9.3 · Seviye 4 · Karakter Sesi
Cümle biçimi
Kısa kesen, uzun açıklayan, yarım bırakan ve soruyla cevap veren karakterleri cümle biçiminden tanır
Diyalog Akademisi · Sesin Bileşenleri · 1.701 kelime · 26 replik · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Bir sınıfta öğretmen soruyor: «Ödevini neden getirmedin?» Dört öğrenci, dört cevap.
Biri: «Unuttum.» Bir kelime, bir nokta, bitti.
İkincisi: «Dün akşam annem hastalandı, ben de kardeşime baktım, sonra elektrikler kesildi, mum ışığında yazmaya çalıştım ama defter ıslandı çünkü pencere açıktı ve…»
Üçüncüsü: «Ben aslında… yani yapmıştım ama…»
Dördüncüsü: «Hangi ödev?»
Dört cevabın hiçbiri öğretmene aynı bilgiyi vermiyor, ama dördü de çok şey söylüyor. Ve öğretmen, cevapların içeriğini değil biçimini duyarak dört öğrenciyi tanıyor: kısa kesen, uzun açıklayan, yarım bırakan, soruyla karşılayan. Kelimeler değişse bile, bu dört biçim değişmez; her öğrenci her soruya kendi biçimiyle cevap verir.
Bir karakterin cümlelerinin biçimi, söz dağarcığı kadar sesini kurar. Bu ders dört temel cümle biçimini ve her birinin karakter hakkında ne söylediğini ele alıyor.
Tek fikir
Bir karakteri cümlelerinin biçiminden tanırız: kesip atan, uzatıp açıklayan, yarıda bırakan ya da soruyla karşılık veren biri mi? Biçim, karakterin dünyayla nasıl ilişki kurduğunu içerikten önce gösterir.
Kavram
Dört temel biçim var. Her karakterin bir baskın biçimi olur ve bu biçim karakterin dünyaya bakışından doğar.
Kısa kesen. Cümleleri kısa, tamamlanmış ve açıklamasızdır. «Unuttum.» «Yarın.» «Olmaz.» Kısa kesen karakter kendini açıklama ihtiyacı duymaz; ya güçlüdür ya kapalıdır ya da yorgundur. Kısa cümle bir duvar da olabilir, bir kesinlik de. Kısa kesen karakterin uzun bir cümle kurduğu an, onun en çok şey söylediği andır.
Uzun açıklayan. Cümleleri birbirine bağlanır, gerekçeler sıralanır, ayrıntılar birikir. «… sonra … çünkü … ve …» Uzun açıklayan karakter çoğu zaman kendini savunur ya da kaygılıdır; anlaşılmamaktan korkar. Bazen de yalnızca konuşmayı sever. Uzun cümle bir kalkan da olabilir: karakter konuştukça asıl konuya gelmeyi erteler.
Yarım bırakan. Cümleleri tamamlanmaz; üç noktayla söner ya da tireyle kopar. «Ben aslında…» «Yani şey…» Yarım bırakan karakter bir şeyi söylemekten çekinir, doğru kelimeyi bulamaz ya da karşıdakinin tepkisini bekler. Yarım cümle, karakteri kırılgan ve tereddütlü gösterir.
Soruyla karşılayan. Bir soruya bir soruyla cevap verir. «Hangi ödev?» «Neden soruyorsun?» «Sen ne düşünüyorsun?» Soruyla karşılayan karakter savunmadadır ya da kontrolü elinde tutmak ister. Bir soruya soruyla karşılık vermek, konuşmanın yönünü değiştirir ve cevap verme yükünü karşıdakine geri atar.
Bu dört biçimin yanında, Türkçenin kendine özgü bir aracı daha var: devrik cümle. Yüklemi cümlenin ortasına ya da başına almak, konuşma dilinin doğal bir özelliğidir ve bir karakterin konuşmasına bir sıcaklık, bir aciliyet, bir vurgu katar. «Gelmedi o.» «Gördüm ben onu.» Devrik cümleyi sık kullanan karakter, yazı dilinden uzak, gündelik ve canlı bir sesle konuşur. Hiç kullanmayan karakter ise biraz resmî, biraz mesafeli duyulur.
Cümle biçimi, karakter sesinin en kolay duyulan bileşenlerinden biridir, çünkü okur onu kelimeleri okumadan önce görür. Bir senaryo sayfasında kısa satırlar ile uzun paragraflar göze çarpar. Bu yüzden iki karakterin cümle biçimleri farklıysa, sayfa daha okunmadan iki ayrı insanın konuştuğunu gösterir.
Cümle biçimi bir sahnede iki karakter arasındaki ilişkiyi de gösterir. Kısa kesen biri ile uzun açıklayan biri karşı karşıya geldiğinde, uzun konuşan çoğu zaman aşağıda kalır: kendini anlatmak zorunda olan odur. Yarım bırakan biri ile soruyla karşılayan biri karşılaştığında, soru soran yarım bırakanı sıkıştırır ve her soruyla onu biraz daha açılmaya zorlar. Bu yüzden iki karakterin biçimlerini seçmek, aralarındaki güç ilişkisini de seçmek demektir.
Ama biçim mekanik olmamalıdır. Kısa kesen bir karakter her zaman kısa kesmez; duygusal bir anda biçimi kırılabilir ve bu kırılma, biçimin varlığı sayesinde fark edilir. Uzun açıklayan bir karakterin bir kez kısa konuşması da aynı etkiyi yaratır. Biçim bir kafes değil, bir çizgidir; ondan sapmak bir anlam taşır.
Sahnede
Son Sefer. Cuma akşamı. Durak kahvesi. Rıfat ile Şükrü'nün arasındaki buzlar çözülmeye başladı. Rıfat masaya oturuyor; karşısında Şükrü ve Kerem. Nazmi tezgâhta.
İÇ. DURAK KAHVESİ — AKŞAM. Rıfat çayını alıp Şükrü'nün masasına oturuyor. Kerem yanda.
KEREM
Rıfat abi, şey… ben geçen sefer, o cumartesi meselesi… yani, kusura bakma da…
RIFAT
Hangi cumartesi?
KEREM
Sabah seferi. Hani ben…
RIFAT
Sen ne dedin Nazmi'ye?
KEREM
Senin onay verdiğini. Ama vermemiştin.
Rıfat çayını karıştırıyor.
NAZMİ
Bak, bu durakta her şeyin bir sırası var, kırk yıldır öyle. Kazım sabahı Rıfat'a bırakmadan önce Rıfat iki yıl öğleden sonra çalıştı, sonra Kazım emekli olunca bir cumartesi sabahı tezgâhın önüne geldi, anahtarı bıraktı, «Rıfat alsın» dedi, ben de...
ŞÜKRÜ
Nazmi.
Nazmi susuyor.
RIFAT
Babam da cumartesi sabahları çıkardı. Bilir misin?
KEREM
Bilmiyordum abi.
RIFAT
Şükrü abi bilir.
ŞÜKRÜ
Bilirim.
Rıfat cebinden bir anahtar çıkarıyor, masaya bırakmıyor, avucunda tutuyor.
RIFAT
Ayın ilk cumartesisi. Sabah. Bir tane. Gerisi benim.
KEREM
Abi, ben…
RIFAT
Yokuşta ikinci.
Bu sahnede dört karakter dört ayrı cümle biçimiyle konuşuyor ve sahne bu biçimlerin çarpışmasıyla ilerliyor.
Kerem yarım bırakıyor: «şey… ben geçen sefer, o cumartesi meselesi… yani, kusura bakma da…» Cümlelerinin hiçbiri bitmiyor. Kerem, bir yalanını itiraf etmeye çalışan genç bir adam; utancı cümlelerini kırıyor. Sahnenin sonundaki «Abi, ben…» da yarım: teşekkür bile edemiyor.
Rıfat soruyla karşılıyor: «Hangi cumartesi?», «Sen ne dedin Nazmi'ye?», «Bilir misin?» Rıfat cevap vermiyor, sorular soruyor ve her soruyla Kerem'i biraz daha açılmaya zorluyor. Bu biçim onun kontrolü elinde tuttuğunu gösteriyor. Ama sahnenin sonunda Rıfat'ın biçimi değişiyor: «Ayın ilk cumartesisi. Sabah. Bir tane. Gerisi benim.» Dört kısa cümle, kesin bir karar. Soruların ardından gelen bu kısalık, Rıfat'ın bir şeyi verdiğini ve sınırını çizdiğini gösteriyor.
Nazmi uzun açıklıyor: Kazım, iki yıl, cumartesi sabahı, anahtar, tezgâh. Cümleleri birbirine bağlanıyor ve bitmiyor. Nazmi bir hikâye anlatıcısı; her olayı bir geçmişin içine yerleştiriyor.
Şükrü kısa kesiyor ve Nazmi'nin uzun cümlesini tek bir kelimeyle bitiriyor: «Nazmi.» Bu bir ad, bir uyarı, bir rica. Sonra «Bilirim.» Şükrü'nün sahnedeki bütün sözleri iki kelime. Ama «Bilirim»in ağırlığını seyirci biliyor: Şükrü, Kadir'in cumartesi sabahlarını biliyor, çünkü o sabahlardan birinde Kadir onun ön koltuğundaydı.
Ve son replik, «Yokuşta ikinci», Rıfat'ın kısa biçimiyle Şükrü'nün öğüdünü birleştiriyor. Rıfat, Kerem'e seferi verirken Şükrü'nün dilini kullanıyor.
İki sürüm
Kalem Odası. Pazartesi sabahı. Ozan, Gülsüm Hanım'ın kiracısı için yapılan adres araştırmasının cevabını getiriyor. Tarık da orada. İlk taslakta üçü de aynı biçimde konuşuyor.
İlk taslak
OZAN
Meral Hanım, adres araştırmasının cevabı geldi. Kiracı Osmangazi'de yeni bir adreste oturuyor.
MERAL
Güzel. O adrese tebligat çıkaralım. Hazırlar mısın?
TARIK
Ben de götürebilirim isterseniz. Osmangazi'yi iyi bilirim.
MERAL
Teşekkürler Tarık Bey. Ama tebligatı posta yapar.
Yeniden yazım
OZAN
Meral Hanım, adres araştırması… cevap geldi. Kiracı Osmangazi'de. Yani yeni bir adres, Mernis'te kayıtlı, kolluk da teyit etmiş, ben bir de haritaya baktım, Gülsüm Hanım'ın evine…
MERAL
Tebligat.
OZAN
Hazırladım.
TARIK
Ben götüreyim mi? Osmangazi'yi avucumun içi gibi bilirim, bizim teyzemin evi de oradaydı, bir sokak arkası, hatta kiracının oturduğu yer şu yeni yapılan sitelerden olabilir, ben bir…
MERAL
Posta götürür, Tarık Bey.
TARIK
Tabii. Tabii.
Ozan tebligatı imza dosyasına koyuyor. Bir an duruyor.
OZAN
Gülsüm Hanım'ı ben mi arayayım, siz mi?
MERAL
Sen ara.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Cümle biçimi, içerikten bağımsız olarak karakterin konuşma tavrını gösterir.
- Dört temel biçim: kısa kesen, uzun açıklayan, yarım bırakan, soruyla karşılayan.
- Devrik cümle, Türkçede konuşmaya sıcaklık ve aciliyet katan bir biçimdir.
- Cümle biçimi, sayfada okunmadan önce görünür ve karakterleri ayırt eder.
- Biçim bir çizgidir; ondan sapmak bir anlam taşır.
İlk taslakta üç karakter de aynı biçimde konuşuyor: tam, orta uzunlukta, düzgün cümleler. Ozan bir bilgi veriyor, Meral bir talimat, Tarık bir teklif; ama üçünün cümleleri birbirinin aynısı. Adları kapatırsak hangisinin kim olduğunu bilemeyiz.
Yeniden yazımda her karakterin kendi biçimi var. Ozan önce yarım bırakıyor, «adres araştırması… cevap geldi», sonra uzun açıklamaya geçiyor: Mernis, kolluk, harita. Ozan bir haber verirken hem heyecanlı hem kendini kanıtlamaya çalışıyor; biçimi bunu gösteriyor. Meral tek kelimeyle kesiyor: «Tebligat.» Bu, Ozan'ın uzun açıklamasını durduran ve işi öne alan bir kısa kesiş.
Tarık uzun açıklıyor ve konudan uzaklaşıyor: teyzesinin evi, bir sokak arkası, yeni siteler. Tarık'ın biçimi onun bir yer bulmaya çalıştığını gösteriyor. Meral yine kısa kesiyor: «Posta götürür, Tarık Bey.» Tarık'ın «Tabii. Tabii» tekrarı, kesilmenin onu nasıl yere indirdiğini gösteriyor.
Son iki replik sahnenin asıl anı: Ozan bir soru soruyor ve Meral kısa bir cevapla Ozan'a bir sorumluluk veriyor: «Sen ara.» Bu kez Meral'in kısalığı bir duvar değil, bir güven.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışBütün karakterler düzgün, tam cümleler kurmalıdır.
Herkesin aynı biçimde konuştuğu bir sahnede karakterler ayırt edilemez. Cümle biçimi, karakter sesinin sayfada ilk görünen bileşenidir.
Yaygın yanlışCümle biçimi bir kez belirlendikten sonra hiç değişmemelidir.
Biçim bir kafes değil bir çizgidir. Kısa kesen bir karakterin uzun bir cümle kurduğu an, biçimden sapma olduğu için anlamlıdır.
Yaygın yanlışYarım cümleler ve sorular karakteri belirsiz yapar.
Yarım bırakmanın ve soruyla karşılamanın bir nedeni olmalıdır: utanç, korku, kontrol. Nedeni bilinen bir biçim karakteri netleştirir.
Kendi sahnende
Özet
- Cümle biçimi, içerikten bağımsız olarak karakterin konuşma tavrını gösterir.
- Dört temel biçim: kısa kesen, uzun açıklayan, yarım bırakan, soruyla karşılayan.
- Devrik cümle, Türkçede konuşmaya sıcaklık ve aciliyet katan bir biçimdir.
- Cümle biçimi, sayfada okunmadan önce görünür ve karakterleri ayırt eder.
- Biçim bir çizgidir; ondan sapmak bir anlam taşır.
Kendini sına
- Kahve sahnesinde Rıfat'ın biçimi sahnenin sonunda nasıl değişiyor ve bu ne gösteriyor?
- Tebligatın konuşulduğu ilk taslakta neden kimin konuştuğu anlaşılmıyor?
- Yeniden yazımda Meral'in «Sen ara» repliğindeki kısalık neden bir duvar değil?
Yanıtlar
- Sahne boyunca sorularla karşılıyor, sonunda dört kısa ve kesin cümle kuruyor: «Ayın ilk cumartesisi. Sabah. Bir tane. Gerisi benim.» Bu değişim, Rıfat'ın bir şey verdiğini ve aynı anda sınırını çizdiğini gösteriyor.
- Çünkü üç karakter de aynı biçimde konuşuyor: tam, orta uzunlukta, düzgün cümleler. Adlar kapatılınca hangi cümlenin kime ait olduğu belli olmuyor.
- Çünkü Ozan'a bir sorumluluk veriyor: Gülsüm Hanım'ı aramayı ona bırakıyor. Meral'in kısalığı burada bir kesme değil, bir güvenin dili.
Sonraki derse köprü
Kerem her cümlesine «şey» ve «yani» ile başladı; Tarık iki kez «tabii» dedi. Bazı kelimeler bir karakterin ağzında tekrar tekrar döner ve onu tanıtan bir işarete dönüşür. Ama tekrar bir yerde karakteri kurmaktan çıkar, bir tike dönüşür. O sınırı bulmak, sıradaki dersin konusu: sözlü alışkanlık.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.