19.6 · Seviye 8 · Tür ve Biçim
Doğaçlamaya yaslanan diyalog
Gerçekçi ve doğaçlama tabanlı yapımlarda diyaloğun nasıl hazırlandığını ve senaryoda nasıl not edildiğini öğrenir
Diyalog Akademisi · Türe Göre Diyalog · 1.614 kelime · 19 replik · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme
Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.
Açılış
Bir mahalle düğününde kayınpeder ile damadın babası aynı masaya oturtulmuş. Organizatör, ikisinin de birkaç söz söyleyeceğini önceden ayarlamış; ama ne diyeceklerini yazmamış. Yalnızca iki şey söylemiş: «Siz Ali Bey'i karşılayacaksınız. Siz de sonunda kadeh kaldıracaksınız.» Arada ne olacağı belli değil. İki adam konuşmaya başlıyor; biri futboldan açıyor, öbürü askerliğinden. Bir an gerginlik çıkıyor, sonra ortak bir tanıdık bulunuyor. Sonunda damadın babası kadehini kaldırıyor, tam organizatörün istediği yerde.
Kimse bu konuşmayı yazmadı, ama konuşma bir yere vardı. Organizatör iki şeyi sabitledi: bir başlangıç ve bir son. Arada iki insan kendi bildikleriyle, kendi sesleriyle konuştu. Ortaya çıkan şey bir senaryodan daha canlı, ama bir sohbetten daha biçimliydi.
Bu modülde diyaloğu türlerin sözleşmelerine göre ayarladık. Son ders, sözleşmesi yazarla oyuncu arasında yapılan bir üretim biçimine bakıyor: diyaloğun bir kısmını oyuncunun kurduğu, gerçekçi ve doğaçlamaya dayalı yapımlara.
Tek fikir
Doğaçlamaya yaslanan yapımda yazar replikleri değil, sahnenin iskeletini yazar: amacı, her karakterin bildiğini ve istediğini, değişmeyecek birkaç repliği. Oyuncu bu iskeletin içinde konuşur. Senaryo, oyuncuya ne söyleyeceğini değil, neyin peşinde olduğunu söyler.
Kavram
Bazı yapımlar diyaloğun bir bölümünü ya da tamamını oyunculara bırakır. Gerçekçi dramlarda, belgesel tadındaki filmlerde, bazı komedi dizilerinde oyuncular sahneyi kendi sözleriyle kurar. Bu, yazarın işini ortadan kaldırmaz; değiştirir. Yazar artık her repliği yazmaz, ama her repliğin dayanacağı zemini hazırlar.
Bu zeminin ilk parçası, üçüncü modülde gördüğümüz sahne çekirdeğidir: sahnenin uğruna var olduğu tek alışveriş. Doğaçlama yapan oyuncu bu çekirdeği bilmezse, sahne bir sohbete dağılır. Çekirdeği bilirse, ne söylerse söylesin ona doğru yürür. İkinci parça, her karakterin istediği ve bildiğidir. Oyuncuya bir amaç ve bir sır verilir; bazen öbür oyuncunun bilmediği bir sır. Doğaçlama, bu amaçların ve sırların çarpışmasından doğar.
Üçüncü parça sabit repliklerdir. İskeletin içinde birkaç replik değişmez: bir bilgiyi taşıyan, bir sonraki sahneye bağlanan ya da sahnenin vuruşu olan sözler. Bu replikler senaryoda tam olarak yazılır ve oyuncu onları olduğu gibi söyler. Geri kalanı esnektir. Sabit replikler bir yapının taşıyıcı kolonları gibidir; aradaki duvarlar oyuncuların elinde biçim alır.
Senaryoda bu yapının yazımı için tek bir kural yoktur, ama sık kullanılan bir biçim vardır. Sahne başlığından sonra, eylem satırlarıyla sahnenin amacı ve beat'leri yazılır. Her karakter için kısa bir not eklenir: ne istiyor, ne biliyor, neyi saklıyor. Sabit replikler normal replik biçiminde yazılır. Doğaçlama alanları ise bir eylem satırıyla işaretlenir: «Nazmi ile Rıfat tavla oynarken konuşur; konu Rıfat'ın zarlarıdır.» Oyuncu bu satırı okur ve konuşmayı kendisi kurar.
Sırların dağıtımı ayrı bir karardır. Bazen yazar bir bilgiyi yalnızca bir oyuncuya verir ve öbürünü habersiz bırakır. O zaman öbür oyuncunun sahnedeki şaşkınlığı oynanmış değil, gerçektir; kamera bunu yakalar. Bu yöntem dikkatli kullanılmalıdır, çünkü oyuncunun güvenini sarsabilir; ama doğru kullanıldığında sahnenin en canlı anlarını doğurur. Yazar her sırrın kimde olduğunu bir tabloda tutar ve hangi çekimde açığa çıkacağını önceden bilir. Böylece doğaçlama ne kadar serbest akarsa aksın, bilginin hikâyedeki sırası korunur.
Doğaçlamanın bir de sonrası vardır. Çekimden sonra yazar, oyuncuların söylediklerini dinler ve en iyi anları seçer. Bazen bir sonraki çekim için iskeleti düzeltir, bazen oyuncunun bulduğu bir repliği sabit replik yapar. Bu yüzden doğaçlamaya dayalı yapımlarda yazar çoğu zaman sette ve kurguda da çalışır. Diyalog bir kez yazılmaz; çekilerek yazılır.
Son olarak, doğaçlama bir kolaylık değildir. İyi doğaçlama, oyuncuların karakterleri çok iyi tanımasını gerektirir. Bu yüzden bu tür yapımlarda karakter hazırlığı uzun sürer; oyuncular karakterlerinin geçmişini, alışkanlıklarını, konuşma biçimini önceden çalışır. Yazarın asıl işi, bu hazırlığı mümkün kılan karakter notlarıdır.
Sahnede
Diyelim ki serinin bu sahnesi doğaçlamayla çekilecek. Yazar önce oyunculara şu iskeleti veriyor.
İÇ. DURAK KAHVESİ — ÖĞLEDEN SONRA. Nazmi ile Rıfat tavla oynuyor. Kerem yan masada, çayını karıştırıyor.
SAHNENİN AMACI: Kerem bir yüzüğün fiyatını öğrenmek istiyor, ama kimin için olduğunu söylemeden. Sahne Kerem'in sorusunu sorduğu anda kırılır.
NAZMİ: Oyunu kazanmak istiyor. Rıfat'ın zarlarının hileli olduğunu iddia eder; atasözleriyle konuşur. Kerem'in Burcu'yla ilgili bir şey sezdi ama söylemez.
RIFAT: Oyunu kazanmak istiyor. Sert ama sıcak; Nazmi'nin iddialarına güler. Kuyumcu bir akrabası olduğunu biliyor; bunu ancak sorulursa söyler.
KEREM: Yüzük fiyatını sormak istiyor. Üç kez sormaya yaklaşır, ikisinde vazgeçer. «Şey» ve «yani» ile konuşur.
DOĞAÇLAMA: Nazmi ile Rıfat tavla oynarken atışır. Kerem araya girmeye çalışır.
KEREM
Abi, bir yüzük… şey, yani normal bir yüzük kaça olur?
DOĞAÇLAMA: Nazmi ile Rıfat birbirine bakar. Kısa bir sessizlik. Sonra tepki.
RIFAT
Teyzemin oğlu kuyumcu. Pazartesi götürürüm seni.
Çekimden sonra kurguya giren hâli şöyle.
İÇ. DURAK KAHVESİ — ÖĞLEDEN SONRA. Tavla şakırdıyor.
NAZMİ
Bu zar hileli, Rıfat. Kırk yıldır altı-beş gelmez kimseye bu kadar.
RIFAT
Kırk yıldır sen kaybediyorsun, abi. Zarın suçu yok.
KEREM
Abi, şey…
NAZMİ
Dur, oğlum, pul kapatıyorum. Ağaç yaşken eğilir, pul da açıkken vurulur.
RIFAT
O atasözü öyle değil.
NAZMİ
Bende öyle.
KEREM
Abi, bir yüzük… şey, yani normal bir yüzük kaça olur?
Tavla durur. Nazmi zarı avucunda tutar. Rıfat Kerem'e bakar, sonra Nazmi'ye. Nazmi zarı yavaşça bırakır.
NAZMİ
Normal yüzük.
KEREM
Normal. Yani, şey, parmağa takılan.
RIFAT
Teyzemin oğlu kuyumcu. Pazartesi götürürüm seni.
İskelet oyunculara replikleri değil, peşinde oldukları şeyleri verdi. Nazmi kazanmak istiyor ve atasözleriyle konuşuyor; doğaçlamada bunu, atasözünü kendi işine göre bükerek yaptı: «Ağaç yaşken eğilir, pul da açıkken vurulur.» Bu replik iskelette yoktu; oyuncu karakteri tanıdığı için buldu. Rıfat'ın «O atasözü öyle değil» itirazı ve Nazmi'nin «Bende öyle» cevabı da öyle. İkisi de karakterlerin seslerine sadık, ama yazar onları yazmadı.
İki sabit replik değişmedi. Kerem'in sorusu, sahnenin kırıldığı an, olduğu gibi söylendi; çünkü hikâye o soruyu taşıyor. Rıfat'ın kuyumcu cevabı da; çünkü bir sonraki sahneyi kuruyor. Arada her şey oyuncuların elindeydi, ama her şey bu iki kolonun arasında kaldı.
Ve iskeletin bir notu, oyuncunun eline geçti. Nazmi'nin Kerem'in Burcu'yla ilgili bir şey sezdiği söylenmişti, ama söylememesi istenmişti. Doğaçlamada bunu bir tekrarla gösterdi: «Normal yüzük.» İki kelime; ama Nazmi'nin ne sezdiğini, Kerem'in «parmağa takılan» diye açıklamak zorunda kalması da Kerem'in ne kadar telaşlı olduğunu söylüyor. Yazar bu iki repliği çekimden sonra dinledi ve bir sonraki çekim için sabit yapmaya karar verebilir.
İki sürüm
Doğaçlamaya bırakılmış ama iskeleti eksik bir sahne.
İlk taslak
İÇ. DURAK KAHVESİ — ÖĞLEDEN SONRA. Nazmi, Rıfat ve Kerem doğaçlama sohbet eder.
NAZMİ
(doğaçlama)
Ne var ne yok?
RIFAT
(doğaçlama)
İyilik. Sen?
KEREM
(doğaçlama)
İşte, şey, idare ediyoruz.
NAZMİ
(doğaçlama)
Hava da soğudu.
Yeniden yazım
SAHNENİN AMACI: Kerem bir yüzüğün fiyatını öğrenmek istiyor, ama kimin için olduğunu söylemeden.
NAZMİ: Oyunu kazanmak istiyor. Kerem'in Burcu'yla ilgili bir şey sezdi ama söylemez.
RIFAT: Kuyumcu bir akrabası olduğunu biliyor; bunu ancak sorulursa söyler.
KEREM
Abi, bir yüzük… şey, yani normal bir yüzük kaça olur?
NAZMİ
Normal yüzük.
RIFAT
Teyzemin oğlu kuyumcu. Pazartesi götürürüm seni.
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Doğaçlamaya yaslanan yapımda yazar replikleri değil, sahnenin iskeletini yazar.
- İskeletin parçaları: sahnenin amacı, her karakterin isteği ve sırrı, sabit replikler, sahnenin sonu.
- Sabit replikler bilgiyi, geri çağırmayı ya da vuruşu korur.
- Doğaçlama alanları senaryoda eylem satırlarıyla işaretlenir.
- Diyalog çekilerek yazılır; yazar sette ve kurguda da çalışır.
İlk taslakta yazar yalnızca «doğaçlama sohbet eder» demiş. Oyuncuların bir amacı yok, bir sırrı yok, bir sabit repliği yok. Sonuç havadan sudan bir konuşma: «Ne var ne yok?», «Hava da soğudu». Oyuncular bir şey yapmaya çalışıyor, ama neyin peşinde olduklarını bilmedikleri için yalnızca konuşuyorlar. Doğaçlama bir sohbet tutanağına dönüşüyor.
Yeniden yazımda iskelet tam: sahnenin amacı, her karakterin isteği ve bildiği, sabit replikler. Oyuncular aynı özgürlüğe sahip, ama bu özgürlük bir yöne bakıyor.
Ekranda
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışDoğaçlamaya dayalı yapımda yazarın işi azdır; oyuncular diyaloğu kendileri kurar.
Yazarın işi değişir, azalmaz. Replik yazmak yerine sahnenin amacını, karakterlerin isteklerini ve sırlarını, sabit replikleri yazar.
Yaygın yanlışDoğaçlama alanı ne kadar geniş olursa sahne o kadar canlı olur.
İskeleti olmayan doğaçlama bir sohbete dağılır. Canlılık özgürlükten değil, özgürlüğün bir yöne bakmasından gelir.
Yaygın yanlışSabit replikler doğaçlamanın ruhuna aykırıdır.
Sabit replikler hikâyenin taşıyıcı kolonlarıdır. Bilgi, geri çağırma ya da vuruş taşıyan replikler değişmemelidir; aradaki duvarlar oyunculara kalır.
Kendi sahnende
Özet
- Doğaçlamaya yaslanan yapımda yazar replikleri değil, sahnenin iskeletini yazar.
- İskeletin parçaları: sahnenin amacı, her karakterin isteği ve sırrı, sabit replikler, sahnenin sonu.
- Sabit replikler bilgiyi, geri çağırmayı ya da vuruşu korur.
- Doğaçlama alanları senaryoda eylem satırlarıyla işaretlenir.
- Diyalog çekilerek yazılır; yazar sette ve kurguda da çalışır.
Kendini sına
- İskelette Nazmi için yazılan not, doğaçlamada nasıl bir replik doğurdu?
- Kerem'in sorusu neden sabit replik?
- İlk taslaktaki doğaçlama neden bir sohbete dağılıyor?
Yanıtlar
- Nazmi'nin atasözleriyle konuştuğu ve kazanmak istediği notu, «Ağaç yaşken eğilir, pul da açıkken vurulur» repliğini doğurdu. Kerem'in Burcu'yla ilgili bir şey sezip söylememesi notu ise «Normal yüzük» tekrarını. İkisi de iskelette yoktu; oyuncu karakteri tanıdığı için buldu.
- Çünkü sahnenin kırıldığı an ve hikâyenin taşıdığı bilgi: Kerem bir yüzük almak istiyor. Bu replik değişirse, sonraki sahnenin bağlantısı kaybolur.
- Çünkü oyuncuların bir amacı, bir sırrı ve bir sabit repliği yok. Yalnızca «doğaçlama sohbet eder» denmiş; oyuncular neyin peşinde olduklarını bilmedikleri için havadan sudan konuşuyor.
Sonraki derse köprü
Doğaçlama yapan bir oyuncu karakterini o kadar iyi tanır ki onun ağzına yazılmamış sözleri koyabilir. Dizi yazarlarının da aynı tanışıklığa ihtiyacı vardır, çünkü aynı karakteri bölümler boyunca birçok kişi yazar. Yeni modül dizide diyaloğa geçiyor ve ilk olarak tekrar eden karakterin sesini nasıl koruyacağımızı soruyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.