İçeriğe geç

7.7 · Seviye 3 · Alt Metin

Dramatik ironi ve alt metin

Seyircinin karakterden fazlasını bildiği sahnede masum repliğin nasıl çift anlam kazandığını yazar

Diyalog Akademisi · Söylenmeyen · 1.686 kelime · 23 replik · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir doğum günü partisi. Kadın, kocasının kendisi için gizli bir parti hazırladığını bilmiyor. Seyirci biliyor: bir önceki sahnede misafirlerin salonun karanlığında saklandığını gördü. Kadın eve geliyor, kocasıyla mutfakta konuşuyor. «Bu akşam erken yatalım» diyor, «Çok yorgunum. Kimseyi görmek istemiyorum.» Kocası gülümsüyor. Seyirci de gülümsüyor.

Aynı cümle başka bir filmde, başka bir bilgiyle söylenebilirdi. Seyirci, kadının kocasının o gece onu terk edeceğini bilseydi, «Kimseyi görmek istemiyorum» cümlesi acı verirdi. Seyirci, salonda saklananların misafir değil hırsız olduğunu bilseydi, korku verirdi. Cümle aynı kalıyor; değişen, seyircinin elindeki bilgi.

Seyircinin bir karakterden fazlasını bildiği her sahnede, karakterin en masum sözü iki anlam taşır: karakterin kastettiği ve seyircinin duyduğu. Bu ders bu çift anlamı ve onun alt metinle buluştuğu yeri ele alıyor.

Tek fikir

Seyirci bir karakterden fazlasını bildiğinde, o karakterin masum replikleri iki anlam kazanır. Dramatik ironi, alt metinle birleştiğinde en güçlü hâline ulaşır: bir karakter bir şey saklar, öbürü bir şey bilmez, seyirci ikisini de bilir.

Kavram

Dramatik ironi ile alt metin akrabadır ama aynı şey değildir. Alt metinde karakter bir şeyi bilir ve saklar; dramatik ironide karakter bir şeyi bilmez. Alt metin, karakterin söylemediğidir; dramatik ironi, karakterin farkında olmadan söylediğidir.

Bu ayrımı netleştirmek için bir sahnedeki bilgiyi üç konumda düşünmek işe yarar: seyircinin bildiği, birinci karakterin bildiği ve ikinci karakterin bildiği. Bu üç konum arasındaki farklar sahnenin türünü belirler. Seyirci ve iki karakter aynı şeyi biliyorsa, sahnede ne alt metin ne ironi vardır. Bir karakter bir şeyi biliyor ve saklıyor, seyirci de biliyorsa, alt metin vardır. Bir karakter bir şeyi bilmiyor ve seyirci biliyorsa, dramatik ironi vardır. Bir karakter saklıyor, öbürü bilmiyor ve seyirci ikisini de biliyorsa, ikisi bir arada çalışır.

Son durum, yani bir karakterin sakladığı ve öbürünün bilmediği bir sahne, en zengin olanıdır. Bilmeyen karakter masum sözler söyler; seyirci bu sözlerde ironiyi duyar. Bilen karakter bu masum sözlere cevap verir ve cevapları alt metinle doludur: bildiğini saklayarak, ama bilgisinin ağırlığı altında konuşur. Seyirci her iki katmanı da aynı anda duyar.

Dramatik ironiyi kurmanın birkaç adımı var.

Birincisi, seyirciye bilgiyi önceden vermek. Bu genellikle önceki bir sahnede olur: seyirci bir şeyi görür, duyar ya da öğrenir. Bilgi açık olmalıdır; seyirci onu kaçırırsa ironi doğmaz. Hitchcock'un sık anlatılan bir örneği vardır: seyirci masanın altında bir bomba olduğunu bilirse, masadaki iki kişinin sıradan sohbeti dayanılmaz bir gerilime dönüşür. Bomba seyirciye gösterilmeseydi, aynı sohbet yalnızca bir sohbet olurdu.

İkincisi, masum repliği seçmek. Bilmeyen karakterin sözü, iki bağlamda da geçerli olmalıdır: karakterin kendi bağlamında doğal, seyircinin bağlamında yüklü. «Kimseyi görmek istemiyorum» hem yorgun bir kadının sözüdür hem de saklanan misafirlere bir şaka. Bir sözün iki bağlamda birden çalışması, ironinin incelik ölçüsüdür. Replik ironiyi göstermek için bükülürse, örneğin karakter gereğinden fazla tesadüfi sözler söylerse, seyirci yazarın elini görür.

Üçüncüsü, bilen karakterin cevabını yazmak. Bilen karakter ne yapar? Saklamaya devam eder mi, bir ima mı bırakır, yoksa söylemenin eşiğine mi gelir? Bu cevap, alt metnin ağırlığını taşır ve seyircinin gerilimini artırır.

Dördüncüsü, ironinin ne zaman çözüleceğine karar vermek. Bilmeyen karakter bir gün öğrenecek mi? Öğrenirse ne zaman? Bazı ironiler sahne içinde çözülür, bazıları hikâyenin sonuna kadar sürer, bazıları hiç çözülmez. Çözülmeyen ironi, seyirciye en uzun süre eşlik eden ironidir.

Dramatik ironinin bir duygu rengi yoktur; gerilim, komedi ya da acı üretebilir. Seyircinin bildiği şey tehlikeliyse gerilim, gülünçse komedi, kederliyse acı doğar. Aynı teknik, bilginin içeriğine göre farklı sahneler verir.

Sahnede

Son Sefer. Perşembe akşamı. Sevgi İstanbul'dan Hacer'i arıyor; böreği için teşekkür edecek. Seyirci, Sevgi'nin artık bildiği şeyi biliyor: annesinin hastaneye kaldırıldığı gün o telefonu babası değil Hacer çevirmişti; Şükrü tuşlara basamamış, yalnızca «Gel» diyebilmişti. Hacer ise Sevgi'nin bunu öğrendiğini bilmiyor. Yıllardır bu sırrı Şükrü için saklıyor.

İÇ. HACER'İN EVİ, MUTFAK — AKŞAM. Hacer ocağın başında, telefon kulağında.

HACER

Kızım, sesini duyduğuma sevindim. Börek nasıldı?

SEVGİ

(telefonda)

Çok güzeldi, Hacer abla. Annemin tarifi.

HACER

Annenin. Bana o öğretmişti.

SEVGİ

(telefonda)

Biliyorum.

HACER

Babanı merak etme sen. Ben buradayım. Bir şey olursa ilk ben ararım seni.

Telefonun öbür ucunda kısa bir sessizlik.

SEVGİ

(telefonda)

İlk sen.

HACER

Tabii. Baban telefonu sevmez bilirsin. Annen yattığında bile seni ararken sesi titriyordu. Zor arar o.

SEVGİ

(telefonda)

Titriyordu.

HACER

Titriyordu. Ama aradı. Gururlu adamdır baban.

Sessizlik. Hacer ocağın altını kısıyor.

SEVGİ

(telefonda)

Hacer abla. O gün babamın yanında olduğun için teşekkür ederim.

HACER

Ne teşekkürü kızım. Komşuyuz.

Bu sahnede bilgi üç konumda duruyor. Seyirci, Hacer'in telefonu çevirdiğini ve Şükrü'nün tuşlara basamadığını biliyor. Sevgi de biliyor; dün gece babasından öğrendi. Hacer ise Sevgi'nin bildiğini bilmiyor; Şükrü'nün onurunu korumak için yıllardır sakladığı versiyonu anlatmaya devam ediyor.

Hacer'in masum replikleri dramatik ironi taşıyor. «Bir şey olursa ilk ben ararım seni» bir komşu sözü; seyirci için ise o gün de ilk arayanın Hacer olduğunun, farkında olmadan yapılmış bir itirafı. «Annen yattığında bile seni ararken sesi titriyordu» Hacer'in koruduğu yalan; seyirci ve Sevgi, sesin titrediğini doğru, ama arayanın başkası olduğunu biliyor. «Ama aradı. Gururlu adamdır baban» cümlesi ise en ağır olanı: Hacer bir yalanı söylerken asıl doğruyu söylüyor. Şükrü gururlu; o kadar gururlu ki, kızı yıllarca kendisinin aradığını sandı.

Sevgi'nin cevapları alt metinle dolu. Bildiğini saklıyor; Hacer'in sırrını bozmuyor. Ama tekrarları, «İlk sen», «Titriyordu», bilgisinin ağırlığını taşıyor. Ve son teşekkürü iki kat anlamlı: «O gün babamın yanında olduğun için.» Hacer bunu bir hastane ziyareti için yapılmış bir teşekkür olarak duyuyor. Seyirci ise Sevgi'nin, telefonu çeviren eli teşekkür ettiğini biliyor. İroni çözülmüyor; Hacer bilmeden kalıyor ve belki her zaman öyle kalacak.

İki sürüm

Kalem Odası. Ertesi gün. Tuna Bey kaleme geliyor. Hâkimin kendisini bilirkişi komisyonuna önermeyi düşündüğünü duymuş ve sevinçli. Seyirci, dün Meral'in hâkime ne söylediğini ve hâkimin vazgeçtiğini biliyor. Tuna Bey bilmiyor.

İlk taslak

TUNA

Meral Hanım, hâkim bey beni komisyona önerecekmiş, duydunuz mu?

MERAL

Duydum, Tuna Bey. Ama vazgeçti. Ben söyledim ona, size güvenmediğimi.

TUNA

Ne? Neden?

MERAL

Hüsnü Bey'le merdivende konuştuğunuzu biliyorum.

Yeniden yazım

TUNA

Meral Hanım, hâkim bey beni bilirkişi komisyonuna önerecekmiş. Duydunuz mu?

MERAL

Bir şey duydum.

TUNA

Sizin de bir sözünüz değmiştir herhalde. Yıllardır bu kalemdeyim, beni en iyi siz tanırsınız.

MERAL

Sizi tanırım, Tuna Bey.

TUNA

Ne söylediniz? Merak ettim.

Meral bir dosyayı açıyor, sayfalarını çeviriyor.

MERAL

Dilekçelerinizin hep zamanında geldiğini söyledim.

TUNA

Sağ olun. Bu kalemde bunu bilen sizsiniz.

MERAL

Biliyorum.

Tuna Bey gülümseyerek çıkıyor. Kapıda Cemil Efendi'ye çay ısmarlıyor.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Dramatik ironi, seyircinin bir karakterin bilmediğini bildiği durumdur; karakterin masum sözleri iki anlam kazanır.
  2. Alt metinde karakter bilir ve saklar; dramatik ironide karakter bilmez.
  3. Bilgi konumları, yani seyircinin ve her karakterin bildiği, alt metni ve ironiyi doğurur.
  4. En zengin sahne, bir karakterin sakladığı, öbürünün bilmediği ve seyircinin ikisini de bildiği sahnedir.
  5. İroni için bilgi seyirciye önceden verilir, masum replik iki bağlamda geçerli seçilir ve çözülme zamanı bilinçli belirlenir.

İlk taslakta dramatik ironi kurulur kurulmaz yok ediliyor. Seyirci Meral'in ne yaptığını biliyor; Tuna bilmiyor. Bu, birkaç replik boyunca seyircinin keyif alacağı bir gerilim yaratabilirdi. Ama Meral ilk cevabında her şeyi söylüyor. İroni çözülüyor, sahne bir yüzleşmeye dönüşüyor ve Meral'in dün kurduğu dikkatli strateji, kendi ağzıyla bozuluyor.

Yeniden yazımda ironi sahnenin sonuna kadar sürüyor. Tuna'nın her repliği masum ve seyirci için yüklü. «Sizin de bir sözünüz değmiştir herhalde» Tuna için bir teşekkür; seyirci için tam tersinin itirafı. «Beni en iyi siz tanırsınız» Tuna için bir iltifat; seyirci için tehlikeli bir doğru. Meral'in cevapları ise alt metinle dolu ama hiçbiri yalan değil. «Sizi tanırım, Tuna Bey.» «Dilekçelerinizin hep zamanında geldiğini söyledim.» İkisi de doğru; ikisi de Tuna'nın anladığından başka bir şey söylüyor.

Son eylem satırı ironiyi taçlandırıyor: Tuna sevinerek çıkıyor ve Cemil'e çay ısmarlıyor. Çay, Tuna'nın kaçış refleksiydi; şimdi bir kutlama. Seyirci bu kutlamanın neyi kutladığını biliyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışDramatik ironi ile alt metin aynı şeydir.
Doğrusu

Alt metinde karakter bilir ve saklar; dramatik ironide karakter bilmez. İkisi bir arada çalışabilir, ama yazar hangisinin nerede olduğunu bilmelidir.

Yaygın yanlışİroniyi seyircinin fark etmesi için karakter tesadüfi ama anlamlı sözler söylemelidir.
Doğrusu

Fazla tesadüfi bir söz yazarın elini gösterir. Masum replik karakterin kendi bağlamında doğal olmalı; ironi seyircinin bilgisinden doğmalıdır.

Yaygın yanlışDramatik ironi sahne içinde çözülmelidir.
Doğrusu

Bazı ironiler hikâyenin sonuna kadar sürer, bazıları hiç çözülmez. Çözülmemiş ironi, seyircinin en uzun süre taşıdığı ironidir.

Kendi sahnende

Özet

  1. Dramatik ironi, seyircinin bir karakterin bilmediğini bildiği durumdur; karakterin masum sözleri iki anlam kazanır.
  2. Alt metinde karakter bilir ve saklar; dramatik ironide karakter bilmez.
  3. Bilgi konumları, yani seyircinin ve her karakterin bildiği, alt metni ve ironiyi doğurur.
  4. En zengin sahne, bir karakterin sakladığı, öbürünün bilmediği ve seyircinin ikisini de bildiği sahnedir.
  5. İroni için bilgi seyirciye önceden verilir, masum replik iki bağlamda geçerli seçilir ve çözülme zamanı bilinçli belirlenir.

Kendini sına

  1. Telefon sahnesinde Hacer'in «Ama aradı. Gururlu adamdır baban» repliği neden en ağır olanı?
  2. Kalem Odası'ndaki ilk taslakta ironi neden yok oluyor?
  3. Yeniden yazımda Meral'in cevapları neden yalan değil?

Yanıtlar

  1. Çünkü Hacer bir yalanı söylerken asıl doğruyu da söylüyor. Şükrü gerçekten gururlu; o kadar gururlu ki tuşlara basamadığını gizledi ve kızı yıllarca kendisinin aradığını sandı. Seyirci ve Sevgi bunu biliyor, Hacer bilmiyor.
  2. Çünkü Meral ilk cevabında her şeyi söylüyor. Seyircinin bildiği ile Tuna'nın bilmediği arasındaki fark bir anda kapanıyor ve sahne bir yüzleşmeye dönüşüyor; ironinin kurabileceği gerilim harcanıyor.
  3. Çünkü söylediği her şey doğru: Tuna'yı tanıyor ve hâkime dilekçelerinin zamanında geldiğini söyledi. Ama bu doğruların ne anlama geldiğini Tuna farklı, seyirci farklı anlıyor.

Sonraki derse köprü

Hacer hiçbir zaman öğrenmeyebilir; Tuna da. Ama bazen uzun süre söylenmeyen bir şeyin söylenmesi gerekir: söylenmeyen şey bir gün dile gelir ve tek bir replik, bütün önceki sahneleri yeniden okutur. O repliği hazırlamak ve erken açılan alt metnin bir sahneyi nasıl boşalttığını görmek, sıradaki dersin konusu: alt metnin açıldığı an.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.