8.2 · Seviye 3 · Alt Metin
Duraklamayı yazmak
"(ara)", üç nokta, yarım cümle ve eylem satırıyla duraklamanın farklı yazımlarını ve oyuncuya ne söylediklerini ayırt eder
Diyalog Akademisi · Sessizlik ve Davranış · 1.729 kelime · 21 replik · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Bir oyuncu, prova masasında aynı repliği üç farklı sayfada okuyor. İlk sayfada şöyle yazıyor: «Ben seni… hiç sevmedim.» İkincisinde: «Ben seni— hiç sevmedim.» Üçüncüsünde: «Ben seni (ara) hiç sevmedim.» Kelimeler aynı. Ama oyuncu üç sayfada üç farklı insan oynuyor.
İlkinde, üç nokta, cümle bir anlığına sönüyor; karakter bir şeyi bulmaya çalışıyor, sesi kısılıyor, sonra kendini topluyor. İkincisinde, uzun tire, cümle sert bir biçimde kopuyor; karakter söyleyeceği şeyi değiştiriyor ya da yutkunuyor. Üçüncüsünde, parantez içi bir ara, karakter durup bir şey tartıyor; belki karşısındakine bakıyor, belki bir karar veriyor. Üç işaret, üç ayrı sessizlik.
Senaryoda sessizlik de yazılır ve nasıl yazıldığı bir şey söyler. Bu ders duraklamanın sayfadaki farklı yazımlarını ve her birinin oyuncuya, yönetmene ve okura ne söylediğini ayırt ediyor.
Tek fikir
Duraklamanın her yazımı başka bir sessizlik anlatır. Üç nokta sönen, tire kopan, ara tartılan, eylem satırı dolu bir sessizliktir. Yazar duraklamayı yazarken yalnızca bir boşluk değil, o boşluğun niteliğini de seçer.
Kavram
Duraklamanın ne zaman yazılacağı, sayfaya hangi biçimde geçeceğinden önce gelen bir karardır: yalnızca bir şey gösterdiğinde, bir vazgeçişi, bir kararı, bir gecikmeyi. Bu ders ikinci kararı ele alıyor: hangi işaretle?
Beş temel yazım var.
Parantez içi ara. Karakterin adının altına, repliğin içine ya da başına «(ara)» yazılır. Türkçe senaryo pratiğinde «(ara)», «(duraklar)», «(bir süre)» gibi yönergeler kullanılır. Ara, kontrollü bir duraklamadır: karakter bir şeyi tartar, bir karar verir, karşısındakini izler. Arayı neyle dolduracağına oyuncu karar verir. Yazar yalnızca durmanın yerini işaretler. Bu, oyuncuya en çok özgürlük veren yazımdır.
Üç nokta. Cümlenin içinde ya da sonunda kullanılır: «Ben seni… bilmiyorum.» Üç nokta sönen bir sestir. Karakter sözünü bulamaz, bir düşünceye dalar, sesi kısılır. Cümlenin sonundaki üç nokta, cümlenin yarıda bırakıldığını ve kendiliğinden söndüğünü gösterir; kimse onu kesmemiştir. Üç nokta duygusal bir boşalmayı, bir tereddüdü, bir dalgınlığı taşır.
Uzun tire. Cümlenin içinde ya da sonunda: «Ben seni— hayır.» Tire sert bir kopuştur. Karakter cümlesini bilerek keser, düşündüğü şeyi değiştirir, ya da biri onun sözünü keser. Üç nokta sönerken tire kırılır. Bu fark oyuncu için çok önemlidir: biri nefesin azaldığı, öbürü nefesin tutulduğu yerdir.
Eylem satırı. İki replik arasına ya da bir repliğin ortasına bir davranış konur: «Kâğıdı katlıyor.» Eylem satırı dolu bir duraklamadır: sessizliğin içinde ne olduğunu yazar söyler. Oyuncuya daha az özgürlük verir ama okura daha çok bilgi. Bir duraklamanın içeriği sahnenin anlamı için kritikse, onu eylem satırıyla yazmak gerekir.
Replik bölme. Aynı karakterin repliği bir eylem satırıyla ikiye bölünür ve karakter sonra devam eder. Senaryo biçiminde ikinci parça çoğu zaman «(devam)» notuyla işaretlenir. Bu yazım, konuşmanın içinde bir şey olduğunu ama konuşanın aynı düşünceyi sürdürdüğünü gösterir.
Bir de daha uzun sessizlikler var. Bazı oyun ve senaryo yazarları kısa bir duraklama ile uzun bir sessizliği ayırır. Harold Pinter'ın oyunlarında «Pause» ve «Silence» yönergeleri ayrı ayrı kullanılır; ikincisi birincisinden daha uzun ve daha ağır bir boşluk demektir. Türkçede «(ara)» ile «(sessizlik)» ya da «(uzun bir sessizlik)» benzer bir ayrım kurar.
Duraklamayı yazmanın en büyük tehlikesi aşırılıktır. Her repliğe bir «(ara)», her cümleye bir üç nokta koyan sayfa kekeler. Oyuncu hiçbir duraklamaya güvenemez, çünkü hepsi aynı ağırlıktadır. Duraklama nadir olduğunda ağırdır. Bir sahnede bir ya da iki iyi yerleştirilmiş duraklama, on tane rastgele duraklamadan daha çok şey söyler. Ayrıca unutmamak gerekir: oyuncu ve kurgu da duraklama üretir. Yazarın sayfaya koyduğu duraklama, onların göremeyeceği, sahnenin anlamı için zorunlu bir duraklama olmalıdır.
Sahnede
Kalem Odası. Cuma öğle. Cemil Efendi'nin son günü. Kalemin masası toplanmış, üstünde Ramazan Efendi'nin demlediği çaydanlık, Ozan'ın aldığı pasta. Meral, Ozan, hâkim bey ve Cemil. Meral konuşma yapacak biri değil, ama hâkim bey ona bakıyor.
İÇ. KALEM ODASI — GÜN. Masada çay bardakları, bir pasta. Herkes ayakta. Hâkim bey Meral'e başıyla işaret ediyor.
MERAL
Cemil Efendi otuz bir yıl bu koridorda… (ara) Ne diyeceğimi bilmiyorum, efendim. Ben konuşma yapmam.
HÂKİM
Yap bu sefer.
Meral bardağını masaya bırakıyor. Sonra yeniden alıyor.
MERAL
Ben bu kaleme geldiğimde yirmi yedi yaşındaydım. İlk duruşmamda tanığın adını yanlış okudum. Salonda herkes güldü. Cemil Efendi kapının yanından—
Meral duruyor. Ozan'a bakıyor, sonra Cemil'e.
MERAL
(devam)
Cemil Efendi kapının yanından adı doğru söyledi. Yüksek sesle. Sanki ben öyle okumuşum gibi.
Uzun bir sessizlik. Cemil yere bakıyor.
CEMİL
Yirmi dört yıl önceydi.
MERAL
Yirmi beş.
CEMİL
Yirmi beş.
Hâkim bey bardağını kaldırıyor. Herkes kaldırıyor.
HÂKİM
Cemil Efendi'ye.
Bu kısa sahnede beş duraklama yazımı da var ve her biri başka bir iş görüyor.
İlk replik bir üç noktayla başlıyor: «otuz bir yıl bu koridorda…» Meral'in cümlesi sönüyor. Bir konuşma başlatmaya çalışıyor ama cümlenin sonunu bulamıyor. Hemen ardından bir «(ara)»: Meral bir şey tartıyor ve vazgeçiyor; «Ben konuşma yapmam.» Üç nokta ile ara yan yana: biri bir sesin sönmesi, öbürü bir kararın verilmesi.
Hâkimin «Yap bu sefer» repliğinden sonra bir eylem satırı geliyor: Meral bardağı bırakıp yeniden alıyor. Bu dolu bir duraklama. Seyirci Meral'in tereddüdünü bir elin hareketinde görüyor; bir «(ara)» bu kadar şey söyleyemezdi.
Sonra uzun tire: «Cemil Efendi kapının yanından—» Meral'in cümlesi kırılıyor. Sönmüyor; tutuluyor. Meral bir an kendini kaybetmek üzere. Ardından bir eylem satırı ve replik bölme: Meral Ozan'a, sonra Cemil'e bakıyor ve aynı cümleye «(devam)» notuyla geri dönüyor. Bu yazım, Meral'in düşüncesinin kopmadığını, yalnızca sesinin bir anlığına durduğunu gösteriyor.
Ve «Uzun bir sessizlik.» Bu, sahnedeki tek uzun sessizlik ve onu Meral'in hikâyesi hazırlıyor: yirmi küsur yıl önce bir mübaşirin, salonda gülünen genç bir kâtibi nasıl koruduğu. Sessizliği yazar «(sessizlik)» diye değil, bir eylem satırıyla ve bir yönle yazıyor: «Cemil yere bakıyor.» Okur sessizliğin kimin yüzünde oynandığını biliyor.
Sahnenin son duraklaması ise hiç yazılmamış: «Yirmi dört» ile «Yirmi beş» arasındaki düzeltme ve Cemil'in tekrarı. Bu küçük bitişik çift, kendi ritmini taşıyor; oyuncular onu kendi duraklamalarıyla oynayacak.
İki sürüm
Son Sefer. Pazartesi sabahı. Şükrü tansiyon fotoğrafını göndermiş, Sevgi arıyor. Sevgi, Hacer'le konuştuğunu ve Hacer'in hâlâ eski hikâyeyi anlattığını babasına söylemek istiyor; söyleyip söylememek arasında kararsız.
İlk taslak
SEVGİ
(telefonda)
Baba… fotoğraf geldi… (ara) on üç yedi… iyi…
ŞÜKRÜ
İyi… (ara)
SEVGİ
(telefonda)
Baba… (ara) Hacer abla… şey… (ara) aradım onu…
ŞÜKRÜ
(ara)
Ne dedi…?
SEVGİ
(telefonda)
Hiç… (ara) börek… (ara) teşekkür ettim…
ŞÜKRÜ
İyi… (ara) iyi yapmışsın…
Yeniden yazım
SEVGİ
(telefonda)
Fotoğraf geldi. On üç yedi. İyi.
ŞÜKRÜ
İyi.
SEVGİ
(telefonda)
Hacer ablayı aradım dün. Börek için.
ŞÜKRÜ
Ne dedi?
SEVGİ
(telefonda)
Annem yattığında seni anlattı. Senin aradığını. Sesinin titrediğini—
Şükrü telefonu kulağından bir an uzaklaştırıyor. Sonra geri getiriyor.
SEVGİ
(telefonda)
(devam) Bir şey demedim ona.
ŞÜKRÜ
(ara)
İyi yapmışsın.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Duraklamanın her yazımı başka bir sessizlik anlatır.
- Üç nokta sönen bir ses, uzun tire bir kopuş, parantez içi ara tartılan bir an, eylem satırı dolu bir sessizliktir.
- Replik bölme, konuşmanın içinde bir şey olurken düşüncenin sürdüğünü gösterir.
- Kısa duraklama ile uzun sessizlik ayrılabilir; ikincisi daha seyrek ve daha ağır kullanılır.
- Duraklama nadir olduğunda ağırdır; her duraklamanın bir işi olmalıdır.
İlk taslak bir duraklama yığını. Her replikte üç nokta, her iki üç kelimede bir «(ara)». Oyuncu bu sayfaya bakınca neyin önemli olduğunu bilemez; her duraklama aynı ağırlıkta. Sonuç bir kekeleme: iki karakter de ağır ve yorgun görünüyor, ama sahnenin hangi anı yük taşıyor, belli değil. Okur, Sevgi'nin söylemek istediği şeyi bu sessizliklerin arasında kaybediyor.
Yeniden yazımda sahnenin ilk yarısında hiç duraklama yok. Sevgi ile Şükrü günlük bir telefonun alışılmış ritminde konuşuyor: kısa, düz, hızlı. Bu, sonraki duraklamaların ağırlığını hazırlıyor.
İlk duraklama bir tire: «Sesinin titrediğini—» Sevgi cümlesini kesiyor. Söylemek üzere olduğu şey, babasının aramadığını bildiği, tam o noktada duruyor. Tire, Sevgi'nin bir şeyi yutkunduğunu gösteriyor.
İkincisi bir eylem satırı: Şükrü telefonu kulağından uzaklaştırıyor. Bu dolu bir duraklama; seyirci Şükrü'nün ne duyduğunu ve neye dayanamadığını görüyor. Sonra Sevgi'nin repliği «(devam)» ile sürüyor: «Bir şey demedim ona.» Sevgi babasını korudu ve bunu ona söylüyor.
Son duraklama tek bir «(ara)», Şükrü'nün son repliğinin başında. Şükrü bir şeyi tartıyor: teşekkür mü edecek, bir şey mi söyleyecek? Sonra en kısa yolu seçiyor: «İyi yapmışsın.» İlk taslakta da bu cümle vardı, ama on duraklamanın arasında kaybolmuştu. Şimdi tek arayla, sahnenin en ağır cümlesi oldu.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışDuraklama ne kadar çok yazılırsa sahne o kadar duygulu olur.
Her repliğe konan ara ve üç nokta sayfayı kekeletir ve hiçbir duraklamaya ağırlık bırakmaz. Duraklama nadir olduğunda ağırdır.
Yaygın yanlışÜç nokta ile uzun tire aynı işi görür.
Üç nokta sönen bir sestir, tire bir kopuş. Biri nefesin azaldığı, öbürü nefesin tutulduğu yerdir; oyuncu ikisini farklı oynar.
Yaygın yanlışBütün duraklamalar parantez içinde yazılmalıdır.
Duraklamanın içeriği sahnenin anlamı için önemliyse, onu bir eylem satırıyla yazmak gerekir. Parantez içi ara, içeriği oyuncuya bırakır.
Kendi sahnende
Özet
- Duraklamanın her yazımı başka bir sessizlik anlatır.
- Üç nokta sönen bir ses, uzun tire bir kopuş, parantez içi ara tartılan bir an, eylem satırı dolu bir sessizliktir.
- Replik bölme, konuşmanın içinde bir şey olurken düşüncenin sürdüğünü gösterir.
- Kısa duraklama ile uzun sessizlik ayrılabilir; ikincisi daha seyrek ve daha ağır kullanılır.
- Duraklama nadir olduğunda ağırdır; her duraklamanın bir işi olmalıdır.
Kendini sına
- Veda sahnesinde Meral'in «Cemil Efendi kapının yanından—» repliğindeki tire neden üç nokta değil?
- Telefon sahnesinin ilk taslağı neden bir şey göstermiyor?
- Yeniden yazımda Şükrü'nün son repliğinin başındaki tek «(ara)» ne iş görüyor?
Yanıtlar
- Çünkü Meral'in cümlesi sönmüyor, kırılıyor. Bir an kendini kaybetmek üzere ve sesini tutuyor; tire bu kopuşu gösteriyor. Üç nokta ise sesin kendiliğinden azaldığını anlatırdı.
- Çünkü her replikte üç nokta ve ara var; bütün duraklamalar aynı ağırlıkta ve oyuncu hangisinin yük taşıdığını bilemiyor. Sevgi'nin söylemek istediği şey bu sessizlik yığınının içinde kayboluyor.
- Şükrü'nün bir karar verdiğini gösteriyor: teşekkür mü edecek, bir şey mi söyleyecek? Sonra en kısa cümleyi seçiyor. Tek ara olduğu için o cümle sahnenin en ağır repliği oluyor.
Sonraki derse köprü
Telefonda Şükrü bir şey söylemedi; telefonu kulağından bir an uzaklaştırdı. O eylem satırı, bir repliğin söyleyebileceğinden fazlasını söyledi. Bazen bir repliği silip yerine tek bir davranış koymak sahneyi güçlendirir. Sıradaki ders, eylem satırının bir repliğin yerine geçtiği anları ele alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.