İçeriğe geç

6.6 · Seviye 2 · İstek, Güç, Çatışma

İki haklı

Yazarın taraf tuttuğu kavgada karşı tarafın en güçlü argümanını yazamadığını görür; iki tarafı da haklı kılan sahneyi kurar

Diyalog Akademisi · Çatışmalı Diyalog · 1.855 kelime · 26 replik · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir yazar bir kavga sahnesi yazıyor. Kahramanı genç bir kadın; babasının evini satmak istemiyor. Karşısında ağabeyi; evi satmak istiyor. Yazar kadının tarafında, bunu saklamıyor. Kadının replikleri uzun, duygulu, haklı. Ağabeyin replikleri kısa, soğuk, parayla ilgili. Sahnenin sonunda ağabey kapıyı çarpıp çıkıyor ve kadın pencerenin önünde ağlıyor. Yazar sahneyi bir okura veriyor. Okur, «Ağabey neden evi satmak istiyor?» diye soruyor. Yazar bir an düşünüyor: «Para için.» «Neden paraya ihtiyacı var?» Yazar bilmiyor.

Bu sahne bir kavga sahnesi gibi görünüyor ama aslında bir vaaz. Bir taraf haklı, öbür taraf yanlış ve seyirciye nereye bakacağı söyleniyor. Seyirci bunu hisseder. Ağabeyi bir kötü adam olarak görür ve sahne onun için bir sınav olmaktan çıkar; çünkü ortada sınanacak bir şey kalmamıştır.

Kavgaları güçlü yapan şey, seyircinin iki tarafı da anlamasıdır. İki taraf da kendi açısından haklıdır ve ikisi birden kazanamaz. Bu ders, yazarın tuttuğu tarafın karşısındakine en güçlü argümanını vermeyi ve seyirciyi iki kişinin arasında tutan bir kavga kurmayı öğretiyor.

Tek fikir

En güçlü çatışma, iki haklının çatışmasıdır. Yazar tarafını ne kadar net bilirse bilsin, karşı tarafa onun en güçlü argümanını vermelidir; yoksa sahne bir vaaza dönüşür.

Kavram

Saman adamın belirtileri tanınabilir. Karşı tarafın replikleri kısa ve soğuktur. Gerekçesi ya yoktur ya da bencildir: para, inat, kibir. Duygusu gösterilmez; yalnızca karşı çıkar. Tarihi yoktur; neden böyle düşündüğünü öğrenemeyiz. Ve sahnenin sonunda ya yenilir ya da kötü bir şey yaparak çıkar.

Saman adam, yazarın kendi haklılığına duyduğu güvenden doğar. Yazar bir tarafı tutar ve öbür tarafı onu haklı göstermek için kurar. Ama bu, tuttuğu tarafı da zayıflatır. Kolay bir rakibi yenen kahraman güçlü görünmez. Seyirci kahramanın haklılığına ancak karşısındaki gerçekten güçlü olduğunda inanır.

Tragedya üzerine düşünenler bu fikri çok eskiden beri bilir. Hegel'in Antigone'yi iyi ile kötünün değil, iki haklının çarpışması olarak okuduğu bilinir: Antigone kardeşini gömmek ister, Kreon devletin yasasını korumak ister ve ikisinin de dayandığı şey meşrudur. Bu tür bir çatışma, seyirciyi bir tarafa yerleştirmez; onu iki taraf arasında tutar.

Bir diyalog yazarı iki haklıyı nasıl kurar?

Birincisi, her tarafın isteğini değil, isteğinin altındaki ihtiyacı bilmek. Ağabey evi satmak istiyor. Neden? Bir borç mu var, bir çocuk mu okuyacak, yıllardır kirada mı oturuyor? İhtiyaç bilindiğinde istek bir bencillik olmaktan çıkar.

İkincisi, her tarafa bir geçmiş vermek. Karşı tarafın görüşünün bir kökü olmalı: bir yaşanmışlık, bir kayıp, bir hatıra. Geçmiş, argümanı bir fikir olmaktan çıkarıp bir insana bağlar.

Üçüncüsü, her tarafa bir an vermek. Sahnede karşı tarafın da seyircinin kalbine dokunduğu bir replik olmalı: bir itiraf, bir yorgunluk, bir hatıra. O an seyirciyi bir süreliğine öbür tarafa geçirir.

Dördüncüsü, iki tarafın da haklı olduğu bir şey bulmak. Çatışmanın en sert olduğu yer, iki tarafın da kendi değerleri içinde kusursuz olduğu yerdir. Bir taraf sadakat, öbür taraf adalet; bir taraf hatıra, öbür taraf gelecek.

Bir sınama yöntemi var: taraf değiştirme testi. Sahneyi yazdıktan sonra, karşı tarafın gözünden yeniden oku. Sanki bu sahnenin kahramanı oymuş gibi. Onun replikleri bir kahramanın replikleri gibi okunuyor mu? Yoksa bir kötü adamın mı? İkincisiyse, o tarafa en güçlü argümanını ver.

Saman adam çoğu zaman en çok iki yerde sızar. Birincisi karşı tarafın sıfatlarıdır: yazar onu sahne tariflerinde «soğuk», «kibirli», «alaycı» diye anar ve oyuncuya bir kötü adam oynamasını söyler. İkincisi karşı tarafın son repliğidir: kapıyı çarpar, tehdit eder, bir hakaretle çıkar. Bu iki yeri temizlemek, saman adamı yarı yarıya ortadan kaldırır. Sahne tariflerinde karşı tarafa da bir duygu verin; bir yorgunluk, bir tereddüt, bir el titremesi. Son repliğini bir kaçış değil bir soru, bir itiraf ya da bir ihtiyaç yapın.

İki haklı kurmak, yazarın taraf tutmaması anlamına gelmez. Yazar elbette bir tarafa daha yakın olabilir ve sahnenin sonu bunu gösterebilir. Ama yakın olduğu tarafın kazanması, karşı tarafın zayıflığından değil, kendi gücünden gelmelidir.

Sahnede

Son Sefer. Durak kahvesi, öğle. Rıfat ile Kerem arasındaki kavganın ardından Nazmi bir karar verecek: cumartesi sabah ilk seferi kim yapacak? Kerem gelip Nazmi'nin karşısına oturuyor. Durakta herkes Nazmi'nin dediğini yapar.

İÇ. DURAK KAHVESİ — GÜN. Nazmi tezgâhın arkasında, bardak kurutuyor. Kerem tezgâha dayanmış.

KEREM

Nazmi abi, bir cumartesi. Ayda bir cumartesi.

NAZMİ

Sabah ilk sefer Rıfat'ın. On iki yıldır.

KEREM

On iki yıl. Ben on iki gün olmadı başlayalı. Ayın on beşinde sekiz bin taksit var. Sabahçı yolcu olmadan o taksit çıkmaz, abi.

NAZMİ

Biliyorum.

KEREM

O zaman?

Nazmi bardağı bırakıyor. Bir sandalye çekip Kerem'in karşısına oturuyor.

NAZMİ

Rıfat on iki yıl önce bu durağa geldiğinde, ilk sefer Kazım'ındı. Kazım kırk yıl yaptı. Rıfat da ilk iki yıl öğleden sonra çalıştı. Ben ona bir cumartesi bile vermedim.

KEREM

Ben Rıfat değilim.

NAZMİ

Değilsin. Ama bu durakta herkes bir gün Rıfat oldu. Kazım'ın seferini aldığı sabah Rıfat ağladı, biliyor musun? Kazım öldü diye değil. Kazım'ın emekli olduğu gün beklediği için.

Kerem bir şey söylemiyor. Eli çay bardağının kenarında.

KEREM

Peki ben ne yapacağım, abi? Taksit beklemez.

NAZMİ

Akşam sekiz seferini al. İşten dönenler. Kimse istemez onu, yorgun gelir herkes. Ama dolu döner.

KEREM

Akşam sekiz.

NAZMİ

Rıfat'ın sabahı onun. Senin akşamın senin olsun. On iki yıl sonra biri gelip senin akşamını isteyecek.

Bu sahnede iki taraf da haklı. Kerem'in ihtiyacı somut ve acil: yeni başladı, taksiti var, sabah yolcusu düzenli ve kalabalık. Kerem bencil değil; bir geçim derdi var. Nazmi ise bir düzeni koruyor: durağın sırası, bekleyerek hak etmek, kimsenin yerinin bir hevesle alınmaması. Nazmi inatçı da değil; bir geçmişi var.

Nazmi'nin en güçlü argümanı, bir geçmiş: Kazım, Rıfat'ın iki yıllık beklemesi, Rıfat'ın Kazım'ın emekli olduğu sabah ağlaması. Bu hikâye Nazmi'nin kuralını bir inat olmaktan çıkarıp bir saygıya dönüştürüyor. Ve seyirciyi bir süreliğine Rıfat'ın tarafına geçiriyor, oysa önceki sahnede Rıfat kaba ve öfkeliydi.

Kerem'in anı ise «Taksit beklemez» repliği. Kısa, çaresiz, gerçek. Seyirci onu da anlıyor.

Sahne bir orta yol bularak bitiyor, ama bu orta yol bir uzlaşma değil, Nazmi'nin dünyasının bir ilkesi: herkesin kendi saati. Kerem istediğini almıyor ama başka bir şey alıyor: bir yer. Nazmi'nin son repliği iki tarafı da onurlandırıyor: Rıfat'ın sabahı, Kerem'in akşamı.

İki sürüm

Kalem Odası. Yılmaz kardeşler, avukatları olmadan, koridorun penceresinin önünde karşılaşıyor. Nesrin baba evinin satılmasını, Erol evde kalmayı istiyor. Yazar Erol'a daha yakın: babasına yıllarca bakan o.

İlk taslak

NESRİN

Ev satılacak, Erol. Payımı istiyorum.

EROL

Babamın evini mi satacaksın? Senin için para her şey.

NESRİN

Hakkım olanı istiyorum.

EROL

Yirmi yıl yoktun. Şimdi hak mı istiyorsun?

NESRİN

Mahkeme ne derse o olur.

Nesrin topuklarını vurarak uzaklaşıyor.

Yeniden yazım

NESRİN

Ev satılacak, Erol. Payımı istiyorum.

EROL

Babamın evinde oturuyorum ben. Nereye gideyim?

NESRİN

Ben de İzmir'de yirmi yıldır kirada oturuyorum. Bu yıl ev sahibi kirayı iki katına çıkardı. Kızım üniversiteye başladı.

EROL

Babama sen bakmadın.

NESRİN

Bakmadım. Ama ilaçlarını ben aldım. Her ay. Sen bilmiyordun, babam söylemememi istedi. «Erol gururludur» dedi.

Erol pencereye dönüyor.

EROL

Her ay mı?

NESRİN

On bir yıl. Eczaneye sor, Gazi Caddesi'ndeki.

EROL

Bu evde babamın odası duruyor, Nesrin. Yatağı, gözlüğü, terlikleri. Ben her sabah o kapının önünden geçiyorum. Satılırsa ben nereye geçeceğim?

NESRİN

Bilmiyorum, Erol. Ben de her ay kiramı nereden ödeyeceğimi bilmiyorum.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. En güçlü çatışma iki haklının çatışmasıdır; bir haklı ile bir haksızın çatışması bir vaazdır.
  2. Saman adam, karşı tarafa yalnızca zayıf ya da kötü niyetli argümanlar vermektir.
  3. En güçlü argüman, karşı tarafın görüşünü onun en iyi savunucusunun kuracağı biçimde yazmaktır.
  4. İki haklı kurmanın araçları: istek altındaki ihtiyaç, bir geçmiş, bir an ve iki tarafın da kusursuz olduğu bir değer.
  5. Taraf değiştirme testi, karşı tarafın bir kahraman gibi mi, bir kötü adam gibi mi okunduğunu gösterir.

İlk taslakta Nesrin bir saman adam. İsteği var ama gerekçesi yok: «Payımı istiyorum», «Hakkım olanı istiyorum». Erol onu açgözlü ilan ediyor, «Senin için para her şey», ve sahne buna itiraz etmiyor. Nesrin'in son repliği mahkemeye sığınmak, son eylemi kibirli bir çıkış. Seyirci Erol'un tarafına yerleştirilmiş durumda; Nesrin'i anlamak için hiçbir şey verilmemiş.

Yeniden yazımda Nesrin'in en güçlü argümanı yazılmış. Bir ihtiyaç: kira iki katına çıktı, kızı üniversiteye başladı. Bir geçmiş: on bir yıl boyunca babasının ilaçlarını İzmir'den aldı ve babası bunu Erol'dan saklamasını istedi. Bu bilgi Erol'un «Babama sen bakmadın» suçlamasını yerle bir etmiyor, ama karmaşıklaştırıyor: Nesrin de kendi yolundan baktı.

Erol da güçlü kalıyor. Onun anı babasının odası: yatağı, gözlüğü, terlikleri, her sabah önünden geçilen kapı. Bu replik bir argüman değil, bir yas. Ve Nesrin'in son repliği, «Ben de her ay kiramı nereden ödeyeceğimi bilmiyorum», Erol'un sorusuna aynı biçimde cevap veriyor. İki soru yan yana duruyor ve hiçbiri öbürünü iptal etmiyor.

Yazar hâlâ Erol'a yakın olabilir. Sahnenin sonu kimin kazanacağını söylemiyor. Ama artık seyirci iki kardeşi de anlıyor ve bir tarafı seçmek ona acı veriyor. Kavga tam da bu acıda güçleniyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSeyircinin kahramanı desteklemesi için karşı taraf haksız olmalıdır.
Doğrusu

Kolay bir rakibi yenen kahraman güçlü görünmez. Seyirci kahramanın haklılığına ancak karşısındaki gerçekten güçlü olduğunda inanır.

Yaygın yanlışİki haklı kurmak, yazarın tarafsız olması demektir.
Doğrusu

Yazar bir tarafa daha yakın olabilir. Önemli olan, yakın olduğu tarafın kazanmasının karşı tarafın zayıflığından değil, kendi gücünden gelmesidir.

Yaygın yanlışKarşı tarafa güçlü bir argüman vermek, ona uzun bir konuşma vermek demektir.
Doğrusu

En güçlü argüman çoğu zaman uzun bir savunma değil, tek bir ihtiyaç, tek bir hatıra ya da tek bir itiraftır.

Kendi sahnende

Özet

  1. En güçlü çatışma iki haklının çatışmasıdır; bir haklı ile bir haksızın çatışması bir vaazdır.
  2. Saman adam, karşı tarafa yalnızca zayıf ya da kötü niyetli argümanlar vermektir.
  3. En güçlü argüman, karşı tarafın görüşünü onun en iyi savunucusunun kuracağı biçimde yazmaktır.
  4. İki haklı kurmanın araçları: istek altındaki ihtiyaç, bir geçmiş, bir an ve iki tarafın da kusursuz olduğu bir değer.
  5. Taraf değiştirme testi, karşı tarafın bir kahraman gibi mi, bir kötü adam gibi mi okunduğunu gösterir.

Kendini sına

  1. Durak kahvesi sahnesinde Nazmi'nin en güçlü argümanı nedir?
  2. Yılmaz kardeşlerin ilk taslağında Nesrin neden bir saman adam?
  3. Yeniden yazımda Erol'un seyircinin kalbine dokunan anı hangisi?

Yanıtlar

  1. Bir geçmiş: Rıfat on iki yıl önce durağa geldiğinde iki yıl öğleden sonra çalıştı, Kazım'ın seferini ancak Kazım emekli olunca aldı ve o sabah beklediği için ağladı. Bu hikâye Nazmi'nin kuralını bir inattan bir saygıya dönüştürüyor.
  2. Çünkü isteğinin hiçbir gerekçesi yok: yalnızca «payımı istiyorum» ve «hakkım olanı istiyorum» diyor. Erol onu açgözlü ilan ediyor, sahne buna itiraz etmiyor ve Nesrin kibirli bir çıkışla sahneden ayrılıyor.
  3. Babasının odasını anlattığı an: yatağı, gözlüğü, terlikleri ve her sabah önünden geçtiği kapı. Bu bir argüman değil, bir yas, ve Nesrin'in kira sorusu kadar ağır.

Sonraki derse köprü

Ses, basamak, geri çekilme ve iki haklı tek tek iyi işler; ama bir kavga sahnesinde hepsi birlikte çalışır. Sıradaki atölyede Son Sefer'den bir baba–kız tartışmasını alıp üç tırmanma basamağıyla yeniden yazacaksın: Sevgi ile Şükrü, iki haklı, bir merdiven.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.