İçeriğe geç

20.2 · Seviye 8 · Tür ve Biçim

Önceki bölümü hatırlatmak

Yeni izleyiciye bilgi verirken eski izleyiciyi sıkmayan hatırlatma repliğini yazar

Diyalog Akademisi · Dizide Diyalog · 1.671 kelime · 26 replik · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir aile bayram sofrasında toplanmış. Bir yıl yurt dışında kalan yeğen ilk kez sofraya oturuyor ve kimse ona bir yılın özetini vermiyor. Ama yemek boyunca her şey ortaya çıkıyor. Teyze, amcanın yeni dişlerinden söz ederken «Artık sert ekmek yiyebiliyor» diyor. Kuzen, telefonunu masaya bırakırken «Yeni iş, yeni telefon» diye mırıldanıyor. Dede, boş sandalyeye bakıp bir şey demiyor. Yeğen tatlıya gelindiğinde bir yılda ne olduğunu biliyor: bir tedavi, bir iş değişikliği, bir kayıp. Kimse ona anlatmadı; her biri kendi derdini konuştu.

Sofradaki herkes bu olayları zaten biliyordu ve birbirine anlatmaya ihtiyacı yoktu. Yalnızca yeğen bilmiyordu. Bilgi ona, başkalarının kendi aralarındaki konuşmasının yan ürünü olarak ulaştı.

Önceki derste bir karakterin sesini bölümler boyunca korumayı gördük. Bu ders dizinin bir başka sorununa bakıyor: önceki bölümlerde olanları, o bölümleri izlememiş seyirciye nasıl hatırlatacağız? Ve bunu yaparken, her şeyi izlemiş seyirciyi nasıl sıkmayacağız?

Tek fikir

İyi bir hatırlatma repliği eski izleyiciye bir şey söylemez, ama yeni izleyiciye bilgi verir. Bilgi, karakterlerin bir ihtiyaçla konuşmasının içinden gelir: bilmeyen bir karakter sorar, bilen bir karakter kendi derdini konuşur, bir nesne bir olayı taşır. Kimse kimseye ikisinin de bildiği şeyi anlatmaz.

Kavram

Dizi seyircisi tek tip değildir. Bir kısmı her bölümü izlemiştir ve her ayrıntıyı hatırlar. Bir kısmı birkaç bölümü kaçırmıştır. Bir kısmı diziye bu bölümden başlamıştır. Dizi diyaloğu bu üç seyirciye birden konuşmak zorundadır. Eski izleyiciye bir olayı yeniden anlatmak onu sıkar; yeni izleyiciye hiç anlatmamak onu kaybettirir.

On birinci modülde bilgi vermenin genel kurallarını gördük: bildiğin gibi repliğinden kaçınmak, bilgiyi ihtiyaç anına bırakmak, sonucuyla çevirmek. Dizide bu kurallar bölümler arası bir boyut kazanır. Her bölüm, bir önceki bölümün bilgisinin bir kısmını taşımak zorundadır; ama bu bilgi bir özet olarak değil, bir sahnenin parçası olarak gelmelidir.

Hatırlatmanın en doğal yolu, bilmeyen bir karakterdir. Bir karakter bir süre ortadan kaybolmuştur: bir yolculuk, bir hastalık, bir izin. Döndüğünde öğrenmesi gerekir. Onun soruları ve öbürlerinin cevapları, yeni izleyiciyle aynı yerden gelir. Eski izleyici bu sahneyi sıkılmadan izler, çünkü artık bir bilgi değil, bir tepki izler: dönen karakter bu haberleri nasıl karşılıyor?

İkinci yol, bilen karakterin kendi derdini konuşmasıdır. Bir karakter önceki bölümün bir olayından etkilenmiştir ve o etkiyi taşır. Bir kırgınlık, bir minnet, bir korku. Onun bu etkiyle kurduğu cümle, olayı da hatırlatır. Eski izleyici duygunun devamını, yeni izleyici olayın kendisini duyar.

Üçüncü yol nesnelerdir. Önceki bölümden kalan bir nesne, bir olayı hiç anlatılmadan hatırlatabilir. Bir karakter bir şeyi bulur ve sorar; cevap kısa olur. Nesne seyircinin önündedir ve olayın ağırlığını taşır. Bu yol en ekonomik olanıdır, çünkü bir nesne bir paragraf yerine geçer.

Hatırlatmanın zamanlaması da önemlidir. Bir bilgiyi bölümün en başında, sahneler daha kurulmadan vermek, onu bir özet gibi duyurur. Aynı bilgiyi, ona ihtiyaç duyulan sahnenin hemen öncesinde ya da içinde vermek ise onu bir gelişme gibi duyurur. Seyirci bir şeyi tam kullanacağı anda öğrendiğinde, öğrendiğinin farkına bile varmaz. Bu yüzden yazar bir bölümü kurarken hangi hatırlatmanın hangi sahnede işe yarayacağını önceden belirler ve bilgiyi oraya taşır.

Hatırlatmanın bir de ölçüsü vardır. Her olayı hatırlatmaya gerek yoktur. Bir bölüm için hangi bilgilerin gerçekten gerekli olduğunu seçmek, hatırlatmanın kendisinden önemlidir. Gerekmeyen bilgi hatırlatılmaz; yeni izleyici onu bilmeden de bölümü izleyebilir.

Bir tehlike de hatırlatmanın her karakterde aynı biçimde yapılmasıdır. Her karakter olayı kendi sesiyle hatırlar: biri bir tarihle, biri bir duyguyla, biri bir nesneyle. Aynı olayı iki karakter farklı biçimde anarsa, seyirci hem olayı hem de karakterleri tanır.

Son olarak, bölüm başındaki «önceki bölümlerde» özetleri de bir araçtır, ama diyaloğun yükünü tamamen almaz. Özet bir hızlı hatırlatmadır; asıl bağlantı sahnelerde, karakterlerin birbirine söyledikleriyle kurulur.

Sahnede

Ozan on günlük izninden döndü. Kalem sabah. Meral masasında. Ozan'ın masasında her şey yerli yerinde, ama küçük bir yeşil tüy var.

İÇ. KALEM ODASI — SABAH. Ozan içeri girer, çantasını bırakır. Meral başını kaldırır.

MERAL

Annen?

OZAN

Patoloji temiz çıktı. Dün.

MERAL

İyi.

Ozan masasına oturur. Masanın ortasında bir yeşil tüy. Ozan tüyü iki parmağıyla kaldırır.

OZAN

Bu ne?

MERAL

Emanet. Gitti.

OZAN

Hangi emanet?

MERAL

Papağan. Tutanağı dosyada.

Ozan tüyü bir zarfa koyar, zarfın üstüne tarih yazar. Sonra sol üst çekmeceyi açar. Zımba yerinde. Pencerenin önündeki kutuyu açar. Ataşlar yerinde; not yok.

OZAN

Cemil Bey notu almış.

MERAL

Cebine koydu.

Ozan dolaba gider, Yılmaz dosyasını çıkarır. Kilitli olduğunu görür. Meral anahtarı uzatır.

OZAN

Kilitlemişsiniz.

MERAL

Kırk çıktı. Sonra yine kırk bir oldu.

Ozan dosyayı açar, sayfaları sayar. Otuz yedinciye gelince durur, imzaya bakar. Sonra dosyanın arkasındaki tutanağı okur. Uzun bir süre.

OZAN

Tuna Bey.

MERAL

Fotokopi için almış.

OZAN

Fotokopi için.

MERAL

Tutanakta öyle yazıyor.

Ozan dosyayı kapatır, dolaba koyar, kilitler. Anahtarı Meral'e geri verir. Meral almaz.

MERAL

Sende kalsın.

Ozan bilmeyen karakter ve yeni izleyiciyle aynı yerde duruyor. On gün yoktu. Ne olduğunu öğrenmesi gerekiyor ve bu ihtiyaç, hatırlatmayı doğal kılıyor. Ama Meral hiçbir şeyi anlatmıyor; yalnızca Ozan'ın sorularına, kendi kayıt sesiyle, en kısa cevapları veriyor. «Emanet. Gitti.» «Papağan. Tutanağı dosyada.» «Kırk çıktı. Sonra yine kırk bir oldu.» Yeni izleyici bu cümlelerden bir papağanın, bir kayıp sayfanın, bir bulunuşun olduğunu öğreniyor. Eski izleyici ise bu cümleleri bir özet olarak değil, Meral'in olayları nasıl kaydettiğinin bir göstergesi olarak duyuyor.

Taşıyıcı nesneler hatırlatmanın büyük kısmını yapıyor. Yeşil tüy papağanı taşıyor; Ozan onu bir zarfa koyup tarih yazıyor, kendi sesiyle. Ataş kutusunda notun olmaması, Cemil'in bir notu cebine koyduğunu hatırlatıyor; Meral'in «Cebine koydu» cevabı yalnızca bir onay. Kilitli dolap, kaybolan ve bulunan sayfanın ağırlığını taşıyor. Hiçbir olay baştan anlatılmıyor; her biri bir nesneden ve iki kısa replikten çıkıyor.

Bu bölümün kendi olayı da hatırlatmanın içine yerleşiyor. «Annen?» — «Patoloji temiz çıktı. Dün.» İki replik, birkaç bölümdür açık duran bir ipliği kapatıyor. Yeni izleyici yalnızca bir hastalığın iyi bittiğini öğreniyor; eski izleyici ameliyatı, bekleme salonunu, termosu, on günlük bekleyişi hatırlıyor. Meral'in «İyi» cevabı, ikisine de yetiyor.

Ve hatırlatmanın sonunda yeni bir şey oluyor: Meral anahtarı geri almıyor. «Sende kalsın.» Bu, eski izleyici için bir güven işareti; Ozan'ın yokluğunda olanlar onu kalemde daha önemli bir yere taşıdı. Hatırlatma sahnesi bir özet olarak kalmadı, ilişkiyi ileri götürdü.

İki sürüm

Aynı sahnenin hatırlatmayı özetle yapan hâli.

İlk taslak

MERAL

Ozan, hoş geldin. Sen yokken çok şey oldu, anlatayım. Önce Cemil Bey geldi ve senin değiştirdiğin yerleri bulamadı, ama ataşları eski yerine koyduğun için çok duygulandı.

MERAL

Sonra bir mülkiyet davasında papağan emanete geldi ve kapıyı kapat dedi, tutanağa geçirdim.

MERAL

En önemlisi, Yılmaz dosyasından otuz yedinci sayfa kayboldu, Tuna Bey'den şüphelendim, sonra bir hafta sonra Tuna Bey fotokopi için aldığını söyleyerek geri getirdi.

OZAN

Anladım, Meral Hanım. Çok olay olmuş.

Yeniden yazım

OZAN

Bu ne?

MERAL

Emanet. Gitti.

OZAN

Cemil Bey notu almış.

MERAL

Cebine koydu.

MERAL

Kırk çıktı. Sonra yine kırk bir oldu.

MERAL

Sende kalsın.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Dizi diyaloğu eski ve yeni izleyiciye aynı anda konuşur.
  2. Hatırlatma repliği eski izleyiciye bir tekrar, yeni izleyiciye bir bilgi olmamalı; ikisine de bir sahne olmalıdır.
  3. Hatırlatmanın üç yolu: bilmeyen karakterin soruları, bilen karakterin kendi derdi, taşıyıcı nesne.
  4. Her olay hatırlatılmaz; yalnızca bölüm için gerekli olan.
  5. İyi bir hatırlatma sahnesi ilişkiyi de ileri götürür.

İlk taslakta Meral bir «önceki bölümlerde» özeti okuyor. Üç olay sırayla, eksiksiz anlatılıyor; Ozan bir dinleyici, sorusu bile yok. Eski izleyici her şeyi ikinci kez duyuyor ve sıkılıyor. Meral'in sesi de kaymış: «Sen yokken çok şey oldu, anlatayım», «çok duygulandı», «Tuna Bey'den şüphelendim». Meral asla böyle uzun ve duygusal bir rapor vermez, ve asla bir şüphesini adlandırmaz. Ozan'ın «Çok olay olmuş» cevabı, sahnenin bir özet olduğunu itiraf ediyor.

Yeniden yazımda bilgi Ozan'ın ihtiyacından, nesnelerden ve Meral'in kısa cevaplarından geliyor. Hiçbir olay baştan anlatılmıyor; yeni izleyici yeterince, eski izleyici yeni bir şey duyuyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışÖnceki bölümler, bir karakterin olanları özetlemesiyle hatırlatılır.
Doğrusu

Özet eski izleyiciyi sıkar ve karakterin sesini bozar. Bilgi bir ihtiyacın, bir tepkinin ya da bir nesnenin içinden gelmelidir.

Yaygın yanlışYeni izleyici kaybolmasın diye her olay hatırlatılır.
Doğrusu

Her olay gerekli değildir. Bölüm için gerçekten gerekli bilgiyi seçmek, hatırlatmanın kendisinden önemlidir.

Yaygın yanlışHatırlatma sahnesi yalnızca bilgi vermek içindir.
Doğrusu

İyi bir hatırlatma sahnesi aynı zamanda ilişkiyi ileri götürür. Bilgi geçerken bir şey de değişmelidir.

Kendi sahnende

Özet

  1. Dizi diyaloğu eski ve yeni izleyiciye aynı anda konuşur.
  2. Hatırlatma repliği eski izleyiciye bir tekrar, yeni izleyiciye bir bilgi olmamalı; ikisine de bir sahne olmalıdır.
  3. Hatırlatmanın üç yolu: bilmeyen karakterin soruları, bilen karakterin kendi derdi, taşıyıcı nesne.
  4. Her olay hatırlatılmaz; yalnızca bölüm için gerekli olan.
  5. İyi bir hatırlatma sahnesi ilişkiyi de ileri götürür.

Kendini sına

  1. Ozan neden iyi bir hatırlatma karakteri?
  2. Sahnedeki taşıyıcı nesneler hangileri ve her biri neyi hatırlatıyor?
  3. İlk taslak Meral'i hangi bakımlardan kendine benzemeyen biri yapıyor?

Yanıtlar

  1. Çünkü on gün yoktu ve yeni izleyiciyle aynı yerde duruyor. Ne olduğunu öğrenmesi gerekiyor; bu ihtiyaç hatırlatmayı doğal kılıyor ve eski izleyici bilgiyi değil, Ozan'ın tepkisini izliyor.
  2. Yeşil tüy papağanı, ataş kutusunda olmayan not Cemil'i ve notu cebine koyuşunu, kilitli dolap kaybolan ve bulunan sayfayı hatırlatıyor.
  3. Uzun ve duygusal bir rapor veriyor («Sen yokken çok şey oldu, anlatayım», «çok duygulandı») ve bir şüphesini adlandırıyor («Tuna Bey'den şüphelendim»). Meral'in kartında böyle uzun anlatılar ve adlandırılmış duygular yok.

Sonraki derse köprü

Meral'in kısa cevapları ve Tuna'nın çay teklifi, bölümler boyunca tekrarlanan sözlerdi ve her tekrarda biraz daha şey taşıdı. Ama her tekrar kazanç değildir. Bir sonraki ders uzun sezonda aynı replikler meselesine bakıyor: kalıp sözlerin ve karakter esprilerinin zamanla nasıl aşındığına.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.