İçeriğe geç

24.5 · Seviye 10 · Revizyon ve Bitirme

Küfür, hakaret ve yayın kuralları

Küfrün ve hakaretin karakteri kurduğu durumları; televizyon, platform ve sinema için farklı sınırların yazım kararını nasıl etkilediğini öğrenir

Diyalog Akademisi · Oyuncu, Set ve Seslendirme · 1.586 kelime · 16 replik · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir futbol maçında tribünde iki adam yan yana oturuyor. Biri kaçan her golde ağzına geleni söylüyor; kelimeleri bir dalga gibi, düşünmeden. Öbürü bütün maç boyunca tek kelime küfretmiyor. Maçın son dakikasında hakem yanlış bir karar veriyor. Sessiz adam ayağa kalkıyor, yalnızca bir kelime söylüyor, ve bütün tribün dönüp ona bakıyor. Doksan dakika küfreden adamın hiçbir sözü kimsenin aklında kalmıyor; sessiz adamın tek kelimesi, maçtan çıkarken herkesin konuştuğu şey oluyor.

Küfür, sıklığıyla değil, yerine göre ağırlık kazanır. Sürekli küfreden bir karakterin küfrü bir dokudur; hiç küfretmeyen birinin tek küfrü bir olaydır.

Bu modülde diyaloğu sete, seslendirmeye ve kurguya taşıdık. Modülün son dersi diyaloğun karşılaştığı son bir sınıra bakıyor: yayın kuralları. Küfür ve hakaret bir karakteri nasıl kurar, ve ekranın türüne göre değişen sınırlar yazarın elini nasıl bağlar ya da çözer?

Tek fikir

Küfür ve hakaret bir karakteri kurabilir, ama ağırlıkları sıklıklarına değil yerlerine bağlıdır. Yazar mecrasının sınırını bilir ve küfrü gerektiğinde keser, ima eder ya da başka bir sözle değiştirir. İyi örtülmüş küfür çoğu zaman daha çok taşır.

Kavram

Dokuzuncu modülde ağzı bozuk mizahı gördük: küfürle, argoyla güldüren karakter. Küfür yalnızca mizah için değil, bir karakteri kurmak için de kullanılır. Bir karakterin küfrü onun nereden geldiğini, neye öfkelendiğini, kendini nasıl koruduğunu gösterebilir. Hakaret ise daha da çok şey söyler: bir karakterin bir başkasını aşağılamak için seçtiği söz, onun neyi değersiz bulduğunu, neyle kendini yukarıda tuttuğunu açığa vurur. Sınıf, meslek, köken, cinsiyet üzerinden yapılan hakaretler, karakterin dünyaya bakışının bir haritasıdır.

Küfrün ağırlığı, karakterin genel sesine göre ölçülür. Sürekli küfreden bir karakterin küfrü bir sözlü alışkanlıktır ve sahneye bir doku verir; ama bir dönüm noktasında ağırlık taşımaz. Hiç küfretmeyen bir karakterin tek küfrü ise bir kırılma noktasıdır; onuncu modülde gördüğümüz baskı altında çatlayan ses. Yazar küfrü bir araç olarak kullanacaksa, onu nerede ve kimin ağzında kullanacağını seçer.

Örtülü küfür, yayın sınırlarına uymanın bir yolu olmanın ötesinde bir zanaattır. Üç biçimi vardır. Birincisi kesintidir: karakter küfre başlar ve bir şey onu keser; bir korna, bir kapı, bir başka karakterin sözü. İkincisi yarım kelimedir: karakter küfrün ilk hecesini söyler ve yutar. Üçüncüsü yerine koymadır: karakter küfrün yerine kendi dünyasından gelen başka bir söz, bir beddua, bir atasözü, bir hayvan adı söyler. Her üçünde de seyirci boşluğu doldurur ve bu doldurma, açık bir küfrün yapabileceğinden daha çok şey hissettirebilir.

Mecraların sınırları farklıdır. Televizyon yayınları genellikle bir yayın kuruluşunun denetimine tabidir ve açık küfür çoğu zaman yayından çıkarılır ya da bir sesle örtülür. Dijital platformlar daha geniş bir serbestlik tanıyabilir, ama yaş sınırlamalarıyla çalışır. Sinema filmleri de yaş sınıflandırmasına girer ve bu sınıflandırma filmin seyircisini belirler. Yazar her mecranın kurallarını ayrıntısıyla bilmek zorunda değildir; ama yazdığı işin nerede yayınlanacağını ve sınırının nerede olduğunu bilmelidir.

Bu bilgi bir yazım kararıdır. Televizyon için yazan bir yazar, bir öfke sahnesini baştan örtülü küfürle kurar; böylece sahne sonradan bir sesle bölünmez. Platform için yazan bir yazar daha açık yazabilir, ama yine de küfrün ağırlığını seçer. Aynı sahnenin farklı mecralar için farklı sürümleri gerekebilir ve iyi bir yazar bu sürümleri, sahnenin özünü kaybetmeden kurabilir.

Son olarak, hakaret bir yayın sınırından fazlasıdır. Bir topluluğu aşağılayan bir söz, karakteri kurmak için yazılmış olsa bile, sahnenin bunu nasıl çerçevelediğine dikkat edilmelidir. Hakaret karakterin dünyasını gösterebilir; ama sahne hakareti onaylıyor gibi duruyorsa, yazar bir karakterin değil kendi sesinin hakaretini yazmış olur.

Sahnede

Bir öğle, durak. Bir adam cipini dolmuş durağının tam önüne park etmiş. Kerem'in dolmuşu yanaşamıyor. Rıfat kahveden çıkıyor. Nazmi arkasından geliyor.

DIŞ. DOLMUŞ DURAĞI — ÖĞLE. Cip durağın önünde. Kerem dolmuştan inmiş, cipin sahibiyle konuşmaya çalışıyor. Adam telefonla konuşuyor, elini kaldırıp bekle işareti yapıyor.

KEREM

Abi, şey… burası durak. Yolcu inemiyor.

ADAM

(telefonu kapatmadan)

İki dakika, kardeşim. Bekle.

Rıfat yaklaşır. Adamın önünde durur.

RIFAT

Çek arabanı.

ADAM

Sen kimsin? Şoför müsün? Şoförsün, şoför gibi konuş.

Rıfat bir adım daha atar. Yüzü kızarır.

RIFAT

Ulan sen kimin…

Arkadan, Kerem'in dolmuşunun kornası çalar. İki kez. Rıfat durur, döner. Kerem direksiyonda, eli kornada, Rıfat'a bakıyor.

NAZMİ

Rıfat. Çay soğuyor.

Rıfat nefes alır. Adama döner, sesi alçalır.

RIFAT

Otuz yıldır bu durakta şoförüm. Babam da buradaydı. Çek arabanı.

Adam bir an bakar. Telefonu kapatır, cipine biner, çeker. Kerem dolmuşu yanaştırır.

NAZMİ

Taşı delen suyun gücü değil, damlanın sürekliliğidir. Ama bazen bir korna da yeter.

Sahnede iki ağır söz var: bir hakaret ve yarım kalan bir küfür. Adamın hakareti, «Şoförsün, şoför gibi konuş», onun dünyaya bakışını tek cümlede açığa vuruyor: bir meslek üzerinden aşağılama, bir sınıf mesafesi. Hakaret adamı kuruyor, ama sahne onu onaylamıyor; sahne Rıfat'ın, Kerem'in ve Nazmi'nin tarafında duruyor ve adamın sözü bir tepki, bir cevap alıyor.

Rıfat'ın küfrü örtülü. «Ulan sen kimin…» Rıfat küfre başlıyor ve bir korna onu kesiyor. Bu kesinti üç iş yapıyor. Birincisi yayın sınırına uyuyor: hiçbir mecrada sesle örtülmesi gerekmiyor. İkincisi seyirciye boşluğu dolduruyor: herkes cümlenin nereye gittiğini biliyor. Üçüncüsü sahneyi bir yere götürüyor: kornayı çalan Kerem. İki korna. Serinin en eski ritüeli, bir öfkeyi durdurmak için kullanılıyor. Rıfat dönüp Kerem'e bakıyor ve o iki kornanın ne demek olduğunu biliyor.

Nazmi'nin «Rıfat. Çay soğuyor» repliği bir başka örtme: öfkeyi bir gündelik söze çeviriyor. Ve Rıfat'ın asıl cevabı, küfrün yerine geçen söz: «Otuz yıldır bu durakta şoförüm. Babam da buradaydı.» Adamın hakaretine, bir meslek üzerinden aşağılamaya, aynı meslekle, bir gururla cevap veriyor. Bu replik bir küfürden daha ağır; çünkü adamın hakaretini tersine çeviriyor. Ve «Babam da buradaydı» cümlesi, seyirci Kadir'in hikâyesini bildiği için, bir yası da taşıyor; Rıfat babasının adını bile söylemeden onu durağa geri getiriyor.

İki sürüm

Aynı sahnenin küfrün açıkça yazıldığı ve yayın için sesle örtülmesi gereken hâli.

İlk taslak

ADAM

Sen kimsin? Şoför müsün? Şoförsün, şoför gibi konuş.

RIFAT

[Uzun bir küfür zinciri; televizyon yayınında bip sesiyle örtülecek.]

ADAM

[Karşılık olarak bir küfür; bip.]

RIFAT

[Bir küfür daha; bip.] Çek şu arabanı!

Adam arabasını çeker.

Yeniden yazım

ADAM

Sen kimsin? Şoför müsün? Şoförsün, şoför gibi konuş.

RIFAT

Ulan sen kimin…

Kerem'in kornası. İki kez.

NAZMİ

Rıfat. Çay soğuyor.

RIFAT

Otuz yıldır bu durakta şoförüm. Babam da buradaydı. Çek arabanı.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Küfür ve hakaret bir karakterin sesini, sınıfını, öfkesini ve kırılganlığını kurabilir.
  2. Küfrün ağırlığı sıklığına değil yerine bağlıdır.
  3. Örtülü küfürün üç biçimi: kesinti, yarım kelime, yerine koyma.
  4. Yazar yazdığı mecranın eşiğini bilir ve sahneyi ona göre kurar.
  5. Hakaret karakteri gösterir; sahne onu onaylamamalı, bir karşılık vermelidir.

İlk taslakta küfür açıkça yazılmış ve televizyon için üç ayrı yerde bir bip sesiyle örtülmesi gerekiyor. Sahne bu seslerle bölünüyor ve seyircinin dikkati karakterlerden bip seslerine kayıyor. Üstelik küfürlerin sıklığı onları birbirine eşitliyor; hiçbirinin ağırlığı yok. Rıfat'ın öfkesi bir küfür yarışına dönüşüyor ve sahnenin sonu, adamın arabasını çekmesi, bir zafer değil bir yorgunluk gibi duruyor. Sahne yalnızca bir mecra için yazılmış, başka bir mecraya taşınamıyor.

Yeniden yazımda küfür tek bir yerde, yarım kalıyor ve bir korna ile kesiliyor. Hiçbir mecrada örtülmesi gerekmiyor. Asıl ağırlık, küfrün yerine geçen bir sözde: otuz yıl ve bir baba.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışKüfür bir karakteri gerçekçi göstermek için bol kullanılmalıdır.
Doğrusu

Sürekli küfür bir dokudur, ağırlık taşımaz. Küfrün etkisi sıklığına değil yerine bağlıdır.

Yaygın yanlışYayın sınırları sahneyi zayıflatır; küfür örtülünce öfke kaybolur.
Doğrusu

İyi örtülmüş bir küfür, bir kesinti, bir yarım kelime ya da bir yerine koyma, seyircinin boşluğu doldurmasını sağlar ve çoğu zaman açık küfürden daha güçlü bir etki bırakır.

Yaygın yanlışHakaret karakteri kurmak için yazıldıysa sahne onu nasıl çerçevelerse çerçevelesin sorun yoktur.
Doğrusu

Sahne bir hakareti onaylıyor gibi duruyorsa, yazar karakterin değil kendi sesinin hakaretini yazmış olur. Hakaret bir karakterin dünyasını gösterir; sahne ona bir karşılık vermelidir.

Kendi sahnende

Özet

  1. Küfür ve hakaret bir karakterin sesini, sınıfını, öfkesini ve kırılganlığını kurabilir.
  2. Küfrün ağırlığı sıklığına değil yerine bağlıdır.
  3. Örtülü küfürün üç biçimi: kesinti, yarım kelime, yerine koyma.
  4. Yazar yazdığı mecranın eşiğini bilir ve sahneyi ona göre kurar.
  5. Hakaret karakteri gösterir; sahne onu onaylamamalı, bir karşılık vermelidir.

Kendini sına

  1. Adamın «Şoförsün, şoför gibi konuş» hakareti onun hakkında ne söylüyor?
  2. Rıfat'ın küfrünü kesen korna hangi üç işi yapıyor?
  3. «Otuz yıldır bu durakta şoförüm. Babam da buradaydı» neden bir küfürden daha ağır?

Yanıtlar

  1. Bir meslek üzerinden aşağılayan, sınıf mesafesiyle kendini yukarıda tutan bir bakışı. Adam şoförlüğü değersiz buluyor ve bunu tek cümleyle açığa vuruyor.
  2. Yayın sınırına uyuyor, çünkü küfür hiç söylenmiyor; seyirciye boşluğu dolduruyor, çünkü herkes cümlenin nereye gittiğini biliyor; ve sahneyi bir yere götürüyor, çünkü kornayı çalan Kerem ve iki korna, serinin eski ritüeli, bir öfkeyi durduruyor.
  3. Çünkü adamın hakaretini tersine çeviriyor: bir meslek üzerinden aşağılamaya aynı meslekle, bir gururla cevap veriyor. Seyirci Kadir'in hikâyesini bildiği için bu sözün içindeki yası da duyuyor.

Sonraki derse köprü

Bu modül diyaloğu sete, seslendirmeye ve yayına taşıdı. Son modül bütün akademiyi senin sayfana döndürüyor. İlk atölye diyalog dosyası: bir çatışma, bir alt metin ve bir bilgi sahnesinden oluşan, kendi üç sahnelik dosyanı yazmak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.