3.4 · Seviye 1 · Konuşmanın Malzemesi
Söz bir eylemdir
Söz edimi kavramıyla söylenen ile yapılanı ayırır: "Saat kaç oldu" bir soru değil bir suçlama olabilir
Diyalog Akademisi · Konuşmadan Diyaloğa · 1.501 kelime · 17 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
- Senaryo Akademisi’nde: 46.1 Diyalog nedir?
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Bir nikâh salonunda memur soruyor ve gelin «Evet» diyor. Bu kelime bir bilgi vermiyor. Gelin bir şeyi anlatmıyor; bir şey yapıyor. O tek heceyi söylediği anda evleniyor. Aynı kelime bir markette söylense hiçbir şey olmaz. Nikâh masasında ise bir hayatı değiştirir.
Bir babanın akşam yemeğinde «Saat dokuz oldu» demesi de öyle. Saati bildirmiyor; herkes saati biliyor. Çocuğa yatma zamanının geldiğini söylüyor, belki de televizyonu kapatmasını. Cümle bir bilgi gibi görünüyor ama bir emir gibi çalışıyor.
Diyalog yazarı için bu fark her şeydir. Taslaklarda karakterler çoğu zaman bilgi alışverişi yapar. Gerçek konuşmada ise insanlar sözle iş görür: söz verir, tehdit eder, özür diler, kovar, affeder. Bu ders sözün bir eylem olduğu fikrini ve onun sahnede nasıl kullanılacağını anlatıyor.
Tek fikir
Bir replik bir şey söylemekle kalmaz, bir şey yapar. Yazar her replikte şunu sormalı: bu söz ne diyor, ne yapıyor ve karşıdakine ne yapıyor?
Kavram
Senaryo Akademisi'nin «Diyalog nedir?» birimi diyaloğu her şeyden önce bir karakter eylemi olarak tanımlıyor: amaç takip etmek, ilişki kurmak ya da bozmak, statü için mücadele etmek. Bu ders o fikri yeniden saymayacak. Onun arkasındaki dil felsefesine inecek ve «diyalog bir eylemdir» cümlesini bir yazarın her replikte kullanabileceği bir sınava çevirecek.
İngiliz filozof John Austin, bin dokuz yüz elli beşte Harvard'da verdiği ve ölümünden sonra bin dokuz yüz altmış ikide kitap olarak yayımlanan derslerinde basit bir gözlemle başladı. Bazı sözler doğru ya da yanlış değildir, çünkü bir şeyi bildirmezler, bir şeyi yaparlar.
Austin'in ilk örnekleri gündelik ve kesindir: nikâhta söylenen «evet», bir gemiye ad verilirken söylenen cümle, bir vasiyetnamede bir saatin kardeşe bırakılması, yarın yağmur yağacağına dair bir iddiaya girmek. Austin'e göre bu cümleleri uygun koşullarda söylemek, yapılan şeyi anlatmak değil, onu yapmaktır. Nikâh masasında «evet» diyen kişi evliliği bildirmiyor, evleniyor.
Austin daha sonra bu ayrımın her söze yayıldığını gösterir. Her söz bir şey söyler ve bir şey yapar. Kitabın sekizinci dersinde bir sözü üç katmanda inceler. İlk katman söylenen şeydir: kelimeler ve anlamları. İkinci katman o sözle yapılan iştir: uyarmak, sormak, emretmek, söz vermek. Üçüncü katman sözün dinleyende doğurduğu sonuçtur: korkutmak, ikna etmek, kızdırmak, rahatlatmak.
Austin'in kendi örneği şudur: «Saldıracak» sözü yalnız bir bilgi olabilir, ama bir uyarı da olabilir. Kelimeleri aynıdır. Hangisi olduğunu kelimeler değil, sözün nasıl kullanıldığı belirler. Bir başka örnekte üç katmanı üç fiille ayırır: biri bir şey «dedi», bir şeyi «savundu», beni bir şeye «ikna etti».
Diyalog yazarı için bu üç katman bir çalışma aracıdır. Bir repliğin yanına üç şey yazılabilir. Ne diyor? Ne yapıyor? Karşıdakine ne yapıyor? Çoğu zaman en ilginç sahneler, bu üçünün birbirinden ayrıldığı yerlerdir.
Bir replik bir bilgi gibi görünüp bir emir olabilir: «Saat beş oldu.» Bir teşekkür gibi görünüp bir kovma olabilir: «Geldiğin için sağ ol.» Bir söz verme gibi görünüp bir kırgınlığı açabilir. Ve aynı edim, karşıdakinde beklenmedik bir sonuç doğurabilir: bir özür kızdırabilir, bir teselli yaralayabilir.
Austin bir şeye daha dikkat çeker: başarımsal sözlerin yerinde ya da boşa düşmüş olabileceğine. Yetkisi olmayan birinin «Sizi evlendiriyorum» demesi boşa düşer. Tutulmayacak bir söz vermek, sözü boşa düşürür. Diyalog için bu da değerlidir. Bir karakterin verdiği söz boşa düşmüşse, örneğin daha önce de tutulmadıysa, karşıdaki karakter onu bir söz olarak değil, bir yük olarak duyar.
Sahnede
Son Sefer. Pazartesi sabahı, otogar. Kerem, Sevgi'yi ve Şükrü'yü getirmiş. Otobüs kalkmak üzere.
DIŞ. RİZE OTOGARI — SABAH. Peronda İstanbul otobüsü, motoru çalışıyor. Kerem bavulu bagaja yerleştiriyor. Sevgi ile Şükrü kapının önünde.
SEVGİ
Ayın yirmisinde gelirim. Hastaneye seninle giderim. Söz.
ŞÜKRÜ
Söz verme.
SEVGİ
Neden?
ŞÜKRÜ
Söz verince gelmiyorsun.
Sevgi bir şey söylemiyor. Otobüsün muavini «Kalkıyoruz» diye sesleniyor.
ŞÜKRÜ
Gel, yeter.
KEREM
Abla, bagaj tamam. Numaran yirmi iki.
SEVGİ
Gelirim baba.
ŞÜKRÜ
Bin. Yer kaçmasın.
Sevgi biniyor. Şükrü otobüs kalkana kadar perondan ayrılmıyor.
Sevgi'nin «Söz» demesi bir başarımsal söz. Sevgi bir şeyi bildirmiyor; söz veriyor. Ama Şükrü'nün kulağında bu sözün etkisi tersine dönüyor. «Söz verme» bir red, ama asıl söylenen bir sonraki cümlede: «Söz verince gelmiyorsun.» Annesinin hastalığında da Sevgi bir söz vermişti, gelememişti. O söz boşa düşmüştü. Şimdi aynı edim, Şükrü'nün kulağında bir güvence değil, bir hatırlatma.
Şükrü'nün kendi cümleleri de birer edim. «Gel, yeter» bir emir gibi görünüyor ama bir rica. Söz istemiyor, gelmeyi istiyor. «Bin. Yer kaçmasın» ise bir veda. Şükrü bir veda cümlesi kurmuyor; yolculuğa dair pratik bir söz söylüyor. Ama yaptığı iş vedalaşmak. Kerem'in replikleri ise yalnız bilgi: bagaj tamam, koltuk numarası. Sahnenin içinde, edimleri iç içe geçmiş iki insanın yanında, tek düz konuşan o.
Son eylem bütün sahnenin edimini taşıyor. Şükrü otobüs kalkana kadar perondan ayrılmıyor. Söz vermeyen adam, gözleriyle bir söz veriyor. Sözün yapamadığını, peronda bir babanın sessiz bekleyişi yapıyor.
İki sürüm
Kalem Odası. Saat beş. Ozan hâlâ masasında. Ertesi sabah annesinin tahlil sonuçları çıkacak.
İlk taslak
MERAL
Ozan, mesai bitti. Artık eve gidebilirsin. Bugün yeterince çalıştın, yarın da annenin sonuçları çıkacak, dinlenmen lazım.
OZAN
Teşekkür ederim Meral Hanım. Şu tutanağı bitirip çıkayım.
MERAL
Hayır, şimdi git. Ben bitiririm.
OZAN
Peki, teşekkürler.
Yeniden yazım
MERAL
Saat beş.
OZAN
Biliyorum, bitiriyorum.
MERAL
Saat beş dedim, evladım.
Ozan başını kaldırıyor. Meral ona bakmıyor; kendi ekranına bakıyor.
OZAN
Gidiyorum.
MERAL
Annene selam söyle.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Her söz bir şey söyler ve bir şey yapar; bazı sözler söylendiği anda bir şeyi yapar: söz vermek, ad koymak, özür dilemek.
- Bir sözün üç katmanı vardır: söylenen şey, o sözle yapılan iş ve sözün dinleyende doğurduğu sonuç.
- Aynı kelimeler bağlama göre farklı işler yapabilir: bir bilgi bir emir, bir teşekkür bir kovma olabilir.
- Daha önce boşa düşmüş bir söz yeniden verildiğinde bir güvence değil, bir yük gibi duyulur.
İlk taslakta Meral söylemek istediği her şeyi söylüyor: mesai bitti, gidebilirsin, dinlen, ben bitiririm. Söylenen ile yapılan aynı şey. Seyirciye okunacak hiçbir şey kalmıyor. Meral'in şefkati açıkça adlandırılmış ve bu yüzden küçülmüş.
İkinci sürümde Meral'in ağzından çıkan tek bilgi saat. Ozan bunu bir bilgi olarak duyuyor ve cevap veriyor: «Biliyorum.» Meral aynı cümleyi bir kez daha söylüyor ve bu kez «evladım» ekliyor. Şimdi söz bir bilgi değil, bir emir, hatta bir ricadır: git. Ozan anlıyor. Meral'in son repliği ise bir edimi başka bir edimin içine saklıyor. «Annene selam söyle» bir selam gibi görünüyor; yaptığı iş, Ozan'ın neden erken gitmesi gerektiğini bildiğini ona söylemek. Meral şefkatini hiç adlandırmadan gösteriyor.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışBir replik söylediği şeyi yapar.
Replik çoğu zaman söylediğinden başka bir şey yapar. «Saat beş» bir bilgi gibi görünür ama bir emir olabilir. Yazar her replikte sözün yüzeyini değil, yaptığı işi de yazmalıdır.
Yaygın yanlışSöz vermek her zaman bir güvencedir.
Daha önce boşa düşmüş bir söz, yeniden verildiğinde bir yük gibi duyulur. Aynı söz edimi, karşıdakinin geçmişine göre bambaşka bir sonuç doğurabilir.
Yaygın yanlışKarakterin niyetini açıkça söylemesi sahneyi netleştirir.
Niyet açıkça söylendiğinde söylenen ile yapılan aynı şey olur ve seyirciye okunacak hiçbir şey kalmaz. En güçlü replikler, söylediği ile yaptığı arasında bir aralık bırakır.
Kendi sahnende
Özet
- Her söz bir şey söyler ve bir şey yapar; bazı sözler söylendiği anda bir şeyi yapar: söz vermek, ad koymak, özür dilemek.
- Bir sözün üç katmanı vardır: söylenen şey, o sözle yapılan iş ve sözün dinleyende doğurduğu sonuç.
- Aynı kelimeler bağlama göre farklı işler yapabilir: bir bilgi bir emir, bir teşekkür bir kovma olabilir.
- Daha önce boşa düşmüş bir söz yeniden verildiğinde bir güvence değil, bir yük gibi duyulur.
Kendini sına
- Başarımsal söz nedir? İki örnek ver.
- Otogar sahnesinde Sevgi'nin «Söz» demesi Şükrü'de neden ters bir etki yaratıyor?
- «Annene selam söyle» repliği bir selamın ötesinde ne yapıyor?
Yanıtlar
- Söylendiği anda bir şeyi yapan sözdür; bir şeyi bildirmez, onu gerçekleştirir. Nikâhta söylenen «evet» ve bir kişinin «Söz veriyorum» demesi buna örnektir.
- Çünkü Sevgi annesinin hastalığında da bir söz vermiş ve gelememişti; o söz boşa düşmüştü. Aynı edim şimdi bir güvence değil bir hatırlatma gibi duyuluyor: «Söz verince gelmiyorsun.»
- Bir selam gibi görünüyor ama asıl işi, Meral'in Ozan'ın neden erken gitmesi gerektiğini, annesinin sonuçlarını bildiğini ona söylemek. Meral şefkatini adlandırmadan gösteriyor.
Sonraki derse köprü
Bu bölümde gerçek konuşmayı seçtik, doğal duyurduk, sıkıştırdık ve sözün bir eylem olduğunu gördük. Sıradaki çözümleme bunları bir arada gösteriyor: bir ailenin telefon konuşmasının kaydından sahneye üç taslakta nasıl gidildiğini adım adım okuyacağız.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.