5. Çerçeve ölçülü kullanılmalıdır; her repliği aynı çerçeveye bağlayan karakter bir takıntıya dönüşür.

İlk taslakta Gülsüm'ün bir referans çerçevesi yok. Sevinçli, sabırlı ve minnettar; ama hiçbir şeyi bir şeye göre tartmıyor. Bu Gülsüm herhangi bir davacı olabilir. Seyirci onun neyi kaybettiğini, bu davanın ona neden bu kadar önemli olduğunu öğrenmiyor.

Yeniden yazımda Gülsüm her şeyi Necdet'le ölçüyor. Osmangazi adını duyunca ilk aklına gelen, kocasının orada çalıştığı yıllar. Ev, onun ikramiyesi. Kapının kilidi, onun taktığı kilit. Kiracının kilidi değiştirip değiştirmediği sorusu, bir hukuk sorusu değil, bir yas sorusu: kocasının bıraktığı son izlerden biri hâlâ yerinde mi?

Gülsüm kaybını hiç adlandırmıyor; «Necdet öldü» demiyor, «Çok özlüyorum» demiyor. Ama referans çerçevesi her repliğe sızıyor. Son repliği, «Necdet olsaydı kendisi giderdi kapısına. Ben gidemem», davanın neden bu kadar uzun ve ağır olduğunu söylüyor: Gülsüm yalnızca bir kiracıyla değil, kocasının yokluğuyla mücadele ediyor. Seyirci bu bilgiyi, bir adresin bir kadına neyi hatırlattığından öğreniyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBir karakterin neyi önemsediği açıkça söylenmelidir.
Doğrusu

Karakterin neyi önemsediği, benzetmelerinden, örneklerinden ve neyle karşılaştırdığından anlaşılır. Açıkça söylenen bir değer bir bilgi verir; bir benzetmeye sızan değer karakteri gösterir.

Yaygın yanlışReferans çerçevesi meslekle aynıdır.
Doğrusu

Meslek ölçü birimlerini verir; referans çerçevesi neyin ölçülmeye değer olduğunu. İki aynı meslekten karakter dünyayı çok farklı ölçülerle tartabilir.

Yaygın yanlışHer karakter her konuyu kendi çerçevesine bağlamalıdır.
Doğrusu

Her repliği aynı çerçeveye bağlayan karakter bir takıntıya dönüşür. Çerçeve en çok, karakterin beklenmedik bir anda ona döndüğü yerde etkilidir.

Kendi sahnende

Özet

  1. Karakterler dünyayı hayatlarındaki en ağır şeyle tartar: para, aile, geçmiş, bir kayıp, bir inanç.
  2. Referans çerçevesi meslekten daha derindir; neyin ölçülmeye değer olduğunu belirler.
  3. Benzetme kaynağı, referans çerçevesinin sayfadaki en doğrudan izidir.
  4. Referans çerçevesi bir karakteri hiç söylemediği bir şeyle tanıtır ve alt metni en sade sözlere taşır.
  5. Çerçeve ölçülü kullanılmalıdır; her repliği aynı çerçeveye bağlayan karakter bir takıntıya dönüşür.

Kendini sına

  1. Dolmuş sahnesinde Neriman'ın parayla ölçmesi neden bir kabalık değil?
  2. Gülsüm Hanım'ın telefondaki ilk taslağında eksik olan nedir?
  3. Yeniden yazımda kilit sorusu neden bir hukuk sorusu değil?

Yanıtlar

  1. Çünkü bir ilgi biçimi. Neriman Kerem'in yakıtını ve taksitini soruyor, çünkü onun başarmasını istiyor; para onun dünyasının ekseni ve sevgisini de o eksenden gösteriyor.
  2. Bir referans çerçevesi. Gülsüm sevinçli ve minnettar, ama hiçbir şeyi bir şeye göre tartmıyor; neyi kaybettiği ve davanın ona neden bu kadar önemli olduğu görünmüyor.
  3. Çünkü kilidi rahmetli kocası Necdet takmıştı. Kiracının kilidi değiştirip değiştirmediğini sormak, kocasından kalan son izlerden birinin hâlâ yerinde olup olmadığını sormak; bir yas sorusu.

Sonraki derse köprü

Neriman yağmuru mazotla, Safiye oğluyla, Gülsüm kocasıyla ölçtü. Ama bir karakterin dünyaya bakışı bir de güldüğü şeyde görünür: kim kuru bir şakayla, kim alayla, kim kendiyle dalga geçerek, kim ağzını bozarak güler? Sıradaki ders, mizahın biçiminin karakterleri nasıl ayırdığını ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.