4.2 · Seviye 2 · İstek, Güç, Çatışma
Dinleyenden ne istiyor?
Replik amacını "yatıştırmak, sıkıştırmak, utandırmak, oyalamak" gibi karşıdakine yönelen eylem fiilleriyle adlandırır
Diyalog Akademisi · Her Replik Bir İstektir · 1.633 kelime · 22 replik · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Bir yönetmen oyuncusuna dönüp «Burada biraz daha kızgın ol» diyor. Oyuncu kızgın olmaya çalışıyor. Sesini yükseltiyor, kaşlarını çatıyor. Sahne bir türlü işlemiyor. Bir başka yönetmen aynı sahnede şunu söylüyor: «Bu cümleyle onu köşeye sıkıştır.» Oyuncu bu kez karşısındakine bakıyor, ona doğru bir adım atıyor, cümleyi ona yöneltiyor. Sahne bir anda canlanıyor.
İki not arasındaki fark küçük görünür ama her şeydir. İlki bir durum istiyor: kızgın ol. İkincisi bir eylem istiyor: onu sıkıştır. Durumu oynamak zordur ve çoğu zaman yapay durur. Eylemi oynamak ise doğaldır, çünkü insanlar gerçek hayatta duygularını değil, birbirlerine yaptıklarını oynar.
Bir önceki derste her repliğin küçük bir amacı olduğunu gördük. Bu ders o amacı adlandırmanın dilini kuruyor. Bu dil oyuncuların çalışma odasından gelir, ama yazar için de en kullanışlı araçlardan biridir.
Tek fikir
Replik amacı bir durumla değil, karşıdakine yönelen bir fiille adlandırılır: onu yatıştırmak, onu sıkıştırmak, onu utandırmak. Fiil ne kadar keskin olursa, replik o kadar keskin yazılır.
Kavram
Eylem fiilinin üç özelliği vardır.
İlki yönelimdir. Fiil karşıdakine yönelmelidir. «Kızmak», «üzülmek», «korkmak» birer durumdur; karakterin içinde olan bir şeyi söyler. «Onu korkutmak», «onu üzmek», «onu kızdırmak» ise karşıdakinde bir şey yaratmayı hedefler. Türkçede bunu sınamanın kolay bir yolu var: fiili «onu» ile kullanabiliyor musun? «Onu yatıştırmak» olur. «Onu kızgın olmak» olmaz.
İkincisi keskinliktir. Bazı fiiller çok geniştir: «onu ikna etmek», «ona anlatmak», «onunla konuşmak». Bunlar bir sahne amacını anlatabilir ama bir repliği yönlendiremez. Keskin fiiller daha dar ve daha somut bir şey ister: «onu yağlamak», «onu köşeye sıkıştırmak», «onu küçük düşürmek», «onun gururunu okşamak», «onu suçlu çıkarmak». Bir repliğin yanına keskin bir fiil yazıldığında, yazar o repliği nasıl kuracağını da bilir. «Onu yağlamak» bir iltifat ister. «Onu köşeye sıkıştırmak» bir soru ister, kaçış bırakmayan bir soru.
Üçüncüsü değişkenliktir. Bir karakter bir sahne boyunca aynı fiili kullanmaz. Önce onu yumuşatır, sonra sınar, sonra suçlar, sonra yatıştırır. Fiillerin değişmesi sahnenin nabzıdır. Aynı fiil üst üste geliyorsa sahne yerinde sayıyordur.
Yazarın bu dili nasıl kullanacağına gelince. Bir sahneyi yazdıktan sonra her repliğin yanına kısa bir fiil yazılır. Bu bir okuma alıştırmasıdır ve şaşırtıcı sonuçlar verir. Bazı repliklerin yanına hiçbir fiil yazılamaz: o replik karşıdakine hiçbir şey yapmıyordur, yalnız bilgi veriyordur. Bazı repliklerin yanına aynı fiil üç kez yazılır: karakter aynı şeyi üç kez deniyordur. Bazı repliklerin yanına yazılan fiil, repliğin söylediğiyle çelişir: karakter «seni seviyorum» diyordur ama yaptığı iş karşısındakini suçlamaktır. Bu çelişkiler bazen bir hatadır, bazen sahnenin en ilginç yeridir.
Bu fiillerin bir sözlüğünü tutmak işe yarar. Yazar kendi alışkanlıklarını fark eder: hep aynı birkaç fiile, «sorgulamak», «ikna etmek», «suçlamak», dönüyorsa, karakterleri de hep aynı birkaç şeyi yapıyordur. Türkçe bu konuda zengindir: kandırmak, oyalamak, yağlamak, iğnelemek, sınamak, kollamak, kışkırtmak, gözünü korkutmak, gönlünü almak, sırtını sıvazlamak, köşeye sıkıştırmak, ayağını kaydırmak. Her biri başka bir replik ister.
Bu dilin bir yararı da ortak olmasıdır. Yazar, yönetmen ve oyuncu bir sahne üzerine konuşurken çoğu zaman farklı dillerle konuşur. Yazar anlamdan, yönetmen görüntüden, oyuncu duygudan söz eder. Eylem fiili üçünün de anladığı bir dildir. Masa okumasında yazar «Bu replikte onu oyalıyor» dediğinde, oyuncu ne yapacağını bilir, yönetmen sahneyi nasıl kuracağını görür. Bir repliğin işlemediği yerde de en hızlı tartışma budur: bu replik ne yapıyor, ve yapması gereken başka bir şey mi?
Son bir uyarı. Eylem fiilleri bir yazarın çalışma aracıdır, sayfaya yazılmaz. Parantez içine «onu sıkıştırarak» yazmak, oyuncuya bir duyguyu dikte etmekle aynı hatadır. Fiil yazarın kafasında durur ve repliğin kendisini biçimlendirir. Doğru yazılmış bir replik, fiilini kendisi taşır.
Sahnede
Son Sefer. Salı akşamı. Sevgi İstanbul'dan Hacer ablayı arıyor. Babasının ilaçlarını içip içmediğinden emin değil.
İÇ. HACER'İN EVİ, MUTFAK — AKŞAM. Hacer ocakta bir tencereyi karıştırıyor. Telefon omzuyla kulağının arasında.
SEVGİ
(telefonda)
Hacer abla, dolman için bir daha sağ ol. Babam bayılmış.
HACER
Afiyet olsun. Çok yemesin ama, tansiyonu var.
SEVGİ
(telefonda)
İşte ben de onu diyecektim. Sen yakınsın, ben buradan bir şey yapamıyorum.
HACER
Ne yapayım kızım?
SEVGİ
(telefonda)
Bir uğrasan arada. İlaçlarını içiyor mu, bir baksan.
Hacer kaşığı tencereye bırakıyor.
HACER
Babana ilaç içiyor musun diye mi soracağım? Kırk yıllık komşuya?
SEVGİ
(telefonda)
Sormana gerek yok. Mutfağa bir göz at. Kutular açılmış mı...
HACER
Kızım, ben Şükrü abinin çekmecelerini karıştırmam.
SEVGİ
(telefonda)
Annem olsaydı karıştırırdı.
Hacer'in kaşığı tencerenin kenarında kalıyor. Ocağın altını kısıyor.
HACER
Annen olsaydı sen de buradaydın.
Sevgi'nin her repliğinin yanına bir fiil yazalım. İlk repliğinde Hacer'in gönlünü alıyor: dolma için teşekkür ediyor. İkincisinde onu ortak yapıyor: «Sen yakınsın, ben buradan bir şey yapamıyorum.» Bu bir yardım isteği değil henüz, bir zemin. Üçüncüsünde onu görevlendiriyor: «Bir uğrasan arada.» Dördüncüsünde isteği küçültüyor, Hacer'i rahatlatıyor: «Sormana gerek yok.» Beşincisinde ise ağır bir fiile geçiyor: onu utandırmak. «Annem olsaydı karıştırırdı.»
Hacer'in fiilleri de değişiyor. Önce kalıp bir sözle konuyu yumuşatıyor ve bir uyarı ekliyor: tansiyon. Sonra Sevgi'nin isteğini sınıyor: «Ne yapayım kızım?» Sonra isteği reddediyor ve Sevgi'ye isteğinin ne kadar uygunsuz olduğunu gösteriyor: «Kırk yıllık komşuya?» Sonra bir sınır çiziyor: «Çekmecelerini karıştırmam.»
Son replik sahnenin dönüş anı. Sevgi, Hacer'i annesinin adıyla utandırmaya çalıştı. Hacer aynı silahı ona çeviriyor: «Annen olsaydı sen de buradaydın.» Bu cümlenin fiili onu suçlu çıkarmak. Ve sahne boyunca Sevgi'nin yaptığı her şeyi tersine döndürüyor. Seyirci bir şeyi daha biliyor: Şükrü'nün kutusu gerçekten açılmamış. Sevgi'nin şüphesi doğru, ama onu doğrulayacak tek kişiyi az önce kırdı.
İki sürüm
Kalem Odası. Tuna Bey, bilirkişisini değiştirttiği dosyanın yeni duruşma tarihini erkene aldırmak istiyor. Meral Hanım'dan yardım bekliyor.
İlk taslak
TUNA
(sabırsız)
Meral Hanım, duruşmayı erkene alabilir miyiz?
MERAL
(soğuk)
Hâkim bey karar verir.
TUNA
(sinirli)
Ama müvekkilim çok bekledi.
MERAL
(kayıtsız)
Herkes bekliyor.
TUNA
(kızgın)
Bu doğru değil.
Yeniden yazım
TUNA
Meral Hanım, sizin kalem bu adliyenin en düzenlisi. Herkes söylüyor.
MERAL
Kim söylüyor?
TUNA
Herkes. Geçen hafta üçüncü asliyede de konuştuk.
MERAL
Üçüncü asliyenin kalemi taşınmadı. Bizimki taşındı. Düzen ondan.
TUNA
İşte o yüzden. Bir tarih açılırsa ilk sizin kalem bilir. Bizim dosyaya bir yer...
MERAL
Tuna Bey, bilirkişiyi siz değiştirttiniz. Yeni bilirkişi raporunu yazmadan hangi tarihi açayım?
Tuna bir an duruyor.
TUNA
Çay söyleyelim mi?
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Replik amacı bir durumla değil, karşıdakine yönelen bir eylem fiiliyle adlandırılır.
- Yönelim sınavı: fiil «onu» ile kurulabiliyorsa karşıdakine yöneliyordur.
- Keskin fiiller repliğin nasıl kurulacağını söyler; geniş fiiller söylemez.
- Fiillerin sahne boyunca değişmesi sahnenin nabzıdır; aynı fiil üst üste geliyorsa sahne yerinde sayıyordur.
- Eylem fiili yazarın aracıdır, parantez içine yazılmaz.
İlk taslakta replikler fiilsiz, durumlarla yazılmış. Her parantez bir duygu söylüyor: sabırsız, soğuk, sinirli, kayıtsız, kızgın. Replikler ise karşıdakine hiçbir şey yapmıyor; yalnız bir durumu bildiriyor. Oyuncu bu sayfadan ancak beş ayrı yüz ifadesi oynayabilir.
Yeniden yazımda parantezler gitmiş ve her replik bir şey yapıyor. Tuna önce Meral'i yağlıyor: «sizin kalem en düzenlisi». Meral onu sınıyor: «Kim söylüyor?» Tuna bir başka kalemi araya sokarak iltifatını büyütmeye çalışıyor. Meral iltifatı geri çeviriyor ve kendi düzeninin nedenini söylüyor; Tuna'nın övgüsünü boşa düşürüyor. Tuna asıl isteğini yarım cümleyle yerleştiriyor: «Bizim dosyaya bir yer...» Meral onu köşeye sıkıştırıyor: bilirkişiyi değiştirten oydu. Tuna'nın son repliği bir kaçış: konuyu değiştirip, Meral'in bir zamanlar ona söylediği bir ikramı geri getiriyor. Bu bir çekilme ama yüzünü koruyan bir çekilme.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışBir repliği yönlendirmek için karakterin ne hissettiğini bilmek yeter.
Duygu bir durumdur ve oynanması zordur. Karakterin karşısındakine ne yaptığını bilmek, repliği hem yazmak hem oynamak için çok daha işe yarar. Duygu, yapılan eylemin sonucunda kendiliğinden gelir.
Yaygın yanlış«İkna etmek» ya da «anlatmak» bir replik amacı için yeterlidir.
Bu fiiller çok geniştir ve bir repliği biçimlendirmez. «Onu yağlamak», «onu utandırmak», «onu köşeye sıkıştırmak» gibi dar fiiller, repliğin nasıl kurulacağını söyler.
Yaygın yanlışEylem fiili parantez içine yazılmalıdır, oyuncu bilsin.
Fiil yazarın çalışma aracıdır, sayfaya yazılmaz. Doğru yazılmış bir replik, fiilini kendisi taşır. Fiili parantez içine yazmak, oyuncuya bir duygu dikte etmekle aynı hatadır.
Kendi sahnende
Özet
- Replik amacı bir durumla değil, karşıdakine yönelen bir eylem fiiliyle adlandırılır.
- Yönelim sınavı: fiil «onu» ile kurulabiliyorsa karşıdakine yöneliyordur.
- Keskin fiiller repliğin nasıl kurulacağını söyler; geniş fiiller söylemez.
- Fiillerin sahne boyunca değişmesi sahnenin nabzıdır; aynı fiil üst üste geliyorsa sahne yerinde sayıyordur.
- Eylem fiili yazarın aracıdır, parantez içine yazılmaz.
Kendini sına
- Bir duygu ile bir eylem fiili arasındaki fark nedir? Birer örnek ver.
- Telefon sahnesinde Sevgi'nin son repliğinin fiili nedir ve Hacer bu fiili nasıl tersine çeviriyor?
- Tuna'nın ilk taslaktaki replikleri neden oyuncuya oynayacak bir şey bırakmıyor?
Yanıtlar
- Duygu karakterin içindeki bir durumdur: kızgın olmak, üzülmek. Eylem fiili ise karşıdakine yönelir ve onda bir şey yaratmayı hedefler: onu kızdırmak, onu yatıştırmak. Birincisi «onu» ile kurulamaz, ikincisi kurulur.
- Sevgi'nin son repliğinin fiili Hacer'i utandırmak: «Annem olsaydı karıştırırdı.» Hacer aynı silahı Sevgi'ye çeviriyor ve onu suçlu çıkarıyor: «Annen olsaydı sen de buradaydın.»
- Çünkü replikler karşıdakine hiçbir şey yapmıyor; yalnız bir durumu bildiriyor ve her parantez bir duygu söylüyor. Oyuncu bu sayfadan yalnız birkaç yüz ifadesi oynayabilir. Yeniden yazımda her replik bir eylem yapıyor: yağlamak, sınamak, köşeye sıkıştırmak.
Sonraki derse köprü
Bir karakterin ne istediğini ve bunu karşıdakine nasıl yaptığını gördük. Ama istediğini almasını engelleyen nedir? Çoğu zaman bir dağ, bir kanun ya da bir rastlantı değil, tam karşısında oturan kişidir. Sıradaki ders bu fikri açıyor: engel karşıdaki kişidir.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.