8.6 · Seviye 3 · Alt Metin · Atölye
Diyalogsuz sürüm
Kendi sahnelerinden birini hiç replik kullanmadan yazar, sonra yalnız gereken üç repliği geri koyar
Diyalog Akademisi · Sessizlik ve Davranış · 1.356 kelime · 17 replik · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Görev
Bu atölyede kendi yazdığın bir sahneyi üç kez yazacaksın. İlk sürüm, sahnenin elindeki hâli: replikleriyle, olduğu gibi. İkinci sürüm, aynı sahnenin hiç replik olmadan yazılmış hâli: yalnızca eylem satırları, yalnızca davranışlar, nesneler, bakışlar, sessizlikler. Üçüncü sürüm, sözsüz sürüme yalnız gereken üç repliğin geri konduğu hâl.
Sözsüz sürümü yazmak, diyalog yazarı için tuhaf bir egzersiz gibi görünebilir. Ama amacı açık: bir sahnenin replikleri olmadan da ilerleyip ilerlemediğini görmek. Bir sahne sözsüz yazıldığında iki şeyden biri olur. Ya sahne hâlâ anlaşılır ve hâlâ bir yere gider; o zaman repliklerin çoğu gereksizmiş demektir. Ya da sahne çöker, ne olduğu anlaşılmaz; o zaman replikler sahnenin taşıyıcı duvarlarıymış ve hangilerinin taşıyıcı olduğunu artık biliyorsun.
Sözsüz sürümü yazarken her repliğin yerine bir şey koymaya çalışma. Sahneyi baştan düşün: bu iki insan bu mekânda, konuşmadan, ne yapardı? Neyi tutar, neyi bırakır, nereye bakar, ne zaman kalkar? Sahnenin bir başı, bir dönüm noktası ve bir sonu olsun; hepsi davranışla.
Sonra üç repliği seç. Bunlar sözsüz sürümün taşıyamadığı şeyleri taşımalı: bir bilgi, bir ad, bir dönüm noktası, sahnenin son sözü. Üç replik, iki karakter arasında bölüştürülebilir ya da biri hepsini söyleyebilir. Ama üçten fazla olmasın. Bir radyo, bir anons ya da bir televizyon gibi ortam sesleri bu sayıya girmez; onlar karakterin sözü değil, mekânın sesidir.
Bitirdiğinde üç sürümü yan yana koy ve ilk sürümdeki repliklerden hangilerinin üçüncü sürümde hâlâ durduğuna bak. Çoğu zaman bunlar ilk sürümün en kısa replikleri olur.
Örnek çözüm
Görevi Son Sefer'le yapalım. Salı sabahı, saat altıya doğru, yağmurlu. Rıfat'ın dolmuşu durak önünde çalışmıyor; akü bitmiş. Şükrü kahveye yürürken onu görüyor. İki adam bir haftadır konuşmuyor; Rıfat Şükrü'nün selamını almadı. Seyirci, seksen yedi sabahı Şükrü'nün ön koltuğunda Kadir'in, yani Rıfat'ın babasının oturduğunu biliyor; Rıfat bunun ne kadarını bildiğini henüz söylemedi.
Önce ilk sürüm, içinden geldiği gibi yazılmış.
İlk taslak
DIŞ. DURAK ÖNÜ — SABAH. Yağmur. Rıfat dolmuşunun kaputunu açmış. Şükrü yaklaşıyor.
ŞÜKRÜ
Akü mü bitti?
RIFAT
Bitti.
ŞÜKRÜ
Kablo getireyim. Kerem'in arabası şurada.
RIFAT
Gerek yok, Şükrü abi. Birini çağırırım.
ŞÜKRÜ
Altıda kimi çağıracaksın? Bekle.
RIFAT
Senden bir şey istemiyorum.
ŞÜKRÜ
Biliyorum. Ama sefer kaçar. Yolcu bekliyor.
RIFAT
Peki. Getir.
ŞÜKRÜ
Rıfat, geçmişte olanlar için… Baban için…
RIFAT
Şimdi değil, abi. Kabloyu bağla.
Sözsüz sürüm
DIŞ. DURAK ÖNÜ — SABAH. Yağmur. Rıfat dolmuşunun kaputunu açmış, marşa basıyor. Motor öksürüyor, susuyor. Şükrü köşeden çıkıyor, durup bakıyor.
Rıfat Şükrü'yü görüyor. Kaputun içine eğiliyor, sırtını dönüyor.
Şükrü cebinden yedek anahtarı çıkarıyor. Anadol anahtarlığı sallanıyor. Durağın biraz ilerisinde, kaldırımda duran Kerem'in dolmuşuna yürüyor.
Kerem'in dolmuşu yavaşça kaldırımdan iniyor; direksiyonda Şükrü. Emekli olduğundan beri ilk kez.
Dolmuş Rıfat'ın dolmuşunun önüne burun buruna duruyor. Şükrü iniyor, bagajdan takviye kablosunu alıyor.
Şükrü kabloyu Rıfat'a uzatıyor. Rıfat bir an bakıyor. Almıyor. Şükrü kendi kaputunu açıp kabloyu kendi aküsüne bağlıyor; öbür ucunu Rıfat'a uzatıyor.
Rıfat kablonun ucunu alıyor. Kendi aküsüne bağlıyor.
Rıfat marşa basıyor. Motor çalışıyor.
Şükrü kabloyu söküyor, sarıyor. Rıfat dolmuşundan iniyor, kahvenin kapısına yürüyor, kapıyı açık tutuyor.
Şükrü bir an kapıya bakıyor. Kabloyu bagaja koyuyor. Kahveye giriyor.
Sözsüz sürüm hâlâ anlaşılıyor ve hâlâ bir yere gidiyor. Rıfat'ın sırtını dönmesi, Şükrü'nün selamının alınmadığı haftanın devamı. Şükrü'nün direksiyona geçmesi, sözsüz sürümün en büyük olayı: emekli olduğundan beri ilk kez. Kabloyu Rıfat'a uzatıp geri çekmek, yardım teklifinin ve reddin; kabloyu kendi aküsüne bağlayıp ucunu yeniden uzatmak, ısrarın davranışı. Rıfat'ın ucu alması bir kabul. Ve Rıfat'ın kahvenin kapısını açık tutması, ilk taslaktaki «Peki. Getir»den çok daha büyük bir şey: bir davet.
İlk taslaktaki on replikten hangileri sözsüz sürümün taşıyamadığı bir şeyi taşıyordu? «Akü mü bitti?» değil; kaput ve öksüren motor bunu söylüyor. «Kablo getireyim» değil; anahtar ve öbür dolmuş söylüyor. «Senden bir şey istemiyorum» değil; uzatılan ama alınmayan kablo söylüyor. «Baban için…» ise ilk taslağın en zayıf repliği; Şükrü'nün özrünü sözle başlatıp yarıda bırakıyor ve Rıfat'ın onu kesmesi, sahneyi bir kaçışa çeviriyor.
Sözsüz sürümün taşıyamadığı şey, iki adamın arasındaki geçmişin adı: Kadir. Ve sahnenin son sözü: Rıfat'ın kapıyı açık tutmasının ne anlama geldiği.
Yeniden yazım
İÇ. KEREM'İN DOLMUŞU — SABAH. Şükrü direksiyonda, kaldırımdan çıkıyor. Radyo kendiliğinden açılıyor.
RADYO
(ses dışı)
…Doğu Karadeniz'de sağanak öğleye kadar sürecek…
Şükrü radyoyu kapatıyor. Dolmuş Rıfat'ın dolmuşunun önüne burun buruna duruyor.
Kablo, ret, ısrar, kabul: sözsüz sürümdeki gibi. Rıfat marşa basıyor. Motor çalışıyor.
Şükrü kabloyu sarıyor. Rıfat dolmuşundan iniyor, Şükrü'nün yanında duruyor. İkisi de motorun sesini dinliyor.
RIFAT
Babamın arabası da sabahları çalışmazdı. Yağmurda.
ŞÜKRÜ
Biliyorum. Ben iterdim.
Rıfat kahvenin kapısına yürüyor, kapıyı açık tutuyor.
RIFAT
Çay benden, Şükrü abi.
Üçüncü sürümde karakterlerin ağzından üç replik çıkıyor; radyonun sesi bir ortam sesi, bir replik değil. O ses Şükrü'nün kırk yıl her sabah dinlediği hava durumunu getiriyor ve Şükrü onu kapatıyor: direksiyona döndü, ama sabah seferine değil.
İlk replik Rıfat'tan geliyor ve sözsüz sürümün taşıyamadığı şeyi taşıyor: Kadir. «Babamın arabası da sabahları çalışmazdı. Yağmurda.» Rıfat ilk kez babasından söz ediyor ve bunu Şükrü'ye söylüyor. Bu bir suçlama değil, bir hatıra. İkinci replik Şükrü'nün: «Biliyorum. Ben iterdim.» Şükrü'nün de Kadir'le bir geçmişi var ve o geçmişte, kazadan önce, iki şoför sabahları birbirinin arabasını itermiş. Rıfat bunu ya biliyordu ya da şimdi öğreniyor.
Ve üçüncü replik sahnenin son sözü, sözsüz sürümdeki kapının anlamını adlandırmadan tamamlıyor: «Çay benden.» Bir hafta önce Rıfat, Şükrü'nün ısmarladığı çaya dokunmamıştı. Şimdi kendisi ısmarlıyor ve ilk kez «Şükrü abi» diyerek sahneyi kapatıyor.
Hatayı bul
Kardeşlerin barıştığı bir sahne üzerinde çalışan bir öğrenci, sözsüz sürümü atlayıp doğrudan üç replikli bir sürüm yazmış. Sonuç aşağıda. Sahne neden atölyenin istediğini yapmıyor?
İÇ. MUTFAK — AKŞAM. İki kardeş masada.
ABLA
Sana kızgındım ama artık değilim. Seni özledim, kardeşim.
KARDEŞ
Ben de seni özledim abla. Babamın cenazesinde sana söylediklerim için özür dilerim, o gün çok üzgündüm.
ABLA
Biliyorum. Ben de seni affediyorum. Hadi barışalım.
Sarılıyorlar.
Cevap
Öğrenci replik sayısını üçe indirmiş, ama sahneyi indirmemiş. Üç replik, ilk sürümdeki on replikte söylenen her şeyi sıkıştırıp tek tek söylüyor: kızgınlık, özlem, özür, nedeni, affetme, barışma. Her replik bir paragraf kadar uzun ve her biri bir duyguyu adlandırıyor. Sayı azalmış, ama replikler ağırlaşmış.
Asıl sorun sözsüz sürümün atlanması. Sözsüz sürüm yazılmadığı için öğrenci, sahnenin hangi kısmının davranışla taşınabileceğini hiç denememiş. İki kardeş masada oturup konuşuyor ve tek davranış «Sarılıyorlar.» Bu da bir kalıp: barışmanın en genel davranışı. Bir sözsüz sürüm, bu iki kardeşin mutfakta ne yapacağını sorardı: biri çay mı koyar, bir tabağı mı uzatır, babalarına ait bir eşyayı mı çıkarır?
Üçüncü sorun, seçilen üç repliğin işi. Atölyenin istediği üç replik, sözsüz sürümün taşıyamadığı şeyleri taşımalıydı: bir ad, bir bilgi, bir son söz. Öğrencinin üç repliği ise sözsüz sürümün kolayca taşıyabileceği şeyleri, özlemi, özrü, affetmeyi, sözle tekrar ediyor.
Teslim
Rubrik
Üç sürümünü bu ölçütlerle değerlendir.
- Sözsüz sürüm. Zayıf: sözsüz sürüm anlaşılmıyor ya da her repliğin yerine bir davranış koymaya çalışıyor. Yeterli: sözsüz sürüm anlaşılıyor ama bir yere gitmiyor. Güçlü: sözsüz sürümün bir başı, bir dönüm noktası ve bir sonu var; tek başına bir sahne olarak duruyor.
- Repliklerin seçimi. Zayıf: geri konan replikler sözsüz sürümün zaten taşıdığı şeyleri tekrarlıyor. Yeterli: repliklerin çoğu yeni bir şey taşıyor. Güçlü: üç replik de sözsüz sürümün taşıyamadığı bir adı, bilgiyi ya da son sözü taşıyor.
- Repliklerin boyu. Zayıf: replik sayısı azalmış ama replikler uzayıp her şeyi sıkıştırıyor. Yeterli: replikler kısa. Güçlü: replikler kısa ve her biri sözsüz sürümün bir davranışına bağlanıyor.
- Davranışların özgüllüğü. Zayıf: davranışlar genel ve kalıp: sarılmak, ağlamak, gülümsemek. Yeterli: davranışlar somut. Güçlü: davranışlar karakterlere özgü, bir geçmişe bağlı ve sahnenin olayını ilerletiyor.
- Karşılaştırma. Zayıf: ilk sürüm ile son sürüm arasında bir fark gözlemlenmemiş. Yeterli: hangi repliklerin kaldığı işaretlenmiş. Güçlü: notta sözsüz sürümün ne öğrettiği açıkça yazılmış ve son sürüm bu öğrenmeyi gösteriyor.
Sonraki derse köprü
Durak önünde Rıfat ilk kez babasından söz etti: «Babamın arabası da sabahları çalışmazdı. Yağmurda.» Kısa, kuru, bir şoförün cümlesi. Şükrü de kendi cümlesiyle cevap verdi: «Ben iterdim.» İki adamın sözleri birbirine benziyor ama aynı değil; her birinin kelimesi, uzunluğu ve ritmi ona ait. Bir karakterin sesini bu bileşenlerden kurmak ve sınamak sıradaki modülün işi; ilk dersin sorusu yalın: bir karakterin sesi nedir?
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.