İçeriğe geç

8.3 · Seviye 3 · Alt Metin

Eylem satırı replik yerine

Bir repliği silip yerine tek bir davranış koymanın sahneyi nasıl güçlendirdiğini görür

Diyalog Akademisi · Sessizlik ve Davranış · 1.619 kelime · 13 replik · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir adam, yıllar sonra çocukluğunun geçtiği eve dönüyor. Kapıyı yaşlı annesi açıyor. Senaryonun ilk taslağında anne şöyle diyor: «Oğlum, nihayet geldin. Seni ne kadar özledim, bilemezsin.» İkinci taslakta anne hiçbir şey demiyor. Oğlunun ceketinin yakasını düzeltiyor, tıpkı otuz yıl önce okula gönderirken yaptığı gibi. Sonra içeri giriyor ve kapıyı açık bırakıyor.

İkinci taslakta tek kelime yok, ama her şey var. Yaka düzeltmek, bir annenin yıllar boyu biriktirdiği özlemi, oğlunun hâlâ onun çocuğu olduğunu, otuz yılın hiç geçmemiş gibi olduğunu söylüyor. Açık bırakılan kapı ise bir davet. İlk taslaktaki iki cümle, ikinci taslaktaki iki hareketin yanında soluk kalıyor.

Diyalog yazarlarının en zor öğrendiği şeylerden biri, en iyi repliğin bazen hiç yazılmayan replik olduğudur. Sözün yerine bir hareket geçtiğinde, sahne çoğu zaman bundan kazançlı çıkar. Bu ders hangi repliğin silineceğini ve yerine nasıl bir davranış konacağını ele alıyor.

Tek fikir

Bazı replikler bir davranışla değiştirildiğinde daha çok şey söyler. Söz bir duyguyu adlandırır; davranış onu gösterir. Silinecek replik çoğu zaman sahnenin en önemli ve en açık konuşan repliğidir.

Kavram

Eylem arası, konuşmanın yanında duran bir davranıştır; repliklerin arasına girer, onlara bir duraksama verir. Bu ders başka bir şeye bakıyor: bir repliğin yerini tamamen alan davranışa.

Hangi replik silinmeli? Üç tür replik bu dönüşüm için iyi adaydır.

Birincisi, bir duyguyu adlandıran replik. «Seni özledim», «Çok üzgünüm», «Teşekkür ederim.» Bu replikler duygunun adını söyler ama duyguyu göstermez. Yerine konan bir davranış, aynı duyguyu adlandırmadan gösterir.

İkincisi, bir evet ya da hayır cevabı. «Kabul ediyor musun?» sorusuna «Evet» demek yerine karakter bir anahtarı uzatabilir, bir eli sıkabilir, bir sandalyeye oturabilir. Davranış, cevabın kendisi olur ve bir kelimeden daha ağır basar.

Üçüncüsü, sahnenin doruk repliği. Bir sahne bir an için kurulmuşsa, o anı bir sözle değil bir davranışla yaşatmak çoğu zaman daha güçlüdür. Seyirci sözü duyar, davranışı görür; ve gördüğüne daha çok inanır.

Yerine konan davranışın taşıması gereken nitelikler var.

Görünür ve çekilebilir olmalı. Davranış kameranın görebileceği bir şeydir: bir el, bir nesne, bir yürüyüş. «İçinden bir şey kopuyor» bir davranış değildir. «Bardağı masaya bırakıyor» bir davranıştır.

Karaktere özgü olmalı. Aynı duyguyu her karakter başka bir davranışla gösterir. Bir anne yaka düzeltir, bir usta tornavida uzatır, bir kâtip bir dosyayı kapatır. Karaktere özgü davranış, onu bir insan yapar; genel davranış, örneğin «sarılıyor» ya da «ağlıyor», çoğu zaman bir kalıba dönüşür.

Tek olmalı. Bir repliğin yerine birden çok davranış konursa, sahne bir pandomime dönüşür ve anlam dağılır. En güçlü yerine geçen eylem, tek bir hareketten ibarettir.

Bir geçmişi ya da bağlamı olmalı. Davranış seyircinin daha önce gördüğü bir şeye bağlandığında ağırlaşır. Yaka düzeltmek, anne ile oğul arasında bir geçmiş taşıdığı için güçlüdür. Rastgele bir davranış bir şey söylemez; bir geçmişi çağıran davranış çok şey söyler.

Her replik bir davranışa çevrilmemelidir. Bilgi taşıyan replikler, bir adresi, bir saati, bir planı aktaranlar, sözle kalmalıdır; onları bir harekete çevirmek seyirciyi bir bulmacayla baş başa bırakır. Bir sahnede birden çok replik davranışa dönüştürülürse sahne sessiz bir film gibi okunur ve her davranışın ağırlığı azalır. Bir de yazar ile yönetmen arasındaki sınır var: her bakışı ve her el hareketini sayfaya yazmak, oyuncuya ve yönetmene yer bırakmaz. Yerine geçen eylem, yalnızca sahnenin anlamı için zorunlu olan yerde yazılır.

Yazım açısından birkaç küçük kural iş görür. Eylem satırı kısa olmalı ve şimdiki zamanla yazılmalı. Karakterin iç hâlini değil yalnızca görünen hareketi anlatmalı. Ve kendi satırında durmalı; bir repliğin içine gömülürse gözden kaçar. Okur, bir cevabın beklendiği yerde bir hareketle karşılaştığını fark etmelidir.

Sahnede

Son Sefer. Pazartesi akşamı. Kerem akşam sekiz seferinde; Şükrü yine ön koltukta. Yolculardan Safiye abla biniyor. Şükrü direksiyonu bıraktığından beri onu görmedi.

İÇ. DOLMUŞ — GECE. Kerem direksiyonda. Şükrü ön koltukta. Safiye abla arka kapıdan biniyor, bir file elinde. Şükrü'yü görüyor.

SAFİYE

Şükrü! Döndün mü direksiyona?

Şükrü başını Kerem'e doğru çeviriyor.

SAFİYE

Ha. Kerem. Tamam.

Safiye oturuyor. Çantasından bozuk para çıkarıyor, alışkanlıkla öne, Şükrü'ye uzatıyor.

Şükrü parayı alıyor. Bakmadan Kerem'in yanındaki kutuya koyuyor.

SAFİYE

Sabahları hâlâ çıkmıyor musun?

Şükrü pencereden dışarı bakıyor. Kerem dikiz aynasından Safiye'ye bakıyor.

SAFİYE

Neyse. Kerem, oğlum, çarşının bir sonrakinde in beni. Şükrü bilir.

KEREM

Bilirim teyze.

SAFİYE

Bilirsin tabii. Usta öğretmiştir.

Şükrü bir an Kerem'e bakıyor. Sonra önüne dönüyor.

Bu sahnede Şükrü'nün tek bir repliği yok. Bütün cevapları birer davranış.

Safiye'nin ilk sorusu bir evet–hayır sorusu: «Döndün mü direksiyona?» Şükrü'nün cevabı başını Kerem'e çevirmek. «Hayır, artık o» demenin, bir ustanın bir işi bıraktığını kabul etmenin en kısa yolu. Safiye anlıyor; «Ha. Kerem. Tamam.»

İkinci an bir alışkanlık: Safiye parayı Şükrü'ye uzatıyor, otuz yıldır yaptığı gibi. Şükrü'nün davranışı, parayı alıp Kerem'in kutusuna koymak, bir teslim. Bu davranışın bir geçmişi var: noterden önce Şükrü «Para uzatan olursa sana gösteririm» demişti. Şimdi göstermiyor bile; doğrudan koyuyor. Seyirci bunun bir adım daha olduğunu görüyor.

Üçüncü an bir hassas soru: «Sabahları hâlâ çıkmıyor musun?» Şükrü pencereye bakıyor. Bu, cevapsızlık değil, bir davranışla verilmiş cevap: sabahları ne yaptığını söylemek istemiyor. Kerem'in dikiz aynasından bakışı ise seyirci için bir köprü: Kerem Şükrü'nün sabahlarını biliyor.

Ve son an, sahnenin dönüm noktası. Safiye «Şükrü bilir» diyor, eski bir alışkanlığa yaslanarak. Kerem cevap veriyor: «Bilirim.» Şükrü'nün Kerem'e bakması, sonra önüne dönmesi, bir onay. Kerem'in artık bildiğini, çarşının bir sonraki durağını, Safiye'nin alışkanlığını, kendisine aktarılan şeyleri gördü. Tek kelime yok; ama Şükrü'nün bakışı bir ustanın çırağına verdiği en büyük övgü.

İki sürüm

Kalem Odası. Cuma, veda yemeğinden sonra. Cemil Efendi son kez kalemden çıkıyor. Ozan kapıda. Cemil'in sandalye tamiri, ilk günden beri ikisinin arasındaki küçük bir bağ.

İlk taslak

OZAN

Cemil Efendi, iyi ki tanıdım sizi.

CEMİL

Ben de seni evladım. Bak, sana bir şey vereyim. Bu tornavida otuz yıldır benimle. Sandalye sallanırsa sen sık artık. Benden sana hatıra olsun.

OZAN

Sağ olun. Saklarım.

CEMİL

Hoşça kal.

Yeniden yazım

OZAN

Cemil Efendi.

Cemil durup Ozan'a bakıyor. Cebinden tornavidayı çıkarıyor. Ozan'ın eline koyuyor ve parmaklarını üstüne kapatıyor.

OZAN

Sandalye sallanırsa.

CEMİL

Sallanır.

Cemil koridora çıkıyor. Kapının yanında bir an duruyor, yere, kendi otuz bir yıl durduğu yere bakıyor. Sonra merdivenlere yürüyor.

Ozan tornavidayı masasının çekmecesine koyuyor. Çekmeceyi kapatmıyor.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Bazı replikler bir davranışla değiştirildiğinde daha çok şey söyler; söz bir duyguyu adlandırır, davranış gösterir.
  2. Değiştirilmeye en uygun replikler duyguyu adlandıranlar, evet ya da hayır cevapları ve sahnenin doruk replikleridir.
  3. Yerine geçen eylem görünür ve çekilebilir, karaktere özgü, tek ve mümkünse bir geçmişe bağlı olmalıdır.
  4. Eylem satırı kısa, şimdiki zamanda ve kendi satırında yazılır; iç hâli değil görünen hareketi anlatır.
  5. Okur, bir cevabın beklendiği yerde bir hareketle karşılaştığını fark etmelidir.

İlk taslakta Cemil her şeyi söylüyor: tornavidanın geçmişini, ne işe yarayacağını, bir hatıra olduğunu. Bu açıklama, tornavidanın taşıyabileceği her şeyi sözle tüketiyor. Ozan'ın «Saklarım» cevabı da bir duyguyu adlandırıyor. Sahnede seyircinin görüp tamamlayacağı hiçbir şey kalmıyor.

Yeniden yazımda Cemil'in açıklaması tamamen siliniyor ve yerine tek bir davranış geliyor: tornavidayı Ozan'ın eline koyup parmaklarını üstüne kapatmak. Bu davranış çekilebilir, Cemil'e özgü ve bir geçmişi var: seyirci bu tornavidayla tamir edilen sandalyeyi iki kez gördü. Parmakları kapatmak ise bir emanetin, bir sözün davranışı.

Ozan'ın repliği bir yarım cümle: «Sandalye sallanırsa.» Cemil'in cevabı tek kelime: «Sallanır.» Bu iki replik bir talimat ile bir kabul arasında; ne «Teşekkür ederim» var ne «Hatıra olsun». Duygu, nesnenin el değiştirmesinde.

Ve iki son eylem satırı. Cemil kapının yanında, otuz bir yıl durduğu yere bakıyor: veda, bir söz olmadan. Ozan tornavidayı çekmeceye koyuyor ve çekmeceyi kapatmıyor. Bu son davranış bir replik olsaydı «Sizi unutmayacağım» olurdu. Açık kalan çekmece bunu daha sessiz ve daha uzun söylüyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışYerine geçen eylem karakterin iç hâlini anlatabilir.
Doğrusu

«İçi burkuluyor» bir davranış değildir; kamera onu çekemez. Yerine geçen eylem görünür ve çekilebilir olmalıdır.

Yaygın yanlışBir repliğin yerine ne kadar çok davranış konursa o kadar güçlü olur.
Doğrusu

Birden çok davranış bir pandomime dönüşür ve anlamı dağıtır. En güçlü yerine geçen eylem tek bir hareketten ibarettir.

Yaygın yanlışGenel davranışlar her duyguyu taşır.
Doğrusu

Sarılmak, ağlamak, iç çekmek kalıplaşmış davranışlardır. Karaktere özgü ve bir geçmişi olan davranış, seyirciye çok daha fazlasını söyler.

Kendi sahnende

Özet

  1. Bazı replikler bir davranışla değiştirildiğinde daha çok şey söyler; söz bir duyguyu adlandırır, davranış gösterir.
  2. Değiştirilmeye en uygun replikler duyguyu adlandıranlar, evet ya da hayır cevapları ve sahnenin doruk replikleridir.
  3. Yerine geçen eylem görünür ve çekilebilir, karaktere özgü, tek ve mümkünse bir geçmişe bağlı olmalıdır.
  4. Eylem satırı kısa, şimdiki zamanda ve kendi satırında yazılır; iç hâli değil görünen hareketi anlatır.
  5. Okur, bir cevabın beklendiği yerde bir hareketle karşılaştığını fark etmelidir.

Kendini sına

  1. Dolmuş sahnesinde Şükrü'nün parayı Kerem'in kutusuna koyması neden bir adım daha?
  2. Tornavida sahnesinin ilk taslağında sorun nedir?
  3. Yeniden yazımda Ozan'ın çekmeceyi kapatmaması hangi repliğin yerini alıyor?

Yanıtlar

  1. Çünkü noterden önce Şükrü, para uzatan olursa onu Kerem'e göstereceğini söylemişti. Şimdi göstermiyor bile; bakmadan doğrudan Kerem'in kutusuna koyuyor. İşi bırakmasının bir adım daha ilerisi.
  2. Cemil tornavidanın geçmişini, işlevini ve hatıra olduğunu sözle anlatıyor; Ozan da «Saklarım» diyerek duyguyu adlandırıyor. Nesnenin taşıyabileceği her şey sözle tükeniyor, seyirciye tamamlayacak bir şey kalmıyor.
  3. «Sizi unutmayacağım» gibi bir repliğin. Açık kalan çekmece aynı şeyi daha sessiz ve daha uzun söylüyor.

Sonraki derse köprü

Dolmuşta Şükrü hiç konuşmadı; sahne onun yüzünde ve elinde oynandı. Konuşan Safiye'ydi, ama seyircinin gözü Şükrü'deydi. Bir sahnede konuşmayan karakterin tepkisi bazen konuşanın sözünden daha önemlidir. Sahnenin kimin yüzünde oynandığına karar vermek ve dinleyenin tepkisini sayfada görünür kılmak, sıradaki dersin konusu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.