İçeriğe geç

8.4 · Seviye 3 · Alt Metin

Dinleyenin yüzü

Konuşmayan karakterin tepkisini sayfada görünür kılar; sahnenin kimin yüzünde oynandığına karar verir

Diyalog Akademisi · Sessizlik ve Davranış · 1.743 kelime · 19 replik · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir doktor bir hastaya sonuçlarını açıklıyor. Uzun bir açıklama: tahlil değerleri, tedavi seçenekleri, bir sonraki adım. Doktor konuşuyor ve konuşması önemli. Ama kamera hastanın yüzünde. Doktorun her cümlesi, hastanın yüzünde bir yere düşüyor. «Biraz yüksek» dendiğinde hasta başını sallıyor. «Bir tetkik daha yapalım» dendiğinde hastanın eli dizinin üstünde sıkılıyor. «Erken yakalandı» dendiğinde hasta ilk kez nefes veriyor.

Bu sahnede konuşan doktor, ama sahne hastanın. Seyirci doktorun söylediklerini hastanın yüzünden duyuyor. Her cümlenin ne anlama geldiğini, o cümlenin bir yüze nasıl düştüğünden öğreniyor.

Diyalog yazarları çoğu zaman konuşana bakar. Ama bir sahnenin anlamı çoğu zaman dinleyende tamamlanır. Söz söylenir, ama söz nereye düşüyorsa sahne oradadır. Bu ders konuşmayan karakterin tepkisini sayfada görünür kılmayı ve sahnenin kimin yüzünde oynanacağına karar vermeyi ele alıyor.

Tek fikir

Bir sahnenin anlamı çoğu zaman konuşanın sözünde değil, dinleyenin tepkisinde tamamlanır. Yazar, sahnenin kimin yüzünde oynanacağına karar verir ve o yüzün tepkilerini doğru anda, somut olarak yazar.

Kavram

Her sahnenin bir yüzü vardır, yazar onu seçmese bile. Seçilmediğinde sahne konuşanın yüzüne kayar ve dinleyen bir duvar olur. Seçildiğinde ise sahne başka bir boyut kazanır: seyirci aynı sözleri iki kez duyar, bir kez konuşanın ağzından, bir kez dinleyenin yüzünden.

Sahnenin yüzünü seçmenin ölçüsü basittir: bu sahnede kim bir şey öğreniyor, kim bir şey kaybediyor, kim değişiyor? Çoğu zaman bu kişi konuşan değil, dinleyendir. Bir haberi veren değil alan, bir itirafı yapan değil duyan, bir veda konuşmasını yapan değil dinleyen.

Tepki satırının iyi yazılması için dört şey gerekir.

Zamanlama. Tepki satırı, onu tetikleyen sözün hemen ardından gelmelidir. Hatta bazen bir repliğin ortasına girer: konuşan bir cümle söyler, dinleyen tepki verir, konuşan devam eder. Tepkinin hangi kelimeye düştüğü, seyircinin o kelimenin ağırlığını anlamasını sağlar.

Somutluk. «Yüzü değişiyor», «etkileniyor», «üzülüyor» birer tepki satırı değildir; oyuncuya ve okura hiçbir şey söylemez. Tepki somut bir şeyle yazılır: bakışını indirmek, bir eli durdurmak, bir yutkunma, bir gülümsemenin yarıda kalması, bir nesneyi bırakmak. Yüz ifadesini kelimelere dökmek zordur; bu yüzden tepki çoğu zaman yüzün yanındaki bir şeyle, ellerle, bir nesneyle, bir duruşla yazılır.

Ölçü. Her söze bir tepki yazılırsa sahne bir tepki listesine dönüşür ve konuşanın ritmi bozulur. Tepki satırları yalnızca sözün yük taşıdığı yerlere konur. Bir sahnede üç dört iyi yerleştirilmiş tepki, sahnenin yüzünü kurmaya yeter.

Gelişim. Dinleyenin tepkileri sahne boyunca bir yöne gider. İlk tepki küçük ve kontrollüdür; son tepki büyük ya da kararlıdır. Tepkilerin bu ilerleyişi, dinleyenin sahne içindeki yolculuğunu gösterir.

Dinleyenin üç temel tepki biçimi vardır. Tutmak: dinleyen bir şeyi duyar ama hiçbir şey göstermez; seyirci bu kontrolün bedelini hisseder. Sızdırmak: dinleyen kontrolünü bir anlığına kaybeder; küçük bir hareket, bir kaçırılan bakış. Dönmek: dinleyen bir karar verir ve bu karar görünür olur: bir nesneyi alır, ayağa kalkar, konuşanı keser. Bir sahnede bu üçü çoğu zaman bu sırayla gelir.

Sahnenin yüzünü sayfada kurmanın en basit yolu, sahnenin ilk eylem satırıdır. Okurun gözü ilk anılan karaktere gider; bu karakter oturuyorsa, bir şey yapıyorsa ve konuşan ona doğru geliyorsa, sahne onun sahnesi olarak açılır. İkinci yol, konuşanın uzun repliklerini bölmektir: bir replik iki ya da üç parçaya ayrıldığında aralarına giren tepki satırları, okurun dikkatini dinleyene taşır. Üçüncü yol, sahnenin son satırını dinleyene vermektir. Sahne bir eylemle ve bir yüzle biterse, seyirci sahneyi o yüzle birlikte terk eder.

Son bir not: sahnenin yüzü, sahne içinde değişebilir. Bir sahne bir karakterin yüzünde başlayıp bir başkasının yüzünde bitebilir. Bu geçiş genellikle sahnenin dönüm noktasıdır: seyircinin dikkatinin bir karakterden ötekine geçtiği an, sahnede gücün ya da duygunun el değiştirdiği andır.

Sahnede

Kalem Odası. Pazartesi sabahı. Cemil emekli oldu. Yeni mübaşir Tarık kaleme geliyor: genç, hevesli, konuşkan. Meral'in masasının önünde duruyor. Sahne Tarık'ın sözleriyle ilerliyor, ama Meral'in yüzünde oynanıyor.

İÇ. KALEM ODASI — SABAH. Meral masasında. Ozan kendi masasında. Kapıda genç bir adam, elinde bir tablet.

TARIK

Günaydın! Tarık ben, yeni mübaşir. Meral Hanım siz misiniz?

MERAL

Benim.

TARIK

Duydum sizi. Cemil Efendi'nin yerine geldim. Çok saygı duyulan biriymiş.

Meral kalemini masaya bırakıyor.

TARIK

Ben şöyle düşündüm: duruşma listelerini tablete alırım, tarafları isimle çağırmak yerine ekrandan sıra numarası gösteririz. Koridorda bağırmaya gerek kalmaz.

Meral'in bakışı Ozan'ın masasına kayıyor. Ozan'ın açık çekmecesinde bir tornavida.

TARIK

Hem kimin hangi saatte geldiğini ezberlemeye de gerek kalmaz. Sistem bilir.

Meral gözlüğünü çıkarıyor. Camını bir mendille siliyor. Uzun süre.

TARIK

Ne dersiniz? Biraz eski usul çalışılıyormuş burada, dediler.

Meral gözlüğünü takıyor. Tarık'a bakıyor.

MERAL

Ozan.

OZAN

Buyurun Meral Hanım.

MERAL

Defterini Tarık Bey'e göster. Yılmazlar hangi saatte gelir, Gülsüm Hanım'ın hangi kulağı duymaz.

Ozan not defterini çıkarıyor. Tarık bir defterden, bir Meral'e bakıyor.

Bu sahnede konuşan Tarık, ama sahnenin yüzü Meral. Seyirci Tarık'ın her sözünü Meral'in yüzünden duyuyor ve her söz Meral'de başka bir yere düşüyor.

İlk tepki: Meral kalemini bırakıyor. Tetikleyen söz «Cemil Efendi'nin yerine geldim.» Küçük ve kontrollü bir tepki: tutmak. Meral bir şey göstermiyor, ama kalem bırakmak dikkatini çevirdiğini söylüyor.

İkinci tepki: Meral'in bakışı Ozan'ın açık çekmecesine, tornavidaya kayıyor. Tetikleyen söz «Koridorda bağırmaya gerek kalmaz.» Bu bir sızdırma: Meral kontrolünü bir anlığına kaybediyor ve gözü Cemil'in bıraktığı şeye gidiyor. Seyirci tornavidanın hikâyesini biliyor; bir bakış her şeyi taşıyor.

Üçüncü tepki: Meral gözlüğünü çıkarıp uzun süre siliyor. Tetikleyen söz «Sistem bilir.» Bu, Cemil'in otuz bir yılının, kimin hangi saatte geldiğini bilmenin, bir cümleyle silinmesi. Meral'in gözlüğü silmesi bir duraklama, ama içi dolu: Meral kendini topluyor. Seyirci «uzun süre» kelimesinden bunun sıradan bir temizlik olmadığını anlıyor.

Ve dördüncü tepki bir dönüş: Meral gözlüğünü takıyor ve Tarık'a bakıyor. Karar verildi. Sonra Meral konuşuyor, ama Tarık'a değil, Ozan'a. Bu da bir tepki: Meral, Tarık'ın sistemine cevap olarak Cemil'in defterini, Ozan'a yazdırılan koridoru öne sürüyor. Sahnenin son eylem satırında Tarık bir defterden bir Meral'e bakıyor; sahnenin yüzü bir anlığına Tarık'a geçiyor ve seyirci onun ilk kez bir şeyi anlamaya başladığını görüyor.

İki sürüm

Son Sefer. Salı öğle. Hacer, Şükrü'ye bir tencere çorba getirmiş. Mutfakta, Sevgi'nin dün kendisini aradığını anlatıyor. Hacer, Sevgi'nin artık her şeyi bildiğinden habersiz; Şükrü ise Sevgi'nin bildiğini biliyor.

İlk taslak

HACER

Sevgi aradı dün, abi. Börek için teşekkür etti. Çok tatlı kız. Bir de o gün için teşekkür etti bana, annesi yattığında senin yanında durduğum için. Ne güzel, değil mi?

Şükrü duygulanıyor.

ŞÜKRÜ

Güzel.

HACER

Afiyet olsun çorban.

Yeniden yazım

HACER

Sevgi aradı dün, abi. Börek için.

Şükrü çorba tenceresinin kapağını kaldırıyor. Buharına bakıyor.

HACER

Annenin tarifiymiş, dedi. Biliyormuş.

HACER

Bir de o gün için teşekkür etti bana. Senin yanında durduğum için.

Şükrü'nün elindeki kapak tencerenin kenarında duruyor. Kapatmıyor.

HACER

Annenin yattığı günü kastetti herhalde. Ben ne yaptım ki, telefonu tuttum, o kadar.

Şükrü kapağı tencereye yavaşça kapatıyor. Hacer'e bakmıyor.

HACER

Afiyet olsun, abi.

Hacer kapıya yürüyor. Şükrü arkasından bakıyor.

ŞÜKRÜ

Hacer.

Hacer dönüyor.

ŞÜKRÜ

Sağ ol. O gün için.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Bir sahnenin anlamı çoğu zaman dinleyenin tepkisinde tamamlanır.
  2. Sahnenin yüzü, en çok etkilenen karakterdir; yazar onu bilinçli seçer.
  3. Tepki satırı doğru anda, somut olarak ve ölçülü yazılır; bir gelişim çizgisi izler.
  4. Dinleyenin üç tepki biçimi: tutmak, sızdırmak, dönmek.
  5. Sahnenin yüzü sahne içinde değişebilir; bu geçiş çoğu zaman bir dönüm noktasıdır.

İlk taslakta sahnenin yüzü belirsiz. Hacer'in uzun repliği her şeyi tek seferde aktarıyor ve tek bir tepki satırı var: «Şükrü duygulanıyor.» Bu, oyuncuya ve okura hiçbir şey söylemiyor; ne zaman, ne kadar, nasıl? Şükrü'nün «Güzel» cevabı da bir şey taşımıyor. Seyirci, Şükrü'nün Sevgi'nin bildiğini bildiğini hatırlıyor olsa bile, bunun Şükrü'ye nasıl düştüğünü görmüyor.

Yeniden yazımda sahnenin yüzü açıkça Şükrü. Hacer'in sözleri parçalara bölünmüş ve her parça Şükrü'de bir yere düşüyor. İlk tepki tutmak: Şükrü tencerenin kapağını kaldırıp buhara bakıyor; bir şey göstermiyor. İkinci tepki sızdırmak: Sevgi'nin teşekkürünü duyunca elindeki kapak havada kalıyor. Tepki tam o cümleye düşüyor; seyirci Şükrü'nün o cümlenin anlamını Hacer'den iyi bildiğini görüyor.

Hacer'in «Ben ne yaptım ki, telefonu tuttum» cümlesi, Hacer'in farkında olmadan doğruyu söylediği an. Şükrü'nün tepkisi kapağı yavaşça kapatmak ve Hacer'e bakmamak: utanç ve minnet bir arada. Son tepki bir dönüş: Hacer giderken Şükrü onu çağırıyor ve yirmi yıldır söylemediği teşekkürü ediyor. «O gün için.» Hacer bunu Sevgi'nin teşekkürü gibi bir hastane ziyareti için duyuyor; seyirci ise telefonu çeviren el için olduğunu biliyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSahne konuşanın sahnesidir.
Doğrusu

Bir sahnenin anlamı çoğu zaman dinleyende tamamlanır. Sahnenin yüzü, en çok etkilenen karakterdir; çoğu zaman bu, konuşan değil dinleyendir.

Yaygın yanlış«Yüzü değişiyor» ya da «duygulanıyor» bir tepki satırıdır.
Doğrusu

Bunlar oyuncuya ve okura hiçbir şey söylemez. Tepki somut yazılır: bir el, bir bakış, bir nesne, bir duruş.

Yaygın yanlışHer söze bir tepki yazmak dinleyeni görünür kılar.
Doğrusu

Her söze tepki yazılırsa sahne bir tepki listesine dönüşür. Tepki satırları yalnızca sözün yük taşıdığı yerlere ve bir gelişim çizgisi içinde konur.

Kendi sahnende

Özet

  1. Bir sahnenin anlamı çoğu zaman dinleyenin tepkisinde tamamlanır.
  2. Sahnenin yüzü, en çok etkilenen karakterdir; yazar onu bilinçli seçer.
  3. Tepki satırı doğru anda, somut olarak ve ölçülü yazılır; bir gelişim çizgisi izler.
  4. Dinleyenin üç tepki biçimi: tutmak, sızdırmak, dönmek.
  5. Sahnenin yüzü sahne içinde değişebilir; bu geçiş çoğu zaman bir dönüm noktasıdır.

Kendini sına

  1. Yeni mübaşirin geldiği sabah Meral'in bakışının tornavidaya kayması hangi tepki biçimine giriyor?
  2. Mutfak sahnesinin ilk taslağındaki «Şükrü duygulanıyor» neden işe yaramıyor?
  3. Yeniden yazımda Şükrü'nün «Sağ ol. O gün için» repliği neden bir dönüş?

Yanıtlar

  1. Sızdırmaya. «Koridorda bağırmaya gerek kalmaz» sözüyle Meral kontrolünü bir anlığına kaybediyor ve gözü Cemil'in bıraktığı tornavidaya gidiyor; seyirci tornavidanın hikâyesini bildiği için bakış her şeyi taşıyor.
  2. Çünkü somut değil ve zamanlanmamış. Oyuncuya ve okura ne zaman, ne kadar ve nasıl bir tepki olduğunu söylemiyor; Şükrü'nün Sevgi'nin bildiğini bildiği gerçeği hiçbir yerde görünmüyor.
  3. Çünkü Şükrü sahne boyunca tutuyor ve sızdırıyor, sonunda bir karar veriyor: Hacer'i geri çağırıp yirmi yıldır söylemediği teşekkürü ediyor. Hacer bu teşekkürü bir komşuluk için sanıyor; seyirci, telefonu çeviren ele söylendiğini biliyor.

Sonraki derse köprü

Hacer «Ben ne yaptım ki» dedi; Şükrü kapağı yavaşça kapattı. Söz ile el aynı şeyi söylemiyordu. Bir karakter «İyiyim» derken elinin ne yaptığı, sözün altındaki her şeyi açığa çıkarabilir. Söz ile davranışın çeliştiği yer, alt metnin en görünür olduğu yerdir; sıradaki ders bu çelişkiyi ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.