İçeriğe geç

20.1 · Seviye 8 · Tür ve Biçim

Tekrar eden karakterin sesi

Bir karakterin sesini bölümler boyunca tutarlı tutan ses kartını ve yazarlar odasında paylaşılmasını öğrenir

Diyalog Akademisi · Dizide Diyalog · 1.602 kelime · 23 replik · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir radyo programının yıllardır aynı sunucusu var. Her sabah aynı selamla açıyor, aynı kelimelerle hava durumunu okuyor, dinleyicilerin mektuplarına aynı kuru şakalarla cevap veriyor. Bir gün sunucu hastalanıyor ve yerine genç bir meslektaşı geçiyor. Genç sunucu iyi niyetli; eski sunucunun bütün kalıplarını biliyor ve onları kullanıyor. Ama dinleyiciler fark ediyor: selam doğru, şakalar doğru, ama bir şey eksik. Genç sunucu bir mektuba cevap verirken «Çok üzüldüm» diyor. Eski sunucu bu cümleyi hiç kurmazdı.

Dinleyiciler eski sunucunun sesini yıllarca dinlemişti. Bir kelimesindeki sapmayı bile duydular. Bir dizinin seyircisi de böyledir: karakterleri haftalarca, aylarca, yıllarca dinler ve onların sesini bir arkadaşın sesi gibi tanır.

Önceki modülde diyaloğu türlere göre ayarladık. Bu modül dizi diyaloğuna geçiyor ve dizinin en büyük sorunuyla başlıyor: aynı karakteri bölümler boyunca, çoğu zaman birden çok yazarın elinde, aynı sesle konuşturmak.

Tek fikir

Dizide bir karakterin sesi bölümler ve yazarlar boyunca korunmalıdır. Bunun aracı ses kartıdır: karakterin kelimelerini, cümle biçimini, asla söylemeyeceği şeyi tek sayfada toplayan ve bütün yazarların paylaştığı not. Kart karakteri dondurmaz; kaymayı yakalar.

Kavram

Onuncu modülde ses kartlarını tek bir senaryo için gördük: bir karakterin nasıl konuştuğunu dokuz satırda toplayan çalışma notu. Bir dizide bu kart bir zorunluluğa dönüşür. Bir film senaryosunu genellikle bir ya da iki yazar yazar ve karakterlerin sesleri onların kafasındadır. Bir dizide ise bölümleri farklı yazarlar yazar, sezonlar yıllar sürer ve bir karakterin ilk bölümdeki sesi, otuzuncu bölümü yazan kişi tarafından hiç duyulmamış olabilir.

Ses kayması yavaş ve sinsidir. Hiçbir bölümde büyük bir hata olmaz; her bölümde küçük bir sapma olur. Bir karakter bir bölümde bir kelimeyi farklı kullanır, bir başkasında bir cümleyi uzatır, bir başkasında hiç söylemeyeceği bir duyguyu adlandırır. Seyirci bunları tek tek fark etmeyebilir, ama birkaç bölüm sonra karakterin tanıdık gelmediğini hisseder. «Artık eskisi gibi değil» diye düşünür ve nedenini bilmez.

Kaymanın başlıca kaynağı, yazarın kendi sesidir. Yorgun bir yazar ya da karakteri yeni tanıyan bir yazar, bütün karakterlere kendi cümlelerini verir. Duygusal bir sahnede herkes aynı biçimde konuşmaya başlar. Kaymanın ikinci kaynağı hikâyenin ihtiyacıdır: bir bilgi verilmesi gerekir ve yazar onu en kullanışlı karakterin ağzına koyar, o karakterin söyleyip söylemeyeceğine bakmadan.

Dizi kitabı, yazarlar odasının ortak hafızasıdır. Yeni bir yazar odaya katıldığında önce onu okur. Bir bölüm yazılırken, bir karakterin bir şeyi bilip bilmediği, daha önce bir şey söyleyip söylemediği, hangi kelimeyi asla kullanmadığı bu kitaptan kontrol edilir. Ses kartları kitabın içinde, her karakter için ayrı bir sayfa olarak durur.

Bir dizi kartının tek kişilik bir senaryo kartından farkı, güncellenmesidir. Karakterler sezonlar boyunca değişir; bir olay yaşar, bir şey öğrenir, bir kelime kazanır ya da kaybeder. Kart bu değişiklikleri kaydeder: «Altıncı bölümden sonra bir kez bilmiyorum dedi; baskı altında.» Böylece bir sonraki yazar, değişimin nerede ve nasıl olduğunu bilir ve onu ne unutur ne de tekrarlar.

Kartla kontrol etmenin pratik bir yolu, bir bölümün taslağını bitirdikten sonra her karakterin repliklerini ayrı ayrı okumaktır. Bir karakterin bütün replikleri art arda okunduğunda, kayma hemen duyulur. Bir replik kartın «asla söylemez» satırına çarpıyorsa, ya o replik değiştirilir ya da sahnede o kelimeyi söyletecek kadar büyük bir baskı vardır ve bu baskı karta yeni bir satır olarak eklenir.

Son olarak, kart karakteri dondurmaz. Bir karakterin sesi hikâye boyunca dönüşebilir ve dönüşmelidir. Kartın işi dönüşümü engellemek değil, onu bilinçli kılmaktır. Kayma fark edilmeden olan değişimdir; dönüşüm ise yazarın seçtiği ve seyirciye gösterdiği değişimdir.

Sahnede

Bir hafta önce Meral, Yılmaz dosyasından bir sayfanın eksik olduğunu fark etmişti. Duruşma o gün ertelendi. Bugün kalem sabah sessiz. Cemil dosya diziyor. Kapı açılıyor; Tuna Bey elinde bir zarfla giriyor.

İÇ. KALEM ODASI — SABAH. Meral yazıyor. Tuna zarfı masanın kenarına bırakır, elini üstünden çekmez.

TUNA

Meral Hanım. Şey… günaydın. Bu sabah çantamı boşaltıyordum, tabii her zaman boşaltmam, ama bu sabah…

MERAL

Zarf.

TUNA

Otuz yedinci sayfa. Fotokopi için almıştım, o gün. Geri koymayı unuttum. Yani, öyle sanıyorum. Başka bir açıklaması olamaz.

Meral zarfı açar, sayfayı çıkarır, ışığa tutar. İmzaya bakar.

MERAL

Asıl.

TUNA

Asıl, evet. Fotokopisi bende. Asıl da bende kalmış.

MERAL

Saat?

TUNA

Efendim?

MERAL

Getirdiğiniz saat. Tutanağa yazıyorum.

TUNA

Dokuz… dokuzu on geçiyor, sanırım. Belki on iki.

Meral yazar. Sayfayı dosyaya koyar, dosyayı kilitli dolaba kaldırır.

TUNA

Hâkim bey… yani bunu bilecek mi?

MERAL

Tutanakta ne yazıyorsa onu bilecek.

Tuna bir an durur.

TUNA

Şey… çay söyleyelim mi?

MERAL

Söyleyelim, Tuna Bey.

Sahne bir dizinin ortasında, haftalardır tanınan iki karakterle geçiyor. İkisinin sesi de kartlarına sadık. Tuna kartındaki gibi konuşuyor: olasılıklarla, yumuşatmalarla, kendi cümlesini geri alarak. «Tabii her zaman boşaltmam», «Yani, öyle sanıyorum», «Dokuz… dokuzu on geçiyor, sanırım. Belki on iki.» Tuna kesin bir saat bile söyleyemiyor. Bu, onun sesinin çekirdeği.

Meral de kartındaki gibi konuşuyor: tek kelimeler, kayıt cümleleri. «Zarf.» «Asıl.» «Saat?» Meral bir sayfanın kaybolup bulunmasına öfkelenmiyor, rahatlamıyor, hiçbir duygu adlandırmıyor. Kartının «asla söylemez» satırına çarpacak hiçbir şey yok: «bilmiyorum» yok, «çok üzüldüm» yok. Onun yerine bir saat, bir tutanak, kilitli bir dolap.

Kartın bir başka işlevi de seriyi hatırlamak. Tuna'nın her sıkıştığında çay teklif etmesi, dizinin bölümleri boyunca biriken bir kalıp. Meral bir kez «Söyleyelim» demişti, bir kez «Söylemeyelim». Bu sefer yine «Söyleyelim, Tuna Bey» diyor ve bu tek kelime bir hüküm taşıyor: Meral, Tuna'nın açıklamasını tutanağa geçirdi ve kapattı. Seyirci bu cevabı, önceki cevaplarla karşılaştırarak okuyor.

Ve kartın bir notu daha var: Tuna'nın açıklaması doğru mu? Sahne bunu söylemiyor. Meral'in «Tutanakta ne yazıyorsa onu bilecek» cevabı da söylemiyor. Ses kartı, karakterlerin bu belirsizliği kendi sesleriyle taşımasını sağlıyor; biri olasılıklarla, öbürü kayıtla.

İki sürüm

Aynı sahnenin, karakteri yeni tanıyan bir yazarın elinden çıkmış hâli.

İlk taslak

TUNA

Meral Hanım, sayfayı buldum. Fotokopi için almıştım ve unuttum. Bu benim hatam, tamamen sorumluluğu alıyorum.

MERAL

Tuna Bey, gerçekten çok üzüldüm. Size güvenmiştim. Bilmiyorum, bunu hâkim beye nasıl açıklayacağım.

TUNA

Anlıyorum, haklısınız. Ben kendim açıklarım.

MERAL

Lütfen bir daha böyle bir şey olmasın. Bu bütün kalemi zor durumda bıraktı.

Yeniden yazım

TUNA

Otuz yedinci sayfa. Fotokopi için almıştım, o gün. Geri koymayı unuttum. Yani, öyle sanıyorum.

MERAL

Asıl.

MERAL

Saat?

TUNA

Dokuz… dokuzu on geçiyor, sanırım. Belki on iki.

MERAL

Tutanakta ne yazıyorsa onu bilecek.

TUNA

Şey… çay söyleyelim mi?

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Dizide bir karakterin sesi bölümler ve yazarlar boyunca korunmalıdır.
  2. Ses kayması yavaş ve sinsidir; kaynağı çoğu zaman yazarın kendi sesi ya da hikâyenin ihtiyacıdır.
  3. Ses kartları dizi kitabının en sık açılan bölümüdür ve bütün yazarlar tarafından paylaşılır.
  4. Bir karakterin replikleri art arda okunduğunda kayma hemen duyulur.
  5. Kart karakteri dondurmaz; değişimi bilinçli kılar.

İlk taslakta iki karakter de kaymış. Tuna kesin ve sorumluluk alan biri gibi konuşuyor: «Bu benim hatam, tamamen sorumluluğu alıyorum.» Bu, Tuna'nın kartına aykırı; Tuna hiçbir şeyi tamamen söylemez. Meral daha da büyük bir kayma yaşıyor: kartının «asla söylemez» satırındaki iki ifadeyi, «çok üzüldüm» ve «bilmiyorum», tek bir replikte söylüyor. Üstelik duygusunu adlandırıyor ve bir öğüt veriyor. İki karakter de yazarın sesiyle konuşuyor; bir yönetim toplantısındaki iki meslektaş gibi.

Yeniden yazımda iki ses kartlarına dönüyor. Tuna'nın yumuşatmaları ve Meral'in kayıt cümleleri geri geliyor. Seyirci onları tanıyor ve sahnenin ağırlığını, karakterlerin değişmeyen seslerinin içinden duyuyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBir karakterin sesi ilk bölümde kurulduktan sonra kendiliğinden korunur.
Doğrusu

Ses kayması yavaş ve sinsidir; bölümler ve yazarlar boyunca fark edilmeden olur. Bir kart ve düzenli kontrol olmadan korunmaz.

Yaygın yanlışSes kartı karakteri dondurur ve değişmesini engeller.
Doğrusu

Kartın işi değişimi engellemek değil, bilinçli kılmaktır. Dönüşüm karta yeni bir satır olarak yazılır.

Yaygın yanlışHikâyenin ihtiyacı karakterin sesinden önce gelir; bir bilgi en kullanışlı karakterin ağzına konur.
Doğrusu

Bilgiyi bir karaktere kendi sesine aykırı biçimde söyletmek, kaymanın ikinci kaynağıdır. Bilgi, onu kendi sesiyle söyleyebilecek karaktere verilmelidir.

Kendi sahnende

Özet

  1. Dizide bir karakterin sesi bölümler ve yazarlar boyunca korunmalıdır.
  2. Ses kayması yavaş ve sinsidir; kaynağı çoğu zaman yazarın kendi sesi ya da hikâyenin ihtiyacıdır.
  3. Ses kartları dizi kitabının en sık açılan bölümüdür ve bütün yazarlar tarafından paylaşılır.
  4. Bir karakterin replikleri art arda okunduğunda kayma hemen duyulur.
  5. Kart karakteri dondurmaz; değişimi bilinçli kılar.

Kendini sına

  1. Tuna'nın sahnede kartına sadık kaldığını gösteren üç replik hangisi?
  2. İlk taslakta Meral'in sesi hangi iki biçimde kaymış?
  3. Meral'in «Söyleyelim, Tuna Bey» cevabı neden yalnızca bölümler boyunca biriken bir kalıpla okunabilir?

Yanıtlar

  1. «Tabii her zaman boşaltmam», «Yani, öyle sanıyorum» ve «Dokuz… dokuzu on geçiyor, sanırım. Belki on iki.» Üçü de yumuşatma ve olasılıkla konuşan, kendi cümlesini geri alan Tuna'nın sesi.
  2. Birincisi kartının «asla söylemez» satırındaki iki ifadeyi, «çok üzüldüm» ve «bilmiyorum», söylüyor. İkincisi duygusunu adlandırıyor ve öğüt veriyor; kayıt cümlesi yerine bir yöneticinin uyarısını kuruyor.
  3. Çünkü Tuna'nın çay teklifi dizi boyunca tekrarlanmış ve Meral ona bazen «Söyleyelim», bazen «Söylemeyelim» demiş. Bu seferki cevap, öncekilerle karşılaştırıldığında bir kapanış anlamı kazanıyor: Meral açıklamayı tutanağa geçirdi ve konuyu kapattı.

Sonraki derse köprü

Meral'in «Söyleyelim» cevabı, önceki bölümleri hatırlayan seyirci için bir şey söyledi. Peki diziyi bu bölümden izlemeye başlayan biri? Bir sonraki ders önceki bölümü hatırlatmanın yollarına bakıyor: yeni izleyiciye bilgi verip eski izleyiciyi sıkmayan replikler.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.