3.5 · Seviye 1 · Konuşmanın Malzemesi · Sahne çözümlemesi
Kayıttan sahneye
Bir aile telefonlaşmasının dökümünü üç taslakta sahneye çevirme sürecini izler
Diyalog Akademisi · Konuşmadan Diyaloğa · 1.321 kelime · 36 replik · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Sahne
Bu derste bir konuşmanın sahneye dönüşmesini adım adım izleyeceğiz. Bu bölümde gördüğümüz bütün araçlar, seçmek, doğallık, sıkıştırma ve sözün yaptığı iş, tek bir konuşmanın üzerinde sırayla çalışacak. Önce bir döküm: gerçek bir aile telefonlaşmasına sadık kalınarak yazılmış, iki dakikalık bir konuşma. Sonra iki taslak. Birincisi, yazarın dökümü sahneye çevirmek için ilk denemesi. İkincisi, seçilmiş ve sıkıştırılmış son hâli.
Pazartesi akşamı. Sevgi otobüsle İstanbul'a vardı ve evine geçti. Babasını arıyor. Şükrü Rize'de, evde yalnız. Seyirci şunları biliyor: Şükrü'nün geçen ay dolmuşta başı dönmüştü, ayın yirmisinde kardiyoloji randevusu var, cuma günü plakanın satışı için notere gidecekler.
Döküm
SEVGİ
Alo? Baba?
ŞÜKRÜ
Alo.
SEVGİ
Baba, duyuyor musun? Vardım ben. Eve geldim yani.
ŞÜKRÜ
İyi. Yol nasıldı?
SEVGİ
İyiydi, iyiydi. Biraz uzun. Bolu'da kar varmış, bir saat bekledik.
ŞÜKRÜ
Kar mı? Erken.
SEVGİ
Evet, erken. Sen ne yaptın? Yemek yedin mi?
ŞÜKRÜ
Yedim. Hacer'in dolmasından.
SEVGİ
İyi. Kombi yanıyor mu?
ŞÜKRÜ
Yanıyor.
SEVGİ
Tamam. Baba... şey... Kerem'le konuştunuz mu?
ŞÜKRÜ
Konuştuk. Cuma.
SEVGİ
Noter cuma yani. Ben belgeleri Kerem'e atarım.
ŞÜKRÜ
At.
SEVGİ
Peki. Başka? İlaçlarını içiyor musun?
ŞÜKRÜ
İçiyorum.
SEVGİ
Tamam. Ben kapatayım o zaman, Kaan bekliyor.
ŞÜKRÜ
Kapat. Selam söyle.
SEVGİ
Söylerim. Hadi, iyi geceler.
ŞÜKRÜ
İyi geceler.
İlk taslak
SEVGİ
Baba, vardım. Yol çok uzundu ama sağ salim geldim. Seni çok düşündüm yol boyunca.
ŞÜKRÜ
Ben de seni düşündüm kızım. Ev çok boş kaldı.
SEVGİ
İlaçlarını düzenli içiyor musun? Senin için endişeleniyorum.
ŞÜKRÜ
İçiyorum, merak etme. Kendime iyi bakıyorum.
SEVGİ
Ayın yirmisinde geleceğim, söz veriyorum.
ŞÜKRÜ
Biliyorum kızım. Seni bekliyorum.
Son taslak
İÇ. ŞÜKRÜ'NÜN EVİ, MUTFAK — GECE. Şükrü masada, telefon kulağında. Masada açılmamış bir ilaç kutusu.
SEVGİ
(telefonda)
Vardım.
ŞÜKRÜ
Kar var mıydı?
SEVGİ
(telefonda)
Bolu'da. Nereden bildin?
ŞÜKRÜ
Radyo söyledi.
SEVGİ
(telefonda)
Kombi?
ŞÜKRÜ
Yanıyor.
SEVGİ
(telefonda)
İlaçlarını içiyor musun?
Şükrü kutuya bakıyor.
ŞÜKRÜ
İçiyorum.
SEVGİ
(telefonda)
Cuma için belgeleri Kerem'e attım.
ŞÜKRÜ
Hadi, kapat. Kaan bekler.
Şükrü telefonu bırakıyor. Kutuyu alıp açmadan çekmeceye koyuyor.
Replik replik
Dökümün iki dakikası
Dökümde yirmi replik var ve hepsi gerçek bir aile telefonlaşmasında duyulabilir. Açılış bir onarım isteğiyle başlıyor: «Duyuyor musun?» Sonra bitişik çiftler sıra sıra geliyor: yol sorusu ve cevabı, yemek sorusu ve cevabı, kombi sorusu ve cevabı. Kapanış iki kalıp sözle bitiyor: «Selam söyle», «İyi geceler». Hiçbir şey olağan dışı değil. İki dakika boyunca bir kız ile babası, birbirlerinin iyi olduğunu sınıyor.
Ama dökümün içinde iki yer farklı. İlki Sevgi'nin «Baba... şey...» demesi. Dolgu, bir zor konunun eşiğinde: Kerem ve plaka. İkincisi «İlaçlarını içiyor musun?» sorusu ve Şükrü'nün tek kelimelik cevabı. Döküm bu iki yerin ağırlığını göstermiyor; onları öteki sorularla aynı hızda geçiyor. Yazarın işi, bu iki yeri bulup öne çıkarmak.
İlk taslağın tuzağı
İlk taslak dökümün zayıflığını görüp tam tersine düşmüş. Döküm her şeyi düz geçiyordu; ilk taslak her şeyi açıkça söylüyor. «Seni çok düşündüm», «Ev çok boş kaldı», «Senin için endişeleniyorum», «Seni bekliyorum». Bunlar dökümde söylenmeyen ama altında akan duygular. Yazar onları yüzeye çıkarmış ve böylece sahneyi boşaltmış.
İlk taslağın bir hatası daha var. Sevgi «söz veriyorum» diyor ve Şükrü «Biliyorum» diyerek kabul ediyor. Oysa otogarda Şükrü «Söz verme» demişti. Bu taslak hem burnunun ucunda konuşuyor hem de karakterin önceki sahnedeki tutumunu unutuyor. Bir dökümü sahneye çevirirken en sık düşülen tuzak bu: gerçek konuşmanın donukluğundan kaçarken karakterin gerçekliğinden de kaçmak.
Sahnenin çekirdeğini bulmak
Son taslağa geçmeden önce yazarın bir soru sorması gerekiyor: bu sahne neden var? Telefon konuşmasının tamamı mı, yoksa bir anı mı? Cevap dökümün içinde duruyor. «İlaçlarını içiyor musun?» «İçiyorum.» Sahnenin çekirdeği bu iki replik. Geri kalan her şey bu ikisini hazırlıyor ya da onlardan sonra kapanıyor.
Bu çekirdeği bulmak her şeyi kolaylaştırıyor. Yol, kar, yemek, kombi, noter; her biri artık şu soruyla sınanıyor: çekirdeğe hizmet ediyor mu? Yemek gidiyor: Hacer'in dolması zaten biliniyor. Kar kalıyor ama başka bir işle. Kombi kalıyor: bir önceki sahnelerden gelen bir nesne ve tek kelimelik cevabıyla «iyiyim» demenin Şükrü'ce yolu. Noter kalıyor ama sıkışıyor: tek bir cümleye.
Neyi tuttuk, neyi değiştirdik
Son taslakta kar sahnesi değişti. Dökümde Sevgi kardan söz ediyordu. Son taslakta Şükrü soruyor: «Kar var mıydı?» Sevgi şaşırıyor: «Nereden bildin?» Şükrü'nün cevabı tek bir kelimelik bir yalan değil, küçük bir itiraf: «Radyo söyledi.» Bütün gün kızının yolunu radyodan takip etmiş. Bunu hiç söylemiyor. Ama soru bir babanın bekleyişini taşıyor.
Kapanış da değişti. Dökümde Sevgi kapatmak istiyordu: «Kaan bekliyor.» Son taslakta kapatmayı Şükrü istiyor: «Hadi, kapat. Kaan bekler.» Bu bir nezaket gibi görünüyor, ama yaptığı iş başka. Şükrü az önce bir yalan söyledi ve konuşmanın daha fazla uzamasını istemiyor. Sözün bir eylem olduğunu hatırla: «kapat» burada bir kaçış.
Sevgi'nin sesi
Sıkıştırırken bir karakterin sesini kaybetmek kolaydır. Dökümde Sevgi uzun ve açıklayıcı konuşuyordu: «Vardım ben. Eve geldim yani.» «Biraz uzun. Bolu'da kar varmış, bir saat bekledik.» Bu, onun sesinin bir parçası. Avukat, ayrıntıyı sever, bir şeyi söyledikten sonra bir kez daha netleştirir.
Son taslakta Sevgi'nin replikleri kısaldı ama ses kaybolmadı. «Cuma için belgeleri Kerem'e attım» cümlesi hâlâ onun cümlesi: bir işi halletmiş, bir listeyi kapatmış birinin cümlesi. «Nereden bildin?» sorusu da onun: her şeyin bir kaynağını arayan biri. Kısaltırken yazar her karakterin en karakteristik bir iki cümlesini korumalı. Gerisini kesmek sesi zayıflatmaz; bunları kesmek sesi siler.
Telefonun öbür ucu
Dökümün yapamadığı ama sahnenin yapabildiği bir şey var: telefonun öbür ucunu göstermek. Döküm yalnız sesi tutar. Sahne yüzü ve masayı da tutar.
Son taslak sahneyi Şükrü'nün tarafına koyuyor ve masaya bir nesne koyuyor: açılmamış bir ilaç kutusu. Sevgi'nin sesi telefondan geliyor, Şükrü'nün yüzü ve eli görünüyor. «İlaçlarını içiyor musun?» sorusundan sonraki eylem satırı, «Şükrü kutuya bakıyor», sahnenin bütün bilgisini taşıyor. «İçiyorum» kelimesi artık bir cevap değil, bir yalan. Ve seyirci bunu Sevgi'den önce biliyor. Bu dramatik ironi dökümde yoktu. Sahneye, yazarın bir nesneyi doğru yere koymasıyla girdi.
Son replikten sonra
Dökümde konuşma «İyi geceler» ile bitiyordu. Son taslakta son replikten sonra bir eylem var: Şükrü kutuyu açmadan çekmeceye koyuyor. Bu eylem bir kapanış değil, bir karar. Şükrü ilaçlarını içmeyecek; en azından bu gece. Sahne bir telefon konuşmasıyla değil, bir sessiz davranışla bitiyor.
Bu, kayıttan sahneye gidişin belki en önemli adımı. Bir döküm konuşmanın bittiği yerde biter. Bir sahne ise konuşmanın bittiği yerden sonra bir şey gösterebilir. Seyircinin aklında kalan, karakterlerin söyledikleri değil, telefon kapandıktan sonra yaptıklarıdır.
Ne öğrendik
Kayıttan sahneye giden yolda üç durak gördük. Döküm, gerçek konuşmanın bütün sorularını ve cevaplarını aynı hızda geçiyordu; asıl an kayboluyordu. İlk taslak bu donukluktan kaçarken her duyguyu açıkça söyletti ve sahneyi boşalttı. Son taslak ise önce sahnenin neden var olduğunu buldu, sonra her şeyi o ana göre seçti.
Bu çözümlemeden üç alışkanlık çıkıyor. Birincisi, bir dökümü sahneye çevirmeden önce çekirdeği bulmak. İkincisi, dökümün göstermediğini, yani telefonun öbür ucunu, yüzü, masadaki nesneyi sahneye eklemek. Üçüncüsü, sahneyi konuşmanın bittiği yerde değil, konuşmadan sonraki bir davranışta bitirmek.
Taslak turu ne zaman biter? Bu çözümlemede iki taslak yetti, ama bazı sahneler beş taslak ister. Ölçü şudur: son taslağı sesli okuduğunda, her replik çekirdeğe ya hizmet ediyor ya da onu hazırlıyorsa ve sahne konuşmanın bittiği yerden sonra bir şey gösteriyorsa, durabilirsin. Bir taslağı daha kısaltmak her zaman mümkündür; ama bir noktadan sonra kısaltmak sahneyi değil, yazarın sabrını sınar.
Bu bölümün bütün araçları burada birlikte çalıştı. Seçmek, dökümden yalnız iş görenleri tutmaktı. Doğallık, Şükrü'nün kısa ve örtük cevaplarıyla korundu. Sıkıştırma, yirmi repliği on bire indirdi. Söz edimi ise «İçiyorum» kelimesinin bir cevap değil bir yalan olduğunu, «Kapat» kelimesinin bir kaçış olduğunu gösterdi.
Kendi sahnende
Sonraki derse köprü
Bu çözümlemede her sözü bir soruyla sınadık: sahnenin çekirdeğine hizmet ediyor mu? Sıradaki bölüm bu soruyu daha da daraltıyor. Bir sahnenin bütününün bir amacı var, ama her replik de bir şey istiyor. Sahne amacı ile replik amacı arasındaki fark, bir sonraki seviyenin kapısını açıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.