İçeriğe geç

24.2 · Seviye 10 · Revizyon ve Bitirme

Doğaçlama ve yazılı metin

Oyuncunun doğaçlamasına alan bırakmanın ve metni korumanın ne zaman doğru olduğunu tartar

Diyalog Akademisi · Oyuncu, Set ve Seslendirme · 1.525 kelime · 19 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir düğün orkestrası notaları önünde, bir halay çalıyor. Klarnetçi bir yerde notadan ayrılıyor ve kendi süslemesini ekliyor; birkaç ölçü boyunca melodinin etrafında dolaşıyor, sonra yeniden notaya dönüyor. Halay halkası bir an coşuyor. Ama bir başka gece, klarnetçi tam davulun ritmi değiştirdiği yerde süsleme yapıyor ve oyuncular adımlarını karıştırıyor. Orkestra şefi sonradan onu uyarıyor: «Orada değil. Orada herkes seni değil, davulu dinliyor.»

Klarnetçinin süslemesi iyiydi; ama bir yerde müziği zenginleştirdi, başka bir yerde bir işareti bozdu. Doğaçlamanın değeri, nerede yapıldığına bağlıydı.

On dokuzuncu modülde doğaçlamaya dayalı yapımları gördük: yazarın replik değil iskelet yazdığı sahneleri. Bu ders başka bir duruma bakıyor: yazılı bir senaryonun setinde oyuncunun metne bir şey eklemesi ya da onu değiştirmesi. Bu ne zaman bir kazançtır, ne zaman bir kayıp?

Tek fikir

Yazılı bir senaryoda doğaçlamanın değeri, nerede yapıldığına bağlıdır. Bir sahnenin dokusunda yapılan doğaçlama onu canlandırabilir. Ama hikâyeyi taşıyan, bir geri çağırmayı kuran ya da bir sonraki sahneye bağlanan replikler korunmalıdır. Yazar hangi repliğin hangisi olduğunu önceden bilmelidir.

Kavram

Oyuncular bir sahneyi oynarken metnin içine yaşar. Bazen bir kelime ağızlarına oturmaz ve onu değiştirirler; bazen bir duraklamayı bir sesle doldururlar; bazen karakterin söyleyeceği bir şeyi metnin yazmadığı bir yerde söylerler. Bu ek sözlerin bazıları sahneyi zenginleştirir. Bir oyuncu bir karakteri yazarın tanıdığından daha yakından tanımaya başlamıştır ve onun ağzına yazarın aklına gelmeyen bir şey koyar. Birçok filmin en çok hatırlanan anları, set hikâyelerine göre, böyle ek sözlerden doğmuştur.

Ama her ek söz bir kazanç değildir. Bir oyuncu, sahnenin başka bir yerinde, başka bir bölümde ya da filmin sonunda geri dönecek bir sözü değiştirirse, bir bağlantı kopar. Bir oyuncu, metnin bilerek söylemediği bir duyguyu adlandırırsa, alt metin yüzeye çıkar. Bir oyuncu, bir başka karakterin vuruşundan önce bir şaka eklerse, o vuruş söner.

On dokuzuncu modülde sabit repliği gördük: doğaçlamaya dayalı bir sahnede değişmemesi gereken replik. Yazılı bir senaryoda da sabit replikler vardır, ama çoğu zaman işaretlenmemiştir. Yazar bunları önceden bilmeli ve gerekiyorsa yönetmenle paylaşmalıdır. Bir geri çağırmanın ilk ya da son söylenişi, bir sonraki sahneyi kuran bir bilgi, bir karakterin dönüşümünü gösteren tek bir kelime; bunlar sette korunmalıdır.

Doğaçlama alanları da vardır. Bir sahnenin girişindeki selamlaşmalar, arka planda konuşan karakterler, iki karakter arasındaki gündelik takılmalar; bunlar hikâyeyi taşımaz, sahnenin havasını kurar. Oyuncu burada serbestçe konuşabilir ve çoğu zaman metinden daha canlı bir şey bulur. Yazar bu alanları bilirse, oyuncuya güvenle bırakabilir.

Yazarın bu ayrımı yapmasının pratik bir yolu, senaryosunu taşıyıcı replikler açısından bir kez okumaktır. Hangi replik bir geri çağırmanın parçası? Hangisi bir sonraki sahnede tekrarlanacak? Hangisi karakterin dönüşümünü gösteriyor? Bunları işaretler. Geriye kalan replikler, doğaçlamaya açıktır.

Bir ek söz bazen bir sonraki revizyonun malzemesidir. Oyuncunun bulduğu ve sahnede işleyen bir söz, yazarın kendi metnine geri dönüp bakmasına yol açabilir: bu söz neden işledi, metnimde ne eksikti? Ek sözü kurguda tutmak bir karardır; onu bir sonraki sezonun ya da bir sonraki sahnenin ses kartına eklemek, başka bir karardır. İyi yazarlar oyuncularından öğrenir ve öğrendiklerini kartlarına yazar.

Son olarak, yazar sette her zaman yoktur. Bir televizyon dizisinde ya da bir filmde, çekim günü yazar başka bir işle meşgul olabilir. Bu yüzden taşıyıcı repliklerin korunması, yazarın yönetmenle önceden yaptığı bir konuşmaya bağlıdır. Bir notla, bir işaretle ya da bir sohbetle, yazar hangi kelimelerin değişmemesi gerektiğini bildirir.

Sahnede

Hayal edelim; aşağıdakiler serinin gerçek olayları arasında sayılmaz. Seri bir diziye dönüşmüş ve yirmi dördüncü modüldeki teklif sahnesi çekiliyor. Oyuncular sahneyi bir kez oynuyor ve birkaç ek söz yapıyor.

İÇ. DOLMUŞ — SET — SABAH. Kamera ön camın dışında. Yönetmen monitörün başında, yazar yanında. Kayıt.

BURCU

Silmişsin. Pırıl pırıl olmuş.

KEREM

Şey… dün. Bütün akşam.

Yazar not alır: iki ek söz, ikisi de doku. Dokunma.

BURCU

Yedi.

KEREM

Saymıştın ya.

BURCU

Saymıştım. Hem de yüksek sesle.

Yazar duraksar, not alır: ek söz geri çağırmaya dokunuyor ama onu güçlendiriyor. Tut.

KEREM

Burcu… ben, şey… seni…

BURCU

Evet. Evet, Kerem.

Yazar yönetmene döner.

YAZAR

Burada «Kıpırdama» olmalı. Acildeki sözün geri dönüşü bu.

YÖNETMEN

Bir daha alalım.

İkinci kayıt. Burcu «Kıpırdama» der. Kerem «Seviyorum. Galibasız.» der. Safiye arkadan öksürür.

SAFİYE

Saat geçti, oğlum. Hayırlı olsun bu arada.

Kerem tarifeyi metindeki kelimelerle, hiç değiştirmeden söyler.

Yazar, Safiye'nin ek sözünün yanına bir onay işareti koyar.

Oyuncuların ek sözleri üç farklı türdendi ve yazar her birine farklı bir karar verdi.

Birinci tür, dokuya yapılan ekler: «Pırıl pırıl olmuş», «Bütün akşam». Bunlar hikâyeyi taşımıyor; sahnenin girişindeki takılmalar. Oyuncular karakterlerin aralarındaki rahatlığı bu küçük sözlerle kuruyor. Yazar bunları doğaçlama alanında saydı ve dokunmadı.

İkinci tür, bir geri çağırmaya dokunan ama onu güçlendiren ek: «Hem de yüksek sesle.» Bu söz, on yedinci modüldeki «Burcu dikişleri yüksek sesle saymış» bilgisine bağlanıyor. Oyuncu karakteri o kadar iyi tanıyor ki bir eski bilgiyi kendiliğinden geri çağırdı. Yazar bunu tuttu; çünkü bağlantıyı koparmıyor, derinleştiriyor.

Üçüncü tür, taşıyıcı bir repliği değiştiren ek: «Evet. Evet, Kerem.» Oyuncu sahnenin duygusunu doğru hissetti; Burcu evet diyor. Ama bu değişiklik, «Kıpırdama» repliğini, acildeki sözün geri dönüşünü siliyordu. Bir geri çağırmanın son söylenişi, bir taşıyıcı replikti. Yazar burada müdahale etti. Yönetmenle konuşmak için, oyuncuyla değil.

Ve son ek: Safiye'nin «Hayırlı olsun bu arada». Arka plandaki bir karakterin, sahnenin sonunda, bir yan söz olarak eklediği bir kutlama. Hikâyeyi taşımıyor, ama sahneye bir mahalle sıcaklığı ekliyor. Kerem'in tarife cümlesi, yani bir başka geri çağırma, hiç değişmeden söylendiği sürece, yazar bunu onayladı.

İki sürüm

Aynı setin yazarın bütün ek sözleri reddettiği hâli.

İlk taslak

BURCU

Silmişsin. Pırıl pırıl olmuş.

Yazar araya girer: «Metinde "Pırıl pırıl" yok.» Yeniden kayıt.

BURCU

Saymıştım. Hem de yüksek sesle.

Yazar: «"Hem de yüksek sesle" yok, lütfen metne sadık kalalım.» Yeniden kayıt.

SAFİYE

Saat geçti, oğlum. Hayırlı olsun bu arada.

Yazar: «"Hayırlı olsun" yok.» Oyuncular birbirine bakar.

Yeniden yazım

BURCU

Silmişsin. Pırıl pırıl olmuş.

BURCU

Saymıştım. Hem de yüksek sesle.

BURCU

Evet. Evet, Kerem.

YAZAR

Burada «Kıpırdama» olmalı. Acildeki sözün geri dönüşü bu.

SAFİYE

Saat geçti, oğlum. Hayırlı olsun bu arada.

YÖNETMEN

Kestik. Tamam.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Yazılı bir senaryoda doğaçlamanın değeri, nerede yapıldığına bağlıdır.
  2. Doğaçlama alanları, hikâyenin taşıyıcı repliklerine dokunmayan doku anlarıdır.
  3. Geri çağırmalar, bağlantılar ve dönüşüm repliklerinin taşıyıcı replikleri korunmalıdır.
  4. Bir ek söz bir taşıyıcı repliği güçlendirebilir; o zaman tutulabilir.
  5. Yazar taşıyıcı replikleri önceden bilmeli ve yönetmenle paylaşmalıdır.

İlk taslakta yazar her ek sözü bir hata olarak görüyor ve metne harfiyen sadakat istiyor. Sonuç: sahnenin dokusu kuruyor, oyuncuların karakteri tanıyarak bulduğu küçük canlılıklar siliniyor ve set bir gerilim alanına dönüşüyor. Daha da kötüsü, yazar «Hem de yüksek sesle» gibi bir geri çağırmayı güçlendiren eki de reddediyor; çünkü hangi ek sözün neye dokunduğunu ayırt etmiyor. Bütün ek sözleri aynı ölçüyle tartmak, hem kazançları hem kayıpları aynı kefeye koymak demek.

Yeniden yazımda yazar ayrım yapıyor: dokuya dokunmuyor, geri çağırmayı güçlendireni tutuyor, taşıyıcı repliği değiştireni yönetmenle konuşarak geri alıyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışYazılı bir senaryoda oyuncu metne harfiyen bağlı kalmalıdır; her ek söz bir hatadır.
Doğrusu

Bazı ek sözler sahneyi canlandırır ve karakteri derinleştirir. Yazarın işi, ek sözleri taşıyıcı repliklere dokunup dokunmadıklarına göre ayırmaktır.

Yaygın yanlışOyuncunun karakteri hissettiği her an doğaçlamaya serbesttir.
Doğrusu

Bir geri çağırmanın, bir bağlantının ya da bir dönüşümün taşıyıcı repliği değişirse, hikâyede bir bağ kopar. Bu replikler korunmalıdır.

Yaygın yanlışTaşıyıcı replikler, yazar sette olduğu sürece korunur.
Doğrusu

Yazar her zaman sette değildir. Taşıyıcı repliklerin korunması, yazarın yönetmenle önceden yaptığı bir konuşmaya bağlıdır.

Kendi sahnende

Özet

  1. Yazılı bir senaryoda doğaçlamanın değeri, nerede yapıldığına bağlıdır.
  2. Doğaçlama alanları, hikâyenin taşıyıcı repliklerine dokunmayan doku anlarıdır.
  3. Geri çağırmalar, bağlantılar ve dönüşüm repliklerinin taşıyıcı replikleri korunmalıdır.
  4. Bir ek söz bir taşıyıcı repliği güçlendirebilir; o zaman tutulabilir.
  5. Yazar taşıyıcı replikleri önceden bilmeli ve yönetmenle paylaşmalıdır.

Kendini sına

  1. «Pırıl pırıl olmuş» ek sözü neden doğaçlama alanında?
  2. «Hem de yüksek sesle» neden tutuldu?
  3. «Evet. Evet, Kerem.» neden geri alındı?

Yanıtlar

  1. Çünkü sahnenin girişindeki bir takılma; hikâyeyi taşımıyor, iki karakter arasındaki rahatlığı kuruyor. Hiçbir geri çağırmaya ya da bağlantıya dokunmuyor.
  2. Çünkü bir geri çağırmaya dokunuyor ama onu güçlendiriyor: Burcu'nun dikişleri yüksek sesle saymasını hatırlatıyor. Bağlantıyı koparmıyor, derinleştiriyor.
  3. Çünkü «Kıpırdama» repliğini, acildeki sözün geri dönüşünü siliyordu. Bir geri çağırmanın son söylenişi taşıyıcı bir replikti; oyuncunun hissi doğru olsa da, değişiklik hikâyedeki bir bağı koparıyordu.

Sonraki derse köprü

Bu sette bir repliğin değişmesi, aynı sahnenin içinde bir bağı kopardı. Ama bazen sette değişen bir replik, haftalar sonra çekilecek başka bir sahneyi etkiler. Bir sonraki ders sette değişen repliği ve onun sürekliliğe etkisini izliyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.