İçeriğe geç

7.6 · Seviye 3 · Alt Metin

İma ve çıkarım

Konuşma ilkelerini bilinçli çiğnemenin (eksik cevap, ilgisiz cevap, aşırı ayrıntı) dinleyene bir anlam ima ettiğini görür

Diyalog Akademisi · Söylenmeyen · 1.850 kelime · 23 replik · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir işe başvuran genç bir adam için eski hocasından bir referans mektubu isteniyor. Mektup geliyor ve tek bir paragraftan ibaret: «Kendisi derslere hep zamanında gelirdi ve el yazısı çok düzgündür.» Mektubu okuyan işveren bir an duruyor, sonra başvuruyu kenara koyuyor.

Hocanın mektubunda tek bir olumsuz kelime yoktu. Söylediği her şey doğru ve hatta övgüydü. Ama işveren, hocanın söylemediği şeyi okudu: adamın işinde iyi olup olmadığına dair tek kelime yoktu. Bir referans mektubundan beklenen şey bu bilgiydi ve hoca onu vermedi. Bu eksiklik o kadar belirgindi ki, bir yargıdan daha açık konuştu.

Bu tür mesajlar gündelik konuşmanın her yerindedir. Bir arkadaşımıza yeni sevgilisi hakkında fikrimizi sorarız; «Arabası güzelmiş» der. Bir doktora sonuçları sorarız; «Bir de şu tahlile bakalım» der. Söylenen ile anlaşılan arasındaki bu fark, dinleyenin konuşanın ne demek istediğini çıkarmasıyla kapanır. Bu ders, bir dil felsefecisinin bu çıkarımı nasıl açıkladığını ve diyalog yazarının bunu nasıl kullanabileceğini ele alıyor.

Tek fikir

Dinleyen, konuşanın bir konuşma kuralını bilerek çiğnediğini fark ettiğinde, bunun bir nedeni olduğunu varsayar ve söylenmeyen bir anlamı kendisi çıkarır. Eksik cevap, ilgisiz cevap ve aşırı ayrıntı, ima üretmenin en güçlü yollarıdır.

Kavram

İngiliz dil felsefecisi Paul Grice, insanların söylediklerinden fazlasını nasıl anlattığını açıklamak için konuşmanın örtük kurallarını tarif etti.

Grice bu ilkenin altına dört kategori yerleştirir ve her birine birkaç maksim bağlar.

Nicelik: katkın, konuşmanın amacı ne kadar bilgi gerektiriyorsa o kadar bilgi versin; gerekenden azını da fazlasını da verme.

Nitelik: yanlış olduğuna inandığın şeyi söyleme; yeterli kanıtın olmayan şeyi söyleme.

İlişki: konuyla ilgili ol.

Tarz: açık ol; belirsizlikten ve çift anlamdan kaçın; kısa ve düzenli ol.

Grice bunlara konuşma maksimleri (conversational maxims) der: konuşanların genellikle uyduğu ve dinleyenlerin uyulduğunu varsaydığı örtük beklentiler.

Asıl ilginç olan, bu maksimlere uyulmadığında olanlardır. Grice bir maksimin karşılanmamasının dört yolunu sayar. Konuşan bir maksimi sessizce ve fark ettirmeden çiğneyebilir; bu durumda dinleyeni yanıltabilir. İşbirliğinden açıkça çekilebilir: «Daha fazlasını söyleyemem.» İki maksim arasında bir çatışmayla karşılaşabilir: daha fazla bilgi vermek isteyip yeterli kanıtı olmayabilir. Ya da bir maksimi açıkça, göstere göstere çiğneyebilir.

Son durumda dinleyen bir bilmeceyle karşı karşıyadır: konuşan neden böyle konuştu? Konuşanın işbirliğinden çekilmediğini varsayarsa, söylenen ile işbirliği arasındaki boşluğu dolduracak bir anlam arar. Grice bu çıkarılan anlama konuşma örtük anlamı der.

Grice'ın makalesindeki örnekler bir diyalog yazarı için birer ders gibidir. Biri bankada çalışan ortak bir arkadaşın işinin nasıl gittiğini sorar ve cevap gelir: «İyi sanırım; iş arkadaşlarını seviyor ve henüz hapse girmedi.» Söylenen yalnızca hapse girmediğidir; ima edilen, arkadaşın paraya yakın bir işte kendine hâkim olamayabileceğidir. Bir hoca, felsefe bölümüne başvuran öğrencisi için mektup yazar ve yalnızca İngilizcesinin mükemmel, derslere devamının düzenli olduğunu söyler; nicelik maksimini çiğner ve öğrencinin felsefede iyi olmadığını ima eder. Bir çay davetinde biri bir hanımefendi hakkında kaba bir söz söyler, bir sessizlik olur ve bir başkası havanın bu yaz ne kadar güzel geçtiğini söyler; ilişki maksimini çiğneyerek söylenenin konuşulmaması gerektiğini ima eder.

Bu üç yol bir diyalog yazarının elindeki üç araçtır.

Eksik cevap, nicelik maksimini çiğner. Karakter beklenen bilginin bir kısmını verir, asıl bilgiyi vermez. Dinleyen ve seyirci verilmeyeni okur.

İlgisiz cevap, ilişki maksimini çiğner. Karakter soruyla bağı görünmeyen bir şey söyler. Dinleyen ve seyirci, bu ilgisizliği açıklayan bağı arar ve bulur.

Aşırı ayrıntı, niceliğin öbür yüzünü çiğner. Karakter gerekenden fazla bilgi verir, kanıtlar sıralar, ısrar eder. Grice'ın kendisinin de belirttiği gibi bu, dinleyende konuşanın söylediğinden emin olmadığı şüphesini uyandırabilir.

Bunun yazar için önemi şudur: ima, seyircinin aktif bir katılımcı olmasını sağlar. Seyirci bir boşluk görür ve onu doldurur. Doldurduğu şeyi kendi bulduğu için ona daha çok inanır.

Sahnede

Son Sefer. Perşembe sabahı. Sevgi İstanbul'dan, durak kahvesinin telefonunu arıyor. Nazmi, babasının başı dönerse kendisini arayacağına söz vermişti. Babasından sabah fotoğrafı gelmiş, tansiyonu iyi. Ama Sevgi başka bir şey merak ediyor.

İÇ. DURAK KAHVESİ — SABAH. Nazmi tezgâhın arkasında, telefon omzunda. Köşe masada Şükrü, önünde tavla tahtası, karşısında kimse yok.

SEVGİ

(telefonda)

Nazmi amca, babam nasıl? İyi mi?

NAZMİ

İyi kızım. Tansiyonunu ölçüyor, Kerem söyledi.

SEVGİ

(telefonda)

Biliyorum, fotoğraf atıyor. Ben onu sormuyorum. Günleri nasıl geçiyor?

NAZMİ

Sabah altıda buradaydı.

SEVGİ

(telefonda)

Kahve yedide açılmıyor mu?

NAZMİ

Açılıyor.

Bir sessizlik.

SEVGİ

(telefonda)

Dolmuşla mı çıkıyor hâlâ?

NAZMİ

Kerem'in akşam seferi çok iyi gidiyor. On beş kişi dün akşam. Yokuşta bir lastik değiştirdi, kendisi. Ustası öğretmiş.

Nazmi köşe masaya bakıyor. Şükrü zarları atıyor, kendi kendine.

SEVGİ

(telefonda)

Nazmi amca. Kiminle tavla oynuyor?

NAZMİ

Akşamları benimle oynar.

SEVGİ

(telefonda)

Sabahları?

NAZMİ

Sabahları zar atıyor.

Nazmi bu sahnede bir kez bile «Baban yalnız» ya da «Baban ne yapacağını bilmiyor» demiyor. Ama Sevgi bunu öğreniyor ve seyirci de öğreniyor.

İlk ima eksik bir cevapla geliyor: «Sabah altıda buradaydı.» Sevgi günlerin nasıl geçtiğini sordu; Nazmi bir saat söyledi. Bu nicelik maksiminin çiğnenmesi. Sevgi'nin «Kahve yedide açılmıyor mu?» sorusu, imayı çözdüğünü gösteriyor: babası kahve açılmadan kapıda bekliyor. Uyuyamıyor ya da gidecek başka yeri yok. Nazmi'nin tek kelimelik «Açılıyor» onayı, imayı söze dökmeden doğruluyor.

İkinci ima ilgisiz bir cevapla geliyor. Sevgi babasının dolmuşa çıkıp çıkmadığını soruyor; Nazmi Kerem'in seferinden söz ediyor. Bu ilişki maksiminin çiğnenmesi ve bir de aşırı ayrıntı: on beş kişi, yokuş, lastik. Sevgi bu ilgisizliği açıklayacak bağı buluyor: babası artık dolmuşa çıkmıyor, iş tamamen Kerem'e geçmiş. «Ustası öğretmiş» cümlesi ise bu geçişin içindeki tek teselliyi taşıyor.

Son ima en sade olanı: «Sabahları zar atıyor.» Bu doğru bir cevap, ama bir tavla oyunundan söz etmiyor; tek başına atılan zarlardan söz ediyor. Eylem satırı seyirciye bunu zaten gösterdi: köşe masada karşısında kimse olmayan bir adam. Sevgi göremiyor ama duyuyor.

İki sürüm

Kalem Odası. Öğle. Hâkim bey kaleme uğruyor ve Meral'e Tuna Bey'i soruyor; bir başka davada Tuna Bey'i bilirkişi seçiminde bir komisyona önermeyi düşünüyor. Meral'in dosyasında, Tuna Bey'in bilirkişiyle ilişkisine dair katlanmış bir not duruyor.

İlk taslak

HÂKİM

Meral Hanım, Tuna Bey'i bilirkişi komisyonuna önerecektim. Ne dersiniz?

MERAL

Önermeyin efendim. Tuna Bey'e güvenmiyorum. Yılmaz dosyasının bilirkişisiyle merdivende konuştuğunu ağzından kaçırdı.

HÂKİM

Ciddi bir iddia bu.

MERAL

Biliyorum efendim. Ama bence güvenilir değil.

Yeniden yazım

HÂKİM

Meral Hanım, Tuna Bey'i bilirkişi komisyonuna önerecektim. Ne dersiniz?

MERAL

Tuna Bey'in dilekçeleri hep zamanında gelir, efendim. Yazısı da çok düzgündür.

Hâkim bir an Meral'e bakıyor.

HÂKİM

Başka?

MERAL

Çayını şekersiz içer.

Hâkim gözlüğünü çıkarıyor. Bir süre pencereye bakıyor.

HÂKİM

Yılmaz dosyasının bilirkişisinin komşusuydu galiba.

MERAL

Öyle duydum, efendim.

HÂKİM

Komisyon için bir başkasını düşüneyim.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Grice'a göre konuşmacılar bir işbirliği ilkesine uyar ve nicelik, nitelik, ilişki, tarz maksimlerinin karşılanmasını bekler.
  2. Bir maksim dört yolla karşılanmayabilir: sessizce çiğnemek, çekilmek, iki maksim arasındaki çatışma ve açıkça çiğnemek.
  3. Açıkça çiğnenen bir maksim, dinleyenin işbirliği varsayımını koruyarak bir konuşma örtük anlamı çıkarmasına yol açar.
  4. Diyalogda eksik cevap, ilgisiz cevap ve aşırı ayrıntı imanın en güçlü araçlarıdır.
  5. İma seyirciyi aktif bir katılımcıya çevirir; seyirci kendi bulduğu anlama daha çok inanır.

İlk taslakta Meral her şeyi söylüyor: güvenmediğini, nedenini, bir iddiayı. Bu hem sahneyi hem de Meral'i zor duruma sokuyor. Bir yazı işleri müdürü bir avukat hakkında bir iddiayı hâkime açıkça söylediğinde, onu kanıtlamak zorunda kalır. Meral'in elinde yalnızca bir not var. Sahne bilgiyi iletiyor ama Meral'i korumasız bırakıyor ve seyirciye tamamlanacak bir boşluk bırakmıyor.

Yeniden yazımda Meral Grice'ın mektup yazan hocasını hatırlatan bir hamle yapıyor. Hâkim bir güven değerlendirmesi istiyor; Meral yalnızca dilekçelerin zamanında geldiğini ve yazının düzgün olduğunu söylüyor. Bu nicelik maksiminin açıkça çiğnenmesi: beklenen bilgi verilmiyor. Hâkimin «Başka?» sorusu bu çiğnemeyi fark ettiğini gösteriyor. Meral'in ikinci cevabı, «Çayını şekersiz içer», çiğnemeyi daha da açık kılıyor: bu bilgi tamamen ilgisiz ve bu kez ilişki maksimi çiğneniyor. Meral açıkça bir şey söylemeyi reddediyor, ama bunu bir ret cümlesiyle değil, bilerek değersiz bir bilgi vererek yapıyor.

Hâkim imayı çözüyor ve kendi çıkarımını bir soruyla doğruluyor: bilirkişinin komşusu. Meral'in «Öyle duydum, efendim» cevabı hiçbir şey iddia etmiyor; nitelik maksimine sadık kalıyor, yeterli kanıtı olmayan bir şeyi söylemiyor. Ama hâkim gereken her şeyi öğrendi. Meral bir iddiada bulunmadan bir avukatın önünü kesti; sorumluluğu, çıkarımı yapan hâkime bıraktı.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışİma, karakterin bilgiyi saklamasıdır.
Doğrusu

Saklanan bilgi seyirciye ulaşmaz. İma ise bilerek çiğnenen bir kuralla bilgiyi başka bir yoldan ulaştırır: dinleyen ve seyirci, çiğnemenin nedenini arayarak anlamı bulur.

Yaygın yanlışEksik cevap her zaman bir ima üretir.
Doğrusu

Eksiklik fark edilmezse ima doğmaz; karakter yalnızca az konuşmuş olur. İmanın doğması için çiğnemenin açık olması ve dinleyenin onu fark etmesi gerekir.

Yaygın yanlışİma, seyircinin anlaması için sonradan açıklanmalıdır.
Doğrusu

Açıklanan ima, seyircinin kendi bulduğu anlamın değerini elinden alır. Bir karakterin imayı çözdüğünü gösteren bir soru ya da tek kelimelik bir onay yeterlidir.

Kendi sahnende

Özet

  1. Grice'a göre konuşmacılar bir işbirliği ilkesine uyar ve nicelik, nitelik, ilişki, tarz maksimlerinin karşılanmasını bekler.
  2. Bir maksim dört yolla karşılanmayabilir: sessizce çiğnemek, çekilmek, iki maksim arasındaki çatışma ve açıkça çiğnemek.
  3. Açıkça çiğnenen bir maksim, dinleyenin işbirliği varsayımını koruyarak bir konuşma örtük anlamı çıkarmasına yol açar.
  4. Diyalogda eksik cevap, ilgisiz cevap ve aşırı ayrıntı imanın en güçlü araçlarıdır.
  5. İma seyirciyi aktif bir katılımcıya çevirir; seyirci kendi bulduğu anlama daha çok inanır.

Kendini sına

  1. Kahve sahnesinde Nazmi'nin «Sabah altıda buradaydı» cevabı hangi maksimi çiğniyor ve ne ima ediyor?
  2. Hâkim sahnesinin ilk taslağında Meral neden korumasız kalıyor?
  3. Yeniden yazımda Meral'in «Öyle duydum, efendim» cevabı hangi maksime sadık kalıyor?

Yanıtlar

  1. Nicelik maksimini: Sevgi günlerin nasıl geçtiğini sordu, Nazmi yalnızca bir saat verdi. Kahvenin yedide açıldığı düşünülünce, Şükrü'nün kahve açılmadan kapıda beklediği, uyuyamadığı ya da gidecek başka yeri olmadığı ima ediliyor.
  2. Çünkü bir avukat hakkındaki iddiasını hâkime açıkça söylüyor ve elinde yalnızca bir not var. Açık bir iddia kanıt ister; Meral sorumluluğu kendi üstüne alıyor ve sahne seyirciye çıkaracak bir şey bırakmıyor.
  3. Niteliğin ikinci maksimine: yeterli kanıtı olmayan bir şeyi söylememek. Meral hiçbir şey iddia etmiyor, yalnızca duyduğunu söylüyor; çıkarımı yapmak hâkime kalıyor.

Sonraki derse köprü

Kahve sahnesinde seyirci, Sevgi'nin göremediği bir şeyi gördü: köşe masada tek başına zar atan bir adam. Sevgi imadan çıkarıyordu; seyirci ise biliyordu. Seyircinin karakterden fazlasını bildiği bir sahnede, en masum replik bile iki anlam kazanır. Sıradaki ders bu çift anlamı, dramatik ironi ile alt metnin buluştuğu yeri ele alıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.